BU ADAMA MÜSLÜMAN DENİR Mİ?

 

         İmam-ı Azam hazretlerinin ilmi derinliğini tartışan iki grup insan,gidip hazreti imama en zor ve karışık sualler sormaya karar verdiler.Uzun bir müddet düşünerek hazırladıkları acaib suallerini de şöyle sordular:

            -Ya İmam,ne dersiniz şu adama ki bu adam cenneti istemez,cehennemden korkmaz,ölü eti yer,rükusuz,secdesiz namaz kılar,görmediği şeye şahidlik eder,fitneyi sever,hakkı istemez!Bu adam Müslüman mı,kâfir mi?...

            Ebu Hanife Hazretleri sualleri tebessümle dinleyip,cevab için hazırlanırken meclisdeki biri sabredemeyip atıldı:

            -“Böyle adama Müslüman denir mi?Baksanıza adamın yaptıkları Müslüman işine benziyor mu?”

            Hz.İmam açık seçik bir şekilde izah etti:

            -“Hiç tereddüd etmeyin bu adam müslümanın ta kendisidir.Zira,adam cenneti istemez,cennetin sahibini ister.Cehennemden korkmaz,cehennemin sahibinden korkar.Ölü eti yer;çünki balık eti yemektedir.Rükusuz,secdesiz namaz kılar.Çünki cenaze namazı kılmaktadır.Görmediğine şahidlik eder.Zira gabya iman eder,peygamberini görmediği halde görmüş gibi şahidlik etmektedir.Fitneyi sever,zira ayette çocuklarınız fitnedir,buyurulmaktadır.Hakkı istemez.Çünki ölüm hak olduğu halde ölmeyi değil yaşamayı arzu eder.

            Derler ki:

            -İmam-ı Âzam’ı zekâda da,mantıkta da geçmek kolay değil.

 

                                               **********     

           

            Ebu Hanife Hazretleri Kûfe mescidinde oturmuş ders veriyordu.Tam bu sırada içeri giren biri aceleyle imamın yanına kadar sokulup kulağına eğilerek fısıldadı:

            -Ya imam,aldığımız habere göre;Halife,Bağdattan size deve yüküyle hediyeler göndermiş,kervan yoldaymış!...

            Hazret-i İmam kısa bir tefekkürden sonra:

            -Elhamdülillah,demekle iktifa etti.

            Aradan bir müddet geçti,aynı adam bu defa da değişik bir haberle geldiYine kulağına eğildiği Ebu Hanifeye bu defa şöyle fısıldadı;

            -Ne yazık ki, bahsettiğim kervanı haramiler yolda soymuşlar,halifenin zatınıza gönderdiği hediyeleri de alıp kaçmışlar!.

            Ebu Hanifede yine kısa bir tefekkür.Ve sonunda:

            -Elhamdülillah,cümlesi.

            Her iki duruma da mâna veremeyen haberci sabredemez ve der ki:

            -Size getirdiğim her iki habere de Elhamdülillah ile karşılık verdiniz hikmeti nedir?

            Hazret-i İmam şöyle izah eder:

            -Halifenin develer yükleyerek bana hediyeler gönderdiğini işitince kalbime baktım,hiçbir sevinç eseri görmedim!Bundan dolayı sevindim,buna hamdedip elhamdülillah,dedim.Sonra gönderilen hediyelerin soyguncular tarafından alınıp kaçırıldığını duyunca anladım,bunun için Allah’a hamdedip Elhamdülillah dedim.Her iki hamdimin de sebebi budur.Varlığına da yokluğuna da ilgi duymamak!

            Derler ki:

            -Ebu Haniye’yi ilimde de,amelde de geçmek kolay iş değildir.”(A.Şahin)