
|
|
SAYIN BAŞBAKAN RECEP TAYYİB ERDOĞAN
BEY’E 
Birkaç hakikatı size
hatırlatma kabilinden söylemek istiyorum.
Her ne kadar işin içinde de
olsanız,çevrenizde farklı seslerin ve işinizin yoğunluğu
kendinizde olan samimiyetin başkasında da olduğu
zehabına varmanız,sadece size değil tüm millete hatta
tarihe de bir kayıp olarak geçebilir.
Kadere iman etmiş insanlar olarak neticenin
hayırlı olacağına inanıyoruz.Geçen Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde bunu gördük.Tüm şerler ve şer uygulamalar
hayra dönüştü.Ancak yine de şerre alet olmamak için
kimlerle oynadığınıza,bu insanların gerçekten sizin gibi
mi düşünüp yoksa belli senaryoların gerçekleşmesi için
her entrikaya başvurma hırs ve hırçınlığında olan
insanların azımsanmayacak derece de olduklarını asla ve
asla göz ardı etmemek gerektir.
DEVAM
|
|
DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ
Hakim Beyin çoktan beridir çocuğu olmuyordu. Ailesi de
kendisi de bu konuda çok üzülüyorlardı. Kendilerini
adeta meyvesiz bir ağaç gibi görüyorlar, üzülüyorlardı.
Öyle ki;Niye evlendik ki?bile
deyip,muhasebeye dalıyorlardı.
Akşam eve gidecek,eşinin üzüntülü simasıyla
her zamanki gibi yine karşılaşacak,kucağına atlayıpta
‘Babacığım’diyen bir çocuğuyla karşılaşamayacaklardı.
Bazen arkadaşları çocuklarının durumlarıyla
ilgili olarak konuşurlar,anlattıkları yaramazlıkları
bile hoşuna giderdi.
Hele bir olsun,ona camı bile
kırdıracağım,sırtıma alıp gezdireceğim.
Kimseye de içini dökemiyor,içinde saklıyordu.
      |
|
OHH BEE…İYİ Kİ OKULLAR
KAPANDI!..
Oh be iyi ki okullar kapandı,artık oynayabilir,seyahate
ve tatile çıkabilirim..vs.vs..
Acaba yüzdeliğe vurduğumuz zaman -oh be-
demeyen insan yani özellikle öğrenci-öğretmen sayısı ne
kadardır?
Diğer bir ifadeyle –Keşke kapanmasaydı-diyen
öğrenci-öğretmen sayısı ne kadardır?
Çünkü birinci derecede işin sıkıntısını
çeken bu iki gruptur.
O halde ortada bir hatta bir değil bir çok
problem var demektir.
Zira insan sevdiği veya kendisine katkısı
olan bir şeyin bitmesini pek istemez.
İsterseniz bu problemlere başlıklar halinde
bir göz atıp,muhakeme edelim;
      |
|
YENİ
HÜKÜMET : AMTBMM 
Yıl-2008,Yer-Anayasa Mahkemesi,Tarih-05-06-2008.
Kara cübbeli darbe,sonucu yeni kurulan
hükumetin adı;AMTBMM
‘Anayasa Mahkemesine Terk edilen Boynubükük
Millet Meclisi’
%47-nin iradesiyle kurulan hükumetin aldığı
bir kararı hiçe sayan bir adalet,hiçtir,hiçe
sayılmaktadır.
Anayasa mahkemesi daha önce 367 ile ayağına
vurduğu baltayı,şimdi haddini aşarak,meclisde 411
kişinin aldığı oyu 9 kişinin oyuna feda etmekle baltayı
başına vurmuştur.
Adalet bizzat adaleti tutanlarca
katledilmiştir.
Anayasa mahkemesi aldığı hukuksuz kararla
kendisini lağvetmiştir.Hükümete düşen ise bu
lağvedilmeyi onaylamaktır.
Anayasa mahkemesi hukuki değil,siyasi bir karar
vermiş,muhalif parti olan Chp-nin dümen suyuna
girerek,adaleti,milletin çoğunluğunu değil,azınlığın
içindeki bir azınlığı sevindirmiştir.
   |
|
40
YIL SONRA 68 KUŞAĞI 
68
kuşağını iki katagoride ele alarak ne bütün bütün
reddetmeli ve ne de bütün bütün kabul etmelidir.
