KUYRUK ACISI

KUYRUK ACISI
Türkiye’de kuyruk acısı olanlar ortak noktada birleşti.
Bunlara yeni kuyruklarda eklendi ve eklenmeye de devam edilmektedir.
Özellikle bunların en açık olanı ise,fetönün çevresinde yer alanlar.
Yani gerek içerde ve dışarda veya mimlenmiş olanların avukatlığını yapan ve onların ağzı olup masum postuna bürünenlerdir.
Ya oğlu ya babası, ya damadı ya gelini, bir şekilde yakından acısı kendisine dokunanların gizli ve bazende açık nefret ve muhalefetleri sürmektedir.
Mesela eşinden ve eşinin kardeşinden dolayı bu yapının içinde bulunan samimi ve iyi niyetli bir arkadaşı, bu meselelerin olmaya başladığı sırada açık ve samimi sorusundan dolayı uyarmış, eğer elinize silah verip diğer cemaatlarla karşı karşıya getirirlerse şaşmayın demiştim.
Nitekim daha ötesine geçip, ordunun kara,hava ve deniz silahlarını bu millete çevirip kullandılar.
Bu arkadaşın kendisinin ve eşinin görevden alınıp, kaynınında hapiste olmasını bildiğimden şimdiki durumunu sordum. Aldığım cevap ise,
Fetöye kızıyor ancak Erdoğanada kızıyor,dedi.
Fetöye kızmasını anladım da, Erdoğan’a neden kızıyor dedim.
Şahsi ve fikir olarak Erdoğan’a kızıp tenkid etmesi normalde, hainle beraber aynı kefeye koyup tartması anormal.
Demek ki hala bir beklentisi ve samimiyette bir yetersizliği bulunmaktadır.
Bir anormallik var.
Bu insan samimi değil.
Belliki hala tehlikenin ve oyunun farkına varmamış.
Buna benzer örnekler o kadar çok ki, mesela yıllarca milliyetçilik iddiasında olup fetöyle ilgisi olmayan bazı milliyetçi kişiler, ya yakınındaki kendisine uzanan zarardan dolayı ya menfaat gibi sebeplerle birden bire fetönün ağzıyla konuşup, onun diyemediğini ve yapamadığını Erdoğan düşmanlığı ile yapabiliyor.
Her vesile ile patavatsız çıkışlarda bulunuyor.
Bu bir tehlikedir.
Bilgisayarı içten tehdit eden bir virüstür.
Bugün İstanbul seçimlerinde o kadar başarılı olmasına rağmen, oyları çalarak hırsızlığa soyunup, sayın Binali Yıldırım’a muhalefette bulunanların ve şaibeli bir çok özelliği ortaya çıkan rakibinin öne çıkarılmasının çoğu sebebi işte bu kuyruk acısı içerisindeki insanlardan kaynaklanmaktadır.
Kuyruk acısı hakkı setredip göstermemekte ve gözleri kör etmektedir.
Oysa hakkın hatırı alidir, hiç bir hatıra feda edilmez.
Farklılıklar ve farklı hesaplar farklı insanları maalesef ortak noktada bir araya getirmektedir.
31 Mart’ta Binali Yıldırım’ı biz yenilgiye uğrattık diyerek, yüz yıldır mücadele ettiği ve kendi partisini kapatıp alaşağı eden CHP’ye muhafazakâr olduğunu söyleyen Saadetin adayı gururla desteğini dolaylı ifade etmektedir.
Nasıl bir kuyruk acısıysa…
Sosyolojik olarak üzerine doktora tezleri yapılması gereken bir husus;
Bu derece birbirine zıt olan, ortak noktaları neredeyse olmayan ve hayali oluşturulan bu ortaklık oluşturulabilmektedir?
PKK’nın içerisinde yer alınmakta, haçlı zihniyetine ortak olunmakta, düşmanın işini kolaylaştırmaktadır?
İmam Şafii’ye sordular: Fitne zamanı hakkı tutanı nasıl anlarız? Dedi ki: Düşman okunu takip edin, o sizi Hak ehline götürür.
Mehmet Özçelik- 16.06.2019

