Ahmed Feyzi Efendi’nin 1366
( + 584 = 1950) Ramazan ayında tahrir ve
tebyizini yaptığı bu eser Bediüzzaman tarafından da kabul görerek:”Mâidet-ül
Kur’an ve Hazinet-ül Bürhan”diye de isimlendirilmiştir.
Buradaki
tılsımlar Kur’an-ı Kerim-in:”bazı âyetlerinden hitab ve işaretler”dir.
Bu”Mâidet-ül
Kur’an”hakkında Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:
“Evvela:Aydın
havalisinin Hasan Feyzi’si ve Hüsrev’i ve Mehmet Feyzi’si ve Risale-i Nur’un
manevi avukatı Ahmed Feyzi’nin üç seneden beri âlimane,müdakkikane yazdığı şu
gelen istihracı gaybiyeyi ve Sikke-i Tasdik-i Ğaybiye’nin bir kuvvetli hücceti
ve şahidi bulunan şu risaleciği dikkatle mütalaa ettim. O’nun tedkikatına ve
Risale-i Nur’un kıymetini tam Hadis ile ve Ayet ile isbat etmesine karşı,hayret
ve istihsan ile:”Maşaallah,Barekallah”dedim. Fakat,bir derece tabire muhtaçtır.
Aynı hakikattır. Fakat”Said” hakkında hususan son kısmın haşiyelerinde
–şahsiyetim itibariyle haddimden yüz derece ziyade bir hüsnü zannı ile- hakikatın
sureti değişmiş...
Evet,hem
sikke-i Gaybiye,hem onun yazdığı ayetler ve hadisler müttefikan bu asırda bir
hakikatı nuraniyeye işaret ediyorlar. Ve bu asır ve bu zaman,cemaat zamanı
olduğundan,şahsı manevi hükmedebilir. Hususan manevi vazifelerde maddi
şahısların ehemmiyeti azdır. Dağlar gibi vazifeler,o zayıf şahsiyetlere
yükletilmez.
Bazı
Ayet-i kerime ve Ehadis-i şerife ahir zamanda gelecek bir müceddidi
ekberi,manayı işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin
üç vazifesinden hakikatte en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen
imanı kurtarmak ve hakaiki imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i
Nur ve şakirdlerinin şahsı manevisi tam yaptıklarından o gelecek zata dair
haberleri ve işaretleri,Risale-i Nurun şahsı manevisine hatta bazen tercümanına
da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı ihya ve Hilafeti tatbik olan çok geniş
dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almamışlar. Onların
kanaatleri,onların Risale-i Nurdan istifade cihetine faidelidir,zararsızdır.
Fakat nurun mesleğindeki İhlasa ve hiçbir şeye alet olmamasına ve dünyevi ve
manevi makâmâtı aramamasına zarar verdiği gibi,Nurların muarızları her taifenin
hususan siyasi taifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabilir. Onun için ben,bu
müdakkik kardaşımızın risaleciğinin bir kısmını ve bazı cümlelerini kaldırmakla
bir parça tadil ettim. Siz tam tadilat yapınız ve size gönderdim. Tılsımlar
mecmuasının ahirinde yazılsın. Baki kalan kısmını da,şahsıma ait kısmını
kaldırıp bakiyesini tadil ederek belki size göndereceğiz. Bu münasebetle bu
günlerde ruhuma gelen bir ihtarı,kalbimle gördüğüm bir manayı beyan edeceğim ki
kardaşım Ahmed Feyzi benden gücenmesin. Şöyle ki:
Nurların
fütuhatını kalben temaşa ederken,bazı has kardaşlarımın nurun tercümanına
verdikleri makam noktasında baktım. O makama nisbeten fütuhat az olmasından,o
makamın şerefi için bir hırs ile vazife-i ilâhiyeye karışmak gibi şekva geldi.
Binler derece şükür ve sırf rızayı ilahi noktasında bazı biçarelerin nurlarla
imanlarını kurtarmak cihetiyle binler hamd ve sena ve şükür lazımken,bir
teşekki ve sıkıntı geldi...