68 kuşağını kimlerin oluşturduğuna ve bu
zamana kadar neler yaptıklarına veya neler
yapmadıklarına bakmalıdır.
1.Tanzimatla beraber batıya bağımlı
kalarak,batının sefahetini alıp,Osmanlıyı devirmeye
kalkan sözde aydınlar bin yıllık birikimi ortadan
kaldırmış ve yerine ikame edecek bir şeyler
bulamadıklarından ortalık haremzadelere kalmıştır.Ondan
sonra tüm dağılmalar ve çözülmeler baş
göstermiştir..........Osmanlının
yerine ikame edilen Türkiyenin devamında da 68 kuşağı
Tanzimatçıların yerine oturmuş oldu.Tanzimatçıların yüzü
batıya iken,68 kuşağının yüzü kuzeye çevrildi.
   |
|
ALİ BARDAKOĞLU’NUN ÇIKIŞI 
DİB Ali Bardakoğlu aykırı görüşleriyle gündeme gelmeyi
seven ve düşünen birisidir.Bunu baştan söylemiştim ve
bundan sonra da devam edecektir.
Dinin topluma uydurulması ayrı şeydir,toplumun dine
uydurulması ayrı şeylerdir.Hristiyanlık gibi tahrif
edilmiş olan bir dinde reform ve değişiklikler söz
konusu olabilir ancak âyette belirtilen:” İşte bugün
dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi
tamamladım ve size din olarak müslümanlığa razı oldum.”[1]
Dinin ikmal edilmiş olması,onun yeniden ikmale
değil,sağlıklı yönlendirme,anlatım ve kullanımına
yönelik olmalıdır.   |
|
KEFFARET ÖLÜMÜ
Kaffaret;kasıtlı olarak yapılmaması gerekirken
yapılan veya yapılmayan,yapılamayan bir ibadetten dolayı
ödenen bedeldir.
Kefaret bir cezadan ziyade,yanlışın
silinmesidir.
Dinde ceza,verilen azab,eziyet ve sıkıntıdan
ziyade,amelin cinsinden olan bir şeyle yanlışın
silinmesidir.
Şerrin defedilmesiyle,hayrın celbi esastır.
Keffaret,ya bir köle azad etmek,para
vermek,üç gün oruç tutmak veya da tam bir samimi tövbe
ile mukabelede bulunmaktır.
Kasıtlı olarak oruçlu olduğu halde bir kimse
orucunu bozduğu zaman,atmış gün ceza,bir günde kaza
olmak üzere keffareten oruç tutar.
Keffaretüz zünub olmadığı takdirde,kessaretüz
zünub olur.Yani günahlar tevbe veya mukabili bir bedelle
ödenmezse,borçlar birikir ve çoğalmış olur.
*Köyün birinde.........
   |
|
DÜNYADA VE TÜRKİYEDE CIA-NIN
ETKİSİ 
CIA,
1947 Ulusal Güvenlik Yasası ile kuruldu.
”CIA
kuruluşundan itibaren Türkiye'de o zamanki adı ile Milli
Amale Hizmet (MAH) veya "Milli Emniyet" diye bilinen
MİT'le ve polis teşkilatıyla iç içe çalıştı. MİT ve
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün merkezlerine hükmetti. Para
verdi, eleman yetiştirdi, bütün dosyalarına uzandı, para
karşılığı operasyon sipariş etti, köstebek yerleştirdi.
Bu ilişki artarak sürüyor.
CIA'nın Türkiye'de halka karşı önemli faaliyetlerinden
biri, 1951 Türkiye Komünist Partisi (TKP) tutuklaması
oldu. Kurtuluş Savaşı'nın ateşi içinde doğan
Türkiye'deki Komünist Hareket işgal yıllarında bile
faaliyetini yürütmüştü. Ancak CIA'nın yönlendirmesinde
yürütülen 1951 tutuklamalarıyla, işçi sınıfı
devrimciliğinin örgütlü mücadelesi kesintiye
uğratılabildi.
DEVAMI
|
|
İFRİT

“Hazreti
Süleyman Hüdhüd'e dedi ki: «Bakacağız, doğru mu söyledin
yoksa yalancılardan mı oldun?»
«Şu mektubumu
götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil
de, ne sonuca varacaklarına bak.»
