Sanat bir inceliktir. İnce insanların işidir.
Kabalık ve kabaların işi değildir. Fikir,hayat,ruh ve
şuur gibi duygularda inceleşmek ve derinleşmektir.
Hafifçilik sanatla
bağdaşmaz. Nitekim adamın biri günlük çıkıyor,gündemi
işgal ediyor. Kendine sanatçı diyor,sanatçı
dedirtiyor. Belki de sanatçılık oynuyor. Bu insan sanatını bir yıl yapmıyordu,yaptığı müstehcenlikti. Sanatını değil,kendini teşhir ediyor. Zaten sanatı yok ki teşhir
etsin!
Ramazanları sanatçılıktan istifa ediyordu. “ Ramazan
münasebetiyle kapalıyız.” diyordu. Yani Ramazanın kabul edemeyeceği,ondan sonra
açılarak devam ettirilecek bir sanat.? Bu nasıl bir
sanat?
Sanat dediğin her zaman sanattır. Dört ayaklıdan
sanatçı olur mu? Her ne kadar müstehcen olsa da?
Hadiste :” Ramazan gelince cennet kapıları açılır,cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincire
vurulur.”
Acaba olmaya ki;bu sanatçı
da o zincire vurulanlardan ola? Ancak bu işin cılkı çıkmıştı. Cıvık yumurta gibi. Çünki cılktı. Üç günde sanatçı oluyor,gündemi meşgul ediyor ve bir düşüş düşüyor ki; bir
daha da gıkı çıkmıyor. Sesi bazen uzaklardan;esrar ve
eroin alemlerinden veya mafya entrikalarından
gelmeye başlıyor.
Sanat odur ki;ömürlük,asırlık
ola. asırlık çınar gibi. Mimar Sinan bir gelmiş,pir gelmiş. Şimdi ise binlerden bir çıkmıyor.
Sinan akıl tezgahında ruh mayasıyla,kalb
süzgecinden geçirerek,hayal sür’atinde hareket ile madde ile manayı aynı
teknede yoğuruyordu. O engin ve zengin boyutu yakalıyordu.
Onun içindir ki; Bir sanatkâr istiyorum,estetik
ve inceliği versin.
Bir sanatkâr istiyorum; Ahlakı,güzeli
ve hayrı versin.
Bir sanatkâr istiyorum; Milleti yansıtsın. Ben olsun..biz olsun..varsa sanatı sanatını yansıtsın. Yoksa bilmem
neresini değil!
İnancını yansıtsın..inanç
yansısın..
Geçmişini,değerlerini yansıtan bir sanatçı
istiyorum. Böyle bir sanatçıyı bekliyorum. Özlüyorum. Gözlüyorum. Görüyorum...
14-3-99
MEHMET ÖZÇELİK