No ResponsesHaziran 16th, 2019

KUŞATMA

KUŞATMA
İnsanın ayağı bir kere kaymasın, kaydımı ya tepetaklak gidiyor veya aslına dönüyor.
Zira herşey aslına çekiyor.
Türkiye’nin nazarı iç kavgalara, başka tarafa çekilmeye çalışılıyor.
15 temmuzda İstanbul’u ikiye bölemeyenler, İstanbul seçimleriyle bölmeye çalışıyorlar.
15 temmuzda Türkiye’yi dıştan kuşatamayanlar, seçimlerle içten kuşatmaya çalışıyor.
Ortadoğu’yu yüz yıl önceki gibi 50 küsur parçaya bölenler, şimdide o parçalanmışları iki üçe bölmeye, bunu Türkiye’yi ateş çemberine çekmek ve atmakla sürdürüyorlar.
Dün gizlice ve basiretsiz idarecilerin sessizliği ile sürdürülen baskılar, bugün dik duruş ve sert cevaplardan dolayı açıkça tehdit edilmektedir.
Dün Madden ve manen Türkiye’yi sıfıra indirenler, fikri ve zikri aynı olmayan insanlar tarafından kırmızı ışıkta duruşuyla alkışlanmakta, kör olup Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdiği ahmak dostlar tarafından görülmemektedir.
Vah esefa…
Gelde bu körlerle iş gör…
Dün Türkiye için muhalefetin başına seçilen Kılıçdaroğlu ne ise, bugün İstanbul’un başına seçilecek olan İmamoğlu aynı projedir.
Türkiye’yi kuşatmaya çalışan haçlı zihniyeti iç ve dış tüm güçleriyle cepheden ve arkadan, tüm cepheden kuşatmaya çalışıyor.
Oyun bitmedi,ağ ilmek ilmek örülüyor.
En tehlikelisi ise içte çıkarılan toz dumanları ile perdelenip, yanıltıcı propağandalar ile basiretler bağlanıyor.
Dün darbeler ile bu millete darbe vuranlar, bu gün o kolların ve yolların önü kesilince, işgal ve kuşatma ile  bunu sürdürüyorlar.
Zira Türkiye düşerse İslam dünyası düşer, Türkiye ayağa kalkarsa İslam dünyası ayağa kalkar.
Dün Irak’ı, Suriye’yi,libyayı,yemeni yakanlar, bugünlerde İran’da, Suudi Arabistan’da ateş yakanlar, Türkiye’yi ateş çemberine almayı hedeflemektedirler.
Türkiye kuşatım altında, müteyakkız oluna…
Mehmet Özçelik. 14.06.2019

No ResponsesHaziran 14th, 2019

GÜNLÜK EVRAD

GÜNLÜK EVRAD:

  1. 100 Ya Selam
  2. 33 Ya Fettah
  3. 33 Leyse leha min dunillahi kaşifeh.
  4. 33 İdfa’ billeti hiye ahsen.
  5. 33 Ya Cemil, Ya Celil, Ya Latif
  6. 33 Ya Hakim, Ya Rahim, Ya Kerim
  7. 33 Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Deyyan
  8. 33 Ya Şafi
  9. 33 Ya muhavvilel Havli vel Ahval Havvil halena ila ahsenil hal
  10. 33 Ya müfettihal ebvab iftah Lena hayral bab
  11. 33 Ya mukallibel kulub sebbit kalbi Ala dinik
  12. 33 La ilahe illa ente sübhaneke innî küntü minez zalimin.
  13. 33 Rabbi innî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn.
  14. 33 Hasbunallah ve nimel vekil 17. 33 Hasbiyallahü la ilahe illa hu 18. 33 La havle vela kuvvete illa billah
  15. 33 Ya baki entel baki
  16. Cuma günleri 100 salavat. 7 Fatiha, Kevserden Nas.a kadar 7 kere okuma.
  17. 21 kere “Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae…” 
  18. Her türlü ağrı için 4 veya 7 kere el ağrıyan yere konularak,
    “Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru”
  19. 500 kere,Hasbunallah ve nimel vekil
  20. Korku için Kureyş suresi
  21. Nazar için,
    Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu’z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn.” 
  22. Büyü gibi kötü etkilere karşı 3 veya 100 kere Felak nas suresi.
  23. İsteklerin husulü için 41 yasin.
    28.Kur’an’da geçen Hz. İbrahim’in “Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti rabena ve tekabbel dua” duasını çocuklarımızın ıslahı için her namazdan sonraki duada okuyalım. MEHMET ÖZÇELİK
No ResponsesHaziran 11th, 2019

İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER

İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLER
Payitaht Abdülhamid Han filminin final bölümünü seyredince hem günümüzü hatırladım ve hem de ihanet içerisine giren ve hainlerle ortak olan bir asır önceki insanların durumunu hatırladım.
Abdülhamidi dış güçler değil, içteki sonradan pişmanlık duyup, onun ruhaniyetinden meded uman beyinsiz insanlar tarafından yıkıldı.
Aynen zamanımızda ki beyinsizler gibi…
Şimdide aynısı yapılmaya çalışılmaktadır.
ABD’li yetkililere soruyorlar;
Sizler ihanet içerisinde olanları ne yaparsınız?
Bizden olursa asarız, başkasından olursa besleriz.
ABDULLAH CEVDET -D.1862 – Ö.1932- namı diğer aduvvullah, Allah düşmanı şöyle diyor.
“Sultan Hamid Hakkında Yüz Yalan Uydurdum. Bazısına Kendim de İnandım”
Şimdide yapıldığı gibi.
-Mekke dönemiydi hicret oldu. Medine dönemi başladı. Münafıklar türedi. Münafıklar Allah tarafından resulüne bildirildi.
Savaşa katılmayarak ve Mescid-i Dırar’ı yani müminleri birbirinden ayıran Münafıkların mescidini yaparak deşifre oldu.
Mekke’nin fethi gerçekleşti.
Münafıklar safını belli etti.
Şu an ise Mekke fethi sonrası gibi saflar netleşmeye başladı. Mehdiyyet, deccaliyet ve süfyaniyetin dördüncü devresine girildi.
Sırada inşaallah İttihadı İslam var.
-Tohumları bozuk olanların tohumları depreşti. Bak.isra.84.
-Allah’ım. İçimizdeki Münafık beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. İçimizdeki nankör beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. İçimizde günah işleyen, o günaha sessiz kalıp ortak olan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Dinini inkar eden, müslümana zulmeden, dininin eserlerini ortadan kaldırmaya çalışan kimselerle aynı safta bulunan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Senin ismini duyurmak için yapılan cami ve camileri hazmedemeyen, kızımın örtüsü gözüne batan, ezana saygısızlıkta bulunan içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Zalimi alkışlayan, kullarını saptıran, masumları öldüren,vicdanı sızlamayan, içimizdeki duygusuz ve basiretsiz beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Senin rızanı bırakıp dünyalaşan, dünyayı ahirete tercih eden beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Allah’ım. Arkasında yirmi küsur devletin olduğu, asker ve polis evlatlarımıza kahpece saldıran PKK’ya maddi manevi destek olan beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Bir hizip olarak onu destekleyen ve destekleyenleri meşru görüp onlara meşruiyet kazandıran beyinsizler yüzünden bizi helak mi edeceksin?
Ve Allah’ım. Asırların kirini bir defada kusan bu asrın Firavun, Nemrut,Şeddat,Buhtun Nasır, Deccal, Süfyan ve ortaklarının beyinsizliklerinden dolayı, bizleri helak mi edeceksin?
“Mûsâ tayin ettiğimiz vakit ve yerde bulunmak üzere kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Mûsâ dedi ki: “Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin.”Araf.155.
Mehmet Özçelik – 03-06-2019

No ResponsesHaziran 11th, 2019

TÜM UYGULAMALARIM

Play store uygulaması- NURLU HAKİKATLAR
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Tenvir&hl=tr
******
Play store.da.Radyo uygulaması
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.aysapkmo&hl=tr
*******
MEHMET ÖZÇELİK.PLAY STORE.DA 2 UYGULAMA
https://play.google.com/store/search?q=Mehmet%20Özçelik&hl=tr


********
TV.MİN LİNKİ

http://www.tesbitler.fm.tv.tr
******
24 SAAT RADYO DİNLE
http://www.tesbitler.com/2019/06/04/radyomuz-24-saat-yayinda/
*******

No ResponsesHaziran 5th, 2019

RADYOMUZ 24 SAAT YAYINDA

http://95.173.188.155:9998/;

No ResponsesHaziran 4th, 2019

TESBİTLER TV HİZMETİNİZDE

http://www.tesbitler.fm.tv.tr

No ResponsesHaziran 4th, 2019

VARLIK NAZARİYESİ

VARLIK NAZARİYESİ

Allah için yok yoktur.

O halde Onun için herşey vardır.