Sonra,mahviyet
ve terki enaniyet ve ihlası tam ile aynı vaziyete baktım,gördüm ki:O
fütuhatta,binler hamd ve sena ve teşekkür ve manevi sürur ve sevinç ruhuma
geldi. Ben o halde iken anladım ki,makâmâtı maneviye dahi mesleğimizde mevzu-u
bahis olmamalı. Eğer bazı has kardaşlarımın,hakkımdan yüz derece ziyade bana
verdikleri hassa ve hakikat olsa ve hakkım da olsa,mezkur hakikat için
bırakmağa meslek-i nuriyedeki ihlası tamme mecbur ediyor.”[1]
“Gaybı
yalnız Allah bilir.”[2] Allah bildirmedikçe elbette kimse bilemez.[3]
Allah’ın bildirmesi esastır.
Bizde
meseleye bu açıdan bakmaya çalışarak;Âyet ve Hadislerdeki mana ve işaretleri
nazarlarınıza sunmaya çalışacağız:
“Eğer
sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki,Allah sana kâfidir.”[4] (
MD )
NOT : MD = Medine de nazil olmuştur. MK = Mekke’de
nazil olmuştur manasınadır.
(Cifir hesabıyla) 1334-5 + 584 : 1918-1919. (Aldatma
ve aldatmayla iş görme tarihi.)
-“ O,seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.”[5]
(MD)
1362 / 1946. (Allah’ın o şahsa ve Mü’minlere olan
Nusreti.)
“Eğer sana hainlik yapmak isterlerse (üzülme çünkü onlar) daha önce
Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı sana imkan ve kudret
vermişti. (Nitekim Bedir savaşında onları öldürdün ve esir aldın.) Allah
(Hainlik edenleri) çok iyi bilendir, (yaptıkların da) hikmet sahibidir.”[6]
(MK)
Allah’ın,ehli
nifak,fısk ve fücurun hıyanetlerini daha önceden boşa çıkarması.
1362
/ 1946, veya 1368 / 1952.
“Korkma!dedik,üstün
gelecek olan”[7]
(MK)
1292
/ 1876. Korkulmaması,ümid tarihi...
“Kesinlikle
sensin”[8](MK)
1948
ve 1956. Galibiyeti İslâmiyenin miladi tarihleri...
“İşte
böylece (seni ve sana) inananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.”[9]
(MK)
1364
/1948. Mü’minlere necatın Hak olduğu tarih.
-“Ey
peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.”[10]
(MD)
1356
/ 1940 ,
1362 / 1946 , 1364 / 1948 .
Peygambere
ve ona tabi olan mü’minlere Allah’ın kâfi ve vâfi olması.
-“Ve
kâfir olanların sözünü alçalttı.”[11]
(MD)
1292
/ 1876. Küfrün yıkılmasının başlangıç tarihi ve
1293
/ 1877 Hidayet nurunun son zuhur tarihleridir. Ve
1938
ise dünya çapında küfrün külli hezimetini netice veren 2. Dünya savaşının
başlangıç tarihleridir.
-1316
/ 1900. Küfrün yıkılma tarihiyle beraber,son “İmam-ı Hidayetin” memuriyetinin
başlamasıyla,küfrün yıkılmaya doğru,yıkıma gidiş tarihi...
-“Elbette
sabırlı davrananlara,yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını
vereceğiz.”[12](MK)
1338
/ 1922 : 1368 / 1952...tarihleri arasında Sabr edenlere ecirlerinin verileceği
ifade edilmektedir.Ve bu tarihlerde tüm meşakkatlere sabır ve mücahede de
bulunan Nur talebelerine işaret edilmektedir. Özellikle;”1939;ezayı kâfirâneye
senelerden beri sabreden ehli imana,sabırlarının mükafatı. 1939’da başlayan
büyük harb neticesinde galibiyeti kâfirânenin erimeye başlaması mebde’ teşkil
etmekte olup 1969 ve 2019 seneleri arasında Şevket-i İslâmiye ve Süruru
mü’mininin azami hadde vüsûlünü göstermekle ve beşareti azimi vermektedir.”
-“Sabret!
Senin sabrında ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlara üzülme,kurmakta oldukları
tuzaktan dolayı sıkıntıya düşme.”[13]
(MD)
1320 / 1904 , 1372 / 1956...
tarihleri arasında sabır ile devamı emredip,mahzun olmamayı tavsiye
eder,tesellide bulunur.
-“Bugün
ben onlara,sabrettiklerinin karşılığını verdim;onlar,hakikaten muradlarına
(kurtuluşa) erenlerdir.”[14]
(MK)
1361
/ 1945 , 1371 / 1955...tarihleri arasında sabredenlerin ancak kurtuluşa
erecekleri ifade edilirken,müjdede de bulunulmaktadır. Gerek o asrın
müceddidine ve gerekse ehli imana.
