43-SAF SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesNisan 20th, 2019

KÂİNAT BENDE

KÂİNAT BENDE

Kâinat mı ben de yoksa ben mi kâinattayım?

Hz. Ali’nin: “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir.”

Nokta olan insan, dev kâinatı kara nokta ve girdap gibi içine almakta ve yutmakta hatta karnı bile ağrımamaktadır.

Ana karnından dünyaya bakıp değerlendiren çocuk gibi. Alemi ve alemleri, tüm kainat ve evreni aynen o çocuk gibi değerlendirmekte, bunlara anahtar deliğinden bakmaktadır.

Kâinatta nokta olan bu insan, sahilde bir kum, okyanusta bir damla olan insan vüs’ati nisbetinde anlamakta ancak idrak ve ihata edememektedir.

Sınırlı hesap makinasına sahip olan bu insan, sınırsız ve sonsuz rakamlarda işlemleri yapmakta zorlanmaktadır.

Madden bu hesapların içerisinden çıkamayan insan, sanal alemde buna çözüm üretmeye çalışmaktadır.

İnsan ruhu bu alemlerde seyahat etmeye müsait olarak yaratılmıştır.

Bedeni peşine katan ruh, duygularıyla bu alemleri keşfetmekte, aklıyla anlamakta, kalbiyle yerini harita gibi tesbit etmekte, göz penceresiyle seyredip, kulakla dinlemekte, konuşarak iletişim kurmakta, elle kucaklayıp ve ayaklarıyla mesafeleri katederek adeta duygularıyla hulâsa olan alemleri tafsil etmektedir.

Allah ile alem arasında en kapsamlı irtibat noktasıdır.

Kâinat insan noktasında cem edilmiştir.

Alem bizde gizlidir.

Bizler alemde dağınık halde bulunmaktayız.

Kenzi Mahfinin anahtarı olan insan, kendiside bilinmez bir kenzi mahfidir.

-Kâinat ilahi bir kitap, Rabbani bir hitaptır. Ve ilahi bir lafızdır.

Manası insanda mündemiç ve gizlidir.

İnsan onu okumak ve keşfetmek için var edilmiştir.

-İnsanın ilham kaynakları son nefesine kadar açıktır

Ancak imanındaki ve amelindeki zafiyet, fikrindeki sönüklük, yeme içmelerindeki haramiyet, işlediği günahlar o kanalları tıkamakta ve sekteye uğratmaktadır.

-Yavuz’un hocası İbni Kemal bir gün öğrencilerine ders verirken kendisinde bir gurur hisseder. Bunu farkeden öğrencisi hocasına sorar;

Hocam, dünyamızın kâinat içerisindeki yeri nedir.

Hoca da, böyle bir soru mu olur. Elbette hiçtirler.

Mesela Hocam, olacak olursa ne gibi olabilir.

İbni Kemal; dünyamızın kâinat içerisinde bir kum tanesi kadar olduğunu söyler.

Bunun üzerine öğrencisi adeta taşı gediğine koyarak hocasına şöyle der;

Hocam, o noktanın içerisinde kendinizin yerini gösterir misiniz?

-Terkte visal vardır. Maddeyi terk ile manaya vusul gerçekleşir.

– Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk”

-Ana karnından geldik pazara/ Kefen aldık girdik mezara.

-Kıssa: “Nefsin Adi Bir Bahanesi

Bir talebe, okula gitmediği takdirde sınıfta kalacağını bildiği için, okuluna muntazam devam ediyor ve derslerine çalışıyor. “Kaderim nasılsa öyle olur.” deyip okula devam etmeme cihetine gitmiyor.

Aynı talebe, namaz mevzuuna gelince: “Kaderimde varsa kılarım.” deyip kadere yapışıyor ve namazdan kaçıyor. Bu hâl, namaz kılmamak için nefs-i emmâre tarafından uydurulmuş adi bir bahaneden başka bir şey değildir.

Dünyaya Sığmayan İnsan

Farz-ı muhal olarak, bir insan Karadeniz’den çok daha büyük bir balık görse, bu balığın o denizin çok fevkinde diğer bir denize ait olduğuna derhal hükmedecektir.

Aynı şekilde, insanın istidatları da dünyaya sığmamakta ve bu dünya insanı tatmin etmemektedir. O hâlde bu insan balığı âhireti göstermektedir ve oraya namzeddir.

İnsandaki akıl, hafıza, göz, kulak, dil gibi terazilerle, bunların tarttıkları şeyleri mukayese ettiğimizde, terazilerden birinin tartılan şeylerden daha kıymettar olduğunu görürüz. Yani, insanın herhangi bir aletiyle kazandığı dünyevî zevk ve lezzetler, o âletin kıymetine değmiyor.

Demek ki bu teraziler yalnız bu fâni işler için verilmemiştir. O hâlde bunların yüzünü ebedî âleme çevirmemiz lâzımdır.” (M. Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

18-04-2019

No ResponsesNisan 19th, 2019

İNSAN PROJESİ

İNSAN PROJESİ

“İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.”[1] İnsan projesi uzun zaman aldı.

Zaman şeridinin yaratılıp, insanın o seride ve halkaya takılması uzun zaman aldı.

Hem alt yapısının yapılmasının lüzumu hemde son model özelliğe sahip olması, onun en sonda vücuda çıkmasına sebep oldu.

Anılmaya değer bir varlık değilken anılır oldu.

Kıymet buldu, kıymetlendirdi.

-10 yaşında olan 11 sene önce yoktu.

60 yaşındaki 61 sene öncesinde yoktu.

Ve şu anda olmayanı bir düşünün? Daha vücuda çıkmadı.

Birde yaratmanın son bulup, yaratılmayacakları düşünün?

Ezeli olan bir yaratıcının varlığında bugün var olduk.

Gerçi sonsuzun içerisinde hangi noktada olursak olalım, her noktaya da aynı uzaklıktayız demektir.

Geç kalınmış değil ancak proje ve oluşum bize göre uzun zaman almıştır.

Geç-lik ve erken-lik zaman şeridine ve bize göredir.

Benim olmamam bir kayıp olurdu ancak – haşa- Allah’ın olmaması her şeyin kaybı olurdu.

İyi ki O var imiş. Aksini düşünmek ise her şeyi bitirmektir ve yok etmektir.

-Beni yaratmak mecburiyetindemi?

Elbette hayır.

-Yaratmasaydı itiraz hakkım olur muydu?

Hak bir alacaktan ileri gelir. Benim O’ndan bir alacağım yokki hakkım olsun.

Hem olmayan bir şey nasıl itiraz etsin ve kimi kime şikayet etsin?

