Şehitlik;Peygamberlikten sonraki mertebe.
Zira;dünya hayatlarını Allah-Din-Vatan ve hak yolunda feda ettikleri için
Cenab-ı Hak tarafından verilen ulvi makam. Öyle ki;bu makamı elde den
şehid,kendini ölü bilmemekle kalmaz,hayatta olanları ölü bilir.
Şehidlik;Peygamber elinden
ölümsüzlük iksiri içenlerin makamı...
Öyle bir kahraman ki –Allah – der de
ölürler.
Kim bilir hangi cenk de,hangi yerde
ölürler.
Ey gökyüzü seyreyle,Hakkın yüce
erini.
Son nefes çiçek çiçek,gülümser de
ölürler.
Ölüp cennetlik olduktan sonra hiç
kimse bir daha dünyaya dönüp ölmek veya öldürülmek istemez. Ancak şehidler
eriştikleri yüksek kerametleri görünce dünyaya dönüp tekrar be tekrar savaşarak
şehidlik mertebesine on defa daha erişmeyi temenni ederler.
Uhud’da şehid olan Abdullah ibni Amr
için,oğlu Câbir’e Efendimiz (SAM) şöyle buyurur:”Bilir misin,Allah babanı nasıl
karşıladı? Bunu ne göz görmüş,ne kulak duymuş,ne de bir beşer tahattur
edebilmiştir. Öyle karşıladı ki tarif edilmez. Baban dedi ki:”Ya Rabbi,beni
dünyaya iade buru da,şu tatlı ölümün neşvesini arkada kalanlara da anlatayım.”
Allah:”Artık geriye dönme yok;o bir
kereydi ve artık bitti. Fakat ben,sizin durumunuzu onlara haber veririm.”buyurdu.
Sonra da aşağıdaki ayet nazil oldu.
“Allah yolunda öldürülenleri sakın
ölüler sanma,hayır (onlar) diridirler,Rableri katında rızıklanmaktadırlar.”[1]
Kur’an-ı Kerim-de:”(Sabredip de) Allah yolunda
öldürülenler için –ölüler- demeyin. Bilakis onlar diridirler,ama siz farkında
değilsiniz.”[2]
Fatiha’daki ‘Sıratı Müstakim’ sahibleri sıralanırken
bunların, Allah’ın kendilerine nimet verdiği insanlar
olarak;”Nebiler,Sıddıklar,Şehidler ve Salihler ‘[3]olduğu
ifade edilir.
Fakihler şehidi üç kısımda taksim ederler:1)Hem
dünya hemde ahiret itibariyle şehid olanlar.
2) Dünya ahkamı itibariyle şehid olanlar.
3)Ahiret ahkamı itibariyle şehid olanlar.[4]
Manevi şehidlik ise;Devasız bir hastalığa düçar olmak,sıtmadan,doğumdan,boğulmak
ve yanmaktan dolayı olan ölümlerdir.
Hak yolda gidenler,özellikle alimlerin kalemlerinin
mürekkebi,şehidlerin kanlarıyla muvazeneye gelir.
Şehidler kendilerini ölü bilmedikleri
gibi,hayattakileri ölü bilirler.
Ayette:”Eğer Allah yolunda öldürülür yada
ölürseniz,şunu bilin ki,Allahın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün
şeylerden daha hayırlıdır.”[5]
“Andolsun,ölsenizde,öldürülsenizde Allahın huzurunda
toplanacaksınız.”[6]
Şehadet büyük mükafatı netice verdiği gibi,imanın artmasına
da vesiledir.[7]
Şehidliğin bir imtihan sonucu olup,sabrın
neticesi,mükafatın başlangıcı olduğu ve mağlubiyetin bir eseri ve sonucu da
değildir.[8]
Böylece Kur’an;gerek dünya,gerekse
ahiret hayatının güven ve huzuru,hürriyet ve istiklali,şeref ve
itibarı;Allah-Din-Vatan düşmanlarıyla savaşıp üstün fedakarlık göstermeye
bağlıdır,diyor. Şehidlik bunun önemli halkasını oluşturur.
Hadiste:”Muhammedin nefsi kudret
elinde olan zatı zülcelâle kasem olsun,Allah yolunda gazaya çıkıp öldürülmeyi,sonra
tekrar hayat bulup gazada tekrar öldürülmeyi,sonra tekrar gazaya çıkıp
öldürülmeyi ne kadar isterim.”[9]
Hadiste:”İmanı olan kimsenin,fasık
bile olsa,şehidlik ücretini alacağını..”müjdelemektedir.[10]
Hadiste:”Kim Allahın kelamı yücelsin
diye mukâtele ederse,O Allah yolundadır.”[11]
Hadiste:”Şehidlerin ruhları yeşil
kuşların (Tuyûrun Hudrun) içindedir. Dilediği yerde rızkını yer.”[12]
Din-Vatan-Allah yolunda ölmesini
bilenler,Ahirette yaşamasını bilenlerdir.
İşte milletimiz vatanı ve inandığı
kutsal değerleri uğruna savaşmış,bu yolda ölmeği yaşamağa yeğ tutmuştur.