-“O
halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sende sabret.”[15]
(MD)
1316
/ 1900 , 1328 / 1912...tarihlerinde iman hizmetinde azim ve sabır içerisinde
hizmete devam edilmesine işaretle hitabta bulunulmaktadır.
-“Andolsun
ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar..... sizi
imtihan edeceğiz.”[16]
(MD)
1915
ve 1926 tarihleri arasında küfrün şahlanmasına karşı mü’minlerin büyük bir
imtihana tabi tutulmalarıyla “Mücâhidin” ve “Sâbirîn” in zuhura çıkmasını
göstermektedir.
“Mücahidin”
kelimesi ise 144 adediyle “Said” kelimesine tevafukla aynı zamanda onun
“Mücahede Ordusu” na da işarette bulunulmaktadır.. ve de o cemaat o şahsiyette
temessül etmektedir.
-“Ama
bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç
şüphe yok ki Allah,iyi davrananlarla beraberdir.”[17]
(MK)
1294
/ 1878..1293 / 1877 , 1324 / 1908.. 1323 / 1907 , 1343 / 1927 , 1374 / 1958..
1373 / 1957...
“Mücahidin”den
olan Bediüzzamanın doğumundan son devam tarihine kadar devam edeceğini ve
“Muhsinin”den olan “Zümre-i Naciye” ve “Hizb-i Hidayet”e işaretle nail
olacakları ikrâmâtı ilâhiyeyi müjdelemektedir.
-“Bu,Allah’ın
inananların yardımcısı olmasından dolayıdır.”[18]
(MD)
1913
– 1912 , 1926 –1916. Bu tarihlerde Allah’ın mü’minlere olan dostluğunun tezahür
tarihlerini göstermektedir.
“Bu
ayeti kerime,1926 tarihinde haddi tuğyaninin azami derecesiyle icrayı şenaate
başlayan dalaleti Deccalane muvacehesinde ızdırabı şedideye düşen Nur
şakirdleri için himayeyi ilahiyeyi müjde vermiştir.”
(Kısmı
evvelin sonu)
KISMI SÂNİ
BAZI
HADİSLERDEKİ İŞARETLER VE DELALETLER :
1)Hadiste:ӆmmetim de
iki adam olur (olacak) ki;onlardan iri;Vehbi ilme mazhar olup,Allah’ın
kendisine hikmeti verdiği kimse olup,diğeri de;bu ümmete olan fitnesi şeytanın
fitnesinden daha şiddetli olan “Cebbar” bir kimsedir.”
Burada
Bediüzzaman Hazretlerinin ve eserlerinin hepsinin vehbi olmasıyla,kendisinin de
Allah’ın “Hakim” ismine mazhar olması meseleyi tavzih etmektedir.
“Gaylan”
ile de zalim ve cebbar bir şahsa ve onun hayatının 1930-1920 yıllarına tevafuk
eder.
2)”Öyle
bir fitne olacaktır ki;adam onda mü’min olarak sabahlar ve kafir olarak
akşamlar. Ancak Allah’ın kendisine ilim (Hikmet,marifetle) hayat verdiği kimse
müstesna...”
Burada:”Ahyâhullahu
bil ilmi” : 268 ,”El-Kürdi” :265.
3)”İslâma
hidayet kılınıp (yöneltilen) kimseye müjdeler olsun ki;onun yaşayışı (geçimi)
kifayet (ölmeyecek) derece de olup ve ona kanaat eden kanaatkar bir kimsedir.”
Bediüzzaman-da
ise bu iki hususu da müşahede etmekteyiz. Ve de bilinmektedir.
4)”Size
en cömerdden (ecved) haber vereyim mi? (yani vereyim manasında);O Allah’dır.
Ben ise Adem oğlunun en cömerdiyim.Benden sonra Adem oğullarının en cömerdi ise
bir adamdır ki;ilmi öğrenir ve ilmini neşreder. Kıyamet gününde müstakil bir
ümmet olarak ba’s olunur. Ve (o) öyle bir adamdır ki;(neticede) öldürülünceye
kadar Allah yolunda nefsini feda eder.”
1294
/ 1878 doğumu ve , 1344 / 1928. İlmi
neşriyatının en faal dönemleridir...
5)Allahım!
Muhammed âli’nin dünyada rızkını yeterli kıl...”