-Beni ihtiyaçtan veya çalıştırmak için mi yarattı?

Elbette hayır. Zaten sayısız melekleri ve iş yapacak varlıkları var.

Zaten işleri yapmayada ve onlarada  ihtiyacı yok.

O bir emirle yapar. –Ol- der her şey oluverir.

-“Emanet Mermiler

Bir asker, kendisine sayı ile teslim edilen mermileri, kumandanın izin vermediği yerlere boşuna harcadığında ceza gördüğü gibi, onları düşman askeri yerine kendi silâh arkadaşlarına karşı kullandığı takdirde ise cezası kat kat ziyade olur.

İşte, bizim ömrümüzün her bir saati veya dakikası da Allah tarafından sarfedilecek saha belirtilerek verilmiş birer mermi hükmündedir. Bu emanet mermileri malâyânî şeylere ve İslâm’ın nehyettiği sahalar­da kullanmaktan, kat’iyyetle içtinâb etmemiz icab etmektedir.

Yukarıda verilen mermi misâlini genişleterek, göz dürbününe, ceset el­bisesine ve insandaki sair cihazlara tatbik edebilirsiniz…

Başıboş Değiliz

Yüz tane koyunu olan bir adam, bunları başıboş bırakmayıp, bir çoban tutmak suretiyle onları hem başkalarının tarlasına girmekten menediyor ve hem de hırsız ellerden ve kurtlardan muhafazaya çalışıyor.

İnsanlar, değil koyunlarını, tavuklarını dahi başıboş bırakmıyorlar.

Tavukların başıboş olmayacağını bilen bir insan, nasıl oluyor da ken­disinin başıboş olduğunu zannedebiliyor?

Ve yine, tavuklarına hassasiyet gösteren insan, nasıl oluyor da Hakîm-i Zülcelâl’in, insanları başıboş bıra­kacağına ihtimal verebiliyor? “(M.Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

18-04-2019


[1] İnsan.1.

No ResponsesNisan 18th, 2019

HER ŞEY BENDE GİZLİ

HER ŞEY BENDE GİZLİ

Ben..benim..beni..bana aid..benimle..benimki..benimse?..

Benden sorulur..benim alanım..ben yoksam oda yok..benle var oldu..

Beni benden sorman ben ben degilem
Bir ben vardir bende benden içeru.

Öz..özüm..öze aid..özle..

Hadiste;Kendini bilen, Rabbini bilir.

Ben alemde bir noktayım..alem bende bir noktadır.

Hadis-i Kudside: Ben gizli bir hazine idim, mahlukatı yarattım taki kendimi bileyim ve bildireyim.

Nokta olan ben, sonsuz olan Rabbe ayna..

O kendisinde ve kendisi O’nda…

O’nun en büyük projesi olan Ben…

Hadis-i Kudside: Ben yer ve göğe sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım.

Kâinata sığmayan, ezeli ve de ebedi olan Rab, insanda mündemiçtir.

Enede bulunan Rabb..

Ene ile bilinen bir Rab..

Madde ve manasıyla enede cem olmuş bir varlık..

Kâinatın iki yüzü, tek yüz olan enede..

Ben vary a ben…

İşte o ben..

Her şeyi yutan denizlerdeki girdap ene.

Semadaki yıldızları yutan kara delik ene..

Vahid-i kıyasi olan ene.

Tam bir ölçü birimi..

Sonsuzu ölçen, -tabiri caizse- tartan ve takdir eden bir ene..

Ene-Ben ve Benlik;Şeytanı çıldırtan..ağır gelen..kontrolden çıkaran..saptıran ve sapıtan..sonradan görmüş..kaliteyi ortaya çıkaran..Ayrıştıran iyot..Sahibine dost değil rakip olan..esfele atan..kararan ve karartan..Rabden kaçan..varı yok eden..şımarık..ayyaş.. kopuk.. kömür.. zulmet..

Ene-Ben ve Benlik;A’laya yücelten,Rabbe dost olan ene..yola koyan..ebede namzet kılan..ebedi nura makes..Rabbe kaçan..Her şeyi tanıyan ve varlık siciline kaydeden..Yokluktan vücuda çıkmaya ve çıkarmaya vesile..mütevazi..değerler manzumesi.. elmas..nur..

Seni sen yapan ben…

Bendeki sen..

Sendeki ben..

Sen-li ben-li..

Kolkola senle ben..

Minallah..İlallah..

O’ndan yine O’na giden ben ve sen…

O’nda kendini bulan Ben..

-“Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!”[1]

Yevme lâ yenfe’u mâlun ve lâ benûn illâ men etâllâhe bi kalbin selîm.

O gün, ne mal fayda verir, ne oğullar ancak Allah’a selîm bir kalb ile varan başka.”[2]

-Sanma ey hâce ki senden zer-u sîm isterler. 

“Yevme la yenfe’u”da “kalb-i selîm” isterler.

Berzah-i havf u recâdan geçe gör nâ-kâm ol. 

Dem-i âhirde ne ümmîd ü ne bîm isterler. 

Unutup bildiğini ârif isen nâdân ol. 

Bezm-i vahdetde ne ilm u ne âlim isterler. 

Âlem-i bî-meh ü hurşîd ü felekde hergiz. 

Ne mühendis ne müneccim ne hakîm isterler. 

Harem-i ma’nîye bîgâneye yol vermezler. 

Âşinâ-yı ezelî yâr-ı kadîm isterler. 

Sâkin-i dergeh-i teslîm-i rızâ ol dâim. 

Ber-murâd itmeğe hizmetde mukîm isterler. 

Dergeh-i fakra varıp dirliğini arz etme. 

Anda hergiz ne sipâhî ne zaîm isterler. 

Âşık ol şerbet-i vasl ister isen kim âşık. 

Çâresiz derd arayıp renc-i elîm isterler. 

Ni’met-i zâhire dil-beste olan gürsineler. 

Müzd nân-pâreye cennât-i na’îm isterler.

Kible-i ma’nîyi fehm eylemeyen kec-revler. 

Sehv ile secde edip ecr-i ‘azîm isterler. 

Ezber et kıssa-i esrâr-i dili ey Rûhî. 

Hâzır ol “bezm-i ilâhî”de nedîm isterler.

-” Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi. “[3]

-Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur. Yavuz Sultan Selim Han.

-Ene O’na yârdır.

O Eneye Serdar ve Sertaçtır.

MEHMET ÖZÇELİK

31-03-2019


[1] Fecr.27-30.

[2] Şuara. 89.

[3] Saffat.84.

No ResponsesNisan 16th, 2019

HERŞEY İFŞA OLUYOR

HERŞEY İFŞA OLUYOR

Ahiret ve hesap günü her şeyin fâş olulp, ifşa olduğu gündür.

