Başımızın üzeri,yukarısı
emin olduğundan emniyetteyiz.
Acaba,aşağımızdakiler
de bizden emin olup,emniyetteler mi?
Hadis-i Kudsi-de:”Denizin
dibindekiler insanlardan şekva edip,derler ki;”Ya
Rabbi! Şu insanlar (anarşi,fitne ve fesatlarıyla) istirahatimizin selbine (rahatımızın kaçmasına) sebeb oluyorlar.”
Alemde ve alemlerde,bizden
başka ve bizden fazla gürültü ve anarşi çıkaranlar pek o kadar bulunmamaktadır.
Olanlar da hep bizim isyanımız ve
küfran ve nisyan ve günahımızın neticesi olarak vuku bulmaktadır.
Değişmeler ve dönüşmeler;değiştirdiklerimiz
ve değiştirmelerimizin birer mahsulüdür.
Değişmeler;belli
bir istikrarda kalmayıp,halden hale değişip,dönüşmelerimizden
kaynaklanmaktadır.
Melekler belli bir kararda kalıp,değişmeye maruz değiller. Terfi olmadığı gibi,tenzil de yok. O sebeple değişim de yok. Anarşi
olmadığı gibi,bir hareket ve bereketlilik de yok.
Belli bir noktada sebat,belli
bir merkeze sabit olarak bağlanma ve bağlılık mevcut...
Sema da oturanlarla bir sözleşme ve
anlaşma yapsak,acaba sözleşmelerimiz ne olur?
Anlaşabilir miyiz?
Bir yanda onların sundukları teklifler,diğer yanda bizimkiler...
Bizim varlığımıza taraftar olmayanlar,ne derece,nereye kadar tekliflerimize taraftar
olabilirler?
Yukarıda oturan o melekler,hep
yukarıdan ve yukarılardan konuşurlar... Aşağıda oturan bizler,aşağılık
kıskacını ve zincirlerini kırdığımız nisbette
yukarılardan konuşuruz...
İşte örnekleri;Enflasyon
kaç da? Mark ve dolar kaç lira da? Şu şeylerin kilosu kaça? Bu yıl hangi
takım ligde? Kaç gol atıldı?
Hayatta yediğimiz goller mi? Şeyyy... Onları boş ver... Önemli şeyler boş
verilirken,dışındakiler ise tıka basa dolu verilmek te.. Buda ayrı bir gerçek...
İçinden çıkacağımız,daha
doğrusu çıkarılacağımız şu dünya için here türlü
hazırlığı yaparken;
Gideceğimiz yer için,oraya
layık pek bir hazırlığımız bulunmamakta. Nitekim,gideceğimiz
yerden,korktuğumuzdan da belli olmaktadır...
Bu işin orta yolu,yukarıdakilerle
barışıp,aşağıdakileri küstürmemekle olur.
Bu da fıtratın gereği olan emir ve
yasakları yerine getirip,fıtri hareket etmekten ,fıtrata uygun davranmaktan ileri gelir. Zira
fıtrat;fıtri olmayanı kabul etmez,reddeder.
Deli dana hastalığı bunu güzel bir
örneğidir. Hayvana verilen fıtri olmayan gıdalar,dengenin
bozulmasına ve deli olmasıyla kalmayıp,onu yiyende de bir dengesizlik
oluşturmasına neden olmaktadır.
Fıtrat ve fıtrilik Allah’ın
yaratması ve yönlendirmesidir. Gayrı ise ona muhalefet ve aykırılıktır.
Aksini taleb,aksine yönlenmekle oluşan
bir aksiliktir.
6-7-1996-MEHMET ÖZÇELİK