ZULMÜN VE KÜFRÜN KOLLARI

Hdp Chp.nin sol kolu, Fetö ise sağ koludur.

Bu gün vatana ihanet edenlerin önemli bir kısmı, dünkü şaibeli insanların devamıdır.

Pentagon 2019 bütçesinde pkk ve pyd.ye 550 milyon dolar destek amaçlı bütçeyi şimdiden ayırmış.

Yüz sene önce ermenileri bize karşı tahrik eden batı, bu gün ise ermeni tohumlarını besleyip üzerimize salmaya devam ediyor.

Memleketimizdekilerin tasma ve yularını tutanlar ilk defa açıkça destekte ve ipin ucundaki devrede.

Buda gösteriyor ki dıştaki ihanet şebekeleri ile içerdeki atıklar aynı noktada birleşmektedirler.

İçteki bozuk zihniyet, dıştaki büyük tehlikeden daha büyüktür.

Chp-nin genel başkanı K. kılıçdaroğlundan tutun da, diğer milletvekillerine kadar ve gayet zahir olan Hdp- de olmak suretiyle hiç Abd-ye söz ettiklerini ve de Afrindeki ordumuza destek olanı görüldü mü?

Bunlar kimden yana?

Ayıdan mı yoksa dayıdan mı?

Erdoğan ayıların ve kuyruk acısı olanların kuyruğuna bastı.

İçten ve dıştan sırtlanlar ortak noktada birleştiler.

Ortak noktalarımız olanlar ve devletler pek birleşemedi, ittihadı islam ve ittihadı kulübde.

İttihadı kulub ve ittihadı islam bu zamanda farz haline gelmiştir.

Musibetler bizi o iki hakikata sevketmektedir.

“Ünlü Alman gazeteci ve eski BND ajanı Christoph Hörstel katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın neden hedefte olduğunu anlattı.

Çarpıcı açıklamalarda bulunan Hörstel, Erdoğan’ın dış güçlerin oyununa dahil olmadığı ve itaat etmediği için hedefte olduğunu söyledi. “Erdoğan, ABD ve PKK’nın Türkiye’yi bölmesine müsaade etmediği için hedefte” dedi.[1]

-“AFGANİSTAN’DAKİ TERÖRİZMİN TEMELLERİNİ 30 YIL ÖNCE CIA ATTI”

Laricani, “Afganistan’daki terörizmin temellerinin 30 yıl önce ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) yardımıyla Suudi Arabistan, Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından atıldığını” ileri sürdü.

“ABD DEAŞ’LILARI HELİKOPTERLERLE AFGANİSTAN’A TAŞIDI”

“ABD, DEAŞ militanlarını helikopterlerle Afganistan’a taşıdı” diyen Laricani, terör örgütlerinin gelecekte ABD için tehdit olacağını belirtti.”[2]

*********************   

15 Temmuzun alt yapısını çok rahatlıkla ifade edebilirim ki, İngiltere tesis etmiştir.

Devletin tüm kademelerinde bir anda periyodik olarak yandaşlar getirildi.

Üniversiteler de bir rektörün değişmesiyle, anayasa mahkemesinde bir kaç üyenin yerleştirilmesiyle, askeriyedeki usulsüz alımlar ve benzeri devlet kademelerindeki hızla yerleştirmeler 15 temmuzun alt yapısını oluşturuyordu.

Bir çok örneklerinden Abdullah Gülün görevdeyken yaptıkları ortadadır.[3]

“Amerika ve İngiltere Abdullah Gül’den yana.

İngiltere’nin Chatham House kuruluşu Çanakkale Boğazı’nın işgal edildiği gün Abdullah Gül’e ödül veriyor. CFR ise Tayyip Erdoğan’ı gözden çıkardı…

Bugün 9 Kasım 2010! İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Chatham House” yani Kraliyet Uluslararası İlişkiler ödülü veriyor. Kraliçe 2008’de de Gül’e Büyük Şövalye nişanı vermişti.”[4]

Abdullah Gül İngiliz muhibbi, İngilizlerin muhibbi.

Aslında 15 Temmuzda hep Abd öne çıktı.

Tarih gösterecektir ki, bunun temelinden İngiliz çıkacaktır.

Not.7 yılda suriyelilere 23 milyar dolar harcadık.

Gezicilere 3 ayda 115 milyar dolar harcadık.

Kim gitsin?

Öyle ya, bu memleketten gidecekse, kim gitsin?

Teröristler….

MEHMET ÖZÇELİK/15-02-2015

[1] http://video.haber7.com/video-galeri/113827-erdogan-neden-kuresel-guclerin-hedefinde

[2] http://www.haber7.com/ortadogu/haber/2550792-iran-abd-deaslilari-helikoptere-bindirip/?detay=1

[3] http://www.seslimakale.com/videodetay/mehmet-tezkan–fetoculer-devlete-nasil-sizmis-diye-soranlara-25076

[4] http://www.guncelmeydan.com/pano/gul-un-sovalyelik-sirlari-arslan-bulut-t26779.html

 

No ResponsesŞubat 17th, 2018

UYUYAN DEV UYANIYOR

UYUYAN DEV UYANIYOR

Evet, iki yüz yıldır uyuyan dev uyanıyor.

Musibetler ve düşmanlıklar bizleri ayağa kaldırdı.

Elimize dilimize, dinimize dirliğimize, tarihimize ecdadımıza vurulan zincirler kırıldı.

Hürriyetimiz ve zürriyetimiz kurtuldu.

-Küfrün temsilcisi Rusya yıkıldı.

Zulmün ve materyalizmin temsilcisi olan Abdi se, yıkılması yakındır.

Hatta kendisi bunu hızlandırmaktadır.

-Abd pisliğe düşmemek düşüncesiyle, pisliklerle ortaklık yaptı.

-Cerablus için karşı karşıya gelmeyi göze alan abd, belli ki 5 bin tır silahın önemli kısmını oradaki teröristlere ayırmış.

Veya bizi oraya çekmek ve de gideceğimizi bildiğinden, orada kayıp vermemizi istiyor.

-ABD’nin ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ ile ilgili gereksinimlerini bir yana bırakan bir ‘İncirlik uzmanı’ şunları söylüyor:
“İncirlik Üssü Balkanlar’ı, Türk Boğazları’nı, Karadeniz’i, Kafkaslar’ı, Basra Körfezi’ni, Süveyş Kanalı’nı, Doğu Akdeniz’i, Hazar Havzası ve Basra Körfezi enerji kaynaklarını, Basra Körfezi’nden küresel pazarlara açılan enerji deniz ulaştırma hattını, Türk Boğazları’ndan geçen petrol tankerlerini, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını ve GAP bölgesini kontrol eden, Orta Asya ve Ortadoğu’ya yönlendirilecek stratejik açılımları destekleyen jeostratejik konumu ile küresel ve bölgesel öneme sahiptir.”
ABD’nin bu üssü önemsemediğini ısrarla söyleyen bir yetkilisi “Bu üs sadece ilişkilerimize verdiğiniz önemin bir ifadesidir” diyor.

