“Dua bir ibadettir.İbadetin semeresi
ahirette görünür. Dünyevi maksatlar ise,namaz vakitleri gibi,dualar ibadet için
birer vakittirler. Duaların semeresi değillerdir. Mesela;şemsin tutulması Küsuf
namazına,yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir.”
Zamanı,vakti
ve kabulü ise;
“Ve keza,zalimlerin tasallutu ve belaların nüzulü
bazı hususi dualara vakittir. Bu vakitler baki kaldıkça,o namazlar,o dualar
yapılır. Eğer bu vakitlerde dünyevi maksatlar hasıl olursa,zaten nur-un ala nur
ve illa,icabet duaya iktiran etmedi,diyemezsin. Ancak,henüz vakit inkiza
etmemiş,duaya devam lazımdır,diyebilirsin.
Çünki o maksatlar duaların mukaddemesidir,neticesi
değillerdir. Cenab-ı Hakkın duaların icabetine vaadetmesi ise,icabet aynı kabul
değildir. Yani icabet kabulü istilzam atmaz. Duaya her halde cevap verilir.
Cevapsız bırakılmaz. Matluba olan is’af ise,mucibin hikmetine tabidir.
Mesela;doktoru çağırdığın zaman her halde:”Ne istersin?”diye cevap verir.
Fakat”Bu yemeği veya bu ilacı bana ver.”dediğin vakit,bazen verir,bazen
hastalığına,mizacına mülayim olmadığından vermez.”[1]
Duada ihlası kıran ve kabul edilmemeye sebeb
konusunda:”Adem-i kabul esbabından biri de,duayı ibadet kasdıyla
yapmayıp,matlubun tahsiline tahsis ettiğinden aksul amel olur.O dua ibadetinde
ihlas kırılır,makbul olmaz.”[2]
Kur’an başlı başına bir “Dua kitabı”dır.[3]
Duanın devamı konusunda;”Duanın tekrarı bir
takrirdir.”[4]
Dualar üç kısım olup;1)İnsanların kavli duaları.
2)Bitki ve ağaçların ihtiyaci duaları.
3)Varlıkların istidadi duaları.[5]
Belayı defetmede ve bid’anın kalkmasında;hastaların
duası duada müessirdir.[6]
Duaların birikimi,manevi atmosferin oluşması,iyilik
ve hayrın şerre galebesine sebeb olmaktadır.[7]
“Dua esbabı kabul dairesinde olmalı.”Yani başta
istiğfar,sonunda salavat,iki duanın arasında yapılacak dua ise makbul olur.[8]
Ve Gıyaben;
Ve cami’ dualarla;
Ve Mübarek mevkilerde;
Ve Cuma da ,hususan saat-i icabede;
Ve üç aylarda,hususan meşhur gecelerde,Ramazan ve
Kadir gecesinde,yapılan dua kabule karindir.[9]
Dua eden kişi özellikle:
“Dualar,tevhid ve ibadetin esrarına nümunedir.
Tevhid ve ibadette lazım olduğu gibi,dua eden kimse de,”Kalbinde dolaşan arzu
ve isteklerini Cenâb-ı Hak işitir.”deyip kadir olduğuna itikat etmelidir. Bu
itikat,Allah-ın her şeyi bilir ve her şeye kadir olduğunu istilzam eder.”[10]
Külli ve ciddi bir nedametle tevbe ve münacatta
bulunmak gerektir.[11]
“Şu insan,ma’bud-u Ezelinin azamet-i hitabına,hadsiz
kalblerden ve dillerden çıkan sesler,dualar,zikirler ile mukabele ediyor. O
sesler,dualar,zikirler birbirine tesanüd ederek ve birbirine yardım edip
ittifak ederek öyle geniş bir surette ma’bud-u ezelinin ulûhiyetine karşı bir
ubudiyet gösteriyor ki,güya küre-i arz kendisi o zikri söylüyor,o duayı ediyor
ve aktarıyla namaz kılıyor.” [12]
İnsanın vazife konusunda;
“Ferşten arşa,ezelden ebede kadar en geniş
dairelerde insanın vazifesi,yalnız duadır.”[13]
İnsan”İnfial,sual,dua cihetiyle Rahman-ı Rahimin
aziz bir misafiridir.”[14]
“Velilerin himmetleri,imdatları manevi fiilleriyle
feyiz vermeleri hali veya fiili bir duadır.”[15]
Kur’an-ın şefaatçı yapılıp,41 Yasin-in okunmasıyla
yağmursuzluk tılsımının açılmasına vesile olur.[16]
Sekine;muhafazaya vesile bir dua[17],Celcelutiye
Bediüzzaman-ın 30 senelik bir virdidir.[18]
“Hz. Yunuz İbn-i Metta ala nebiyyina ve
aleyhis-salatu ves-selamın münacatı,en azim bir münacattır ve en mühim bir
vesile-i icabe-i duadır.”[19]
“Ya Rabbi!Sensin ilah,senden başka yoktur ilah.
