İSTANBUL SEÇİMLERİ ÜZERİNE FACEBOOKUN NABZI-2-

İSTANBUL SEÇİMLERİ ÜZERİNE FACEBOOKUN NABZI-2-

Kula belâ gelmez Hak yazmayınca
Mevlâ belâ yazmaz kul azmayınca.

**********

İmamoğlu Cumhurbaşkanı ile görüşme taleb etmiş. Cumhurbaşkanı şu şartlarla görüşmeli;

1.vali ve polislerden özür dilemeli.

2.mahkemesi sonuçlanmalı.

3.ysk onaylayıp mazbatasını almalı.

4.belediyeden kimseyi çıkartmayacağına söz vermeli.

5.pkk ve suçu sabit olmuş kimseleri belediyeye almamalı.

6.inançlı ve tesettürlü insanlara baskı yapmamalı.

7.ibb kozmik odasındakı gizli bilgileri kopyalamamalı.

8.Belediyenin işletmelerinde içkiye müsaade etmemeli.

**********

Öcalan mektubu Kürt oylarının tıpkı Saadetin ittifak yapıpta akp-ye oy kaymaması gibi yaptığı bir oyundur.

**********

Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten! Nâmık Kemâl

https://www.facebook.com/groups/527582727388383/

MEHMET ÖZÇELİK/25-06-2019  WWW.TESBİTLER.COM   WWW.MEHMETÖZÇELİK.COM

No ResponsesHaziran 25th, 2019

İSTANBUL SEÇİMLERİ ÜZERİNE FACEBOOKUN NABZI

İSTANBUL SEÇİMLERİ ÜZERİNE FACEBOOKUN NABZI

SAYIN CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’DAN ÖNEMLİ İSTEĞİMDİR:

1- Sn Başkanım emekliye verdiğin ikramiyeyi kes.

2-Bakıcılara verdiğin desteği kes.

3-Yaşlılara ve engellilere verdiğin tüm desteği geri çek.

(Çünkü tanıdığım bildiğim insanlar var hem yaşlı hem engelli) Paraları alıp 7/24 küfür ediyorlar…

4-Öğretmenlere verdiğin hakları geri al …

(eskisi gibi limon satıp ayakkabı boyasınlar)

5-Hastaneleri eski haline getir randevu sistemini kaldır herkes her hastaneye gidemesin, doktor seçemesin, her eczaneden ilaç alamasın.

(Sabahın 03:00’de kuyruğa girip beklesinler)

6-Doğalgazı kes, boşuna Rusya’ya para vermeyelim.

(eskisi gibi kömür yakmak istiyoruz)

7-Suları ayda bir akıt

(Tankerle su dağıtsın belediyeler)

8-Yol falan yapma artık zaten kimse yol istemiyor.

9- Sokakları çöp dağları ile doldur

(istanbul nostalji yaşamak istiyor)

10- Uçaklara fakirler binmesin. Benim anam- Babam bu dünyada uçağa binemeden öldüler.

(Halkın yerden uçağı seyretmesi yeterli)

11-Yaptığın üniversiteleri garibanlara ev olarak dağıt .

12- IMF den borç al halkımız kemerlerini sıkmak istiyor.

( IMF ülkemizden defol diye  sokaklarda bağırıp çağırmayı özledik)

13- Enflasyonu %75 e çıkar. Bakıyorum millet özlemiş o günleri.

14- Faizleri 30 lara 40 lara çıkar..

Hani ülkede kriz var ya o bakımdan.

15- Bırak öyle her ile ilçeye havalimanı yapmayı.

16- Her ile ilçeye, köylere barajlar göletler yapmayı bırak lütfen, yağmur suları neyimize yetmiyor ki bizim.

17- Çok ayıp; o ne öyle bütün şehirleri örümcek ağı gibi hızlı tren rayları ve hızlı trenlerle donatmak, 8-10 saatlik mesafeleri 2-3 saate düşürmek, yapma böyle şeyler.

İnsanımız belki eskisi gibi saatlerce kara tren yolculuğu ile nostalji yapmak istiyor. Bu zevkimizle bari oynamasaydın.

18- Sayın Başkanım, ne diye durmadan dağları taşları delip tüneller yapıyorsun, olmuyor ki böyle; halkımız belki yokuşları tırmanmak, engebeli arazilerde, yollarda maceralı yolculuk yapmak istiyor değil mi.?

Onları bu zevkten mahrum etmeye hiç hakkınız yok.

19-  Neden inatla okullarda akıllı tahtalar, masaların üzerinde okullar açılmadan hazırlanan bedava kitaplar, çocuklarımıza dağıtılan tabletler, taşımalı sistemler falan; Sayın Başkanım, belki biz kitaplarımızı kırtasiyelerde elimizde liste o kırtasiye senin bu kırtasiye benim dolaşarak kendi paramızla almak istiyoruz.

20-  3-4-5 km lik okul yollarını kar,kış,yağmur çamurda yaya yürüyerek gitme hakkımızı elimizden alıyorsun, buna hakkın yok.

21- Bütün yerleşim yerlerini parke taşları ile döşedin, ne güzel köyümüzde her tarafta çöpler uçuşuyor, kokuşuyordu. Sen tuttun her noktaya konteynırlar koydurtarak bizi bu kokuşmuşluktan mahrum bıraktın, olmaz ki ama.  Biz 15-20 yıl önceki gibi yaşamak istiyoruz.

22- Neden her hafta doktor gönderiyorsun ayağımıza ve bedava ilaç yazdırtıyorsun belki bizler ilacımızı paramızla almak istiyoruz değil mi? Belki hastane kuyruklarında beklemek hoşumuza gidiyor….

23- Eskiden öyle köle gibi uyuşuk uyuşuk, benliğinden özünden yoksun yaşamak varken ne diye bizi gafletten uyandırıyorsun be Başkan.

24- Yetmiyor Amerika’ya, israil’e kafa tutuyorsun. Avrupaya kafa tutuyorsun, Milli silahlar, milli ihalar, sihalar, tanklar, roketler, Milli araba Milli yazılımlar üretmekte neyin nesi.

25- Hele şu konuda çok yanlış yaptın:

Her ile ilçeye doğal gaz getirdin.

Biz tezek yakardık, kömür yakardık, yıkanacağımız suyu TÜP GAZ üstünde güğümle ısıtırdık; bizleri ondan da mahrum ettiğini bilmiyorsun değil mi?

26.işsizlik maaşını kaldir biz avrupalimiyiz ki yattigimiz yerde maaş alalim rajona ters

Bakınız Sn Cumhurbaşkanım;

Hataların saymakla bitmez iyisi mi burada keselim…

Bak İstanbul nasıl özüne dönüş yaptı. Ne mutlu İstanbullulara.

LÜTFEN HATALARINIZDAN VAZGEÇİN. BU ÜLKEYİ 20 YIL ÖNCESİNE GERİ DÖNDÜRÜN.BİZ DE RAHAT EDELİM SİZ DE.

************** 

Aptallık nedir?

Gerçeği bilerek, gerçeği görerek hala yalanlara inanmaktır.

**************

1963–307 sayılı kanun gereği belediye başkanlarının doğrudan halk tarafından seçilmesinin öngörüldüğü 27 Mayıs askerî darbesi döneminde halk ve basın üzerinden silindir geçmişçesine sindirilmiş, idamlar ve hapis cezaları ülkeyi hüzünlü ve kasvetli bir havaya boğmuştur. 1963 Mahalli İdareler seçimlerine gidilirken ahval budur.

Seçimlere AP, CHP, YTP, CKMP, MP ve Bağımsızlar katılır; neticede Türkiye genelinde 1.045 belediye başkanlığının 500’ünü AP kazanır; CHP ise 337 belediye

başkanlığında kalır. Bu ilk Mahalli İdareler seçiminin bir diğer özelliği, yakın tarihimizin ilk askerî darbe döneminin yine ilk kez halkın pasif tepkisiyle, yani oylarıyla, demokratik yöntemle sonlandırılması girişimidir.

Aynı zamanda İstanbul belediye seçimleri sonuçlarının, bundan böyle Türkiye siyaseti için önemli bir belirleyici unsur olacağı ilk seçimdir.