-Suud-i Arabistanın bu gün israile destek olması yeni değildir.

Dünde aynı desteği vermiştir.

“Prens Faysal’ın, Paris görüşmelerine katılan Yahudi delegasyonu içinde yer alan Felix Frankfurter’e gönderdiği 3 Mart 1919 tarihli mektup, başlangıç noktasındaki görüşleri iletmesi açısından anlamlıdır.

“Değerli Bay Frankfurter,

Amerikan Yahudileri ile olan bu ilk temasımı, Sn. Weizmann’a daha önce Arabistan ve Paris’teki görüşmelerimizde söylediklerimi yinelemek için fırsat biliyorum:

Arapların ve Yahudilerin kuzen olduklarını düşünüyoruz. Onlar tarih boyunca kendilerinden çok daha güçlü ellerde acı çekmişler ve hoş bir tesadüf eseri olarak, aynı dönemde ulusal ideallerini gerçekleştirme aşamasında ilk adımlarını beraberce atmışlardır.

Biz Araplar, ve özellikle iyi eğitim almış olanlar, Siyonist harekete derin sempati ile bakmaktayız. Buradaki Arap delegasyonu olarak, sizlerin barış konferansı çerçevesinde sunduğunuz önerileri ve talepleri anlıyor ve bunları ılımlı ve makul buluyoruz. Bunların kabul edilmesi için elimizden geleni yapmaya hazırız. Yahudilere kalben eve hoş geldiniz demek istiyoruz.

Liderlerinizle özellikle de Dr. Weizmann ile son derece yakın ilişkilerimiz var. Kendisi davamızın sıkı bir destekçisi oldu. Umarım ki Araplar da Yahudilere bu iyiliklerini iade edebilirler. Yeniden canlandırılacak ve yenilenecek bir Ortadoğu için beraber çalışıyoruz ve hareketlerimiz birbirlerini tamamlıyor. Yahudi hareketi ulusal bir harekettir, emperyalist değildir. Hareketimiz de ulusaldır ve emperyalist değildir ve Suriye’de her iki topluma yer vardır. Bunların her birinin, diğerinin yokluğunda gerçek başarıyı yakalayamayacağını düşünüyorum.

Liderlerimizden daha az bilgili ve daha az yetkili bazı kişiler, Araplarla Yahudiler arasındaki işbirliğinden habersiz, Filistin’de çıkması doğal zorlukları bahane etmekte olabilirler. Bazıları, korkarım, amaçlarınızı Arap köylülere yanlış aksettirmişlerdir. Aynı şekilde amaçlarımız da Yahudi köylülere yanlış ifade edilmiş olabilir. Dolayısı ile farklılıklarımız diye adlandırılan durum bu kesim kişilerce sermaye yapmışlardır.

Bu farklılıkların prensipteki hiçbir konu ile ilgili olmadığı, ancak ve ancak komşu olarak yaşamak durumunda kalan toplumların gündelik yaşantıları ile ilgili olduğunu ve iyi niyetle çok kolayca düzeltilebileceğini kesin bir şekilde teyit etmek isterim. Gerçekten de bu yanlış anlaşmalar, detaylı bir bilgilendirme ile ortadan kalkacaktır.

Ben ve halkım, birbirimize yardım ederek, üzerinde yaşadığımız ülkenin yeniden, dünyanın uygar medeniyetleri arasında yer alacağı bir gelecek için çalışmanın gayreti içinde olacağız… İnanın bana,Saygılarımla,Faysal…”

-”Dünyadaki pek çok insan Amerikan politikalarını artık İncil’deki kehanetlerin şekillendirdiğine inanıyor. Bush’a seçimi kazandıran Evangelistler ise Ortadoğu’da kıyameti hızlandırmak için çalışıyor.

Tanrı ve Başkan bize İsa’yı Ortadoğu’ya getirme şansı doğurdu. Bu bana verilen bir emir!”… Bu sözlerin sahibi kan ve ateş altındaki Irak’ta Evangelistler için çalışan misyoner Tom Craig. Evangelistlerin Bağdat’ta şimdiden 9 kilisesi ve yüzlerce müridi var. Amaç Irak’ı Ortadoğu’da Evangelizm’in merkezi yapmak ve tıpkı İncil’de sözü edildiği gibi dünyanın bütün kavimlerini bu Kilisede toplamak.”

-”Dozerlerle Gömülen Irak Askerleri.

Körfez Savaşı, başta CNN olmak üzere Batılı haber kaynakları tarafından tek yanlı olarak kamuoyuna sunulmuş ve toplum sanki bir atari oyunu izliyormuş gibi hissettirilmişti. Tek taraflı bir propaganda perdesi arkasında neler olup bittiği tam olarak hiçbir zaman kamuoyuna yansıtılmadı. Irak tarafı da kendine özgü sebeplerle bu yönde fazla bir açıklama yapmadı.

Çöl Fırtınası harekâtından bir süre sonra ABD basınında yer alan bir olay, kamuoyunun tepkisine sebep oldu. Buna göre Körfez Savaşı’nda ABD canlı Irak askerlerini dozerlerle gömmüştü. Bu iddia Türk basınında da bir-iki köşe yazısına konu edildi ama üzerinde fazla durulmadı. Çünkü konu ile ilgili ayrıntılı bilgi alma imkânı ne ABD basınında vardı ne de başka bir yerde…

ABD’nin Yıldız Savaşları Projesi’ni 1991’de Körfez’de denedikten sonra 1993’te HAARP adlı yeni bir proje ile büyük bir yatırıma giriştiği biliniyor. lyonosferin kullanımı ile ilgili böylesine büyük bir yatırımın Körfez savaşının hemen akabinde; 1993’te başlatılması, yapılan denemenin Hermes II ile sınırlı kalmadığı sonucuna bizi götürmektedir. Demek ki deneme başarılı olmuş ve bu sahada büyük bir yatırım yapılmıştır.

İyonosferle ilgili projelerin insanların aklını bozma; beynini işlemez hale getirme gibi güçleri düşünülünce, ister istemez dozerlerle gömülen Irak askerlerinin bu şekilde aptallaştırılmış olabilecekleri akla gelmektedir. UlaşıIan sonucun ürkütücü olması ve Kamuoyundada büyük tepkilere sebep olması ihtimali karşısında “delilleri”(!) dozerlerle gömerek yok etmek mecburiyeti duymuş olabilirler.”