1294
/ 1878 – 1293 / 1877 , 1334 /1918-1333 /1917 , 1374 / 1958 – 1373 /1957...
Bediüzzaman
Hazretlerinin bütün hayatında rızkının “Kut-u Yevmiye”olması maruf ve
meşhurdur.
MÂİDE-İ KUR’AN
METNİ
1)”Yâ
eyyühel müddessir”[19]
(MK) “Ey bürünüp sarınan)
2)”Hüvellezî
caaleş-şemse diyâen”[20]
(MK) “Güneşi ışıklı... kılan O’dur.”
3)”Ve
innallahe lehâdillezine âmenû ila sırâtin müstakîm.”[21]
(MD) “Şüphesiz ki Allah,iman edenleri,kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.”
1900 , 1930 , 1980...
4)”İnnallâhe
ye’murukum en tueddul emânâti ila ehliha.”[22]
(MD) “Gerçekten Allah size,emanetleri ehil olanlara vermenizi..emreder.”
1371
/ 1955 , 1380 / 1964 , 1384 / 1968.
Vazife-i
Hilafetin cereyan edeceği tarihlerin mebde-i ve sonu...
5)”İnnes-saide
lemen cünnibel fitene velemenübtüliye fe sabere””Said,fitnelerden korunmuş
kimsedir ve belaya uğradığında sabreden kimsedir.
“Allah’a
yemin ederim ki;muhakkak Said bir zattır ki fitnelerden uzak kalacaktır. (Üç
defa) Öyle bir zattır ki,belalara maruz kalacaktır. Ve sabredecektir. Ben ona
taaccüb ediyorum. Ve o Said sakalsızdır.”[23]
2003
– 1953 1903... O zatın faaliyet ve ilminin hükümranlık tarihlerine delalet ve
işaret etmektedir.
-“Andolsun
ki,biz;”Allah’a kulluk edin”diye her millete bir peygamber gönderdik.”[24]
(MK)
1902
– 1952 , 1955 – 2005...
-“Yarattıklarımızdan,daima
hak ile doğru yolu bulan ve onunla adil davranan bir ümmet (millet) vardır.”[25]
(MK)
1997
– 1947 – 1937..
-“Size,ancak
az bir bilgi verilmiştir.”[26]
(MK)
1392
/ 1976 , 1362 / 1946.
-“Ey
Rabbimiz! Gerçek şu ki biz;”Rabbinize iman edin!”diye seslenen bir davetçiyi
(peygamberi) işittik,hemen iman ettik.”[27]
(MD)
1436
/ 2020 – 1336 / 1920 : 1386 / 1970 –
1332 / 1916 : 1382 / 1966 - 1330 / 1914
: 1380 /1964...
Veya
: Mebde-i Kıyamet;şeddesiz,Tenvinsiz...
“Fe
âmenna”,”Ve iman ettik.”,(173 eder.)
1332+173
:1505 / 2089 , 1509 / 2093 , 1559 / 2143.
-“Eğer
kulumuza indirdiklerimizden her hangi bir şüpheye düşüyorsanız,haydi onun
benzeri bir sure getirin.”[28] (MD)
1372
/ 1956 , 1316 /1900 – 1325 / 1909 – 1332 /1920.
Kur’an-ın
bu tarihlerde bütün aleme meydan okuyuşu ve
“Haydi
onun benzeri bir sure getirin.”ayeti ile de;”1880 son asırların tâğut
dalâletinin doğumu olup,”Kur’an-ın ve ondan nebean eden Risâle-i Nûrun o ruhu
habise meydan okuması...
-“De
ki:Cebrail’e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah’ın izniyle Kur’an-ı senin
kalbine bir hidayet rehberi,önce gelen kitabları doğrulayıcı ve mü’minler için
de müjdeci olarak o indirmiştir.”[29]
(MD)
1316
/ 1900 – 1362 /1946 – 1351 / 1935 , 1364 / 1948... 1946-1948 : 1379 / 1963...
ve, 1320 / 1904 – 1316 / 1900.
-“Ayakta
dururken,otururken,yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı ananlar (şöyle
dua ederler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın.”[30]
(MD)
1921 – 1970... gün be gün imanın ve İslâmın
ve Kur’an-dan lemeân eden Risâle-i Nûrun tefsirinin ve onun tesirinin etkisiyle
küfrün manevi güç ve hakimiyetiyle,küfrün manevi güç ve tesirinin sönmeye yüz
tuttukları tarihlere işaret etmektedir...