“Ölürsem şehid,kalırsam ğazi”inancı,onların şanlı zaferlerinin sırrı olmuştur.
Şehidlik ve gazilik;asil ruhlu
milletimizin benliğinde yaşayan iki yüce değerdir.
Bunun en yakın örneği Çanakkale
zaferi ve İstiklal savaşımızdır. O zamanlar,neredeyse bütün dünya Türk
milletini yok ettiğini sanıyordu. Oysa Türk anaları evlatlarına ilk sütlerini
verirken:”Ya şehid ol,ya gazi.” demişler. Bu ruhla yetişen kahraman evladlar
şahlandılar,tarihe destanlar armağan ettiler.
Evladını kaybeden ana-baba bir yıl
ağlar ve üzülür. Vatanını kaybeden milletler asırlarca ağlarlar.
Şehidlik bütün müslümanlar için
ideal olmakla beraber,Bunun da Allah’ın dilemesiyle gerçekleşen bir nasib
olduğu unutulmamalıdır. Bir müslüman için Allah’ın rızası ve şehidler için
vadettiği ulvi mertebeler karşısında elbette hayatın hiçbir değeri yoktur.
Tarihte olduğu
gibi;Çanakkale’de,Kore’de,Kıbrıs’da da Türk askeri Allah’ın görünmez
ordularıyla desteklendiği inancı ile şehidliği en ulvi mertebe sayan
gelenekleşmiş bir Dini-Ahlaki formasyonla döğüşmüştür.
Hz. Peygamberin mübarek ağzıyla
şehidliğin cennetle mükafatlandırılacağı müjdesini duyduğu zaman aşka
gelerek;”Allah Allah” diye haykıran sahabinin heyecanı aynı samimiyet ve tazeliği
ile Türk askerinde devam etmektedir. “Allah Allah” haykırışı,savaş
meydanlarında Türk saldırısının,hala gayeyi de,neticeyi de içinde taşıyan ulvi
parolasıdır.
Kur’an-ı Kerim-de:”Nusret (Yardım)
ancak Allah’ın indindedir” [13]buyurulmuştur.
Nitekim NUSRET adlı mayın gemimiz
17-Mart gecesi, daha önce mayından
temizledikleri bölgeye gizlice mayın döşemeyi başarmış. 18-mart sabahı
boğaza yüklenen düşman böylece gafil avlanmış; 6 parça büyük zırhlısının
batışını dehşetle seyretmiştir. İşte ilâhi nusret ...
Düşman kumandanlarını hayrette
bırakan manzaralar... Yer-gök ölü püskürdüğü halde gelişmeler sadece santim-
santim. Çanakkale geçinmemekte...Zira Mehmetçik et ve kemiğinden duvar örmüş,
kanını da harç yapmış. İşte ilahi terkipli bir kale...
Birinci cihan harbinde , dokuz
cephede belli bir neslin pırlanta gençlerini kaybettik. Gaziler ise savaş
sonrası eşsiz ve sefil oldular.” Yedek subay savaşı olan Çanakkale de ise;
ekserisi yüksek tahsilli yüz binlerce deli kanlı şehit verildi.Bu ilmi bir
kayıp olmuştur. ”Alimin ölümü alemin ölümüdür.”fermanınca alemler kaybettik.
Milletin boynunda şerefle taşıdığı
gerdanlık,Çanakkale Gerdanlığı...200 bin şehid incisinin canları ve kanlarıyla
dizilmiş ve oluşmuştur....
Bastığın yerleri toprak diyerek
geçme tanı.
Düşün altında binlerce kefensiz
yatanı...
Çanakkale;ehli Hilalin ehli
Salibe,hakkın batıla,ulvi ideallere sahib bir milletin basit ideal sahiblerine
hakimiyeti...Düğüne gidercesine ölümün yüzüne gülüp,ölüme gidenlerle,ölümden ve
ölmekten kaçanların buluştuğu muhteşem bir gündür...
İMAN TEKNİĞE MEYDAN OKUDU . İŞTE
ÇANAKKALE...
M.Akif şehidler abidesi için şöyle
der:
Gök kubbenin altında yatar al kan
içinde
Ey yolcu,şu topraklar için can veren
erler.
Hakkın bu veli kulları taş türbeye
girmez;
Ğufrâna bürünmüş,yalınız Fatiha
bekler.
17-3-1992
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Al-i İmran.169-170.
[2] Bakara.154.
[3] Nisa.69.
[4] Kütüb-ü Sitte.Prof.İ.Canan. 5 / 256.
[5] Al-i İmran.157.
[6] Al-i İmran.158.
[7] Nisa.74,95-96,Al-i İmran.171-174,Tevbe.52,111,Hac.58,Muhammed.4-6.
[8] Al-i İmran.140-142.
[9] Kütüb-ü Sitte.Prof.İ.Canan. 5 / 24.
[10] Age. 5 / 50.
[11] Age. 5 / 83.
[12] Age. 14 / 351.
[13] Al-i İmran.126,Enfal.10.