Kıssa

 

Enes b. Mâlik r.a. şöyle nakleder:

"Hazret-i Ömer (r.a.) bir gece devriye gezerken, bir kafilenin konakladığını görür ve onlara karşı hırsızlık yapılmasından endişe eder. O esnada Abdurrahman b. Avf ile karşılaşır ye der ki:

''Gece devriye gezerken konaklamış bir kafileye rastladım. Gece uyuduklarında hırsızların eşyalarını çatmasından korktum. Gel beraber onların eşyalarını bekleyelim!"

Kafiledekilere yakın bir yere otururlar ve onlara bekçilik yaparlar. Fecir doğup sabah namazı vakti girince Hazret-i Ömer (r.a.) kafiledekilere namaz vaktinin girdiğini duyurur ve onların kalkmaya başladıklarını görünce yanlarından ayrılır."

Hazret-i Ali (k.v.)'den şöyle rivayet edilir: "Bir gün Hazret-i Ömer r.a.'ı sabah erkenden bir devenin sırtına binmiş vadiye doğru giderken gördüm ve kendisine nereye gittiğini sordum.

"Zekat develerinden biri kaçmış, onu yakalamaya gidiyorum!"

"Ey Ömer! Senden sonra gelecek olan halifeleri zelil ettin!"

"Sakın beni kınama ey Ali! yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak nehre düşse, kıyamet günü bunun hesabı Ömer'den sorulur. Çünkü müminlerin haklarını korumayan yöneticiye ve müminlere korku salan fâsık amire itaat yoktur!"

İslam'ın ilk yıllarında yöneticiler bu kadar özverili ve adaletli oldukları için bu çağ islam'ın altın çağı olmuştu.

 

**Kıssa

 

"Abdullah b. Ömer (r.a.), Mekke yolunda bir bedevi İle karşılaşır. Abdullah r.a. ona selam verir, bineğinden inerek onu bindirir. Başındaki sarığını da ona verir. Kafilede bulunan İbnu Dînâr, hadisenin devamını şöyle anlatır:

Abdullah b. Ömer bedeviye bütün bunları yapınca ona dedik ki:

"Allah senin iyiliğini versin! Bunlar bedevidir (çöl insanıdır); azıcık bir şey ile yetinir, memnun olurlar!"

Abdullah b. Ömer r.a. bize şu cevabı verdi:

"Bu adamın babası, benim babam Ömer b. Hattâb'ın çok yakın bir dostu idi ve onu çok severdi. Ayrıca ben, Rasûlullah s.a.v.'in «İyiliklerin en değerlisi, evladın baba dostlarına yaptığı iyiliktir!» buyurduğunu işitmiştim!"