İlmi muhit, iradesi mutlak, kudreti nihayetsizdir.

Buda hiçbir varlığın veya varlık mahiyetine sahip eşyanın hariçte kalmayacağını göstermektedir.

Sadece bir tertib farkı vardır.

Bize göre nisbi olan alt ve üst derecelendirme farkı vardır.

Sonuç itibarıyla aynı kudret elinin ürünüdürler.

******************  

Bir kimse almış olduğu bir telefon veya bir bilgisayarın çalışmadığını gördüğünde, bütün yöntemleri, yolları dener, bir sonuç elde edemeyince bunları ustasına götürür. Ustası bilgisayara, bu elektronik eşyaya, başta elektriğin gitmediğini, programların tamamen çökmüş olduğunu, devrelerinin yanlış olduğunu ve bir türlü kurtarma imkanının olmadığını görünce, bunu geri dönüşüm kutusuna göndermesini ve bir hurdacıya satmasını söyler.

Hatta öyle ki; onda bir ışık görse ümitlenir, bir ses duysa umutlandır, hiç bir umudun ve ümidin kalmadığı bir durumda artık yapılacak bir şey yoktur. Tıpkı insanda öyle, tıpkı Ebu Lehep misali artık bütün devrelerini yakmış, ışığı ve nuru kabul etmeyen bütün programlarıyla çökmüş olan bu insane, Cenab-ı Hak ismi ile Tebbet Suresi’ni gönderir. Hatta öyle ki bu insan, o surenin gönderilmesinden 8 yıl sonra öldüğü halde, o zaman içerisinde yine ne münafıkça herhangi bir şekilde de olsa, iman kendisine nasip olmaz, iman etmez çünkü artık o bütün devrelerini yakmış, bütün yolları kapatmış, tamamen sönmüş ve bitmiştir.

Hareketleri ile ebedi ahirete gitmemiş olan insanlarda, geri dönüşüm kutusuna atılır ve hurda fiyatına satılır, artık kıymeti gitmiş, kıymeti Elmas durumundan, antika durumundan, kıymetsiz bir hurda haline, bir teneke haline dönmüştür.

Böylece topraktan gelmiş ve insanlığı hak edememiştir. Terakki edip irtifa etmemiş olan bu insan, tekrar toprak hayatına, maden hayatına dönüş yapar.

Hurdalıktan, madenden çıkan telefon ve bilgisayarın kullanıma yaramadığında, tekrar dönüşüm kutusuna ve toprağa gönderilmesi gibi O insan da aslına rücu eder, tekrar maden hayatına, toprak hayatına, oradan gelmiş, oraya gitmiş ve insaniyete yükselmediği içindir ki o aşağı durumda kalmış olur.

-Bir Kıssa:” Arıya Hürmet Gösterilir mi?

Arının yaptığı işi yüzlerce fen adamı yapamadığı hâlde, odamızdan içe­riye bir arının girmesi hâlinde ona ne hürmet gösteriyor ve ne de ayağa kalkıyoruz.

Bal yapmak arıyı hayvanlıktan kurtaramadığı gibi, maneviyatı unutarak sadece dünyevî bir meslekte terakki etmek de bir kimsenin insaniyetini tekamül ettirmemektedir.

Madde ile mânâyı, akıl ile kalbi beraber götüren muhterem zatlar bah­simizden hariçtir.”

– Bunun İçin mi?

Bir kimyager, büyük bir ihtimam ve çalışma sonucu her yaprağı on bin lira kıymetinde olan gayet güzel ve eşsiz çiçekler yapsa ve sonra bunla­rı adi bir saman çöpüymüş gibi keçilere yedirse, ne kadar abes olur!..

O hâlde, her bir azası on milyarla değişilmeyecek kadar kıymetli olan bu insanları, elbette ki Hakîm-i Zülkemâl olan Allah (C.C.), sadece ve sadece toprak al­tındaki kurt ve böceklere yedirmek için yaratmamıştır…

İşte ahiret olmasa, insanın âkıbeti bu tarzda olur..”(M.Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