Demokrasi getiren ve dost görünen Abd, insanlığa felaket getirmiş, insanlığını kaybederek, insanlığı yok etmiştir.

Abd girdiği yere felaket götürmüş, zulmetmiş, başta petrol olmak üzere yer altı zenginliklerine konmuş, silah ve uyuşturucunun pazarlamasını yapmıştır.

MEHMET ÖZÇELİK

10-02-2018

 

No ResponsesŞubat 9th, 2018

EĞİTİMDE MODEL

EĞİTİMDE MODEL

Eğitim sistemimizin en önemli başarısızlıkların birincisi;

-Çözümü kendi içimizde değilde, hep dışarıda aramamız ve de batıyı referans almamızdan kaynaklanmaktadır.

Tıpkı organ naklinde bedenin farklı organı kabul etmemesinden dolayı uyumsuzluğu, tepki vermesi gibi.

Şu zamanda insane göre ilaç verilme durumu söz konusu iken, bizden bir çok noktada farklılık arzeden, değer uyuşmazlığı içerisinde olan batının eğitimi kısır kalmaktadır.

Bu da kendimizden, değerlerimizden ve de geçmişimizden kopuk olmamızdan kaynaklanmaktadır.

-Ve de aşağılık kompleksini atamamamızdan da doğmaktadır.

Millet olarak belkide en çok muhtaç olduğumuz şey, kaybettiğimiz şahsiyetimizi kazanmamızdadır.

Kendimizi tanımamakta, yapacağımıza inanmamakta, güven kaybı yaşamaktayız.

-Aynı kaynaktan ve aileden, hazmetmiş olmayışımız, hazımsız, karın ağrıtıcı bir eğitimin olmasına neden olmaktadır.

İnsanların farklı kaynaktan beslenmeleri, eğitimde de farklılıkları ve yetersizlikleri ortaya çıkarmaktadır.

-Eğitim eğitici olmayışı, öğretimi zorlaştırmaktadır.

Eğitim köklü ve dava adamı, idealist insan yetiştirmemekte, yetiştirememektedir.

Bizdeki eğitim, rejime yatkın bir eğimi oluşturmaktır.

Çocuğu rejime uygun eğip bükmek uğruna, çok şeyi kaybettirilmektedir.

Verdiğimiz eğitim, aileye ve topluma ve de değerlerine ne kadar hazır hale getirmektedir?

-Bizdeki en iyi eğitim, suya sabuna dokunulmayan eğitimdir.

Normal bir eğitim için toplumun nabzı tutulsa yeridir. Şöyleki;

Toplumun kaçta kaçı eğitimin eğiticiliğinden memnundur?

15 yıldan fazla bir sürede aldığımız eğitim, dünyamızda ne kadar yer kaplamaktadır.

Ne kadar olumlu hatıralar kalmıştır.

-Devlet kendisini kurtarmaya yönelik bir eğitimi sürdürmektedir.

Aslında eğitim çocuğu frenlemektedir.

Eğitim sadece kişilikli kişiler yetiştirmeye yönelse büyük iş başarmış olur.

**********************   

Ebû Muhammed Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e benim şöyle dediğim haber verilmiş:

Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece gündüzleri muhakkak oruç tutup, geceleri de ibâdet ve tâatle uyanık geçireceğim. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

– “Bunları söyleyen sen misin?” diye sordu. Ben de kendisine:

– Anam babam sana feda olsun, ya Resûlallah! Evet, ben böyle söylemiştim, dedim. Buyurdular ki:

– “Sen buna güç yetiremezsin. Hem oruç tut, hem iftar et; hem uykunu al, hem ibadet et; her aydan üç gün oruç tut; çünkü her iyiliğe on misli ecir ve sevap vardır. Bu ise bütün zamanını oruçlu geçirmek gibidir.” Bunun üzerine ben:

– Bunun daha çoğunu yapmaya gücüm yeter, dedim. Peygamber Efendimiz:

– “O halde bir gün oruç tut, iki gün tutma” buyurdu. Ben:

– Ama ben bundan daha fazlasını yapabilirim, deyince Resûl–i Ekrem:

– “Öyleyse bir gün oruç tut, bir gün tutma; bu Dâvûd aleyhisselâm’ın orucu olup, oruçların en ölçülü olanıdır” buyurdular.

Bir başka rivayette: “Bu, oruçların en faziletlisidir” şeklindedir. Ben:

– Bundan daha faziletlisine de gücüm yeter, dedim. Peygamberimiz:

– “Bundan daha faziletlisi yoktur” buyurdu.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tavsiye etmiş olduğu, ayda üç gün orucu kabul etmem, bana ehlimden ve malımdan daha sevimli olacakmış.

Bir rivayete göre:

“Senin gündüzleri oruçlu, geceleri uyanık geçirdiğin bana haber verilmedi mi sanıyorsun?” buyurmuştu. Ben de:

– Elbette haber verilmiştir, yâ Resûlallah! dedim. Bunun üzerine:

– “Böyle yapma, bazı kere oruç tut, bazan tutma; gece hem uyu, hem de teheccüde kalk. Şüphesiz senin üzerinde vücudunun hakkı vardır, iki gözünün hakkı vardır, hanımının hakkı vardır, ziyaretçilerinin hakkı vardır. Şüphesiz her aydan üç gün oruç tutman sana yeter. Çünkü senin için her iyiliğin on misli karşılığı vardır; bu da bütün zamanının oruçlu olması demektir.” Abdullah der ki:

– Ben artırdıkça iş aleyhime döndü. Sonra ben:

– Yâ Resûlallah! Ben kendimde güç ve kuvvet buluyorum, dedim. Buyurdular ki:

– “O halde Allah’ın Nebisi Dâvûd’un orucunu tut, daha fazlasını yapma.”

– Dâvûd orucu nedir? diye sordum.

– “Senenin yarısını oruçlu geçirmektir” buyurdu.

Abdullah yaşlandıktan sonra:

– Keşke Allah’ın Resûlü’nün ruhsatını kabul etmiş olsaydım, der dururdu.

Bir başka rivayet şöyledir:

– “Senin bütün günleri oruçlu geçirdiğinden ve her gece Kur’an’ı okuduğundan haberdar olmadığımı mı sanıyorsun?” Bunun üzerine ben:

– Elbette haberdarsındır, yâ Resûlallah! Fakat ben bununla sadece hayra ulaşmayı diliyorum, dedim.