Allah bu ahirzamanda insanların ve toplumların kirlerini ortaya döküyor.

Allah insanlara fırsat veriyor ta ki içlerindeki gerçek niyeti fiiliyatlarıyla ortaya döksünler.

-Fransa ve avrupanın gizlemeye çalıştığı tüm kir ve lekeleri ortaya çıkıyor.

-Fetönün elli yıllık oyunu açığa çıkıyor.

-Keşke bu insanlar ölmeden pislikleri ortaya çıksa. Tıpkı, Kimse kızmasın kendimi yazdım, diyen Hasan Cemal.in yalanları gibi…

-Ve de; “ÇÖLAŞAN EVRAKLARI SATIYORMUŞ:

DPT’de grup başkanı iken Emin Çölaşan da DPT’de uzman yardımcısı olarak çalışıyordu. Bir ara baktık ki bizim bütün evraklar Cumhuriyet gazetesinde çıkmaya başladı. Evrakları kimin verdiğini bulamıyorduk. Bunun için ben bir teklifte bulundum. Bir tane gizli evrakı, var olan 4 dairemize birer harfini değiştirerek verelim. O zaman evrakları kimin sızdırdığını kolaylıkla buluruz. Evrakları dağıttık, ertesi gün Cumhuriyet gazetesinde Sosyal Planlama’ya gönderdiğimiz evrak yayınlandı. Sosyal Planlama Daire Başkanı Nevzat Yalçıntaş’a evrakın kendi dairesinden çıktığını söyledik. O da evrakın akışından hangi şubeden çıktığını tespit etti. Evrakları Çölaşan’ın çıkardığı tespit edildi. Cumhuriyet gazetesinin sahibi de Çölaşan’ın evrakları para karşılığı sattığını itiraf etti…”[1]

PKK’ya 1 milyar dollar,

Suriye’de Ayn el-Arab savaşının ilk günlerinden itibaren PKK ile yakın ilişki kurmaya başlayan BAE ve Suudi Arabistan’ın bugüne kadar terör örgütüne 1 milyar dolar kaynak aktardığı ortaya çıktı.

PKK’ya giden silah ve cephanelerde BAE ve Suudi Arabistan imzası.”[2]

-“Yunan Themanews isimli internet sitesi, CHP’li belediye başkan adayı için “Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u fetheden Yunan” başlığını attı. İmamoğlu’nun Trabzonlu olduğunu ve kökenlerinin Pontus olduğunu yazan haber sitesi, “Pontus kökenleri taşıyan ve Yunanca konuşan Konstantinapolis’in yeni belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en güçlü olduğu ve kendi adayı Binali Yıldırım’ı desteklediği İstanbul’un fatihi oldu” ifadelerini kullandı.”[3]

-Yunanistan basını zevkten dört köşe: Ayasofya’nın intikamı alındı.

-Türkiye’deki yerel seçimleri takip eden Yunan basını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İzmir, Ankara ve İstanbul’u kaybettiğini belirterek “Ayasofya’nın intikamı” manşetleri attı.

İstanbul’un henüz belirlenmeyen İBB başkanını CHP’den olduğunu belirten Yunan basını, “Türkler Ayasofya’nın intikamını aldı” şeklinde manşetler attı.[4]

-Sürekli kendisini gündemde tutarak Türkiye-yi suçlu göstermeye çalışan Ermeniler, yaptıkları zulümleri gizlemeye çalışsalar da tarih onları yalanlamaktadır.[5]

-Ermeni Patrik Genel Vekili Ateşyan, Tunceli’nin yüzde 90’ı belki dönme Ermeni’dir dedi.[6]

-Aram Ateşyan: Türkiye’de binin üstünde gizli ermeni var.[7]

FETÖ tutukluları tercihini CHP’den yana yaptı,

Fetullahçı Terör Örgütü üyelerinin de tutuklu bulunduğu Sincan ve Silivri Ceza İnfaz Kurumları yerleşkelerindeki cezaevlerinde en fazla oy CHP’ye çıktı.[8]

-Bu yapı samimi ve idealist olmayıp, münafık bir yapı olduğunu her vesile ile göstermiştir.

-FETÖ’nün Jandarma’daki imamlarından Orhan B., askerlerle ankesörlü telefondan haberleşme talimatının 2006 yılında verildiğini anlattı. Şüpheli B., FETÖ karşıtı askerlere kumpas kurularak uygunsuz görüntülerinin kayda alındığını ve internet sitesinde yayımlanarak ihraç edilmelerinin sağlandığını belirtti.[9]

-Kripto fetoculer devrede.

-Dağdan gelen destek gayet açıktır, gizlenmemiştir.[10]

-PKK İSİM VERMEDEN MİLLET İTTİFAKINA YENİ MESAJ GÖNDERDİ

PKK sözde yöneticisi Ronahi Serhat; “Türkiye ve Kürdistan halklarına” diyrerek yaptığı açıklamada seçimlerde açık bir şekilde desteklediği Millet İttifakına ve terör örgütü yandaşlarına “Bu iktidar yıkılmalı” mesajı gönderdi. Terör örgütü PKK “Bu yerel seçim sonuçlarıyla her şey hal olmuyor.” diyerek terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması için başlatılan açlık grevleri ve tutuklu olan teröristlere destek olunması çağrısı yaptı. [11]

İşte gör, PKK ağzı Yahudi ağzı,

-Vadedilmis toprakların piyonları.[12]

-Kim kime verdiğinin hesabını ve sorgusunu yapsın. Neymiş bedeli görsün. İşte İşte Chp’nin gerçek yüzü ! Torbalı belediye başkanı İsmail Uygur’un ilk icraatı , Torbalı Meydanında bulunan Şehit Ömer Halisdemir’in resmini sökmek oldu ! Bir mesaj bu değilmi?[13]

-Davutoğlu-nun tercihi neticesinde eğer mit müsteşarı Hakan Fidan milletvekili olup görevinden alınarak, yerine başka birinin tayin edilmesi halinde 15 temmuz işgal ve darbesi başarılı olabilirdi.

Erdoğan’ı başarılı kılan genelde uygun yere uygun kişileri atamasıdır.

Davutoğlu çok büyük yanlış yaptiydi.

Erdoğan’ın müdahalesiyle yanlıştan dönüldü.

-İnançlı insanların elleri ve dillerinin bağlanması menfi insanların ve Adnan Oktar gibilerin gelişip büyümesine ve de taraftar bulmasına neden oluyor.