30-05-2019

No ResponsesMayıs 30th, 2019

KUDÜSÜN ÖNEMİ

KUDÜSÜN ÖNEMİ

Yeryüzünün en önemli iki toprak parçasından biri olan, bu küçücük arazi üzerinde farklı dinlerin inanışlarına göre neler meydana gelmiştir neler. . .
– Her şeyden evvel Allahu Teala yeryüzünü yaratmaya Beytü’l-Makdis’in kalbi olan Kutsal Kayadan başlamıştır.
– Bir rivayete göre Hz. Adem’in mezarı Beytü’l-Makdis arazisindedir.
– Nuh Tufanı sonrasında sular çekilmeye başladığında ilk ortaya çıkan kara parçası Beytü’l-Makdis arazisidir.
– Yahudilere göre Hz. İbrahim oğlu Hz. İshak’ı kurban etmek için buraya getirmiştir.
– Yıllarca çocuk isteyen Hz. Zekeriyyaya Hz. Yahyanın doğum müjdesi Beytü’l-Makdis’te verilmiştir.
– Hz. Meryem küçük bir çocuk olarak Beytü’l-Makdis’teki hücresinde ibadette iken (Kur’an-ı Kerim’in de tasdiki ile) yazın kış, kışın yaz meyveleri kendisine burada sunulmuştur.
– Hz. İsa henüz beşikte bir bebek iken burada konuşmuştur.”[1]

-Kudüs üç büyük din içinde kutsaldır.

Bizler için Kabe ne ise, hristiyan dünyası içinde Kudüs odur.

Onun içindir ki, kudüsü ziyaret için seferler düzenlerlerdi.

-“İslam’dan önce de kutsal birlikleri Kudüs’e giderlerken Anadolu’dan geçerken uğradıkları önemli yerlerden birisi de Kayseri’ydi. Çünkü Kayseri’de Aziz Mamanın doğup yaşamış olduğu bir yerdi.

Kayseri aynı zamanda 1097 yılında haçlılar tarafından saldırıya uğramış ve 27 yıl boyunca yani 1124 yılına kadar şehrin danışmentler tarafından kurtarılması ile beraber tekrar eski haline dönmüştür ve Kayseri birçok defa haçlı saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.

Kayseri daha sonra Şah İsmail tarafından da saldırıya uğramış ancak 1515 yılında Yavuz Sultan Selim’in tekrar ele geçirmesi ile Kayseri eski haline dönmüştür.”

-İlk sınavı Hz. Musa Sina Dağı’na çıktığında verecekler ve peygamberlerine oracıkta ihanet edip Eski Mısır Tanrısı Hator’a (inek-buzağı tanrı) dönüvereceklerdir. Çöl tevekkül gerektirir. Her gün bıldırcın eti ve kudret helvası gelse de. . . Ama olmuyor, isyanları, itaatsizlikleri devam ediyor.
Onca imtihan ve savaştan sonra Musa(kavmi artık Kudüs önlerindedir. Alahu Teala onlardan şehre girerken günahlarını itiraf etmelerini ve tevbe ile içeriye girmelerini
ister. Mabed Tepesi’ni gördüklerinde, “Hethet” (Günah günah) diye haykırmaları ve
arınma talebi ile girmeleri istenir. Ancak İsrail-İsrailoğullarının Mısır sonrası güzergahı Beytü’l-Makdis’i görür görmez “Hitta hitta” (Buğday buğday) diye bağırırlar. Yani günahlarını itiraf etmek, hataları ile yüzleş­erek istemezler. Onların bu itaatsizliği, arkasından gazap getirir.
Kavmin içinde salgın hastalıklar zuhur eder ve itaatsizliğe devam eden niceleri helak olur. İşte bu hadiselerin yaşandığı yer olması sebebi ile bu kapıya Babü’l-Heta denir. Tarihte meydana gelmiş bu ibretlik hadise elbette hem İsrailoğullarının hem de Allah’ın
kulu nice insanın kulağına küpe olmuş olmalıdır ki, İslam sonrasında bu kapı, içinden geçilirken daima tevbe edilen bir kapı haline gelmiştir. Hıtta Kapısı’ndan geçerken günahlarından af dileyenlerin affedileceğine inanılmıştır.
Tefsir ilimlerinin ekserisinin tasdiki ile Bakara Suresi’nin 58 ve 59. ayetlerinde bu kapıdan ve bu kapı civarında İsrailoğulları­nın başından geçen hadiselerden bahsedilmektedir..