Sübhansın ,bütün noksanlardan münezzehsin,yücesin. Doğrusu kendime
zulmettim,yazık ettim.Affını bekliyorum Rabbim!”[20]
Sabır kahramanı Hz. Eyyüb Aleyhisselam-ın şu
münacatı hem mücerreb,hem te’sirlidir”[21]
“Ya Rabbi!Bu dert bana iyice dokundu. Sen
merhametlilerin en merhametli olanısın”[22]
“Ya Rabbi!Şeytan bana bir yorgunluk ve işkence
dokundurdu.”[23]
“Evet, salavatın manası Rahmettir. Ve o zihayat
mücessem Rahmete rahmet duası olan salavat ise,o Rahmeten lil-Aleminin vüsulüne
vesiledir.”[24]
Ona cami dualarla yalvarmakta büyük bir huşu vardır.[25]
Ayet:”De ki:” Duanız olmazsa Rabbim size ne diye
değer versin ki?(Ne ehemmiyetiniz var?)”[26]
“Sebeb-i hilkati alemin biriside duadır.
Yani,kainatın hilkatinden sonra,başta nev-i beşer ve onun başında alem-i İslam
ve onun başında Muhammed-i Arabi Aleyhis-Salatu Ves-Selamın muazzam olan
duası,bir sebeb-i hilkat-ı alemdir.”[27]
“Birisi kendine bir erkek evlat ister. Cenâb-ı
Hak,Hazret-i Meryem gibi bir kız evladını veriyor. Duası kabul
olunmadı,denilmez.”Daha evla bir surette kabul edildi.”denilir. Hem bazen kendi
dünyasının saadeti için dua eder. Duası ahiret için kabul olur.” Duası
reddedildi.”denilmez. Belki,”daha enfa bir surette kabul edildi.”denilir. “[28]
“Dua,ubudiyetin ruhudur ve halis bir imanın
neticesidir.”,
“Eğer vermek istemeseydi,istemek vermezdi.”[29]
Üstadın 25 senedir daima en mühim duası
“Allahümmeşrah Sadri lil iman vel İslam.”(Allahım!Göğsümü iman ve İslâma aç.)[30]
“Bu mübarek Ramazanı şerifteki dualar,ihlas bulunmak
şartıyla İnşaallah makbuldür.”[31]
Cevşen ve Evrad-ı Bahaiyyenin tesiri azimdir.”[32]
“Üstadımız Muhacir Hafız Ahmed Efendiye dedi ki;sen
41 Yasin-i Şerif oku, M. H. Ahmed Efendi bir kamışa okudu,o kamışı suya
koydular,daha yağmur alameti görünmezken ikindi namazı vaktinde... söylediği
üzere Yasin-ler tılsımı açıb o gecede yağdı.”[33]
Dua;her kapalı kapıyı açan bir tılsım,bir şifredir.[34]
13-03-2000
MEHMET
ÖZÇELİK
[1] Mesnevi-i Nuriye.205-506.
[2] Age.206.
[3] Age.210,218,Şualar.205.
[4] M. Nuriye.210,218.
[5] Age.216,Mektubat.277,258,Lem’alar.122,Asa-yı Musa.57,Sözler.330.
[6] Le^’alar.95,202 (17. deva)
[7] Şualar.263.
[8] Mektubat.258.
[9] Age.258.
[10] M.Nuriye.78,104.
[11] Age.153.
[12] Age.150.
[13] Age.97.
[14] Age.202.
[15] Age.219.
[16] S.T.Gaybi.18-20,57,Kastamonu L.218.
[17] S.T.Gaybi.119.
[18] A.Badıllı-nın Tarihçesi. 2 /1102,S.T.Gaybi.119,122.
[19] Lem’alar.3.
[20] Enbiya.87.
[21] Lem’alar.6.
[22] Enbiya.83.
[23] Sad.41.
[24] Lem’alar.93-94,257.
[25] Mektubat.222,285,Lem’alar.354.
[26] Furkan.77,24.Mektub.1.Zeyl,289.
[27] Mektubat.278.
[28] Mektubat.279.
[29] Age.280.
[30] Kastamonu L.169.
[31] Age.242.
[32] Emirdağ L. 1 / 138,142-143,145,159,160,172,207, 2 / 59,119,121 ve muhtelif yerler.
[33] Osmanlıca Lem’alar.139-140,156-158.