Bir başka rivayette ise şöyledir:

“Senin çocuklarının da senin üzerinde hakları vardır.”

Bir diğer rivayette:

“Bütün zamanını oruçlu geçirenin orucu yoktur.” Bu sözünü üç defa tekrarladı.

(Buhârî, Savm 55, 56, 57, Teheccüd 7, Enbiyâ 37, Nikâh 89; Müslim, Sıyâm 181–193.)

-6 değişik rivayetin aktarıldığı bu hadis her türlü aşırılıktan uzak kalarak orta yolu tutup, peygamber (s.a.v.)’in tavsiyelerine uymanın dünya ve ahiret saadet ve selametine vesile olacağını belirtmiş olmaktadır. Ruhbanların yaptığı insanlardan uzak kalmak ve kişinin kendisini bitkin düşürecek ve bıkkınlık verecek derecede ibadet yapması uygun görülmemiştir. Nafile ibadetler kişiyi helal rızık kazanmaktan ve cihadın her türlüsünden alıkoymaz. Müslüman Allah’ın emrettiği ve peygamber (s.a.v.)’in öğrettiği kadar ibadet ve taata ağırlık verecektir. Çünkü rahiplerin yaptığı gibi dünyadan el etek çekme ve insanlardan uzak yaşama İslamda iyi görülmemiştir.

MEHMET ÖZÇELİK

05-02-2018

No ResponsesŞubat 5th, 2018

ZİNCİRLERİNDEN KURTULAN TÜRKİYE

ZİNCİRLERİNDEN KURTULAN TÜRKİYE

Neredeyse iki asırdır ve özellikle yüz senedir içten ve dıştan kırılması zor, neredeyse imkansız denilecek kadar zincirlerle bağlanan Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla zincirleri gevşetmiş ve Afrin harekatıyla da bu zinciri çözüp atmıştır.

Türkiye ayağa kalkıyor, Abd çöküşte…

**********************    

Beşer zulmeder, kader adalet eder.

Abd yaptığı zulmüyle yıkımı konusunda kadere fetva vermiş, kendi bitişini ve çöküşünü hazırlamıştır.

Zira, küfür devam eder ancak zulüm devam etmez.

Abd-nin dünyada yaptığı bu zulümler ve akan kanlar kendisini boğacaktır.

Afrin harekatında bir adalet, zulmü engelleme vardır.

Haçlı zihniyeti hala bitmiş değildir. Sinsice ve topluca devam etmektedir.

Bizlerin de bilelenmeye ihtiyacımız var.

Abd-pkk-ypg-ab- bizler için gübre oldular.

İçimizdeki körelmiş ateşi ve koru alevlendirdiler, ateşlediler.

-Abd de obama döneminde temeli atılan deaşın terörünü devam ettirecek bir manyak lazımdı. bulundu da. Zira kazanması zor olan trump bir anda öne çıktı.

Demek birilerine bazı vaatlerde bulunmuştu. sürekli alınmakla tehdit edildi, öyle ki koltuğu hala sallantıdadır.

Abd, pkk ve ypg ye neden bu kadar iltifat ediyor?

Çünkü uyuşturucu pazarlamasını o yapıyor, kara parayı onun üzerinden aklıyor, petrol kuyularına onun kabadayılığıyla konuyor.

Kısaca kirli işlerinde bu kirli elleri kullanıyor.

-Abd tehlikesi rus tehlikesinden daha az değildir.

Abd derin devletin kontrolündedir.

Abd Türkiye-ye karşı büyük bir ihanet içerisindedir.

*********************    

Trump kukla liderdir. Pentagonun oyuncağıdır. Güçsüz ve zavallı biridir. Aldığı kararlarda ve onun geldiği ve düştüğü durumlar bunun göstergesidir.

15 Temmuz mağlubiyetinin şokunu atamayan abd, Münbiçte Türk ordusuyla karşı karşıya gelmeyi göze almış ancak o iradeyi ve 2. mağlubiyet ve mahcubiyeti göze alabilir mi?

İnatlaşma ve Türkiye-yi tam gözden çıkarma bir kaç komutanca da olsa denenebilir.

-15 Temmuzda yarım asırlık yatırım ve plan bir anda çöpe gitti.

Her zaman tutturdukları hesaplar ve kullandıkları maşalar ellerinden gitti.

Yarım asırlık kayıp, sonraki asırda yapılacakları da yapılamaz hale getirdi.

Kısaca, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Türkiye bir asırlık kirliliği hazmedemeyip taşıyamadı, istifrağ etti.

Asırlık biriken pisliği yüzlerine tükürdü.

**********************    

Tüm dünyada keyfiliklerin ve ihalelerin adı demokrasi ve bahanesi terör oldu.

Bu ad ile ırakta bir milyondan fazla insan öldü ve önceki zalim Saddam mumla aranır oldu.

Afganistan, suriye ve ortadoğu ya saldırıp suriye yi bitirme, bir milyon insanı öldürüp şekillendirmenin bahanesi terör oldu. Bunun içinde bizzat abd tarafından deaş, pkk. ypg üretildi, beslendi ve desteklendi.

İsrailin hedeflerini gerçekleştirme uğruna dünya jandarmalığına ve kabadayılığa soyunan abd, bu uğurda her gayrı meşru uygulamasına meşru bir kılıf giydirmeye çalışmaktadır.

Ancak iyice sırıtmaktadır.

Dışta abd, nato, ab, barzani, bae ve içteki kirli yapılar ve ihanet şebekeleri, nitekim Türk tabipler birliği pkk tarafından ambulansların yakılmasında ses çıkarmazken, ordunun Afrinde pkk-ya darbe vurmasından rahatsız olmuş, kendisini ilgilendirmeyen bir konuya burnunu sokmuştur.

-3 günde sanatçı olup, 3 ayda da meşhur olan ucuz sanatçılarda ihanet şebekeleriyle kol kola vermiştir.

Maliyeti düşük bu kadar hainin olduğunu bilmiyorduk.

Yazıklar olsun…

Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.

Tükürün zalimlerin o hayasız yüzüne, tükürün…

Yüz yıl önce ekilen, dikilen ve gizlenen kripto tohumlar, gün bu gün, tam zamanı diyerek kendilerini ve niyetlerini açık etmiş, zehrini de kusmaktadır.

Afrin harekatı 50 yıllık birikmiş pislikleri ortaya çıkardı.

Abd kişiliksiz bir politika izlemektedir.