….13 Kasım 1963 tarihli İstanbul’un ilk belediye seçimlerinde AP adayı Nuri

Eroğan oyların büyük çoğunluğunu alarak İstanbul’un ilk Belediye Başkanı seçilir. Ne var ki CHP sonuçlara itiraz edecek, gerekçenin mesnetsiz olduğu belgelense de İstanbul İl Seçim Kurulu’ndan seçilenin adaylık yeterliğini haiz olmadığı sebebiyle iptal talebini

kabul yönünde karar çıkacaktır.

Sonuç: Belediye Başkanlığı, seçilmemiş olana verilir. Olayın perde arkasını, Nuri Eroğan’ın oğlu kaleme aldı.

….AP adayı Nuri Eroğan’ın aldığı oylar iptal edilir ve seçimleri büyük oy farkıyla kaybeden CHP adayı Haşim İşcan’a mazbatanın verilmesi doğrultusunda karar alınır.

…..Seçim iptali günlerinde Beyoğlu’ndaki yazıhanesinden çıkarken selam verip yanına yaklaşan iki kişinin koluna girip “Nuri Bey, bize katılınız, Başkanlık makamınızın iadesini sağlayalım!”teklifinde bulunduklarını, kendisinin ise yürüyüp gittiğini belirtir.

Bak.Derin Tarih.Haziran.2019 Tinet hiç bir bir zaman değişmez.Yılan yılanlığını, tilki de tilkiliğini yapacaktır.Bak.İsra.84.

**************

İzzet çöpte ve çöplükte aranmaz. İzzetlide çöpte ve çöplükte bulunmaz.

**************

Öcalan mektubu Kürt oylarının tıpkı Saadetin ittifak yapıpta akp.ye oy kaymaması gibi yaptığı bir oyundur.

**************

Yeni nesillere ve gafillere biz chp zihniyetini anlatamadık. Artık yaşayarak öğrenecekler. Bin nasihatten bir musibet evladır.

**************

Selahaddin Eyyubinin dediği gibi biz sadece seferden sorumluyuz, zaferden değil. Gerisi ALLAH’ın takdiri.

**************

ŞU DUMAN BİR ÇEKİLSİN, KİMİN KAZANIP KAYBETTİĞİNİ GÖRÜRSÜNÜZ! BİNDİĞİNİZ AT MI EŞEK Mİ ONU DA GÖRECEKSİNİZ AYRICA!

**************

ولا تهنوا ولا تحزنوا وانتم الاعلون ان كنتم مؤمنين

“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.” Âl-i İmrân Suresi 139. Ayet

**************

TERÖR İSTANBUL’A İNDİ!

Eko taraftarları kutlama adı altında Şirinevler’de İmam Hatip okulunu taşladı ve arabalara saldırdılar.

**************

OKUN DAHA İLERİYE GİTMESİ  İÇİN YAYIN GERİYE GİTMESİ GEREKLİDİR…

**************

Bu ilâhî  imtihan, sakın  üzmesin bizi ;
Bekleyelim  görelim, mahşerdeki  temyizi.

* * * * *

Ümitsizlik  haramdır,  karamsarlığı  bırak;
Kıyamet  kopuyorken, sen fidan dikmeye bak.

* * * * *

Varsa ki, bir insanda, alışkanlık körlüğü ;

Bekleyin o insandan, her türlü nankörlüğü.

* * * * *

Sende yoksa tefekkür, cehline akıl n’etsin ?

Ne korkarsın ölümden? Sen ki zaten cesetsin !

* * * * *

İster müşrik, münâfık, ister mü’min seversin,

Bil ki; o sevdiğinle,  mahşerde  berabersin.Cengiz Numanoğlu

**************

Er-râzî bizzarari lâ yunzeru leh.

“Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir”

**************

TESBİT:

İstanbul;tercihini projelerden hizmetlerden yana değil!FETÖ’nün,PKK’nın destek verdiği Ekrem’den yana koydu…

**************

Evde uyumsuzluk huzursuzluk vardı,İstanbul ,aile büyüklerini dinlemedi,kocaya kaçtı.Allah mutlu eylesin

**************

Eşeğe altın semer de örsen,Eşek yine Kerdir.

**************

“MHP” Dışındaki Ülkücüler,!

yahudi dükkânına Asılmış Besmele Gibidir.! Alparslan Türkeş

**************

Kader söylese, iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar.SAİD NURSÎ

**************

Biz her hesabın üzerinde bir hesap olduğuna inanan insanlarız.

**************

Peygamberimiz sav Uhud savaşından dönerken Harre mevkiine geldiğinde, ordusunu durdurarak Rabb-ı Rahimine şu içli niyazı yaptı:

“Allah’ım! Hamd ve senâ ancak Sanadır.”

“Allah’ım! Senin açıp yaydığını dürecek, senin dürdüğünü de açıp yayacak hiçbir kuvvet yoktur.”

“Senin dalâlette bıraktığım, hidâyete erdirecek yok, Senin hidâyete erdirdiğini de saptıracak yoktur.”

“Senin vermediğini kimse veremez ve Senin verdiğini de kimse engelleyemez.”

“Allah’ım! Rahmet ve bereketini, fazl ve keremini bize aç, yay üzerimize.”

“Allah’ım! Ben, yoksul olduğum günde senden ni’met, korkulu olan günde de emniyet dilerim.”

“Allah’ım! İmanı sevdir bize! Kalblerimizi imanla süsle! Küfür, isyan ve tuğyandan nefret ettir bizi! Din ve dünyamıza zararlı olan şeyleri bilenlerden, doğru yola erenlerden eyle bizi.”

“Allah’ım! Bizleri, Müslüman olarak yaşat! Müslüman olarak öldür! Bizi, sâlihler ve iyiler zümresine kat. Ki onlar, ne şeref ve haysiyetlerini kaybedenler ve ne de dinlerinden dönenlerdir.”

“Allah’ım! Senin Peygamberini yalanlayan, Senin yolundan yüz çeviren, Peygamberinle savaşan kâfirlerin cezâlarını ver! Onlara hak ve gerçek olan azabı indir!”69

**************

عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ (مَا مِنْ عَبْدٍ تُصِيبُهُ مُصِيبَةٌ فَيَقُولُ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ آجِرْنِي فِي مُصِيبَتِي وَاخْلُفْ لِي خَيْرًا مِنْهَا إِلَّا أَجَرَهُ اللَّهُ فِي مُصِيبَتِهِ وَخَلَفَ عَلَيْهَا خَيْرًا مِنْهَا.  (رَوَاهُ مُسْلِمٌ )

Resullulahın hanım Ümmü Seleme (rediyellahu anha) anlatıyor: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellim) şöyle buyurdu : “Kendisine bir musibet gelen kul, Oda

‘Biz Allah’tanız ve ancak O’na döneceğiz. Bana bu musibetim için mükafat ver ve bana bunun arkasından daha hayırlısını ver!’ derse, Allah ille o musibei mukafatladırır voe mutlaka daha hayırlısını verir.” (Müslim)

**************

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

**************

“Müstahaktır” diyerek insaftan vazgeçilmez,

Zorda kalınsa bile hayduttan dost seçilmez,

Bulutlardan yağacak rahmet gecikse dahi,

Vebal akan çeşmeden tek damla su içilmez….

**************

Kocasına kızıp sarhoş sevgiliye kaçan kadın gibisin İstanbul inşallah pavyona düşmezsin.

**************

Celladına aşık olmuşsa bir millet,

İster Ezan, ister çan dinlet,

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,

Müstehaktır ona her türlü zillet…!

**************

“Hangi fiilinizle kadere fetvâ verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti?”Bediüzzaman.

**************

Derviş yolda yürürken, ensesine koca bir şaplak atılır. Bizim derviş döner bakar ki; tokadı atan, boylu poslu, kaytan bıyıklı, bıçkın bir kabadayı. Lakin belli ki o da tasavvuf terbiyesinden geçmiş biridir… Derviş’e der ki; “BRE DERVİŞ ! TOKAT KİMDEN GELİR, BİLMEZ MİSİN DE, DÖNÜP ARKANA BAKARSIN ?” Bizim derviş; boynu bükük, mahçubiyet içinde; “BİLMESİNE BİLİRİM DE KİMİ VESİLE KILDI DİYE BAKTIM BEYİM !” diye cevap vermiş….

**************

Bak oğlum, şu Makarios heykelini yapan herif şu Marmaray’ı yapan adamı yendi bugün.

