Herkesin olduğu gibi hasseten aydınlarımızın veya aydın geçinenlerimizin en
fazla istifade etmesi gereken bir şahsiyettir,Bediüzzaman.
Zira elindeki aydınlatıcı esaslar ve
şifa verici reçeteleri sunmuş olması,karanlıkta
bulunan asrımızın insanına,hasta asra lüzumu bilinmesi ve uygulanması gereken
kaynaklık rolünü oynamaktadır.
Yine her kesimden,hangi
meslek erbabı olursa olsun şu bir gerçektir ki;Bediüzzaman
hazretlerinin şemsiyesi altına girip de,tesirini görmeyen,maddi veya manevi
yönden istifade etmemiş bir kişi gösterilemez.
Zira o;talebesini inişe değil,çıkışa sevk etmektedir. Yücelerde bulunan ve gezen o zat,mensublarını da yücelerde gezdirir,elinden
tutarak,bırakmaksızın,ihmal edip unutmaksızın. Elli sene sonra bile olsa...
Yeter ki,o kabiliyet,meyil ve kapasite ile beraber
samimiyet olsun...
Gezib
gittiği yerlere gitmiş bir kimse olarak şunu gördüm ki;hep
yüksekleri tercih etmiş. Mesela;İsparta,Burdur,Van
gibi beldelerde,oraların en yüksek olan dağının da,en yüksek yerine çıkmış.
Aşağıda bulunan aşağıları daha net
görmüş ve onun ızdırabıyla bir asır yanmıştır. Sırf
bu insanlar yanmasın diye... Yangından kurtardığı o insanlar teşekküre bedel,her vesile ile onu yakmaya,yandırmaya gitmişler. O ise
yanmış ama asla kül olmamış. Küllenmemiş..
küllenmişlerin küllerini silmiş,süpürmüş...
Onu bitiremeyince mahkum
etmişler. O ise zaten kaderin mahkumu. Müşahede edilmiş,belgeleri mevcuttur. Hapishanede olması gereken o zat,camide savcı tarafından görülmüş. Ancak hapishaneye geldiklerinde,secdede olduğu görülünce yanılma,göz yanılması
olarak kabul edilmiş.
Bir çok onu mahkum eden hakimler,şu anda ölümün,kaderin,vicdanının mahkumu olarak
yatmakta,Bediüzzaman ise;sürekli yükseliş de,maddenin
mahkumu kılınsa da,manen hakim durumda,hükmetmekte... İnsanları,hakimleri
de kurtarmaktadır.
Üstad Bediüzzaman;Hz.
Ali-yi kendisine üstad edinmiştir. Bir
çok noktada benzerlik yanları mevcuttur.
Hz. Ali;Hikmet
sahibidir ve mezarı meçhuldür. Bediüzzaman da Hikmet
sahibi olup,mezarı meçhuldür. Hayatta insanların
teveccühünden sıkılan bu zat,vefatından sonra dahi
istememektedir.
Celal Bayar:”Huzur yok”diyerek,huzur
aradığını,huzursuz olduğunu ifade ettiğinde;Konya hapishanesinde Bediüzzamanla beraber yatmakta olan Osman Yüksel
Serdengeçti bu söze cevaben:”Huzur bulmak isteyen,Konya hapishanesinde,Bediüzzamanın koğuşunda var,bulabilir.”demesi...
Evet,huzur
onun olduğu yerde,onun gösterdiği yönde...
“Zamanın Dili” olarak ifade edilen Bediüzzaman;zamanı
çok iyi tanımlamış,zamanı çok iyi değerlendirmiş,zamanın çarkları arasında
erimemiş,eritmemiş... İmanın nurunu,İslamın
ışığını söndürtmemiş,ne kalblerden,ne de akıllardan
sildirtmemiş...
Bütün asırların imamları bu zamanda olmalıki kâfi gelsin.Üstadın Ben
Mevlâna zamanında gelseydim,Mesnevi yazar ve onun tarzında hizmet
ederdim,demesi.hastalık umumi.onların cazibesi ise ferdi ve şahsi,yara ve
tedavi ise külli.
Bediüzzaman
14 asırdır meydana gelen problemleri çözmüş,hizmetini
tağyirde değil,tashihde yürütmüştür. Tefrik değil,umum farklılık ve fırkaları bir hakikatta
cem etmiştir...
15-3-1996
MEHMET ÖZÇELİK