Mevlâna Câmi der:” Ya rasulallah! Ne
olaydı,Ashab-ı Kehfin köpeği gibi,senin ashabının arasında cennete girseydim.
Onun cennete,benim cehenneme gitmem nasıl reva olur? O, Ashab-ı Kehfin
köpeği;ben ise senin ashabını köpeği.”[1]
“Sohbeti nebeviye bir
iksirdir.”diyen Bediüzzaman;böylece sahabenin bu iksirden içtiğini de ifade
eder.
Elbette insanlık için rasulullahın
imtiyazı,farklılığı ne ise,sahabilerin de O’nun yanında olmasından kaynaklanan
sebeble imtiyazı da onun gibidir.
Sahabeler,özellikle dört
halife,tevrat ve İncil-de olduğu gibi,Fetih suresinin son ayetlerinde tavsif
olunmaktadırlar.
Nitekim Hz. Ömer-in İslâmdan önceki
hali ile,İslâmdan sonraki halini kıyasladığımızda aradaki fark daha zahir
görülür.
Zira onlar çarşıda-pazarda ve her
hallerinde kemalât-ı insaniyenin alasında ve zirvesindedirler.
O zamandaki doğrular ve yanlışlar ve
buna benzer işler;cennet ve cehennem ve onun arası gibi açık ve zahir idi.
Zıtlar ve zıtlıklar o derece birbirinden ayrılmış idi. Fikirler hep ahirette ve
onunla meşgul idi.
Îsar hasletine sahib olan
sahabeler,nefislerini birbirlerine,her konuda tercih ederlerdi. Fedakarlığın
doruğunda idiler.
Diğer insanların onlara
yetişememesindeki en önemli sebeblerden birisi de;bir defa;” Sübhane Rabbiyel
A’la”demekle,bütün kainatın hep bir ağızdan tesbih edişlerini görmektedirler.
Allah-ı görür gibi ibadet olan İhsan
hasletine sahib şahsiyetlerdirler.
Hadis-de:”ashabım yıldızlar
gibidirler. Onların hangisine uyarsanız,hidayete erersiniz.”
Evet.Onlar hidayet vesilesidirler.
Doğrudan hidayete götürürler.
Onlar düne hemen geçerler. Bizler
gibi bir sene bekleme mecburiyetinde kalmazlar. Zamanın mahkumu değil,zamana
hakimdirler.
Onlara yetişilmez. Çünki
kışta,sınırda nöbet bekleyenle,içerdeki hiçbir olur mu? Onlar saffı evveldir.
İslam binasının oluşumunda birinci sırayı almışlardır.
“Bir şeye sebeb olan,onu yapan
gibidir.”hakikatınca;İslâmın bu güne kadar gelmesinde onlar en büyük bir
vesiledirler.
Onlar müslüman olurken mucize
görmeden de iman ediyor,şüphede kalmıyorlardı. sarsılmaz bir imana sahiptiler
Hadiste gelen:”Ahirzaman-da beni
görmeyen ve iman getiren,daha ziyade makbuldür.”sözü umumi değil,hususi
fazilete dairdir.
Hakim en-Nişâburi sahabeleri 12
tabakaya ayırır=
1)Raşid halifeler ve onlarla beraber
ilk iman edenler. Bilhassa “Aşere-i Mübeşşere”den geriye kalan altı
sahabi.
2)Dâru’l-Erkam Ashabı. Yani Hz.
Ömer-in müslümanlığından önce iman etmiş olup,imanlarını gizleyen ve Erkam b.
Ebi’l Erkam-ın hanesinde bir araya gelenler.
3)Habeşistana hicret edenler.
4)Birinci Akabe bey’atında
bulunanlar.
5)İkinci Akabe bey’atında
bulunanlar.
6)Efendimize (SAM)Kuba’dan Medine-ye
teşriflerinden önce gelip iman eden ilk muhacirler.
7)Bedir ashabı.
8)Bedir’le Hudeybiye arasında hicret
edenler.
9)Rıdvan bey2tında bulunanlar.
10)Halid bin. Velid ve Amr İbnü-l As
gibi,Bey’atü’r-Rıdvan ile Mekke-nin fethi arasında hicret edenler.
11)Fetihden sonra müslüman
olanlar.
12)Veda haccında Allah Rasulünü
(SAM)görme şerefine ulaşan çocuklar.”[2]
Hz. Ebubekir üstün vasfından
dolayı;Tevrat’da da –Sıddık- diye tarif edilmiştir.
Ebu Zür’a er-Râzi:”Allah rasulünün
ashabından birisinde noksanlık ve kusur bulmaya çalışan birini gördüğünde,onun
zındık olabileceğine şüphe etmemelisin. Çünki rasul ve Kur’an hak olduğu
gibi,Kur’an ve Rasulün getirdikleri de haktır. Bunları bize nakleden de
sahabe-i Kiramdır. Onları kritiğe tabi tutmak isteyenler,Kitabullah ve Sünneti
iptal edebilmek için Sahabe-yi cerh masasına yatırmak istiyor demektir.
Gerçekte ise cerh ve kritiğe tabi tutulması gereken kendileridir,zira
onlar,zındıktır.”der.[3]
Hadiste:”Her kim,bir peygambere
uygunsuz söz söylerse onu öldürün. Her kimde benim ashabım hakkında uygunsuz
söz söylerse onu dövün.”[4]
“Dövün”ifadesinin “Boynunu
vurun”anlamı olduğu da söylenir.
“Ashabıma sebbetmeyin. Zira;ashabımdan
birinin bir ölçek miktarı infakına sizden birinizin Uhud dağının miktarı
infakınız muâdil olamaz.”
Sahabeler;Rasulullahın ilk
talebeleridirler. Talebelerin kıymeti,aynı zamanda öğretmenlerinin de
üstünlüğünden anlaşılır.
Üstün öğretmenin üstün
talebeleridirler sahabeler.
Âyet,Hadis ve Tüm İslâmi eserler,hep
onların faziletlerinden bahsetmektedirler.
1-4-1997
MEHMET ÖZÇELİK