NAR   HİKAYESİ

 

            Hükümdar,vükelası,vüzerası ile bir seyahata çıkmıştır.Şiddetli sıcak bir yaz günü idi.Yoldan geçerken rengarenk çiçekleri,yeşillikleri ile gözlerini dolduran,gönüllerini ferahlandıran bir bahçe ile karşılaştılar.

            İçinin kırmızılığı ve lezzeti dışına da vurmuş narlara bilhassa imrendiler.Hepsi içlerinden”Bu bahçede biraz dinlenebilsek,birer nar yesek de,sonra yolumuza devam etsek”diyorlardı.Bunların istekleri bahçe sahibine ayan olmuş gibi,o,hemen dışarı çıktı.”Aziz misafirler,bahçemize lütfetseniz,bir dinlenseniz de sonra yolunuza devam etseniz olmaz mı?”dedi.

            Beklediklerine,arzu ettiklerine nail olmuşların sevinci içinde padişah ve yanındakiler bahçeye girdiler.Bahçenin yeşilliği ve renkli güzellikleri,her halde bahçe sahibinin tabiatına da tesir etmiş olmalıydı ki,o pek ince,pek nazik bir insan görünüşünde bulunuyordu.O,kimin yüzüne baksa onun ne istediğini hissediyor,buna göre ikramlar tanzimine başlıyordu.

            Bir ara ev sahibi,her misafirin önüne narların renkleri iile ahenk meydana getiren tabaklar üzerinde birer nar sundu.Yine her tabakta bir bıçak,bir de temiz mendil bulunuyordu.Misafirler narları yemeye başladılar.Narların lezzetleri o kadar güzeldi ki,insan taneleri ağzına koyunca onu yutmak istemezdi.Yaz sıcağı,hararet,yeşillik,serinlik ve nar...Bu arada hükümdarın içinden kendisine hiç de yakıştırılamıyacak bir his geçti.Ne düşünse beğenirsiniz?”Bu bahçe de hükümdara yakışacak bir bahçe.Yazları iki ayımı burada geçirirsem tam dinlenmiş olurum.Bahçe sahibine filan yerdeki evleri tahsis eder,onu buradan uzaklaştırır,çoluk çocuğumu getiririm.”diye düşünür.Kalbi,duyguları,melekeleri de görüşü gibi büyük bir incelik kazanmış olan bahçe sahibi hükümdarın içinden geçenleri okuyormuş gibi duyar ve üzülür.Çünkü kurulan planlar bir zulüm planıdır.Zulme düşen bir padişah pâyidar olamazdı.İşte ev sahibi buna üzülüyordu.Hükümdarsa,ev sahibinin kendisini tanıdığının farkında bile değildi.

            Herkes önlerindeki narları yedi,ikinci postayı bekliyorlardı.Nihayet,narlar geldi,hükümdar,ikinci narı kesip aynen birinciye benzeyen tanelerini ağzına koyunca,birden bire yüzünü ekşitti,boğulacakmış gibi yutkundu,daraldı ve fena halde sıkıldı.Vücudunun her tarafında zehir yutmuş gibi bir rahatsızlık hissetti.Kendi kendine,”hayret,bu ne haldir”dedi.Sonra ev sahibine dönerek “Bunları sen deminki ağaçtan almadın mı?Bu niye böyle bozulmuş?”diye söylendi.Ev sahibi,”Hayır efendim,bizim narlara bir bozukluk yoktur.Her halde bozulan sizin kalbinizdir.Hep kendi menfaatlarını düşünen,kendi keyfi ve rahatı için başkalarının zarara uğramasını göze alan kimselerin kalbi bozulur.Kalbi bozulmuş kimseler de dünyanın en kıymetli nimetlerinden lezzet alamazlar.Yedikleri,içtikleri fitil fitil burunlarından gelir.Halbuki hep iyi şeyler düşünen,mesud insanlar,her yediklerinden ayrı bir lezzet alır ve ölünceye kadar bahtiyar olurlar.”(Sohbetler-Hatıralar-kitabından)