*******************    

Bediüzzamanın talebelerinden Ahmed Feyzi Efendi’nin yazdığı ve Bediüzzaman tarafından da kabul görerek:”Mâidet-ül Kur’an ve Hazinet-ül Bürhan [1]diye de isimlendirilmiş eserde 2019 yılı için şu müjde verilmektedir:

-“Elbette sabırlı davrananlara, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.” [2]

-1338 / 1922 : 1368 / 1952…tarihleri arasında Sabr edenlere ecirlerinin verileceği ifade edilmektedir.

….Özellikle;”1939; ezayı kâfirâneye senelerden beri sabreden ehli imana, sabırlarının mükafatı. 1939’da başlayan büyük harb neticesinde galibiyeti kâfirânenin erimeye başlaması mebde’ teşkil etmekte olup 1969 ve 2019 seneleri arasında Şevket-i İslâmiye ve Süruru mü’mininin azami hadde vüsûlünü göstermekle ve beşareti azimi vermektedir.”

Not:Namaza duramıyorsak bir düşünmek lâzım:

“Ben ne ettim de Rabbim beni huzuruna kabul etmedi?

Huzura mı gitmiyoruz yoksa huzura mı kabul edilmiyoruz?

MEHMET ÖZÇELİK

03-02-2018

[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/01/m-a-i-d-e-t-u-l-k-u-r-a-n/

[2] Nahl.96.

No ResponsesŞubat 3rd, 2018

ZAKKUM AĞACININ MEYVELERİ

ZAKKUM AĞACININ MEYVELERİ

Yeminle ifade edebilirim ki, dünyanın hiç bir devletinde içimizde olduğu kadar bu  derece hainin bir arada olduğu başka bir ülke asla yoktur.

Bunlar bir asırlık kirli ürün mahsulüdür.

150 yıl önce ekilen zakkum tohumları bu gün netice ve zakkum meyvesini vermektedir.

Meyvesi acı bir cins ağaç, ağu ağacı, cehennemde bitip acı meyvesi cehennemliklere yedirilecek ağaç.

Küfrün, inkarın, sefahetin rejiminde yetişmiş zakkum ağacının zıkkım gibi meyveleri.

Kur’ân-ı Kerîm’in dört sûresinde toplam 15 âyette (el-İsra, 17/60; es-Saffat, 37/62-67; ed-Duhan, 44/4346; el-Vâkıa, 56/51-55) zakkum kelimesi geçmektedir.

“Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir. Zakkum ağacı erimiş maden gibidir. İnsanların karnında tıpkı sıcak suyun kaynaması gibi kaynar” (Ed-Duhan, 44/43-46). “İkram olarak bu mu daha hayırlıdır? Yoksa, zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu, zalimler için bir bela kıldık. O, Cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır. Onun tomurcukları şeytanların başları gibidir. Cehennemlikler bunlardan yerler ve karınlarını bunlarla doyururlar. Sonra onlara, zakkum ağacının üzerine içecekleri, kaynar su karıştırılmış içkiler verilir” (es-Saffât, 37, 62-67) “Sonra siz, ey doğru yoldan sapan ve hakkı yalanlayanlar! Siz, Cehennemde mutlaka zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Üzerine de susuz devenin içişi gibi kaynar su içeceksiniz” (el-Vakıa, 56/51-55).

İsra Sûresinin 60 âyetindeki, … Ve Kur’ân’da lânet edilen ağacı biz ancak insanlara bir fitne yaptık…”

*****************

Bir kirli oyun ve bir Fetö ağzı ise;

Fetöyü nur cemaatı ile ilişkilendirmeye çalışanlar, nur cemaatının Fetöyü desteklediğini söyleyip zihnindeki kirli bir noktaya saplananlar Fetönün gayesine hizmet etmekte, ekmeğine yağ sürmektedirler.

En iyi niyetlisi Ahmak dosttur.

Ahmak dost ise, bilinçli düşmandan daha tehlikelidir.

İçteki nâdanlar, dışarıdaki nâdanlardan dine de memlekete de daha çok zarar vermektedirler.

Nur cemaatı asla ve asla Fetöye destek olmamıştır ve de olmamaktadır.

Binlerce belge ve beyan ortadadır.

*******************

Fetö temizliği sürerken pkk gizleniyor ve yerleşiyor mu?

Ya ergenekon?

Zira Ergenekon derin devletin sol kolu, Fetö ise sağ koludur.

Bir asırdır derin devletin sol kolu olan ergenekon devrede idi.

Miadını doldurunca devreden çıkarılıp yerine Fetö yerleştirildi.

Fetöden sonrası ise mutlaka beklemekte ve beslenip büyütülmektedir.

******************

-Tohum at, Bitmezse Toprak Utansın…

-Eğer birgün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp ‘Büyük bir derdim var’de. Mevlana.

Evet. Benim derdimden büyük bir Rabbim var.

-Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyrani’ye:

-Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca Seyrani:

-Hiç üzülme dostum! demiş.
Zaten dünyada da bakılacak yüz ve surat kalmadı…!

MEHMET ÖZÇELİK

22-01-2018

No ResponsesOcak 23rd, 2018

AFRİN – ZEYTİN DALI – OPERASYONU

AFRİN – ZEYTİN DALI – OPERASYONU

Abd ihanetini hep iyi çocuk rolü oynayarak hala sürdürmeye çalışıyor.

Ancak mızrak çuvala sızmamakta, deaş ve terörü kaldırmaya niyetli olmayıp, terörü besleyerek daha da azdırmaya yönelik adımlar atmaktadır.

Beş bin tır teröristlere silah temin eden Abd, terörist ve terörist babası değil de ya nedir?

Bal gibi şey yani zehir gibi terör zehiri ekmekte ve saçmaktadır.

Abd kendi suyunu kendi ısıtmaktadır.

Kendi mezarını kendi kazmaktadır.

Kirli çamaşırları ortaya çıktıkça mazisi sığır sürüsü çobanı olan abd, akibeti de terörist sürülerinin babası namı ve bi-şânı takılacaktır.

Keşke çoban olarak kalsaydı…

Abd bitişte…

Hem de şişte…

Domuz…

-Abd cambaz misal dünyanın nazarını deaşa odaklayıp,teröristlere her türlü desteği sağlamıştır.

Yılda 20 milyar dolarlık silah satan ve 27 yılda teröre ve teröristlere ortadoğuda 25 trilyon dolar aktaran Abd, israilin büyüğü bir terör devleti değilde, ne ile adlandırılabilir.

-Trump başarısız olmakla kalmadı, rezil oldu, Abd-yi dünyaya rezil etti, israilin hevesini kursağında düğümledi.

O halde gidişi de yakındır.

İkinci bir hak ve fırsat verilir mi?

