SEN HİÇ ŞEYTAN GÖRDÜN MÜ ?
Abdurrahman
Efendi inançlı ve ibadetine ihtimam gösteren bir insan idi.
O gece mübarek gecelerden,berâate vesile olacak Beraat gecesi idi. Böylece o geceyi
değerlendirecek,cemaatla ibadete iştirak edecekti. Bu
amaçla abdestini aldı. Namaza hazırlanmıştı. Yatsı ezanının
okunmasını beklemekte idi.
Komşusu Cemal ise kendisinin tam
tersine ilgisiz bir insan idi.
Ezanı beklemekte olan Abdurrahman bir anda komşusu Cemalle karşılaşır. Onunla
konuşmaya başlayan Cemal,çok da lafazan biridir.
Sürekli konuşur. Abdurrahman Bey ise sırf saygısından
ve komşuluk hürmetinden dolayı onu dinler. faydalı olabilirim düşüncesiyle
sorularını da cevaplayıp,bir şeyler anlatır.
Sohbet o kadar koyulaşmıştır ki;ne kadar bir zamanın geçtiğinden sadece Abdurrahman Bey habersizdir. Cemal ise işi önceden planladığından,o pal çerçevesinde konuşmasını bitirir.
Bu anda Cemal Abdurrahman
Beye sorar:
-Abdurrahman,sen hiç şeytan
gördün mü?
O da gayet saf ve masum bir şekilde;Allah korusun Cemal! Allah kimseye göstermesin!
Söze devam eden Cemal;işte
şeytan benim,görmediysen gör,der. Ve sebebini de açıklamaya başlar:
-Ben bu gecenin Beraat gecesi
olduğunu bildiğimden dedim ki;Bu gece beraat ve namaz
gecesi,dur ki ben şu Abdurrahmanı namazdan alıkoymak
için lafa tutayım,ibadetten alıkoyayım,dedim ve işte yaptım.
Abdurrahman
Bey ise gerçekten saatine bakar ki,epeyce de vakit
geçmiş. Yine de Cemalden ümidini kesmez ve ona;-Namaza ne zaman başlayacağını,sorar.
Cemal ise daha genç olduğunu,belki ilerde kılabileceğini söyler ve ayrılırlar.
Biri şeytanlığını yapmış onu
ibadetten alıkoymuş iken,öbürüde aldanmanın hüznünü
yaşamaktadır.
Bir şer bütün hayırların şuursuzca
ortaya çıkmasına sebeb olmakta ve bir şer
binlercesini kendisiyle meşgul edip uğraştırmaktadır. Mesela bir hırsız için hapishaneler,polisler,kilitler,kasalar ve yalanlar ile
güvensizlikler oluşmaktadır.
Bu düşünceyle Abdurrahman
Bey eve gelir. Cemalden ayrılalı 15-20 dakika ancak
olmuştur. Hanımı kendisine,Cemalin öldüğü haberini
verince önce irkilir,sonra da inanmak istemez. Çünkü daha az önce beraberlerdi.
Bu şaşkınlık ile hanımına bir
yanlışlığın olabileceğini söylerse de hanımı;gerçekten
öldüğünü,evlerinden de hala ağıtların gelmekte olduğunu söyler.
Cemal gerçekten de ölmüştür. Böylece
ölüm her şeyden insana daha yakın olduğunu bir daha göstermiş olmaktadır.
Hem ölüm ona ulaşmış,hem
de yaşı ölüme yanaşmıştır. Diyebiliriz ki;Hala ne diye
oyunda oynaştasın.
Sen ki artık ölecek
yaştasın.
31-7-2000
MEHMET ÖZÇELİK