**************

Devletinin S400 alımını sadece tv programı olarak görüp te hala soğan, patates eyt suriyeliler vs diye devletine had bildirmek isteyenler bunun hesabı ahirette ağır olacak..Sadece chp hdp pkk diğer satılmışlarin oylarıyla belediye belediye başkanı seçtiğiniz şahıs için kimlerin sevindigine bakarsanız o vebal size zaten yeter..

**************

“Bu millet iyidir, yalnız bir kusuru var çabuk unutur.”Sultan Abdülhamid Han.

**************

Geceyi Allah-u Ekber nidalarıyla değil Cami önünde alkoliklerin çığırtkanlıklarıyla kapadık.😔

**************

 “Getirdiğim suyu kana kana içecekler, boğazları kuruyuncaya kadar bana küfredecekler!..”(Abdulhamid Han)

**************

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

33 sene devletim ve milletim için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah, bunu muhakeme edecek ise Resulullah’tır.(SAV) Bu memleketi nasıl bulduysam öyle teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Allah’ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara çarşaf örmek istediler ve muvaffak da oldular.

Filistin’i satın almak isteyen Yahudileri kapımdan kovduğum için Allah’a şükrediyorum.

Defol ey sefil!

(Yahudiler İçin Toprak Satın Almak İsteyen Emanuel Karasoya’ya Cevabı)

Biz bu sahalardan çekilelim, emin olun ki buralar daimi karışık ve iğtişaş (özü kaybettirilmek istenen) sahalar haline gelecektir.

Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.

Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.

Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!

Düşmanın kurtuluş reçetesi öldürmek içindir. Esaretin bir çeşidi de borçlandırmadır.

Millet birbirini kırıp geçireceğine bırakın beni öldürsün.

Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!Ben RABBİME İNANIYORUM.O HERŞEYİ BİLENDİR.

ABDÜLHAMIT  CENNET MEKAN

**************

MİT personelinin resmi ofis binalarına aleni girip çıkan %2 lik masa başı personeli hariç %98’inin maaşı çeşitli kurumlar üzerinden çeşitli pozisyonlarda gösterilerek ödenir. İBB üzerinden de sayısı normal olarak bilinmeyen MİT personelinin maaşı ödeniyor.

 Maaşı İBB üzerinden ödenen Bu adamlardan 400 civarı aslan parçasının direk PYD- YPG’nin içinde olduğu söyleniyor. Bu 400 civarı aslan parçasının açığa çıkarılması özellikle PYD-YPG’ni yularını elinde tutan PENTAGON ve CIA için büyük hayati önem taşıyor.

 Bu sebeptendir ki CHP adayı koltuğa oturduktan 30 küsür saat sonra bir yerlerden kendine gelen talimat doğrultusunda ilk olarak İBB kozmik odasındaki bütün verilerin kopyalanması talimatını veriyor.

 Hali hazırda zaten bilgi işlem dairesi ana bilgisayarlarında 3 ayrı yedek olarak tutulan bilgileri guya kopyalamak üzere ne idüğü belirsiz bir kaç şirket çalışanı harddisk dolu bavullarla geliyor.

Vatansever aklı başında bilgi işlem çalışanları durumu yukarı bildiriyor.

 Hakan Fidan’ın bir kaç kahramanı bilgi işlem merkezine hızlı bir şekilde intikal ediyor. Ne idüğü belirsiz bu bilgi işlemci şirket çalışanları biz emir aldık ve bu verileri götüreceğiz diyorlar. Tartışma büyüyor.

 Nasıl oluyorsa nereden çıktığı belli olmayan silahlar ortaya çıkıyor. Fidan paşanın fidan boylu yiğitleri de silahları çekiyor. Mermiler namluya sürülüp emniyetler açılıyor. Aslan parçaları bizim cesedimizi çiğnemeden buradan bu bilgileri çıkaramazsınız diyorlar.

 Sonrası malum çok hızlı bir yargı kararıyla malum şer ittifakının adayının verdiği emir iptal ettiriliyor. Ve o veriler oradan dışarı çıkmıyor.

 Malum şahsın XYZ partilerinin büyükşehir belediye başkan adayı değil çok ciddi bir MİLLİ GÜVENLİK sorunu olduğunu defalarca söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz.

Tehlikenin boyutunu anlamayan VATANSEVER SOL görüşlü kardeşlerimiz belki yeniden düşünürler…….

**************

Sanmasınlar yıkıldık

Sanmasınlar çöktük

Sadece bir başka bahar için yaprak döktük.

**************

“neme lâzım” deyip hususî nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim.

Lemalar – 41 BEDİÜZZAMAN

**************

CHP’nin İBB Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Ordu Havalimanı’nda çıkardığı VIP skandalının kamuoyu ile paylaşılan görüntüleriyle ilgili olarak “montaj” iddiasında bulunan CHP’lilerin iddiaları boşa çıktı. Yayınlanan yeni görüntülerde CHP’li İmamoğlu’nun, güvenlik görevlisini iterek X-Ray cihazından geçtiği ve Ordu Valisi Seddar Yavuz’a yönelik olarak “it” dediği açıkça görülüyor.

**************

NEYİN HAYIR , NEYİN ŞER  OLDUĞU ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.

İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”

“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.” Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.

“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”

Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması,talihsizlik değil, şansmış meğer…”

“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”

Cinli filozof Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

**************

Teyo Emi yıllardır kimseye kaptırmadığı  yalan tahtına, kendisinden  daha yalancı bir aday çıktığını haber alınca kalkmış İstanbul’a gelmiş.

**************

Pkk lıların manşeti.

 siz AFRİNDE vurdunuz biz istanbulda ..?

**************

️..Bazen zulüm içinde  adalet tecelli eder..️Risale-i Nur…

**************

Atatürk ile HDP’nin kanlı bayrağını yan yana getirenler kazandı dün gece.

**************

“Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma…”(Lem’alar 152) Hizmet Rehberi – 82

**************

Saadet Partisi’nden flaş çıkış: Seçimin kazananı biziz   http://bit.ly/2ZOaHJv

**************

İSTANBUL İKİ KERE FETH OLUNACAKTIR HADİSİ ŞERİFİNİ OKUYAN MÜRİDİ HOCA EFENDİYE EFENDİM İSTANBULU KAFİRLER İŞGALMİ EDECEKLER? DİYE SORUNCA ALİ HAYDAR EFENDİDE ONA HAYIR MAHMUD İSTANBULU KAFİRLER ALAMAYACAK AMA İÇİNDEKİLER KAFİRLEŞİCEK DER.

**************

ŞAKA GİBİ ..

Marmaray YAP

Hızlı Trenler YAP

Havaalanları YAP

Üniversiteler YAP

Stadyumlar YAP

Olimpik Yüzme Havuzları YAP

Yeni Tiyatro Sahneleri YAP

Metrolar YAP

Tüneller YAP

Barajlar YAP

Nükleer Santral YAP

Modern Bölünmüş Yollar YAP

Modern Adliye Sarayları YAP

Milli Silahlar YAP

Milli Tank YAP

Milli Helikopter YAP

Sismik Araştırma Gemisi YAP

Boğazın Altına Tüpgeçit YAP

Dev Şehir Hastaneleri YAP

81 İl e Ücretsiz Kanser Tarama Merkezi YAP

Tersane YAP

Liman YAP

Geri Dönüşüm Tesisleri YAP

Dar Gelirliye Konut YAP

Başörtüsünü serbest YAP

Hz.Muhammed in Hayatını ve Kuran ı seçmeli ders YAP

Uzaya uydu FIRLAT

Ambulans sayısını ARTIR

Hastane sayısını ARTIR

MR Cihazı sayısını ARTIR

Tomografi Cihazı sayısını ARTIR

Diyaliz Cihazı sayısını ARTIR

Yeşil Alan miktarını ARTIR

Orman miktarını ARTIR

Milli Park sayısını ARTIR

Temiz Plaj sayısını ARTIR

Açılan İşyeri Sayısını ARTIR

Turist sayısını ARTIR

Öğrenci sayısını ARTIR

Öğrenci Burslarını Kat Kat ARTIR

Doğalgazlı il sayısını ARTIR

İçmesuyu ulaşan insan sayısını ARTIR

Ortalama Yaşam Süresini ARTIR

Okuma Yazma Oranını ARTIR

Okullaşma Oranını ARTIR

Tarımsal Üretimi ARTIR

Çiftçiye Destekleri ARTIR

Halka Sosyal Destekleri ARTIR

Şehit Ve Gazilere Desteği ARTIR

Eğitim ve Sağlık Harcamalarını ARTIR

MB Döviz Rezervlerini ARTIR

Memur ve Asgari Ücretlinin Maaşını Enflasyondan Fazla ARTIR

Türkiyenin ilk Tohum GEN Bankasını AÇ

Türkiyenin ilk Milli Botanik Bahçesini AÇ

Enflasyonu DÜŞÜR

Faizleri DÜŞÜR

Kamu Borcunu DÜŞÜR

İMF ye Borcu YOK ET

Hava Kirliliğini YOK ET

Çöp Sorununu YOK ET

Trafik Canavarını YOK ET

Katsayı Zulmünü YOK ET

Öğrenciye Ders kitabını ücretsiz DAĞIT

Öğrenciye Süt DAĞIT

Öğrenciye Tablet DAĞIT

Okullara Bilgisayar DAĞIT

Okullara Akıllı Tahta DAĞIT.