*******************

Dağda ve ovadaki terörist ortaklar.

Bizde bir deyim vardır, Allah iti ite kırdırmakta.

Masumları öldürülenlere Allah itini ve de itlerini musallat eder.

Horoz kavgası.

Ypg, pkk, vs. gruplar.

Maşalar ve onları tutanlar.

İtler birbirleriyle dalaşır, pisliği bize bulaşır.

Arapça tabirle iki çömlek yani aptal birbirini kırsın.

Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner.

Zalim Allahın kılıncıdır.

Görünür ve de görünmez ordularını gönderir.

*****************

Bizleri tarih boyunca dışımızdaki canavar değil, içimizdeki kurt bitirmiştir.

Bir asırdır tozlanmış, paslanmış hatta duygusuzlaşmıştık.

15 Temmuz katmerli tozumuzu aldı. Afrin pasımızı almakta, ordu kendi dizginini eline alarak, süfyanın boyunduruğundan kurtulmaya başlamıştır.

İlk defa yüksek sesle dünyaya hitaben, zulme dur, denildi.

Allah ordumuza güç ve kuvvet versin. Onların tırnağını dahi incitmesin.

Haydi Yallah.

Yolunuz açık, Allah yardımcınız, Rasulullah duacınız, müminler muzahiriniz olsun.

*****************

Türkiye 1974 kıbrıs harekatından bu yana ilk defa kendisini isbat etmektedir.

Darbeye odaklı ve kurumlu olan ordu, ilk defa dış güvenliğe yönelmiş durumdadır.

Böylece orta doğuda bir asır sürdürülecek, plan, oyun ve pkk. ypg devlet kurma planı boşa çıkarılmış oldu.

Kendisiyle uğraşan Türkiye, kiminle uğraşacağını görmüş ve ona yönelmiştir.

İçteki teröristlerin can damarı kesilmektedir.

Abd kirli ortaklığında15 Temmuzda içten işgali millet engelledi.

Abd destekli dıştan kuşatmaya da ordu dur dedi.

Milletle Ordu el ele haçlı saldırılarını devre dışı bıraktı.

Birliğe ve dik durmaya ihtiyacımız var.

Böyle olursa bizi 7 düvel değil, 77 düvel de gelse durduramaz.

En büyük tehlikemiz içteki ihanet ve dıştaki aldatmacalardır.

Ordu metal yorgunluğunu atıyor.

Dileriz devam eder.

İçini temizleyen ordu, şu an dış temizliği yapmaktadır.

Bugün afrindeki hava saldırısının önemi, fetönün hava kurumunu öncelikle ele geçirmeye çalışmasının ve 15 Temmuzda meclis gibi belirli yerlerle Cumhurbaşkanının hava kuvvetleriyle ele geçirilmeye çalışılmasının sebebi anlaşılmaktadır.

Türkiye 50 yıldır sineklerle uğraştı. İlk defa in-lerine girip bataklığı kurutmaya çalışmaktadır.

*Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,

Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…

Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,

Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel’undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

********    

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat îman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te’sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

*********    

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

“Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…

Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.

“Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;

Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…

Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

MEHMET ÖZÇELİK

21-01-2018

No ResponsesOcak 21st, 2018

KİMDİR CAHİL? NEDİR CEHALET?

KİMDİR CAHİL? NEDİR CEHALET?

Cehalet bilgisiz olmak demek değildir.

Asıl cehalet bildiğini zannetmek, güya bildiği halde bilgisizce hareket etmek, bildiğini hazmetmeden kusmuk kusmaktır.

Karanlıktaki aydın bilginler!

-Dönem biterken….

Bir dönemin muhasebesini yaparken kâr zarar ortaklığı düşünür.

Kazanılan ve kazanımlar nedir?

Mevcudu muhafazamı,  yoksa kayıp mı?

Hayat gidiyor.

Geçen 5 ay.

Çok rahatlıkla çok kârlı bir dönem geçti diyebilir miyiz?

-Öğretmen öğrenciye rehberlik yapmalıdır.

Öğretimden önce eğitim kazandırılmalı yani öğrencilerin budakları düzenlenmeli, terbiye ve ahlak kazandırılmalıdır.

Zaten teknolojinin ilerlemesiyle öğrenci bilgiye çok rahat ulaşabilmektedir.

En önemlisi de gerekli olanı almaktadır.

Her şey verilmektense ihtiyacını almalıdır.

Öğrenciye doğru hedef gösterilmeli, doğru ve isabetli yöne sevkedilmelidir.

Zira en büyük kayıp, insan ve zaman kaybıdır.

Daha önceki yazılarımda da dile getirdiği gibi, eğitime nefes aldırılmalı, baskıcı durumdan kurtarılmalı ve hatta ortaokuldan itibaren mecburiyetten kurtarılmalıdır. İnsanlar rejime feda edilerek, tornadan çıkmış gibi monotonluktan kurtarılmalı, şuur ve anlayış kazandırılmalıdır.

Her şey değil, başaracağı bir değer ve beceri kazandırılmalıdır.

Adab-ı muaşeret yani ahlak, aile ve toplumsal kural ve davranış bilinci kazandırılmalıdır.

Öğrencinin kendi kendini kontrol edebilmesi kazandırılmalı.

Resmiyet değil, samimiyet kazandırılmalı.

 

*Milli eğitim başarısız odaklı çalışmamalıdır.

Başarılı olanları öne çıkarmaktan ziyade, başarısız olanları kurtarmaya yönelik bir eğitim uygulanmamalıdır.

Başarısız odaklı.

Böylece başarısızlar adeta ödüllendirilirken, başarılılar başarısızlara feda edilmektedir.

*Nefes darlığındaki eğitim ölüyor.

Eğitim boğuluyor.

Ve de boğuyor.

Eğitime bir nefes aldırmalı ve ciddiyet kazandırmalıdır.

*Yabancı dil okullardan kaldırılsın. şehir merkezlerinde dil okulları açılsın….

*Ahirzamanda her şey ilme dökülecektir. İlmi olan kazanacaktır.

*”Elbette nev-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir.”[1]

Bily Gates gibi. Onun bilinen bir fabrikası yok. Tamamen sanal.

-Kıssadan Hisse:

-Dervişin biri saçlarını kestirmek için berbere gelir:
-Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak : – Kalk bakalım kabak, kalk da traşımızı olalım, diye kükrer.
Dervişlik bu. Sövene dilsiz, vurana elsiz gerekmiş ya. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber ahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa başlar. Fakat küstah kabadayı traş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’
Nihayet traş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz bir kaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayrı ihtiyari sorar :
– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
– Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki bu kabağın bir de sahibi var. O gücenmiş olmalı!……

MEHMET ÖZÇELİK

13-01-2018

 

[1] Sözler | Yirminci Söz | 239.