(Süleyman'ın
mektubunu alan Sebe melikesi): «Beyler, ulular! Bana çok
önemli bir mektup bırakıldı» dedi.
Devamı |
EĞİTİMDE HARCAYANLAR VE
HARCANANLAR
Gerek İmamet görevine ve gerekse de Öğretmenlik görevine
başlayışımda ilk problemi idarecilerle yaşadım.
*1978 yılında İmam-Hatiblik görevini bitirmiştim.Âilemin
ekonomik durumunun kritik olması beni bir an evvel
katkıda bulunmaya sevk etti.
Aynı yıl Müftülük 12 kişilik imamet kadrosu
açmıştı.Müracaatlar ise altmış küsur idi.İmtihana
girenler içerisinde Hafızlar ve müezzinlikten imamlığa
geçenlerde vardı.Ya nasib diyerek bir şeyler yapmam
gerektiğine inanarak hazırlıklara başladım.
İki imtihan yapılmıştı.Heyecanla neticeleri beklemeye
başladım.Ve nihayet;
Kazanan 12 kişi içerisinde isim sırasına göre 11. sırada
bulunuyordum.12.sıradan sonra da bir yedek vardı.
   |
|
CENNETTE EN BÜYÜK VE ZEVKLİ ÜÇ ŞEY 
Cennet;ilahi ödül ve karşılıktır..Allahın
hediyesidir..ihsan-ı ilahidir..lutfu Rabbanidir..kerem-i
Sultanidir..
Bütün güzellikleri içerisinde cemeden
cennet,hadiste belirtilen;’Gözlerin görmediği,kulakların
işitmediği ve insan kalbine doğmayan her şey vardır…”
Peki şuda varmıdır?elbette denilemez.Zira
insan bir şeyi ya görür,ya işitir veya kabine doğar..şu
da var mıdır,denilen şey mutlaka bu üç duygunun bir
ifadesidir.
Cennette şu da varmıdır...Devamı |
ÖĞRENCİ NOT TAKİBİ
|
|
Yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar,zevâl perdesinde
saklanıyorlar.
Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
Biri söyle; Ona âit
olmayan sözler, mâlâyânî sayılabilir.Mevlâna Câmi (k.s)
**************
"Eyvah, aldandık.
Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün
zayi ettik. Evet, şu güzerânı hayat bir uykudur; bir rüya gibi
geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgar gibi uçar gider."
"HER İNSAN ÖLECEK YAŞTADIR"
|
|
 |
http://www.tesbitler.com/

Şüphesiz bilin, bu dünya
bütün halktan geçer ha;
İnanma malına, bir gün elden gider
ha.
Ata, ana, kardeşler nereye gitti,
fikir eyle
Dört ayaklı tahta at bir gün sana
yeter ha.
Dünya için gam yeme, Hakk'tan
başkasını deme,
Kişi malını yeme, Sırat üzerinde
tutar ha.
Çoluk-çocuk, kardeş hiç kimse
olmuyor yolda ş,
Yiğit ol garip baş, ömrün yel gibi
geçer ha.
Kul Hoca Ahmed ibadet eyle, ömrün
bilmem kaç yıl,
Aslını bilsen su ve
toprak, yine toprağa gider ha...
|

|
"Yalvaralım O mühür sahibine...Ve O'ndan
yardım isteyelim...
Bir selam verelim...Bir salâvat
getirelim...
Bir gönül rızası alalım...Bir cümle
yazalım...
Ve ne yaparsak,
için yapalım...
Bir gül yetiştirelim...Bir gece olalım
...
Bir gündüz çağıralım...Bir kandil
yakalım...
Bir mum ışığı olalım...Bir düş
kuralım...
Bir mecnun çağıralım Bir Bilal olalım...
Ve göğsümüzde taş yeşertelim...
Bir Sümeyye olalım...
Ve kalbimizde ağırlayalım ,acımasız
mızrakları...
Bir Filistin''li olalım...Bir tankın
altına yatalım...
Bir Çeçen olalım...Sevdamıza koşalım...
Ve ölümü sevelim...
Ve biz,
Müslüman olduğumuzu UNUTMAYALIM "
|
|
|
|
|
|
|
|
DUYURU PANOSU |
|
|
|
İman İnsanı İnsan
eder. |
|

|
|