-“Bir Cezayirli ile bir Tunuslu’yu konuşurlarken gördüm. Fransızca konuşuyorlardı. Kendilerine şöyle latife ettim:
‘Yahu ben yanınızda Filistin müftüsüyüm; sizler iki Arapsınız; toplantımız, Arap devletlerinin meselelerini görüşme toplantısı; ama sizler Fransızca konuşuyorsunuz. Bu nasıl iş?’
‘Hocam, mazur görün,’ dediler. ‘Bizim kültürümüz Fransızcadır. Arapça avam lisanını konuşabiliyoruz. Fakat derin mevzuları ifadeye Arapçamız kafi gelmiyor. Fransızca konuşmaya mecbur oluyoruz. Böyle yetişmişiz.. .’
‘Fransa, sizin ülkelerinizde ne kadar kaldı?’
‘Yüz sene kadar.. .’
‘Peki, Osmanlılar kaç sene kaldı?’
‘Dört yüz seneden fazla.. .’
Acaba sizin dedeleriniz, babalarınız, sizin böyle Fransızca bildiğiniz gibi Türkçe bilirler miydi?’
‘Hayır.. .’
Onlar böyle cevap verince, ben de artık fırsatı kaçırmadım,
‘Yahu adamlar yüz senede size anadilinizi unutturmuş. Kendi lisanıyla konuşmaya mecbur hale getirmiş de, Osmanlı dört yüz senede sizi kendi dilini konuşmaya mecbur etmemiş. Üstelik kendi gençlerine Arapça öğretip sizin beldelerinize vali, kaymakam, kadı diye göndermiş. Bu devlet mi istilacı?’ dedim. “[2]

MEHMET ÖZÇELİK

26-05-2019


[1] Arzın Kapısı Kudüs-Mescid-i Aksa- Talha Uğurluel -Sh.31.

[2] Age.142.

No ResponsesMayıs 28th, 2019

ENANİYETİ YIKAN KÖLELİK VE KÖLELEŞEN RUHLAR

ENANİYETİ YIKAN KÖLELİK VE KÖLELEŞEN RUHLAR

İnsanın kıymeti  Allaha olan kulluğu iledir.

Kölelik insandaki benlik duygusunu yıkmaktadır.

Ondandır ki hukuku ve şahitliği yarım sayılmış ve de sorumlulukları hür olanın ki gibi aynı değerde olmamıştır.

İnsandaki  enaniyet, benlik yani kişilik duygusunu yok etmektedir.

Allahın varlığını tanıtan hakikatı mahkum etme durumu vardır.

Bediüzzamanın; Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz yaşayamam, sözünün hakikatı, hürriyet ve hürriyet içinde abdiyet yani Allaha olan kullukta gizlidir.

Gerçek hürriyet ve kişilik Allaha kul olmaktan geçer.

İnsanlar hür oldular ancak yine de Abdullahtırlar yani Allahın kuludurlar.

-Alemin anahtarı insanda, insanın anahtarı da Kur’an-dadır

-En büyük hizmet, bekaya hizmettir. En büyük yatırım sonsuza yapılan yatırımdır.

İnsana sınırlı da olsa bir malikiyet ve sahiplik verilmiştir.

Ölünce Mülkiyeti düşer.

Malikiyeti içinde Allaha karşı acziyetini anlamaktır.

O aciz bir kuldur Allaha karşı.

Kölelik ise insandaki bu duyguyu ortadan kaldırmaktadır.

-İslamiyet köleliğe karşıdır çünkü eneyi ortadan kaldırıyor.

Kibre de karşıdır. Çünkü eneyi ilahlaştırıyor.

Bundandır ki, keffaret ödemelerinde köle azad etmek gelir.

Ahmet Cevdet paşanın ifadesiyle; Köle almak, köle olmaktır.

Kölenin de bir hakkı ve hukuku vardır, hür kadar olmasa da.

-Ya hu kölelik hukukunu yerine getirip zahmete girmektense, onu azad etmek daha kolaydır.

*****************   

KÖLELEŞEN RUHLAR

Insanlik tarihi boyunca Fir’avn, Nemrut, Şeddat, Buht-un Nasır ve zamanımızdaki firavunların özellikleri hep aynıdır.

Önce ruhları köleleştirmek, akabinde bedenleri üst üste koyarak zulüm kaleleri oluşturmaktır.

Yüz yıl önce ruhlarımız köleleştirildi, sonra da bedenlere pranga vuruldu.

Kişiliğini kaybedenler, ruhlarına pranga vurulanlar; başkalarının köleleri olmaya mahkum edildiler.

Yüz yıldır kişiliğimizi bulmaya çalışmaktayız.