 

No ResponsesOcak 13th, 2018

YAHUDİ İNANCI

YAHUDİ İNANCI

Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.”[1]

-Yahudi kutsal kitabında ahiretin varlığı ve ahirete imanla ilgili konuda açık bir bilgi yoktur.

Yahudilikte ahiret pek işlenmez, bir kısmı cehennemi tanrının merhametine aykırıdır, diye inkar ederler.

Bizdekilere ne kadar da benziyor, değil mi?

-Cehennemde ise ancak 12 ay kalacaklarına inanırlar. Bu Talmutta belirtilmektedir. Bakara 80-81-de de belirtilir.

“Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.”

-Ortodoks Yahudiliğin temel inançlarından olan mesih inancına göre mesih, Davudun soyundan gelecektir.

Davut ise o bir kral mı yoksa semavi bir şahsiyet olup olmamasında ihtilaf etmişlerdir.

-Tevratta 248- i emir,365- i yasaklardan oluşan 613 kural vardır. Dindar bir Yahudi ise hayatını bu kurallara göre tanzim eder.

-Yahudiler ibadet günü olan şabat yani cumartesi yapmaları yasak olan 39 tür iş vardır.

Buna teknolojik işlerde eklenmektedir. Araba, telefon, elektronik aletler kullanmak, ışığı açıp kapamak, asansör düğmesine basmaya kadar yasaktır.

Kur’an-da Yahudiler için; Beni İsrail, hud, hadu, yehud olarak geçer.

-Beni İsrail 41 yerde geçer.

Yahudi kelimesi medeni surelerde yer alır.

-Davud peygamber zamanındaki Yahudilerin maymuna çevrilişi âyette şöyle anlatılır;

“İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara ‘Aşağılık birer maymun olunuz’ dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.”[2]

-Bediüzzaman Hazretleri 5. Şua gibi muhtelif eserlerinde onlardan, âyetin beyanı üzere düştükleri zillet ve meskenetten bahsetmektedir.

-Ahir zamanın dehşetli komitesi olan Süfyan ve İslam Deccalından bahsedilmektedir.

-“…mühim kuvveti Yahudidir… Yahudiler içinde tevellüd eder…”

-Yahudi yayın kuruluşu şalom gazetesinden şöyle anlatılmakta:

“Bu bayram yahudilere düşman olanların koz olarak kullandıkları bir kutlama günüdür. bu bayramda kutlama gecesi için katılanların mutlaka evli olmaları gerekir. bekar olanlar erkek veya kız hiçbir şekilde kabul edilemez. hatta bu bayram hakkında bekarlara bilgi dahi verilmez. o geceye katılan evli çiftlerin şık giysilerini giyerler. hanımlar kıymetli takılarının yanında, ziyafet masasındaki eşlere servis yaparlar. bir müddet sonra hep birlikte eğlenildikten sonra, mum söndü ayinine geçilerek bütün ışıklar söndürülür. evli çiftlerden kadın ve erkek istediğini tercih etmekte serbesttir.”[3]

-Kıssadan Hisse:

-Semseddin Muallim diye tanınan fakir kelamcı rivayet etti ki: Bir gün  Hüdavendigar hazretleri, arkadaslara bakıp (söyle) buyurdu:

Peygamberimiz, Allah’ın elçisi Muhammed (s.a.v.) buyurmustur ki: “Bir suya taş attığın vakit su nasıl açılırsa, Allah’ın nuru bir müminin kalbine indiği vakit, onun kalbi de öyle açılır, genişler, hoş ve latif bir sahra olur.” Bunun üzerine ashab: “Ey Allah’ın Resulü! Eger tabiatın ve şehvetin uğursuzluğu sebebiyle Adem oğlunda, kalbinin açıldığını görecek olan göz perdeli ve tozlu olursa, kalbinde bir genişlik ve açıklık meydana geldiğini nasıl anlayabilir?” diye sordular. Peygamber: “İman eden, kalbinin genişlediğini, bütün dünya ehlinin, dünya mal, mülk ve lezzetinin gönlünde soğuması ve tatsız bir hale gelmesi, dünya dostlarından ve kendi ahbaplarından nedensiz ve karşılıksız bir yabancılık duymaya başlaması ile anlar.” buyurdu.(Ariflerin Menkıbeleri)

MEHMET ÖZÇELİK

03-01-2018

 

 

[1] ALİ İMRAN-78.

[2] Bakara.65,Araf.166.

[3] Bak. https://forum.memurlar.net/konu/932285/

https://plus.google.com/+C%C3%9CBBES%C4%B0ZHoca/posts/T4zjqaSCiXk

http://www.akpartiforum.com/sebataylar-ve-mum-sondu-tavsiyemdir-t25334.html?s=7bd75e308f66846861bd8c60ff852550&

 

No ResponsesOcak 5th, 2018

NURA ÜFLEYENLER

NURA ÜFLEYENLER

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”[1]

-Khk devam ettirilmeli, boşluklardan istifade etmek isteyenlerin, keyfi harekette bulunarak yıkmaya çalışanlar engellenmelidir.

İşler khk ile hızlandırılabilir.

-Bir asırdır derin devletin ve gizli komitelerin sözcülüğünü ve uygulamasını yapan Chp, bugün yine aynı komitelerin Fetö maşalığını ve piyonluğunu, sözcülüğünü yapmaktadır.

-Dış güçler bizi zaafa düşürmek amacıyla ajanlarını değişik adlarla, tetikçi ve yardım kurumları, muhabir, tüccar gibi namlarla sürdürmektedir.

-Durak: CIA ile MİT…

Said Nursi’nin gücünü kırmak için Gülen’i güçlendirdiler.

Fethullah’ı zirveye çıkaran, bizim devletimizin kendisidir”

Fethullah Gülen, uluslararası bir projedir Türkiye’de.

-Yani, “Bir insan, kendi kabiliyeti ve gayretiyle zirvede değilse onu, oraya itmişlerdir.”[2]

-“İlkokul mezunu, vaizlik sınavını bile geçemeyen bir adamın bütün bu operasyonları yapabilecek kapasitede olduğuna inanıyor musun? Arkasında bilimsel organizasyonu yapan bir güç var. O güç de CIA bence. Moon Tarikatı’nın teşkilatlanma şemasının hemen hemen aynısıdır. O da bir dini örgütlenme.”[3]

-Bir Mit düşünün ki, düne kadar elemanlarının maaşını Abd veriyordu.