Üniversite Harçlarını KALDIR.

Binlerce Tarihi Eserimizi Yurda GETİR

Binlerce Tarihi Yapıyı RESTORE ET

Orhun Abidelerine giden 48 Km Asfalt YOL YAP

– Dünyanın 3. Deniz Dolgulu Havalimanını Yap ( Ordu-Giresun Havalimanı……..                               SONRA BİRİLERİ ÇIKSIN SİZ NE YAPTINIZ DESİN Eşşek gibi anırsın

**************

Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.

**************

“Yedinci Suâl: Bu hâdise-i arziye, bu memleketin ahâli-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyâde ilişiyor?
Elcevap: Bu hâdise hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazan’ın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribâtından intibâha gelmediklerinden, hafifçe gàfilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emârelerin delâletiyle bu hâdise ehl-i imânı hedef edip, onlara bakıp, namaza ve niyâza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor.
Bîçare Erzincan gibi yerlerde daha ziyâde sarsmasının iki vechi var:
Biri: Hatâları az olmak cihetiyle, temizlemek için tâcil edildi.
İkincisi: O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatli imân muhâfızları ve İslâmiyet hâmileri az veya tam mağlûp olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle, en evvel oraları tokatladı ihtimâli var.” Sözler On Dördüncü Söz.

MEHMET ÖZÇELİK/ 24-06-2019  WWW.TESBİTLER.COM WWW.MEHMETÖZÇELİK.COM

No ResponsesHaziran 24th, 2019

DİN ADAMLARI VE İSTİKAMET

DİN ADAMLARI VE İSTİKAMET

Toplumdaki zikzaklar, olumsuz fikir ve davranışlar din adamlarının istikametsiz, ölçüsüz, dengesiz, bulanık, net olmayan, kararsız görüş ve yaşayışlarından kaynaklanmaktadır.

Adeta ne yapacağız, nasıl düşüneceğiz, nasıl hareket deceğiz diyerek bocalama içerisinde kalmaları yani hoca ve din adamları tarafından a’rafta bırakılmalarından kaynaklanmaktadır.

Her meslek ve mensubunda bu durum olabilir ancak dini temsil eden kişideki bozulmalar, bu bozulmalara mesned teşkil etmektedir.

Bu bozulmalarda ya dini temsil edenlerin yetersizliklerinden, dini hakkıyla anlayamamalarından, kendi zamanlarının şartları içerisinde daha sağlıklı değerlendirememelerinden veya toplumda değişim yapmak isteyen veya bozmak için bir araç olarak dini kullanmalarından kaynaklanmaktadır.

Bu durum siyasette de görülmekte ve her türlü maddi manevi iktidar ve güç elde etmeye çalışanlarda görülmektedir.

Gerçek alimler devre dışı bırakılırken, din adamları yıpratılmaya ve yetersizleştirilmeye çalışılmaktadır.

Gerçek İslam alimlerini hedef alıp devre dışı bırakanlar, ulema-is-su’ denilen ehli sünnet dışı tahrib edici kimselerin önünü açmaktadırlar.

Din kisvesi altında çok tahribat yapılmaktadır.

***************   

Yahu Cübbeli Ahmet hocaya saldırıyorlar!.

Atatürk hakkında şöyle şöyle olumlu şeyler söylemiş diye!!!?[1]

Ne var yani!? Yüz sene öncesinde Kutbu Azam bile basiret körelmesiyle davranırken;

“Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri de Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Dokuzuncu Mes’ele’de “Bir zaman, ben bir kısım ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile duâ ettim”2 der. Bu hadisenin ayrıntısını Üstad’ın talebesi Çaycı Emin Ağabeyden (Emin Çayırlı) dinleyelim:

“Üstad’ın Kutb-u Azamla konuşması’

“Bir gün beraber ikindi namazını kıldık. Namazdan sonra tesbihatta iken: ‘Kambur, ben mi haklıyım, yoksa sen mi haklısın?’ diye birisine hitap ediyordu.

“Ben yine bir çok zamanlar olduğu gibi, hayretler içindeydim. Odasında benimle kendisinden başka kimse yoktu. Benim merakımı görünce, mes’eleyi şu şekilde izâh etti: ‘Onuncu Söz, haşir ve âhiret hakkındadır. Ben o eseri bir vakitler Barla’da yazıyordum. Baktım o günlerde bir İslâm düşmanı, ıslâhı gayr-i kabil… Arefeye bir kaç gün vardı. Ben bedduâ ettim. Benim bedduâma karşılık bütün Hicaz velileri ve Hicaz’daki Kutb-u A’zâm ise, onun ıslâhı için duâ ediyorlardı. Benim bedduâm ferdî kaldığı için iâde edildi. Aradan uzun seneler geçti. Baktım, bu sene (1938-1939 senesi) bana nihayet hak verdiler. Ben hâlbuki bunun ıslahının gayr-i kâbil olduğunu biliyordum. Onlar nihayet bu sene başladılar bedduâ etmeye. Benim konuştuğum Kutb-u A’zam’dır; Mekke-i Mükerreme’dedir. Bütün Hicaz’la birlikte bedduâ etmeye başladı. Bana hak verdi. Ben de ona hitap ettim.”

Cübbeli istikametsiz ve ölçüsüz davranmış çok mu yani!!!?

Demek ki basiret böyle bir şeymiş.

İnsanın aklı açık olabilir, çenesi çok iyi çalışabilir ancak basiret körelmişse onu ya musibetler açar, ya da göz kapanınca açılır.

Allah istikamet versin.

-Dik duramayan ve yamulan alimler veya alim görüntülü kimseler.

İlmi hazmetmeyen alim, toplumca da hazmedilmez.

Cübbelinin ilmi hazmedilmemiş ilimdir.

Mutfaktaki malzemeleri sunarken, ondan yemek yapmakta nakıs kalmaktadır.

-YILDIZ ARAYIP GÖKTE NİCE TURFA MÜNECCİM
GAFLET İLE GÖRMEZ KUYUYU REH-GÜZERİNDE.. ZİYA PAŞA
(Birçok acemi müneccim gökte yıldız ararken gaflete dalarak yollarındaki kuyuyu görmezler.)

*********

” Tarihçi Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu olaya şöyle tanıklık etmiştir:
“Bu olay Arapça ezanın kaldırıldığı zaman olmuştur. Mustafa Kemal İzmirdeydi. Bursa’da Ulucamide bir müezzinin ezanı Türkçe okumayıp Arapça okuduğunu öğrendi. Sofradaydık, derakap hususi trenin hazırlanmasını emretti. Tren öylesine bir şekilde geldi ki, Karaköy’e kadar Mustafa Kemal bağırıyordu ‘Yavaş gidiyor daha süratli’ Karaköy’den otomobille gayet bozuk bir yoldan Bursa’ya varıldı. Paşanın oradan kalkıp Burşa’ya geldiğini haber alınca, Ankara ‘Bu telaşa sebep ne” demiş. Bunu Mustafa Kemal duymuştu. ‘Bir müezzin Arapça ezan okuyor. Ne vali, ne müddeimumi, ne polis hadiseyle ilgileniyor. Biz inkılap yapıyoruz. Bir milletin kaderini elimize aldık, çocuk
oyuncağı mı bu işler? Bu eserin kurucusu benim. Bursa’da devlet makamları inkılapları korumak için alakalanmadıklarında benim ne yapmamı istiyorsunuz? Durmamı mı?’ dedi. Ondan sonra verilen yemekte bu sözleri söyledi. Konuşmanın gazetelerde neşredilmediğini hatırlıyorum.”[2]

****************  

Fetö bunu başından beri yaptı ve her türlü gayrı meşru yolu meşru hedeflerine!? ulaşmak için kullandı.