-”Dersim Tunceli bölgesi çok karışık bir halde eşkiya hareketleri ile çalkalanıyordu. Hükümet askeri bir kuvvetle oraya giderek tertibat yapmasını Mare­şale bildirmiş. Erzurumda da askerlerin isyan ettiğini, subayların Bayburt a kaçtıklarını duymuştuk. Mareşal beni çağırtarak şu emri verdi.
«— Erzurum-daki piyade alayını Tunceli harekâtına götürmek bahanesi ile burava istedim. Yarından itibaren her gün bir taburu gelecek. Çavuşlar kumandasında yola
çıkarıldılar. Buradaki alaydan hazırlanan bir bölükle bir makinalı tüfek ve bir dağ topunu yarın sabah emrinize alarak Erzurum yolunun şehre girdiği cirit meydanının
beşyüz metre kadar kuzeyinde bağlar arasındaki çukurlara gizlice yerleştireceksiniz. Başka bir tabur mızıka takı­mı ile gelenleri cirit meydanında karşılayacak. Ben de sonra gelirim. Erzurum dan gelecek tabur isyan eder ateş patlarsa siz üzerlerine ateş, açarak onları İMHA edeceksiniz. Eğer birşey yapmayıp dize gelirlerse sizin vazifeniz bitmiş olacak. Yani ve öbür gün’ ‘gelecek olan taburlara karşı da aynı tertibi kullanacaksınız ariladmızmı… ?»
«— Anladım efendim…” [14]

-”Tunceli bölgesi ötedenberi bir şekavet yatağı idi.
Meşrutiyet in ilânından sonra bölgedekiler şakiliği bir hayli artırmışlar, bunun sonunu getirmenin de zamanı gelmişti.”[15]

*”İTTİHAT ve TERAKKİ cemiyeti iktidarı ele aldığı vakit Ahmet İzzet Paşa gibi değerli bir kumandanı kenara çekerek Enver Bey i General olarak Onun yerine geçirmesi geııç ordu mensuplan arasuıda fena KARŞILANMADI.
Enver in hamiyetine, vatanperverliğine, muntazam çalış­masına ve CESARETİNE bir diyecek yoksa da memleket idaresi için tecrübesi yok. Anadoluyu ve Arap ülkelerini
bilmez. Kendisi kısa bir süre için de olsa Genelkurmay ikinci Başkanlığı veya Bakan yardımcılığı gibi büyük devlet iş­lerinde bulundurularak devlet idaresinde yetiştirilmiş olsaydı hem kendisi hem de devlet bilinen akibete uğramazdı.”
[16]

-Türkiye’de hırsızdan daha çok, hırsıza yardım eden var. Hırsızda ondan destek ve güç almakta ve hırçınlık yapmaktadır. İşte o destek;

-O da kapıyı açık bırakmasaydı, açık bırakırsan böyle olur, hırsızı günaha sokuyorlar. Çaldırmasaydın…

-Oda yetmiyor. Bu seferde; -Neyse çalmışsa çalmış, artık o onun olsun.. elinden alınmasın. Geri ona teslim edilsin..

-Peki, üstüne birde üstün sahtekârlık madalyası verilsin mi?

-Evini ve de seni soyarlarsa  öyle mi diyeceksin? Hırsızı affedip, kendini mi suçlayacaksın? Kendini mi hesaba çekecek ve çektireceksin yoksa hırsızı mı?

-Hırsızın hiç mi kabahati yok?

-Ters ve tersine çalışan bir kafa.

-Dayıdan değil, ayıdan yana alınan tavır.

Pisliği pislikle temizleme yöntemi.

Suça ortak olma mantığı.

-Yapacaksan, önce hırsızın bu bahanelerle kaçmasını engelle, mahkemeye teslim et ve cezalandır, ondan sonra tedbiren ders çıkar ve sorgula.

MEHMET ÖZÇELİK

12-04-2019


[1] Prof.Dr. Ekrem PAKDEMİRLİ – ÖZAL’IN MİRASI.

[2] https://www.yenisafak.com/dunya/pkkya-1-milyar-dolar-3466237

[3] http://m.haber7.com/dunya/haber/2850959-skandal-ifadeler-ekrem-imamoglu-istanbulu-fetheden-yunan

[4] http://m.haber7.com/dunya/haber/2848262-yunanistan-basini-zevkten-dort-kose-ayasofyanin-intikami-alindi/?detay=1

[5] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10218560775473328&id=1314454657

[6] https://www.internethaber.com/tuncelinin-yuzde-90i-donme-ermenidir-527098h.htm

[7] https://www.youtube.com/watch?v=zsjRanbZyt4

[8] https://www.yenisafak.com/secim/silivrideki-feto-tutuklulari-tercihini-chpden-yana-yapti-3464510

[9] https://www.yenisafak.com/gundem/ankesor-talimati-2006da-3454180

[10] http://video.haber7.com/video-galeri/137372-saadet-partisi-sanliurfa-adayi-cevheri-dag-pkk-bize-destek-veriyor

[11] http://www.haber7.com/guncel/haber/2849371-teror-orgutu-pkkdan-millet-ittifakina-yeni-mesaj/?detay=1

https://www.yenisafak.com/secim/melih-gokcek-80-bin-oyun-nasil-calindigini-anlatti-3465181

[12] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2395977240455009&id=1589450981107643

[13] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1319513611529268&id=137849273029047

[14] 10 YIL SAVAS 1912 -1922 V E ,S O N R A S I»-Emekli Orgeneral F A H R E T T İN ALTAY.Sh.44-45.

[15] Age.46.

[16] Age.77.

No ResponsesNisan 14th, 2019

MÜMTAHİNE SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesNisan 14th, 2019

HAŞİR SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesNisan 13th, 2019

RUHUN GÜCÜ

RUHUN GÜCÜ

-Ruhu maddi bakış ve materyalist bir gözle değerlendirmemelidir.

-Nitekim insan maddi imkanı arttıkça sahibliği, zenginliği, kümes halinden villa haline ve de çiftlik haline genişlediği gibi; ruh da aynı şekilde inbisat ettikçe, kabiliyeti geliştikçe, manen yükseldikçe, ihata alanı, kapsama alanı, gelişme alanı o nisbette gelişmektedir. Zenginleşmesi şöyle ki, tıpkı bir bilgisayara eklenen Hard diskin eklenmesiyle, terabayt arttığı, içindeki ihtiva ettikleri yükseldiği gibi, ruha eklenecek manevi terabaytlarlada sanal alemde istediği gibi gezebilir.

-Sanal alem nur olduğu içindir ki sınırı yoktur.

-Cennette herkese 500 senelik bir cennet hayatının verilmesi, ne akla aykırıdır ne Ruha çok geniş bir şey değildir.

