Cenâb-ı Hakkın kudretiyle kesif
olarak yaratılan toprak;varlıklara bağrını açmış,analık yapmaktadır.
Varlıkların en üstünü olan
insan,ondan yaratılmıştır.
Varlığı ondan elde edilenler
de,varlığını onunla devam ettirmekte ve etmektedirler.
O’ndan oluşub,onunla devam eden
insan,neticede onda sonlanıp,onun bağrına yatırılmaktadır.
Topraktan her şeyi yiyen
insan,sonunda ve sonuçta yine onun tarafından yenilmekte ve tüketilmektedir.
Yani yine aslına dönmektedir.
Tevazuun yani alçak gönüllüğün
simgesi olan toprak,gurur ve kibrin simgesi olan ateşe galib gelmiştir. Zira
toprak üretirken,ateş yeyip bitirmektedir. Bir yandan içine atılan her şeyi
yeyip bitirirken,diğer yandan içine atılan tohumları bitirmekte,yeşertmektedir.
Çünkü o,su ile beraber Rahmaniyetin ve Rahimiyetin birer arşıdırlar.
Toprak hayat olup,hayata kaynaklık
etmektedir.
Cenâb-ı Hakkın isimlerinin bir çok
tecellisi toprakta gerçekleşmektedir.
Hayat ve esmâya yeryüzünde arş-lık
yapmaktadır.
Kıymetli olan toprak çok-ca
bulunmakla kıymetini gerçek olarak göstermektedir.
Bir avuç topraktan yani bir şeyden
her şey yaratılmaktadır.
Tüm sebze ve meyveler renkleri,koku
ve tatlarıyla,kalıblıklarıyla,desen ve motif gibi tüm güzelliklere kaynaklık
yapmaktadır.
Toprak bir fabrikadır. Oda öyle bir
fabrika ki;her türlü mahsulü veren bir fabrika,fabrika üreten bir fabrikadır.
Toprak kendisi tevazuundan
şeffaflığını gizlemiş,sönük bir vaziyette dururken,çok şeffaf ve saflıkları
bağrından çıkarmaktadır.
Ana kucağı,şefkat kucağı. Ümit
kaynağı. Sevgi ocağı. Canlıların sığınağı.
İnsan böyle bir kucağa müracaat
etmekte,bütün sıkıntılardan kurtulmak üzere hürriyetini orada aramakta,rahatını
orada bulmaktadır.
Toprak yük değil,yükleri almaktadır.
Toprak ülfet ve ünsiyettir. Ateş
gibi korkutucu ve ürpertici değildir.
Koca dünyayı o sırtlamış,aynanın
arka yüzü gibi tüm güzelliklerin görünmesinde ma’kes olmuştur.
Yani hayata kaynaklık yapan
toprak;hayat olan suyu bağrından fışkırtmakta,canlılara analık yapmakta ve
kucak açarak varlıklarının devamına vesile olmaktadır.
Aşağıda,ayak altında olan
toprak,yukarıları yönlendirmekte,yücelere ulvi insanları sevk etmektedir. Bunun
sırrı;fani olmaktadır.
Gerçek ve hakiki varlık;Allah-ın
varlığıdır. Böylece Allah-ın sonsuz varlığı karşısında,sonsuz yokluğunu
gösterip,onun varlığına ayna olmakla var olmuş,varlığa çıkmış,çok varlıkların
varlığına da sebeb teşkil etmiştir.
Gerçek varlık,onun da ötesinde
üstünlük ve ilahlık iddiasında bulunan şeytan,fir’avn,Karun gibiler zillet ile
giderken; Varlığını Allah-ın varlığına bağlayan,tüm kemal sıfatların zirvesinde
olan Muhammed Aleyhis-salâtu ves-selam ve diğer Peygamberler ve onların yolunda
devam edenler ise;zahiren yok olmuş görünseler bile,hakikatta
gönüllerde,hafızalarda ve gerçek varlık alemlerinde varlıklarını
sürdürmektedirler.
Böylece varlığın kendileri ve
kendilerinden kaynaklandığını söyleyenler yok olurken,yokluktan gelib,varlığını
Allah-ın varlığına dayandıranlar ise,var olmuşlardır.
Toprak varlık yolunda,varlığın bir
simgesidir.
-“Ölü toprak onlar için mühim bir
delildir. Biz ona yağmurlu hayat verdik ve ondan dane çıkardık İşte onlar
bundan yerler.”[1]
Böylece ölü olan toprak hayata su
ile kavuşmakta,hayatlılığını göstermektedir. Sebze ve meyve vermeye ancak suya
kavuşunca verebilmekte..tıpkı bedenin ruha kavuşması gibi...
“Ve her canlı şeyi sudan
yarattık...”[2]
Hadiste:”Bir kaba,köpek
banmışsa,onun temizlenmesi,yedi kere su ile yıkanmasına bağlıdır,hatta bunların
ilki toprakla olmalıdır.”[3]
Toprak en iyi temizleyicidir de...
İçine düşeni eritmekte ve üğütmektedir.
Su ve taşa[4]
annelik yapan toprak,tohumun toprak altındaki durumu[5]
ve geçirdiği inkilablarla hayata olan mazhariyeti.
Kur’an-ı Kerim-de,Mü’min;toprağı
verimli yere,kafir ve münafık ise;fena ve verimsiz toprağa benzetilmektedir.[6]
13-03-2000
. MEHMET ÖZÇELİK