Bir devlet istihbaratı düşünün ki, başında Fetönün elemanlarının bağladıkları kablolarla tüm bilgilerin bir nüshası Abd- ye gidiyordu.

Bu mit kime çalışır?

Veya ne kadar sağlıklı çalışır?

Bugün ise Mitin gücü başı kopmuş, başını kaybetmiş olarak seyretmektedir.

Bugün tam başarılı olunamıyorsa, bylook-un server-ının mit tarafından Litvanyadan kopyalanıp getirilerek Fetönün foyası ve oyunları ortaya çıkarılıyorsa, bu da Mit-in yeni başarısı, eski gücünü ise kaybetmesidir.

-Bugün görülmektedir ki, dünkü derin devlet, açığa ve yüzeye çıkmıştır.

-Hayatında bitiremedikleri Bediüzzamanı Mit- Cıa ortaklaşa 1960 –dan sonra bitirmeye çalışma amacıyla Fetöyü ve benzerlerini devreye koymuştur.

Tıpkı pkk-yı kurup da daha sonra güya onu kontrol edememeden dolayı karşısına hizbullahı kurmak gibi…

-Bediüzzamana vurmanın bahanesi Merhum Sultan Abdulhamin Han Hazretleri alet edilmektedir.

Nitekim Fetönün en sinsi oyunu da, kendi bahane edilerek Bediüzzamana vurulmasıdır.

Neden mi?

Çünkü Bediüzzaman sari hastalığın yayıldığı yeri teşhis etmiş ve tedavi yöntemlerini de belirtmiştir.

-Bediüzzaman,islam dünyasının sıkıntısı ile ilgili olarak; Esas hastalık burada başladı, der.

Abdulhamidin sevindirici olarak kızıl sultan yaftası silinmeye çalışırken, bu seferde Bediüzzaman ve Akifle muhalefeti hatta daha ötesinde düşmanlığı bilinçsiz olarak dile getirilmeye çalışılmaktdır.

-Abdulhamid Han Hazretlerine olan düşmanlık bir yüz yıl sürdü. Bu gün o kalkmış değil. Zira onun dostları ile arası açılmaya çalışılmaktadır.

Yani 1960-a kadar islamiyeti bitiremeyenler, 1960-dan sonra içten yıkmaya ve de bulandırmaya çalışmışlardır.

-Kıssadan Hisse:

Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî Gülistan’da anlatır:

Adamın biri kerpiçten bir ev yapmış. Sonra, yaptığı evin karşısına geçip, “Ey ev! Yıkılacağın zaman bana önceden haber ver ki ailemi kurtarabileyim.” demiş. Ev de söz vermiş.

Bir zaman sonra bir duvar, adeta ağzını açar gibi çatlamış, adam hemen çamurla o çatlağı kapatmış. Daha sonra bütün duvarlarda böyle çatlaklar olmuş, ama her seferinde adam bunları hemen çamurla tıkamış.

Gel zaman git zaman ev yıkılmış. Adam eve çıkışmış: “Hani yıkılacağını bana önceden haber verecektin?”

Ev adama şöyle cevap vermiş: “Haber vermek için birkaç kere teşebbüs ettim, ama sen her seferinde ağzımı kapattın.”

MEHMET ÖZÇELİK

01-01-2018

[1] Saf.8,Tevbe.32.

[2] http://www.risalehaber.com/said-nursinin-gucunu-kirmak-icin-guleni-guclendirdiler-317288h.htm

[3] http://www.hurriyet.com.tr/fetoyu-ilk-kez-yazan-adam-zubeyir-kindira-40176083

 

No ResponsesOcak 1st, 2018

ALLAHIM! SEN NE KADAR BÜYÜKSÜN EY RABBİM!

ALLAHIM! SEN NE KADAR BÜYÜKSÜN EY RABBİM!

Gerçekten ey Allahım! Sen Ne kadar büyüksün, Ey Rabbim.

Allaha küfredenlere Allah rızkını veriyor, bir ömür yaşatıyor. nefesini kesmiyor.

Yaratıldığı pis ve mide bulandırıcı meni ve sipermini görmeden, gübreye dönüştüğünü düşünmeden, pislik ürettiğinin farkına varmadan rabbine kafa tutmaktadır, [1] şu kendisini insan bilen insan.

-“ İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.”[2]

İşin garibi ise, kendileri inanmayıp yapmadıkları halde, inananları engellemekte ve öldürmektedirler.

Bizim sözümüz kesilse, reddedilip dinlenilmesine engel olunmasında ne yapacağımız düşünülsün.

Oysa Allahın kelamı için;

“İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.”[3]

“Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”[4]

-Allah kendisini inkar edip, bir ömür boyu küfreden insanın hayat vanasını kapamamakta, rızkını kesmemekte, yaşamasına müsaade etmektedir.

Nasıl bir sabır!

İlahi sabır…

Rabbani hikmet…

Hadiste; “Dünyanın, Cenab-ı Hakk’ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler bir yudum su ondan içemeyeceklerdi.”[5]

-Kıssadan Hisse:

 Vaktiyle zeki, çalışkan bir medrese (üniversite) talebesi, rüyasında çok sevdiği, feyz aldığı, bağlandığı hocasının cehennemlik olduğunu gördü. Rüyayı ilk gördüğünde sıradan bir rüya diye aldırmadı. Ama aynı rüyayı birkaç defa üst üste görünce gerçekçi bir rüya olarak yorumladı ve bundan dolayı üzüntüye kapıldı. Üzüntüsü dışardan da farkedilecek haldeydi. Herkes gibi hocası da bunu gördü ve sordu:

– “Oğlum senin neyin var, son günlerde yüzün hiç gülmüyor?”

Delikanlı başlangıçta söylemek istemeyip geçiştirmeye çalıştıysa da ısrar karşısında açıklamak zorunda kaldı:

– “Hocam, ben kaç defadır rüyamda sizin cehennemlik olduğunuzu görüyorum ve buna çok üzülüyorum.”

Hoca öğrencisine ve onun şahsında herkese ibret olacak şu açıklamada bulundu:

– “Oğlum, ben senin gördüğün rüyayı (kendimin cehennemlik olduğunu) kırk yıldır görüyorum. Ama yine de ümitsiz ve isyankâr değilim. Doğru bildiğim yolda yürüyor, Allah’a kulluğumu eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorum. Bana düşen de budur. Gerisi Allah’ın bileceği iştir.”

[1] Bak.Bakara.90.

[2] Adiyat.6.

[3] Fussilet.26.

[4] Hac.72.

[5] İbni Mace, Zühd 3; Tirmizl Zühd: 13.

No ResponsesAralık 27th, 2017