-Ruhun alanı adeta sonsuzdur. İhatası geniştir. Kapsama alanı imanı, itikadı, inancı, ibadeti nispetinde inbisat ettikçe açılabilir açılabildiği kadar…

-Sanal alemde kopyala yapıştır, kes, vesaire ile nasılki sürekli bir şekilde her türlü işlem yapılabiliyor, maddi bir engel olmuyor.

-Ruhun önünde de geniş bir alan olup, istediği alana karşı kulaç atabilir, kanat çırpabilir, uçabilir, birçok meydanı ve hedefi geçebilir.

-Ruh da bu manada bir ölümsüzlük, bir gelişme, bir yükselme, bir büyüme ve uzama yani sonsuza kulaç atma özelliğine sahiptir.

-Dediğimiz gibi bilgisayarın hard diskini, remini yükseltdiğimiz nispette ,ruhtaki hard disk alanı, alım alanı o nisbette genişler. Kainatı böylece içerisine çok rahat alabilir. Karnı bile ağrımaz, ağır bile gelmez.

-Ebu Bekr Razi’ye (Ö. 930) göre insanı yöneten ruhi güç olan akıl, Allah tarafından
insana hem maddi dünyada hem de öteki alemde yaşamı kolaylaştıran ve güzelleştiren
şeyleri elde etmek için verilmiştir. Dolayısıyla insan eylemlerini, doğadaki diğer varlıklardan üstün olmasını sağlayan, aynı zamanda var olan iyiliklere de bizzat kaynaklık eden de aklın rehberliğinde ulaşabilir. Bu anlamda akıl tek rehberdir.

-Ruhun bütün bu gelişmeleri, sonsuza kulaç açmaları tamamen bu dünyadaki inbisat ve inkişafı nispetindedir. Bu da imandaki ve ibadetteki kapsamlılık ve ziyadelik itibariyledir. İhlas ve Samimiyeti nisbetinde o insanın hard diski artar, terabaytını arttırır. Güç ve kuvvetini fazlasıyla arttırmış olur.

-Ondandır ki bu dünyaya amelleri yönüyle ekmeğe ve duyguları yönüyle de ekilmeye gelen insanlar, ektikleri ve de ekildikleri nisbette inbisat ve inkişafları, neşv-ü nema bulmaları, gelişmeleri ve büyümeleri de ziyadeleşir. Ödülleri de o nisbette fazla olur.

-Ruh -tabiri caizse- kendi fişini Ezeli ve Ebedi kudretin prizine taktığı zaman, oradan beslendiği nispette inkişaf edecektir.

-Ne kadar o prize bağlanmışsa, ne kadar o prizden enerji ve güç elde edebiliyorsa o derece de gücü, tabiat ve evren, varlıklar üzerindeki hakimiyeti de artacaktır.

-Tamamen İnsanın gücü yaratıcısına olan intisabı, mensubiyeti, bağlılığı, ihlas ve samimiyet gücü nisbetindedir.

-Maddeye hakim olan ruh madde ötesidir. Madde üzeridir. Maddenin mahkumu değil, maddenin hakimidir. Maddeyi kontrol edebilen, madde tarafından kontrol edilemeyen bir varlıktır. Büyük bir enerji ve güç olup, ampulün içerisindeki o parlaklık ve enerji gibidir. Ampül sadece o parlaklığın ortaya çıkmasına bir vesiledir.

-İnsanın kıymeti, fişini bağlamış olduğu pirizin kıymet, güç ve kuvvet iledir. Yani mensup olduğu bir Allah, bir peygamber veya kendi nisbetince bir Mürşidi, bir Alimi, bir Üstadı ise, o bağlı olduğu, mensup olduğu kimsenin gücü nispetinde güçlenebilir. Onun trafosunun kuvveti  nisbetinde o insan da bir kuvvet meydana gelir.

-Vesileler ruhun trafosu şeklindedir. Aynı şekilde faydalandığı kitaplar vesaire şeyler, faydalandığı, seçici olduğu, faydalı olduğu nisbette, o insana olumlu yönde bir güç kuvvet verirken, menfi olan şeyler de o nispette insanı terakki ve teali değilde, tedenni edip düşürecek, zararlı hale getirecek bir durum içerisine koymuş olur.

-Ruh bir yandan terakkiye, bir yandan teden niye yükselme ve alçak alçalmaya meyilli bir özelliğe sahiptir yükselebilir yüksele bildiği kadar önünde sınırı olmaksızın düşebilir düşe bildiği kadar önünde yine bir sınırı olmaksızın bir yandan Ebubekir gibi Ala iliğine çıkarken Diğer taraftan Ebu Cehil gibi esfeli safiline de çıkar yine şeytan daki ruh ile Adem de ki ruhum arasındaki fark gibi ruh almış olduğu pozitif veya negatif enerjiye göre bir olumlu veya olumsuz etkide bulunmuş olur.

-Ruhlar hem alemde hem birbirleriyle olumlu ve olumsuz yerlerde mücadeleleriyle sürekli bir şekilde terakki veya tedenni etmektedirler.

-Ruh bir mücadele içerisindedir.

-Kendisi de bir ruh olan Cebrail adeta insan ruhunu beslemek üzere ilahi cihetten insanı ruhen destekler. Umumi olarak vahiy yoluyla, münferit olarak da ilham ile ruh bir yandan beslenir, bir yandan gelişip büyümüş olur. Ruhun gelişip büyümesi, ruhun           -tabiri caizse- nakil aracılığıyla, ilahi destekli olaraktan ruh sürekli bir şekilde nur ile beslenmiş olur.

-Ruh tarafı ilahidendir. Ruh emr-i ilahidendir. Ruh ulvi makamdandır. Ruh bir derece ilahi üfleme, bir ilahi İlham, ilahi mesaj, ilahi nurdur.

-Böylece bir kanaldan beslenen ruh, direkt tarafı ilahiden beslenen ruh, böylece bütün kâinatın fevkine çıkmakta, bütün kainat üzerinde bir ruha, bir güce, bir enerjiye, bir hakimiyete sahip olmakta ve de kılınmaktadır.

-Ruhsuz denilen bir insan hakikatte ruhsuz değil fakat zayıf, güçsüz bir enerjiye, güçsüz bir aküye, kendisini bile zor götürebilecek bir enerjik güce sahip demektir.

-Ruh günahlarla zaafa uğrar,  pörsür, dağılır, zafiyet gösterir, enerjisini etrafa dağıtarak adeta merkezi güçten mahrum kalır.

-Ruhi sıkıntı, ruh daralması ruhun aç ve susuz bırakılmasıdır. Nurdan mahrumiyetidir.