-“Latif Erdoğan’ın anlattığı bir iddia filmlere konu olacak cinstendi.
Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın rahatsızlanarak ameliyat olduğu gün, ilk olarak cemaat hastanesine götürüldüğünü söyleyen Latif Erdoğan’ın bu sözleri soruşturma dosyasına da girecekti. Erdoğan’ın iddiasına göre, Başbakan rahatsızlandıktan sonra cemaat hastanesine kaldırıldı ve ardından devreye MİT Müsteşarı Hakan Fidan girdi. Başbakan’ın orada tedavi edilmesine engel olan Fidan, bu yüzden cemaat tarafından çizildi. Bir diğer iddia ise, cemaatin MİT Müsteşarlığı’na Ramazan Akyürek’i getirme planı olduğuydu…”[3]

*******************   

Mesela Mehmet Akif şaibeli Cemaleddin-. Efganiyi değerlendirirken;

-”Mehmet Akif ve benzeri birkaç kişi, O’nu hararetle müdafaa etmişler ve Afganî’yi lâyık olduğu mevkiye oturtmaya çalışmışlardır. Sırât-ı Müstakimin 91. sayısında, Akif onun hakkında şunları söylen «Bugün Mısır ülkesinde islam adına mücadele eden ne ka dar insan varsa, bütün bu kıymetli insanlar Cemaleddin Afganî’nin yetiştirdiği kişilerdir…
«Merhumu ne Afganistan’da, ne Hindistan’da, ne Avrupa da ve ne de Osmanlı toprağında rahat bırakmadılar. Hiç bir yerde onu rahat ettirmediler. Cemaleddin, İslâm dininden biraz taviz verse idi, İslâm için mücadele etmekten biraz olsun vazgeçse idi, dünyanın her tarafında itibar ve makam bulurdu. Debdebe ve şatafat içinde yaşardı. Fakat o bütün mansıblara ulaşmak kabiliyetinde olduğu halde, İslâm konusunda tavizsiz olduğu için, bunların hepsinden mahrum bırakılmış bir büyük insandır. Hiç kimsenin dayanamayacağı hakaretlere ve taarruzlara kendi imanı ile karşı koydu. Kâmil, üstün kelimesinin ihtiva ettiği manaya göre o bir yaşayan şehid idi…»[4]

-Diğer taraftan kendi zamanındaki menfi insanların bile ruhaniyetinden meded umdukları Abdulhamid hakkında ise;

-Mehmet Akif, Sultan II. Abdülhamid ile ilgili olarak:

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
“Bu bir câni!” dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se…
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblis’e

Bu dizeler Mehmet Akif Ersoy’un İstibdad isimli şiirinden alınmıştır. Şiirin ilk dizeleri “Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdad, / Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd”  şeklinde. Buradan da anlıyoruz ki, şiir İstibdad Devri’nden sonra yazılmış.

Şiirde Mehmet Akif dönemin yahut bir önceki dönemin Sultan’ına mel’un yakıştırması yapmış ve İblis’ten daha aşağılık görmüştür.

Akif yine başka bir şiirinde:

-“Ortalık şöyle fena, böyle müzebzeb işler,
Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer,
Âkıbet çok kötü…”[5]

Akif Tevfik Fikretin Abdulhamidin ruhaniyetinden istimdat dilediği gibi, Akif de Abdulhamidi arar kişi olmuştur.[6]

Yakın dostlarından Yozgatlı Mehmet Efendi’ye söylediği şu sözler hastalandığı yıllarda II. Abdülhamid hakkındaki görüşünü değiştirmiş olduğuna bir delil olarak kabul edilebilir. “Ölmez de iyileşebilirsem hatıralarımı yazmak istiyorum. Hatıralarımda Sultan II. Abdülhamid’e karşı itizar (özür dileme) ve itiraflarım olacak.” demiştir.

****************  

Ahiret her şeyin faş olup görüleceği yerdir.

-Hallâc-ı Mansur: “Bana açtığın sırları onlara da açsan veya onlardan gizlediğin sırları benden de gizleseydin bu başıma gelmeseydi”

MEHMET ÖZÇELİK

22-06-2019


[1] https://m.youtube.com/watch?v=6YBFJIjWU9Q

https://www.risalehaber.com/cubbeli-ahmet-hocanin-sasirtan-ataturk-yorumu-356017h.htm

[2] Atatürkün Bursa Nutku.Sh.23.

[3] CAN ÖZÇELİK-KÂİNAT İMAMI-FETHULLAH GÜLEN Kitabından.49.

[4] ABDÜLHAMİD’İN HATIRA DEFTERİ-Sh.7.Hazırlayan: İsmet Bozdağ.

[5] https://foyuk.wordpress.com/2014/08/05/yildizdaki-baykus-mehmet-akifin-ii-abdulhamid-hakkinda-gorusleri/

https://listekitap.com/haber/mehmet-akif-ersoyun-sultan-ii-abdulhamidi-baykusa-benzettigi-siir-istibdad/

[6] https://www.youtube.com/watch?v=aCHUQWAyde0

No ResponsesHaziran 22nd, 2019

ÇEŞİTLEME

ÇEŞİTLEME

Şunu çok açık ve rahatlıkla ifade edebilirim ki; şimdiye kadarki darbelerde MİT’in etkisi, bundan sonrada mitle devam edecek veya durdurulacaktır.

Gerçekten Türkiye son on yılda çok büyük badireler atlattı.

Olmak ve ölmek arasında kaldık.

Bütün birikimleri ile geldiler.

İç ve dış bekleyen hücreleri devreye koydular.

Mit krizi bunun ilk fitilini ateşledi.

17.25 Aralık 2013 le gerçek yüzünü gösterdi.

15 Temmuz 2016 ile zirveye çıktı.

Sonuç alınamayınca akrep kıskacıyla çevre kuşatmasına gidildi ve devam etmektedir.

-Tarih tekerrür mü ediyor?

Dün gelinen oyuna bugünde mi geliniyor?

Necmettin Erbakan, REFAH-YOL hükümetini iktidardan düşürenin WINEP ve Alan Makovsky olduğunu açıklayarak, 28 Şubat döneminin asıl mimarlarının da bu yapı olduğunu açıklamıştı. Erbakan’ı iktidardan eden Henri Barkey, Alan Makovsky gibi isimlerin yanı sıra Soner Çağaptay, Yurter Özcan, Faruk Loğoğlu gibi ‘Arı Hareketi’nin önemli simaları bugün gelinen noktada İmamoğlu’nun arkasında yer alıyor.

Yurter Özcan’ın CHP Amerika Temsilcisi olarak atanmasının ardından başta WINEP Türkiye Araştırma Programı kurucusu Alan Makovsky olmak üzere CFR, AIPAC, JINSA gibi MOSSAD, CIA, Pentagon ve İsrail Savunma Bakanlığı ile ilişkili think-thanklar ile CHP çok yakın ilişkiler kurdu. CHP-HDP-İyi Parti adayı İmamoğlu ve Özcan arasında da sıklıkla görüşme gerçekleştiriliyor.

Türkiye, 15 Temmuz’daki FETÖ’cü hain darbe girişimine doğrudan katıldığı ortaya çıkan CIA ajanı Henri Barkey hakkında yakalama kararı çıkarmıştı. CHP’nin ABD temsilcisinin, Barkey ve parti yönetimi arasında köprü görevi üstlendiği öğrenildi.[1]

-Herşeyi kendi zamanı içerisinde değerlendirmeli.

Nitekim iyi niyetle kurulan, hizmet Edip kabul gören Özal’ın ANAP partisi, daha sonra Mesut Yılmaz’ın başa geçmesiyle masonların kontrolüne geçmiş ve 28 Şubat 1997 sivil ağır darbenin taşları döşenmiştir.

Hürriyet sevdasıyla kurulan İttihat ve Terakki cemiyeti tamamen masonların kontrolüne geçmiş ve merhum Abdülhamid-in hal’ine varmıştır.

Sakallı Celal’in dediği gibi; Tanzimat ilan ettik, olmadı. Meşrutiyet ilan ettik, olmadı. Cumhuriyet ilan ettik, olmadı. Belki biraz da ciddiyet ilan etsek, sürekli halka aptal, kötü diyen bu siyasetten beslenme asalaklardan kurtulur muyuz sizce?