SON
SÖZ : Ahmed Feyzi Efendinin tesbitlerinden hareketle sunmaya çalıştığımız bu
tesbitlerimizde kusurlar varsa nefsimize aid olup,affola. Büyük ve önemli olan
hesablarda küçük küsurat farkları olabilir. Nazara alına.
Bediüzzamanın
dediği gibi:”Büyük adedlerde küçük kesirler,tevafuku bozmadığından küçük
kesirlerden kat’ı nazar edildi.”[31]
Hz.
Ali:”Evveli dünyadan kıyamete kadar ulum ve esrarı mühimme bize şuhud
derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun. Sözümüze şüphe edenler zelil
olur.”[32]
Hz.
Ali:”Dokuz karn (asır) sonra –Fars- yani akvam-ı şarkiyye A’rab üzerine hücum
edecek. Galebe edip,hayvan gibi a’rabı kesecek. Öyle müthiş fitneler,karanlıklı
musibetler ki;en karanlıklı gecelerden daha ziyade karanlık olacak.”
Bununla
Hulâgu fitne ve katline işaret eder. Cengizin tahribatından haber verir.
Ebced-Cifir
hesabıyla 570 yılına işaret ediyor.
Hz.
Ali:”14. asrı Muhammedi de 1349 ve Rumice 1347’de arab hurufunu terk
edip,ecnebi ve arab hurufuna İslâm içinde başlanacak. Hem umum,hem fakir ve
zengin,emir ve işçi,çoluk ve çocuk gece dersleriyle o hurâfu cebren
öğrenecekler.”
Sonra”Kim
inayeti ilâhiyeye mazhar ise Hz. Cebrâilin tabiriyle bu sekine-i Kudsiyye olan
ismi azamı Cenâb-ı Hak ona hediye eder. Onunla o zamanın şer ve fitnelerinden
kurtarır.”ve “Kim saadete mazhar ise,Said ise,şaki değilse,o ismi azam onun
boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde bir nüsha olur.” ve
“O
bid’alar ve acemi ve ecnebi hurufun intişarı zamanı olan o ahir zamanın fena
adamları bir kısım ulema-is-sû’dur ki;hırs sebebiyle batınlarını haramla
doldurmak için bid’alara yardım ve fetva verenlerdir.”Ve
“Ya
(ey) o zamana yetişen ve alimlerden olan insan! Cenâb-ı Haktan o fitnenin
şerrinden muhafaza için sana ders verdiğim ismi azam ile dua et.”Ve
“Biz
âl-i beytten her kürbet (sıkıntı) ve şiddet zamanında birer ğavs (kurtarıcı)
çıkıp imdad ediyoruz.”[33]
6
– 1 1996
MEHMET ÖZÇELİK
[1] Tılsımlar Mecmuası.168-169.
[2]Bakara.33,En’am.59,Hud.123,Nahl.77,Kehf.26,Furkan.6,Neml.65,Lokman.34,Sebe’.48,Fatır.38,Hucurat.18,Cin.26.
[3] En’am.50,Cin.10,26-28,Sebe’.14,Ra’d.8,İsra.36.
[4] Enfal.62.
[5] Enfal.62.
[6] Enfal.71.
[7] Taha.68.
[8] Taha.68.
[9] Yunus.103.
[10] Enfal.64.
[11] Tevbe.40.
[12] Nahl.96.
[13] Nahl.127.
[14] Mü’minun.111.
[15] Ahkaf.35.
[16] Muhammed.31.
[17] Ankebut.69.
[18] Muhammed.11.
[19] Müddessir.1.
[20] Yunus.5.
[21] Hac.54.
[22] Nisa.58.
[23] Sünen-i Ebi Davud. 4 / 460.
[24] Nahl.36.
[25] A’raf.181.
[26] İsra.85.
[27] Al-i İmran.193.
[28] Bakara.23.
[29] Bakara.97.
[30] Al-i İmran.191,Maidet-ül Kur’an Hadisleri için bak. Risale-i Nurun Kudsi Kaynakları. Abdulkadir Badıllı. 722*725.
[31] Lem’alar. 34,Ebced hesabı ve şifresiyle ilgili olarak bakn. Hak Dini Kur’an Dili . E. Hamdi Yazır. 1 / 153.
[32] Osmanlıca Lem’alar. B. Said Nursi. 18. Lem’a.(Ercuze-de)
[33] Age.18. Lem’a.