-Ruh ölüm ile kendi ruhunu sahibine teslim eder. Teslim-i ruh etmiş olur ya kaçak olaraktan veyahut da vazifesini, görevini yapmış olaraktan…

-Ruhta bir hakimiyet ve istila etme meyli ve temayülü vardır.

-Adalet istilayı men ederken, iman onlara musahabet, muhabbet, muavenet, müşareket gibi değerlerin oluşumuna vesile oluyor.

-“ Ruhu Halkeden Kim İse..

Bir insanın parmakları eline, eli de koluna ve nihayet bütün bedeni de ruhuna bağlı oluyor. Artık, “Ruh neye bağlı?” şeklinde bir soru sorulmaz. Bu hâlde teselsüle gidilir.

Öyleyse, ruhu halkeden kim ise, bütün bedenin Hâlikı ve Mâliki de O’dur.”

-“ Ruhun Eskimiş Libasını Çıkarması

Birisine, “Şu eskimiş elbiseyi çıkar, sana ondan çok daha mükemmel bir elbise giydireceğiz.” denilse, o adam elbette memnun olur. Bu teklifi kabul etmeyip, bağırıp çağırsa divânelik eder.

Ölüm de ruhun bedeni, yani, eskimiş libasını çıkarması demektir. Elbisesi eskiyen yenisine teveccüh ettiği gibi, ruh da ihtiyarlıkta cesedin eskiliğinden âdeta mutazarrır olmakta, ulvî âlemlere çıkmak için bu beden libasından soyunmak istemektedir.

Burada şu hususa da işaret edelim:

Terhis olan bir nefer, elbisesini kışlaya bırakır. Daha sonra gelenler bu libası giyerler. Fakat padişahların elbiseleri müzede muhafaza edilir, sonrakilere tevdi edilmez.

Halife-i zemin olan insanın bedeni de mükerrem olduğundan mevtten sonra, mahsus bir merasimle kaldırılır ve kabristana tevdi edilir.”(M.Kırkıncı-dan)

MEHMET ÖZÇELİK

10-04-2019

No ResponsesNisan 12th, 2019

PERŞEMBE’NİN GELİŞİ

PERŞEMBE’NİN GELİŞİ

Gerçekten de Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olurmuş.

CHP belediyeleri alır almaz bilinen gerçek yüzünü de göstermiş oldu.

Kur’an kursuna giden ekmek ve servis yardımını kaldırdı.

Suriyelilere yemek vermeyi iptal etti.

15 temmuz şehidi Ömer Halisdemir-in posterini kaldırdı.

Ondan destek alan HDP sözcüsü Yahudi ağzıyla arzı mev’ud olan, vadedilmiş bereketli toprakları peşkeş çekti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tunç Soyer’in ilk icraatı FETÖ ve PKK’yı sevindirmek oldu. Terör örgütleriyle ilişkili olduğu gerekçesiyle KHK ile meslekten ihraç edilenlerle ilgili CHP’li Soyer, ‘Biz KHK ile atılmış öğretmenleri zabıta olarak alacağız’ dedi.

Ayyuka çıkan çığırtkanlıklar ve mızıkcılıklarda cabası.

Daha zaman içerisinde kimbilir daha neler yapacaklarını göreceğiz.

Bekleyin, yakında tüm sinemalarda birden gösterime girecektir.

Birde bunların devlet yönetimine geldiklerini düşündüğümüzde, geçmişte görüldüğü gibi karanlığın çökeceğini bekleyebilirsiniz.

Ondandır ki bu millet kendi iradesiyle bunları iktidara taşımaz, devleti teslim etmez.

Ondandır ki şimdiye kadar ya darbelerden medet ummuşlar yada hile yoluna gitmişlerdir.

ARKASI YARIN

Ne gariptir ki İstanbul seçimlerinde kapının neden açık bırakıldığı ve ihmalde bulunulduğundan bahsedilirken, hırsızdan yani çalınan oylardan pek bahsedilmez.

-Suriyeli soruyor, Esed’in eline düşmekle, CHP’nin eline düşmek arasında ne fark var?

Gelir gelmez Belediye başkanı ekmeğini kesti, iş yeri açmasına müsaade etmiyor ve Suriye’ye gitsin diyor.

Yani ölenler gibi sende öl diyor.

Ona oy verenler içinde insaflı olanlar düşünsün, ölene kadar vicdanları rahat edecekmi?

Hem Kur’an’ı Kerim’i öperek göreve başla ve içindekine aykırı harekette bulun!

Ne kadar samimilik…[1]

-FETÖ destekçisi, eski Pentagon yetkilisi Neo-Con yazar Michael Rubin, 31 Mart seçimleriyle ilgili skandal bir paylaşımda bulundu.

“Merak ediyorum, eğer Erdoğan İstanbul seçimini çalarsa ve protestolar başlarsa, SADAT kalabalıklara ateş açarak masum insanları öldürüp daha önce olduğu gibi suçu Erdoğan’ın düşmanlarına mı atacak acaba.”

-Ve küçük bir değişimden bakın İsrail bile nasıl sevindi;”Mescid’i Aksa’da bir Filistinli’nin Türk ziyaretçilere yaptığı konuşma izleyenleri duygulandırdı. Filistinli vatandaş ‘Allah sizi sevdiriyor. Allah düşmanlarını kızdırıyorsunuz. Türkiye’deki seçimlerden sonra işgalci İsrailliler bize neler yaptı. Bizimle dalga geçtiler. ‘Sultan gitti, sultan bitti diye dalga geçtiler’ dedi.”

Bekleyin… Devamı gelecek. Tüm sinemalarda..

İster istemez insanı korkutuyor, acaba dağda biten terör ve terörist şehremi iniyor?

Terörü besleyen devletler bu durumdan güç mü aldılar?

YÖNETİCİLERE ÖĞÜTLER

Hangi belediyeye kim gelirse gelsin, önce kendisine şunu sorsun;

-Ebu Bekr Razi’ye göre yönetici de birtakım özellikler olması zorunludur. Ona göre yönetici toplumdaki diğer sıradan insanlardan farklıdır. Farklılığı da yaratılışından getirdiği birtakım özelliklerle birlikte ahlaki üstünlüğü ile ilahi kaynaktan beslenerek vazifesini icra etmesi gerekir.

-Yönetici olan kişilerin görevlerinin başına geçtiklerinde icraatlarında her daim dikkatli ve emin adımlar atmak zorundadır.
Çünkü Ebu Bekr Razi’ye göre yöneticiler ellerindeki gücü ve zenginliği yanlış kullandıkları zaman kendilerine hediyeler sunan toplumun ileri gelenleri, muhalifleri ve kendi düşmanları tarafından her zaman hedef tahtasına oturtulurlar.