-Hakkı batılın kabında sunan, batıla hizmet etmiş olur.

Tarih her zamanki gibi tekerrür ediyor.

Yüz sene önce ki anlayışsız, basiretsiz, hissi davranışlar aynen bugünde devam etmektedir.

****************  

S400- leri almamamız için her zorbalığı deneyen ABD, acaba bunu neden yapıyor;

Saldıracağı İran’ın önüne perde olmaması için mi?

Gizli silah ve istihbarat desteği verdiği PKK ve YPG- ye engel olmaması ve gizliliğini koruması için mi?

Gizlice yaptığı operasyonların farkına varılacağı korkusu mu?

İşin ciddiyeti ortaya çıkıp, kuyruğuna basılan ABD’nin kararı;

“Açık düşman yakın tehdit.

Türkiye’nin S-400 almasını engelleyerek ülkemizi havada saldırıya açık halde tutmak için tehdit üstüne tehdit yağdıran ABD, Arizona’da F-35 projesi için eğitim alan Türk pilotlarının 31 Temmuz’a kadar ülkeyi terketmesini istedi. Hem S-400 tehditleri hem F-35’lerle ilgili tutumu ile ABD, Türkiye için açık ve en ciddi tehdit olduğunu bir kez daha ilan etmiş oldu.”

KARŞI MİSİLLEME:

Türkiye’deki ABD özellikle İNCİRLİK KAPATILMALI VE 30 HAZİRANA KADAR CONİLERE SÜRE TANINMALIDIR.

***********

İşin ciddiyetini anlayan haçlı zihniyeti, içimizdeki biriktirip beslediği kriptolarını devreye koydu ve deşifre etti.

Artık saklama ihtiyacı hissetmedi.

Son kozunu da oynamaya başladı.

Ya hep ya hiç.

Ya herro ya merro dedi.

Ya ölüm ya kalım.

-“Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin.”SAİD NURSÎ.

-Dünyadaki tüm kirli işleri finanse eden Rothschildg [2] Ve rockefeller ailesidir.[3]

-”Türkiye’de ABD’nin kontrolü 11 Haziran 1944 tarihinde başladı: İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, yani…

23 Haziran 1944’te Türkiye ile ABD arasında radyo haberleşmesi kuruldu.

ABD’nin Missouri savaş gemisi 5 Nisan 1946’da İstanbul’a geldi! 13 Nisan 1946’da ise CHP hükümeti ABD’den 500 milyon dolarlık kredi istedi.

7 Eylül 1946’da ilk devalüasyon yapıldı…

11 Mart 1947’de Türkiye Uluslararası Para Fonu Teşkilatı’na (IMF) katıldı!

Bir gün sonra, “President Truman” Türkiye ile Yunanistan’a “askeri ve ekonomik yardım” sağlamak için Kongre’den yetki talebinde bulundu. 22 Nisan’da Türkiye’ye yardım onaylandı. Bir ay sonra da, Truman tarafından imzalandı…

Ezcümle, tüm bunlar İsmet İnönü Cumhurbaşkanı iken yaşandı!

Evet, Türkiye NATO’ya 1952’de Başvekil Adnan Menderes döneminde girdi: Buna mukabil, Menderes ilerleyen yıllarda “ABD’nin kontrolünden çıktığı için” idam edildi!

ABD’nin Türkiye’deki Gladyo’su eliyle 27 Mayıs 1960’ta Adnan Menderes’i devirmesine; Cumhuriyet gazetesi, neredeyse 60 yıldır “alkış tutuyor!”[4]

-”27 Mayıs 1960 darbesinin öncesindeki günlerde patlayan olayları, protestoları, mitingleri, yürüyüşleri organize edenler arasında -Orhan Birgit’in yanı sıra- Alev Coşkun da vardı!

Mister Birgit, 28 Nisan 1960’daki olaylardan söz ederken; “İtiraf ediyorum ki, organize ettim. O işin perde arkasındaydım” demiştir. (Vatan, 8 Şubat 2009)

MİLİTAN GENÇLER.

Alev Coşkun ve Orhan Birgit gibi isimlerin başını çektiği elemanlar; aralarında Mehmet Barlas, Nurettin Sözen, Ahmet Güryüz Ketenci, Bozkurt Nuhoğlu gibi militanların da yer aldığı gençleri sahaya sürmüşlerdi![5]

CHP, 27 MAYIS’IN NESİYDİ?

Perde arkasında ABD’nin yer aldığı 27 Mayıs’60 darbesinin en büyük destekçisi daha doğrusu parçası İsmet İnönü ve onun CHP’siydi…”[6]

   MEHMET ÖZÇELİK

2106-2019


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/erbakani-devirenler-imamoglunun-yaninda-3495198

[2] https://m.youtube.com/watch?v=RPtyfgNWyWQ

[3] https://m.youtube.com/watch?v=jh71_NEE-WU

[4] https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/pandoranin-kutusu-diye-yazilir-gladyonun-kutusu-diye-okunur-2050455

[5] Bir Devrin Hafızası, Rasim Cinisli, Doğan Kitap, Sayfa: 75.

[6] https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/yureginiz-yetiyorsa-gelin-bunlari-tartisalim-2050527

No ResponsesHaziran 21st, 2019

DİNİN TAŞIYICI KOLONLARI

DİNİN TAŞIYICI KOLONLARI

Daha önce yazdığım bir yazıda,[1] Fener Rum Patriği Gregorius. un ihaneti ve patrikhanenin önünde infaz edilmesidir.

İnfazına neden olan onemli maddelerden biriside;

“Türklerin ahlak, milliyet, din ve gelenekleri dejenere edilecek. Bu amaçla küfürler öğretilecek ve bu küfürlerin Türk’ler arasında yayılmasına çalışılacak. Türk’ler zinaya ve diğer ahlaksızlıklara teşvik edilecek. Türk gençleri arasında kabadayılık ruhu aşılanarak sevgi ve saygı bağlılıkları kırılacak. Aralarına ikilik sokulacak.

Argoya benzer bir küfür dili Türk’ler Arasında yayılarak milli dil ve duyguları bozulacak. Zengin Rum tüccar ve esnafı Türk hocalara bol hediye ve veresiye vererek onları elde edecek. Hocalar içkiye alıştırılacak. Her türlü uydurma inanışlarla dini inançları saptırılacak. Onlara yalan yanlış olaylar anlatılıp, Türk halkı ile hocaların arası açılacak.”

Yani,Alimler itibarsızlaştırılacak…

Bugün gençlerin istikameti bulamayıp bocalamaları, ya bağlandıkları bağların zayıflığından veya bağlanacakları bağların koparılmaya, itibarsızlaştırılıp şaibeli duruma düşürülmesinden kaynaklanmaktadır.

Her bir alim için bir kulp bulunup, onunla zayıflaştırmaya, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Aslında bunu yapan, kendisini fetva makamında görerek, kendisini itibarsızlaştırmaktadır.

Bazen peygamberden üstün gösterme yaftası, bazen Kur’an-ı Kerim’i okumama iftirası, bazen başka kitap okumama sığlığı görülmektedir.

Aslında bu birazda kendi vicdanını bastırma ve ayıbını gizleme kaynaklıdır.

Oysa bütün İslam alimleri bir araya gelse bir sahabeye yetişemezken, nasıl peygamberle, hele hele peygamberimizle kıyas edilebilir?

O Sahabiler saffı evvel ve dinin müessisidirler.

Bütün İslami kitaplar, hele hele Kur’an’ı Kerim’den alınmış ise,bunlar üst üste konulsa hiç mümkün müdür ki Kur’an’ı Kerim’e yetişebilsin?

Aklı olan bu İslam alimlerini, hele hele milyonlarca mensubu olanları, bir cemaat oluşturmuş veya isimlendirilmiş olanları tenkid değil, istifade etsin.

Mecelle kuralı gereği, yanlış emsal olmaz.

Yanlışlara bakarak, yanlışlar üzerine doğrular bina edilemez.

Ve de batıl kapta hak sunulmaz.

Münferit hatalar cemaatlere mal edilmez ve edilmemelidir.

Fetönün darbeden daha büyük ve kalıcı darbesi, cemaatler ve İslam büyükleri üzerinde uyandırmış olduğu şaibelerdir.

İslam büyüklerini kötüleyenlerde aslında fetöye hizmet etmektedirler.