-Yöneticilik aynı zamanda bir fıtrat mevzusudur. Yaratılıştan yönetici özelliklere sahip olmak gerekir.

-Yöneticinin fıtratında olması gereken özellikler arasında yumuşak huylu, işlerini
yürütürken temkinli, tedbirli ve soğukkanlı olması zorunludur. Doğruluktan taviz vermeden, nefsi hislerinin incelmesiyle, tahmin gücü yüksek olmalıdır ki buna kaynaklık
eden asıl gücün ilahi bir güç kaynağı olduğunu yönetimindekilere hissettirilmelidir.

-Yöneticinin gücü ve iktidarı uygun yönetmesi, halkın vicdanını rahatlatır, onları yöneticiye bağlı hale getirir, dayanışma içinde olmalarını sağlar.

-Bir toplumun huzurunu sağlayan temel unsurlardan biri de adalettir. Adalet kişilerin temel hak ve hürriyetlerini koruma altına almıştır. Adaletin sağlanması kişi de huzuru sağlar ki huzurlu bir birey hem kendisine hem de yaşadığı topluma faydalı olur. Bu
nedenle Ebu Bekr Razi’ye göre yönetici adaleti sevmeli ve zulümden iğrenmelidir. Kendi
aleyhine de olsa bu erdemleri uygulamalıdır.

-Yönetici kendi istek ve arzularını bir kenara bıraktığında ilahi gücün desteğine
ulaşmış demektir.” [2]

MEHMET ÖZÇELİK

10-04-2019


[1] https://m.seslimakale.com.tr/haberdetay/belediyenin-yeni-icraati-suriyeliye-yemek-yok-13805

[2] Bak.AHLAK FELSEFESİ BAĞLAMINDA EBU BEKR RAZİ’YE GÖRE YÖNETİCİNİN ÖZELLİKLERİ.

No ResponsesNisan 10th, 2019

ALGI OPERASYONLARI

ALGI OPERASYONLARI

Algı, bir kimsenin düşündüğü bir düşünceyi telkin yoluyla karşısındakine inandırması ve bir olayı olmuş ve olacak gibi göstermesi ve kabullendirmesidir.

İlk algıyı yapan şeytandır.

Nitekim Hz. Adem ve Havvayı yasak olan ağaca yaklaştırmak için, yemeleri halinde cennette ebedi kalacakları algısına inandırdı.

Yani onların çok hassas olup arzuladıkları noktadan yakalamış oldu.

-Başta Abd darbe yapacağı memleketlerde önce algı yöntemini devreye koyar.

İslam dünyasına saldırmak için 11 eylülde İslam dünyasını terörist gösterdi.

15 Temmuzda Türkiye-de darbe yapmak için Erdoğan yolsuzluğu, tek adam algılarıyla altı oyulmaya çalışıldı.

Bulduğu ahmaklarla da bunu devamlı gündemde tuttu.

-Seçimlerdeki başarıların arttırılması için muhalefet patates ve soğan ile algı operasyonunu yürüttü.

Aklı göbeğine bağlı insanları çok rahat buldu.

-Yıllardır irtica, şeriat saldırıları ile kendi menfiliklerini ve hırsızlıklarını gizlediler. Bu algılar ile hakimiyetini sürdürdüler.

Sevmeyip kabul etmedikleri, göstermelik Atatürk perdesi altına sığınarak karşısındakiler mahkum duruma getirilmeye ve tehdide çalışıldı.

-İslam dünyası tam bir algı saldırısı altında haçlı zihinyeti tarafından yok edilmeye çalışılmaktadır.

-Irak devletine saldırmadan önce orada nükleer silahların olduğu gerekçesi gösterilerek saldırıldı. Ancak bunun yalan olduğu yine kendileri tarafından dile getirildi.

Ne gariptir ki; Baba Bush-un sattığı silahlar bahane edilerek, oğul Bush tarafından Irak da milyondan fazla insan öldü ve hala da ölümler sürmektedir.

Afganistan-da da düşman oluşturarak, daha sonra yardıma gidilme bahanesiyle yıllardır iç savaş sürdürülmektedir.

Türkiye-de de 12 Eylül 1980-den bir gün önce kan gövdeyi götürürken, darbe ile birden bire terör bitti.

Abd ise, bizim çocuklar başardı, dedi.

-Şeytan bu algı operasyonuyla insanların ebedi hayatlarını mahvetmektedir.

-Algı operasyonu ile gerçek olmayan çok kolayca gerçek diye yutturulabilir.

-Algı operasyonuyla öncesinde uyduran buna inanır gibi yapsa da, zamanla kendisi de buna kesin inanır.

-Akşener-in topluluğa karşı, -teröristler nasılsınız- gibi ifadelerde bulunması, terörü meşrulaştırma algısıdır.

-Herkes ehli tahkik olmayıp, işin gerçeğini araştırmadıklarından dolayı çok yalanlar algı operasyonuyla kahraman haline bile dönüştürülmektedir.

-Çok kahramanlar hain, çok hainler ise bu algı operasyonuyla ters yüz edilmiştir.

-Darbelerin meşru hale getirilmesi için algı operasyonlarıyla ortamın bozulması ve o algının ağırlık kazanması gerekmektedir.

-Erdoğan-a bu sefer bir ders verelim, sözü bir seçim algı operasyonudur.

Maalesef  bunu kabul edenler de bir çok şeyden ders almamış insanlar tarafından kabul görmüştür.

-Yahudiler medyaya hakimiyetleriyle dünyada bu algı operasyonunu sürekli kullandılar.

Fetö bu algı operasyonuyla ayağını sağlamlaştırdı. Kabul görmüştü. Hatta kurtarıcı gösterilmişti.

Toplumun değerine saldıranlar, fetönün sahiline insanları bilerek sürmüşlerdi.

-Bir asırdır Chp-Pkk ile bir araya gelmeyen güya inançlı insanlar, Erdoğan düşmanlığı algısıyla gece ile gündüz!? bir araya getirildi.

Mesele Erdoğan değil, birbirine zıt olan kutupların bir araya getirilmesiyle toplumun iradesinin kontrol altına alınması idi.

-Algı operasyonunun en etkili olduğu alan hiç şüphesiz özellikle tv-ler, gazete ve radyolardır.

Bu gün ise hepsini içine alan internet dünyasıdır.

Özellikle facebook ve twitter öne çıkmaktadır.

Arap baharı bunlarla arap kışı ve ölümü haline getirildi.

Memnuniyetsizler işlenerek!? ayaklanma ve direnme algısı oluşturuldu.

-Darbe yapanların ilk işgal ettikleri ve topluma mesaj verdikleri yerler devlet televizyonları olmuştur.

-Algı operasyonları ile akla, kalbe hatta vicdana hükmedilmektedir.

-Bazen komplo teorileri ile korku algısı oluşturulur, muhatap pes edilmeye zorlanır.

-Dine saldırmak isteyenler önce ya direk dindarların kusurlarını nazara vererek veya kendilerinin operasyonel dindarlar oluşturarak bunu topluma sunup saldırırlar.

Ali kalkancı, Fadime Şahin, Adnan Oktar gibiler gibi…

-Algı operasyonların toplumda yer etmesi için gelişmemiş toplum olması veya toplumun gelişmesinin önünün alınması gerekir.

Tıpkı Pkk-nın doğuda hakimiyetini kurması için doğunun gelişmemesi için her türlü saldırıyı yapması, araçları yakması gibi. Mesela;

-“Joseph Goebbels-Hitler’in Propaganda Bakanı)

Ô İnsanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğimizi yapabiliriz.
Ô Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne
kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.
Ô Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden
geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.
Ô Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana
inanması da o kadar kolaylaşır.
Ô Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.
Ô Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.
Ô Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.
Ô Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.
Ô Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın.
Ô Asla kabahat ve suç üstlenmeyin.
Ô Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.
Ô Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.
Ô Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.
Ô Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.
Ô Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır.
Ô İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır.
Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolay.”

-“Hastalıklar öyle durduk yere oluşmuyor. Hastalığın oluşmasından uzun süre
öncesinde enerji bedeninde negatif bir enerji paterninin oluşması gerekiyor.”

Bunun gibide önce toplumda algı hastalıklarının oluşması lazım ki, ilaç şirketleri ilaçlarını çok kolay satabilsinler.

-”Dünya bizi kurtarma ve bize iyilik yapma aşkıyla dolu insanlar tarafından hep kana
bulandı. Tarihteki bütün savaşları içi iyilikle dolup taşan, kendini bir dava uğruna feda ettiğini düşünen kurtarıcılar çıkardı.
Hitler Almanları, Stalin işçileri, Mao köylüleri kurtarmak için dünyayı kana buladı. Milyonlarca insan kurtarıcıların şefkat dolu ellerinde can verdi. Hep Biz dediler, hiç Ben deyip kendilerini düşünmediler.”[1]

-”Algı yönetiminin bir başka yöntemi “unutturma”dır.
Üzerinde konuşmama, konuyu kesme, hiç sözünü etmeme, sanıldığından çok daha etkili
bir yöntemdir. Bellek bir süre sonra olayı zihinden siler. “kısa bellek” iki günlük bellektir.
Medya belleği ise 24 saattir. Ertesi gün başka olaylar gündemdedir ve bellek, olayı
unutmuştur.”

-Ninja kaplumbağaları ile pizzalar sevdirildi, kızıldereli filimleriyle malbroda özendirildi, rahatlayan afrikalı ayakkabısız çocukla kola ile mutluluk uyduruldu.

-Bugün sürekli dünya 3. Dünya savaşı çıkacağı ortamına hazırlanmaktadır.

Bu açık savaştan önce, gizli savaş başlatılmış durumdadır.

Psikolojik savaşlar, algı operasyonlarıyla sürdürülmektedir.

Algı operasyonu bir nevi beyin ve toplum kontrolüdür.

Ortadoğuyu kuşatan avrupa, ingiliz ve abd, kafa kesme senaryolarıyla islami terörü ve müslüman terörist algısını kurguladı.

Beyinleri control eden algılar, toplumu çok daha rahat control altına alabilir.

-Hepimiz ermeniyiz- algısı ile bir yandan ermenilerin yaptıklarını ört bas ederken, diğer yandan da müslümanları zafiyete uğratmaktır.

Diğer yandan Yeni Zelenda da 50 müslüman öldürülürken, ne öldürene terörist denildi, ne de ölen 50 müslüman desteklenip sahiplendi.

-Bazı Markaların öne çıkarılması bir algı sonucudur.

Felaket tellallığı bir algı operasyonudur.

Deaşın çevresine katil yapmak ürece masum insanları, gençleri toplaması bu algı sonucudur.

Hasan Sabbah bu algı operasyonunu uyuşturucu kullandırarak cennet vaadiyle yapmaktaydı.

Fetö ise bunu uyuşturucusuz zihinlerde vaad ve korkularla yaptı.

Algı operasyonları heyulalar ile büyütülüp devam ettirilir.

Burada medya kullanılarak subliminal ve bilinçaltı mesajlarla control altına alınır.

Görüntülerdeki 25. Kareler ile gedikler açılarak o insanların dünyasına girilir.

Vesvese ve şüpheler bunun kurulan tuzaklarıdır.

Başörtü takan öğrencilerin İstanbul Üniversitesinde telkin ve baskı ile başlarını açmaya çalışılması bu algının oluşturulması amaçlı olarak yapıldı.

-Kur’an-ı Kerim bu algının önünü şu hükmüyle engellemiştir:

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”[2]

-Ömer HAYYAM- dan:

Celladına âşık olmuşsa bir millet
İster ezan, ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstahaktır ona her türlü zillet.
Dünya üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm ilim kendilerinde
Üzülme, eşeği eşek beğenir
Bir hayır var sana bana kötü demelerinde.
Felek ne cömerttir aşağılık insanlara
Han, hamam, dolap, değirmen hep onlara
Kendini satmayan adama ekmek yok
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya.
Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeye
Altınlarıyla gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene sokar
Ecel çıkıverir pusudan: Benim, ben diye.

-Bir Kıssa: Hindistan’da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılır. Ormanda yere, filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür. Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer. ama şanssızlığı bununla bitmez. Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili döverler. Hayvan yediği sopalardan, çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı acıdan ve korkudan hayatında görmediği bir bunalım yaşar. Birkaç saat içinde. sonra aynı avcılar ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle, ellerinde çeşit çeşit meyve sepetleriyle geri gelirler. Fili besler, yaralarına pansuman yaparlar, onu düştüğü çukurdan çıkarırlar. Fil bu beyaz giysili kurtarıcılarının ona gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren her istediklerini yapar ve sözlerinden çıkmaz. Onların kendisini az önce döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez. Filimiz artık evcilleştirilmiştir.



MEHMET ÖZÇELİK

08-04-2019


[1] Bak. Hayatın Kaynağı. AYN RAND. ÇEVİRİ: B. Ç. DİŞBUDAK.Sh.7.

[2] Hucurât Suresi 6. Ayet.

No ResponsesNisan 8th, 2019