Din alimlerinin bahsedilmesinden rahatsız olanlar, Kur’an’ı Kerim bize yeter, hadislere ne gerek var diyen zihniyetteki insanlarla aynı noktada birleşmektedirler.

Oysa o kişiye sormak lazım, sen Kur’an’ı Kerim dışında hiç bir kitap okumadın mı?

Kur’an’ı Kerim dışında kimseden bahsetmemektemisin?

Biz bu dini en iyi İslam âlimlerinin tarif ettiği ve anlattığı Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizi, onlar ile daha iyi tanıdık ve anladık.

1400 yıldır oluşturulan din ağacının dalları, yaprakları ve meyveleri dökülmeye ve yıpratılmaya çalışılmaktadır.

Çürük olanlar zaten barınamayıp düşmekte, sağlamlar ise fasid bir kıyasla düşürülmeye,İslam ağacı çıplaklaştırılmaya çalışılmaktadır.

Neticemi, etrafı boşaltılan Kur’an’ı Kerim’e doğrudan saldırmaktır.

Yüz yıl önceki sinsi plana, masumane görüntüsü altında ahmakane hizmet etmektir.

KUR’AN’I KERİM’in etrafı boşaltılmaya çalışılmakta ve bilinçsizce ona destek olunmaktadır.

“On dokuzuncu asrın son yıllarında İngiliz Parlamentosunda kürsüye çıkan Müstemlekeler Bakanı Gladstone elindeki Kur’ân-ı Kerimi göstererek şunu söyler: “Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakikî hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız.”

Dinin sac ayakları, din binasını koruyan kolon ve direkler yıkılırsa dinde yıkılır, gönüllerdeki dinlerde çöker.

Ehli sünnet her bir cemaat ve tarikat dinin birer kolonlarıdır.

Cemaatler ve tarikatlar bir din değil, dinin taşıyıcı kolonlarıdırlar.

Mehmet Özçelik

19-06-2019


[1] http://www.tesbitler.com/2019/05/16/fener-rum-patrigi-gregorius-un-ihaneti/

No ResponsesHaziran 19th, 2019

SU ÇİZİĞİ

SU ÇİZİĞİ

Su çizgisi.

Yıllarca iki kova su almak ve evinin duvarına çizik atılmasın diye yüzlerce metre yol gidildi.

Yokuş denmedi, kış denmedi, her türlü zorluk göze alındı.

Zira çizik, yol yorgunluğundan daha ağır geliyor, baskısı baskın çıkıyordu.

Kışları bazen gitmekte zorlanılıyordu.

Eşeğiyle su getiren sucudan alıyor, duvara çizik atılıyordu.

Ama içi cız ediyordu.

Kışın hayvanların ayağı kayıyordu. Hayvanlar bile suyu taşımada zorlanıyorlardı.

Altı üstü iki teneke su alıyordu.

Bununla yemek mi yapsın, su mu içsin, banyoda mı kullansın?

Zaten temizlik işlerinde bu suyu kullanmıyor, genelde içme ve yemeğe kullanılıyordu.

Hergün su parası vermek güçtü.

Beş kişinin suyunu taşımak kolay değildi.

Bu yetmiyormuş gibi, kardeşi, beyinin iki kardeşi, bazen gelen misafirlerde bütün yük onun omuzuna biniyordu.

Yakınları hiç taşımıyordu.

Bir suyun bile üstesinden gelmekte zorlanıyorduk.

Birde herkes bize geliyor, küçücük oda.

Kim nerede kalacaksa…

Mutfakla oda aynı.. Bir çok kişi tek odada…

Hayat gerçekten zor idi, zorluklar içerisinde yürüyordu.

Bizler zor şartların insanları olarak yetiştik.

Onun içindir ki, bu gün hayatı çok daha rahat görüp, değerlendirebiliyoruz.

Bizler dün bir su çiziğinin borcunu düşünürken, bugün ve bugünün gençleri hayatı toz pembe olarak görmektedirler.

Onlar hayatlarını çizdirmemek için, su çiziğinden kaçtılar.

Hayatını öldürenlerin kulakları çınlasın…

O günleri anlamayıp düşünemeyenlerin basireti açılsın.

********* 

Şimdiki haya damarı zedelenen gençlere garip gelebilir ancak daha düne kadar bizim nesiller buna şahitti.

Annelerimiz, kadınlarımız kolay kolay daha elbise değil, zaten böyle bir imkan da pek yoktu.

Onun için kumaş alır ve elbise yapar veya yaptırırdı.

İşte bu durumda elbise veya elbiselik almak için mağazadan elbiseler veya elbise topları koltuk altına alınır ve eve getirilirdi.

Şimdiki gibi mağazaları dolduran kadınlar gibi bir furya estirilmezdi.

Kadınlarımız gelenler içerisinden ve hem de şimdiki gibi çok çeşit olmayanlar içerisinde tercihini yapar, elbise ve elbiseliklerini alırlardı.

Nasıl; muhakeme, muhasebe, muhayelede bulunabiliyor muyuz?

MEHMET ÖZÇELİK

17-06-2019

No ResponsesHaziran 18th, 2019

KUYRUK ACISI

KUYRUK ACISI
Türkiye’de kuyruk acısı olanlar ortak noktada birleşti.
Bunlara yeni kuyruklarda eklendi ve eklenmeye de devam edilmektedir.
Özellikle bunların en açık olanı ise,fetönün çevresinde yer alanlar.
Yani gerek içerde ve dışarda veya mimlenmiş olanların avukatlığını yapan ve onların ağzı olup masum postuna bürünenlerdir.
Ya oğlu ya babası, ya damadı ya gelini, bir şekilde yakından acısı kendisine dokunanların gizli ve bazende açık nefret ve muhalefetleri sürmektedir.
Mesela eşinden ve eşinin kardeşinden dolayı bu yapının içinde bulunan samimi ve iyi niyetli bir arkadaşı, bu meselelerin olmaya başladığı sırada açık ve samimi sorusundan dolayı uyarmış, eğer elinize silah verip diğer cemaatlarla karşı karşıya getirirlerse şaşmayın demiştim.
Nitekim daha ötesine geçip, ordunun kara,hava ve deniz silahlarını bu millete çevirip kullandılar.
Bu arkadaşın kendisinin ve eşinin görevden alınıp, kaynınında hapiste olmasını bildiğimden şimdiki durumunu sordum. Aldığım cevap ise,
Fetöye kızıyor ancak Erdoğanada kızıyor,dedi.
Fetöye kızmasını anladım da, Erdoğan’a neden kızıyor dedim.
Şahsi ve fikir olarak Erdoğan’a kızıp tenkid etmesi normalde, hainle beraber aynı kefeye koyup tartması anormal.
Demek ki hala bir beklentisi ve samimiyette bir yetersizliği bulunmaktadır.
Bir anormallik var.
Bu insan samimi değil.
Belliki hala tehlikenin ve oyunun farkına varmamış.
Buna benzer örnekler o kadar çok ki, mesela yıllarca milliyetçilik iddiasında olup fetöyle ilgisi olmayan bazı milliyetçi kişiler, ya yakınındaki kendisine uzanan zarardan dolayı ya menfaat gibi sebeplerle birden bire fetönün ağzıyla konuşup, onun diyemediğini ve yapamadığını Erdoğan düşmanlığı ile yapabiliyor.
Her vesile ile patavatsız çıkışlarda bulunuyor.
Bu bir tehlikedir.
Bilgisayarı içten tehdit eden bir virüstür.
Bugün İstanbul seçimlerinde o kadar başarılı olmasına rağmen, oyları çalarak hırsızlığa soyunup, sayın Binali Yıldırım’a muhalefette bulunanların ve şaibeli bir çok özelliği ortaya çıkan rakibinin öne çıkarılmasının çoğu sebebi işte bu kuyruk acısı içerisindeki insanlardan kaynaklanmaktadır.
Kuyruk acısı hakkı setredip göstermemekte ve gözleri kör etmektedir.
Oysa hakkın hatırı alidir, hiç bir hatıra feda edilmez.
Farklılıklar ve farklı hesaplar farklı insanları maalesef ortak noktada bir araya getirmektedir.
31 Mart’ta Binali Yıldırım’ı biz yenilgiye uğrattık diyerek, yüz yıldır mücadele ettiği ve kendi partisini kapatıp alaşağı eden CHP’ye muhafazakâr olduğunu söyleyen Saadetin adayı gururla desteğini dolaylı ifade etmektedir.
Nasıl bir kuyruk acısıysa…
Sosyolojik olarak üzerine doktora tezleri yapılması gereken bir husus;
Bu derece birbirine zıt olan, ortak noktaları neredeyse olmayan ve hayali oluşturulan bu ortaklık oluşturulabilmektedir?
PKK’nın içerisinde yer alınmakta, haçlı zihniyetine ortak olunmakta, düşmanın işini kolaylaştırmaktadır?
İmam Şafii’ye sordular: Fitne zamanı hakkı tutanı nasıl anlarız? Dedi ki: Düşman okunu takip edin, o sizi Hak ehline götürür.
Mehmet Özçelik- 16.06.2019

No ResponsesHaziran 16th, 2019

KUŞATMA

KUŞATMA
İnsanın ayağı bir kere kaymasın, kaydımı ya tepetaklak gidiyor veya aslına dönüyor.
Zira herşey aslına çekiyor.
Türkiye’nin nazarı iç kavgalara, başka tarafa çekilmeye çalışılıyor.
15 temmuzda İstanbul’u ikiye bölemeyenler, İstanbul seçimleriyle bölmeye çalışıyorlar.
15 temmuzda Türkiye’yi dıştan kuşatamayanlar, seçimlerle içten kuşatmaya çalışıyor.
Ortadoğu’yu yüz yıl önceki gibi 50 küsur parçaya bölenler, şimdide o parçalanmışları iki üçe bölmeye, bunu Türkiye’yi ateş çemberine çekmek ve atmakla sürdürüyorlar.
Dün gizlice ve basiretsiz idarecilerin sessizliği ile sürdürülen baskılar, bugün dik duruş ve sert cevaplardan dolayı açıkça tehdit edilmektedir.
Dün Madden ve manen Türkiye’yi sıfıra indirenler, fikri ve zikri aynı olmayan insanlar tarafından kırmızı ışıkta duruşuyla alkışlanmakta, kör olup Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdiği ahmak dostlar tarafından görülmemektedir.
Vah esefa…
Gelde bu körlerle iş gör…
Dün Türkiye için muhalefetin başına seçilen Kılıçdaroğlu ne ise, bugün İstanbul’un başına seçilecek olan İmamoğlu aynı projedir.
Türkiye’yi kuşatmaya çalışan haçlı zihniyeti iç ve dış tüm güçleriyle cepheden ve arkadan, tüm cepheden kuşatmaya çalışıyor.
Oyun bitmedi,ağ ilmek ilmek örülüyor.
En tehlikelisi ise içte çıkarılan toz dumanları ile perdelenip, yanıltıcı propağandalar ile basiretler bağlanıyor.
Dün darbeler ile bu millete darbe vuranlar, bu gün o kolların ve yolların önü kesilince, işgal ve kuşatma ile  bunu sürdürüyorlar.
Zira Türkiye düşerse İslam dünyası düşer, Türkiye ayağa kalkarsa İslam dünyası ayağa kalkar.
Dün Irak’ı, Suriye’yi,libyayı,yemeni yakanlar, bugünlerde İran’da, Suudi Arabistan’da ateş yakanlar, Türkiye’yi ateş çemberine almayı hedeflemektedirler.
Türkiye kuşatım altında, müteyakkız oluna…
Mehmet Özçelik. 14.06.2019

No ResponsesHaziran 14th, 2019

GÜNLÜK EVRAD

GÜNLÜK EVRAD:

  1. 100 Ya Selam
  2. 33 Ya Fettah
  3. 33 Leyse leha min dunillahi kaşifeh.
  4. 33 İdfa’ billeti hiye ahsen.
  5. 33 Ya Cemil, Ya Celil, Ya Latif
  6. 33 Ya Hakim, Ya Rahim, Ya Kerim
  7. 33 Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Deyyan
  8. 33 Ya Şafi
  9. 33 Ya muhavvilel Havli vel Ahval Havvil halena ila ahsenil hal
  10. 33 Ya müfettihal ebvab iftah Lena hayral bab
  11. 33 Ya mukallibel kulub sebbit kalbi Ala dinik
  12. 33 La ilahe illa ente sübhaneke innî küntü minez zalimin.
  13. 33 Rabbi innî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn.
  14. 33 Hasbunallah ve nimel vekil 17. 33 Hasbiyallahü la ilahe illa hu 18. 33 La havle vela kuvvete illa billah
  15. 33 Ya baki entel baki
  16. Cuma günleri 100 salavat. 7 Fatiha, Kevserden Nas.a kadar 7 kere okuma.
  17. 21 kere “Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae…” 
  18. Her türlü ağrı için 4 veya 7 kere el ağrıyan yere konularak,
    “Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru”
  19. 500 kere,Hasbunallah ve nimel vekil
  20. Korku için Kureyş suresi
  21. Nazar için,
    Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu’z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn.” 
  22. Büyü gibi kötü etkilere karşı 3 veya 100 kere Felak nas suresi.
  23. İsteklerin husulü için 41 yasin.
    28.Kur’an’da geçen Hz. İbrahim’in “Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti rabena ve tekabbel dua” duasını çocuklarımızın ıslahı için her namazdan sonraki duada okuyalım. MEHMET ÖZÇELİK
No ResponsesHaziran 11th, 2019

İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER

İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER
Payitaht Abdülhamid Han filminin final bölümünü seyredince hem günümüzü hatırladım ve hem de ihanet içerisine giren ve hainlerle ortak olan bir asır önceki insanların durumunu hatırladım.
Abdülhamidi dış güçler değil, içteki sonradan pişmanlık duyup, onun ruhaniyetinden meded uman beyinsiz insanlar tarafından yıkıldı.
Aynen zamanımızda ki beyinsizler gibi…
Şimdide aynısı yapılmaya çalışılmaktadır.
ABD’li yetkililere soruyorlar;
Sizler ihanet içerisinde olanları ne yaparsınız?
Bizden olursa asarız, başkasından olursa besleriz.
ABDULLAH CEVDET -D.1862 – Ö.1932- namı diğer aduvvullah, Allah düşmanı şöyle diyor.
“Sultan Hamid Hakkında Yüz Yalan Uydurdum. Bazısına Kendim de İnandım”
Şimdide yapıldığı gibi.
-Mekke dönemiydi hicret oldu. Medine dönemi başladı. Münafıklar türedi. Münafıklar Allah tarafından resulüne bildirildi.
Savaşa katılmayarak ve Mescid-i Dırar’ı yani müminleri birbirinden ayıran Münafıkların mescidini yaparak deşifre oldu.
Mekke’nin fethi gerçekleşti.
Münafıklar safını belli etti.
Şu an ise Mekke fethi sonrası gibi saflar netleşmeye başladı. Mehdiyyet, deccaliyet ve süfyaniyetin dördüncü devresine girildi.
Sırada inşaallah İttihadı İslam var.
-Tohumları bozuk olanların tohumları depreşti. Bak.isra.84.
-Allah’ım. İçimizdeki Münafık beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. İçimizdeki nankör beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. İçimizde günah işleyen, o günaha sessiz kalıp ortak olan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Dinini inkar eden, müslümana zulmeden, dininin eserlerini ortadan kaldırmaya çalışan kimselerle aynı safta bulunan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Senin ismini duyurmak için yapılan cami ve camileri hazmedemeyen, kızımın örtüsü gözüne batan, ezana saygısızlıkta bulunan içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Zalimi alkışlayan, kullarını saptıran, masumları öldüren,vicdanı sızlamayan, içimizdeki duygusuz ve basiretsiz beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Senin rızanı bırakıp dünyalaşan, dünyayı ahirete tercih eden beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Arkasında yirmi küsur devletin olduğu, asker ve polis evlatlarımıza kahpece saldıran PKK’ya maddi manevi destek olan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Bir hizip olarak onu destekleyen ve destekleyenleri meşru görüp onlara meşruiyet kazandıran beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Ve Allah’ım. Asırların kirini bir defada kusan bu asrın Firavun, Nemrut,Şeddat,Buhtun Nasır, Deccal, Süfyan ve ortaklarının beyinsizliklerinden dolayı, bizleri helak mi edeceksin?
“Mûsâ tayin ettiğimiz vakit ve yerde bulunmak üzere kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Mûsâ dedi ki: “Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin.”Araf.155.
Mehmet Özçelik – 03-06-2019

No ResponsesHaziran 11th, 2019