Ruhları esir alınanların bedenleri çok kolay kontrol edilebilir.

-Köleleşen ruhlar hala bu kölelikten kurtulamamış olduklarından dolayı; Cumhurbaşkanlığı sarayını hazmedememektedirler.

Oysa kör olup görmediklerinden; ecdadın bin yıl önce yaptığı eserleri, Topkapı Sarayını ve o ihtişamı kavrayamamakta, kısır düşüncelerin havsalası almamaktadır.

O pörsümüş ruhdandır ki; Çamlıca camiini zaid görüp, ecdadın bin yıl önce yaptığı Edirne, Konya, Kayseri, Bursa ve İstanbuldaki yapılan Külliye ve Camii Kebirleri idrak edememektedirler.

İki bin yıl öncesine gidip de Ayasofyayı anlayamamaktadırlar.

Geleceği göremeyenler, günü anlayamaz, zamanının insanlarını geleceğe taşıyamazlar.

Kör bir taassupla kaybettiği kişiliğini birilerine saldırarak bulmaya çalışmaktadırlar.

Ruhunu köleleştirenler kendileri gibileri gütmeye değil, güdülmeye layıktırlar.

Kuzular içerinde kalıp, kişiliğinden haberdar olmayan aslan misali, ruhun yeniden dirilip ayağa kalkmasına ve zincirlerini kırmaya ihtiyacı vardır.

Sayın Erdoğanın farkı, bu milletin bir asırdır kaybettiği kişiliğini bulmaya yönelik eserler ortaya koymaya çalışmasıdır.

Ancak hala kişilik kaybı yaşayanlar bu kişiliği hazmedememektedirler.

Ağır gelmektedir. Çünkü bir asırdır ağır bir baskı altında yaşamışlardır.

Kişilikleri yara almıştır, eğer ölmemişse…

Sadece kişilikleri değil, çok değerleri ellerinden alınmıştır.

Manalarını kaybettikleri içindir ki, maddeleri de kalmadı.

Ruhu esir alınanlar yaşadıkları esaret hayatını hayat diye sürdürmektedirler.

Geçmişle bağı kopanlar, ecdadının büyüklüğünü göremeyen köle ruhlar, mezarı müteharrik yani ölür gezer gibidirler.

Kaybedilen kişiliği bir arama çabası var.

Ancak farklı ve yanlış yerlerde aranmaktadır.

Mesela; Dar elbiseler ve kotlar, Köle giysisi kotlar, Yamalı elbiseler, Yırtık elbiseler hep kendisine bir kişilik kazandırma şaşkınlığının bir eseridir.

Eski zamanda köle ve hürlerin birbirinden ayrılması ve ayırmak için giydirilen elbiseler, bu gün esir ruhlara giydirilmektedir.

Köleliği tercih edenler, şahsiyet kaybı yaşayanlardır.

****************** 

Asırlardır doğudan gelenlere kendimizden ve içimizdekilerden daha çok saygı gösterdik.

Saygı gösterilmesinde bir beis yok ancak kendi değerlerinden habersiz yaşama, değerlerini ve değerlilerini ortaya koyamama ezikliği yaşadık.

Yüzümüzü batıya döndük, orada kaybettiğimiz kişiliğimizi aramaya başladık.

Oysa kişiliğimizi burada kaybetmişken, dışarıda aradık.

Tıpkı Nasrettin hoca gibi ki; eşyasını samanlıkta kaybeden hoca, dışarıda aramaktadır.

Neden dışarıda aradığı sorulunca; İçerisinin karanlık olduğunu söyler.

İçimizde bulabileceğimiz ve geçmişte verdiğimiz eserlerimizden habersiz yaşadık.

Hazine üzerinde yaşayan şahsiyet fukaraları haline geldik.

Doğudan ve batıdan gelen eserleri tercüme ettik. Sanatçılara imrendik.

Bu kişiliğe sahip olabileceğimizi ve ortaya koyabileceğimizi düşünmedik.

Batıyı büyütürken, kendimizi küçülttük.

İzzetimizi koruyamadık, aşağılandık.

Çünkü şahsiyetimizi düşürdük, kişiliğimizi kaybettik.

Hala kaybettirilmeye çalışılan kişilik kaybı yaşamakta ve yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Bir asırdır yaşadığımız kavga; ruhu esir olanlarla, ruhuna hürriyet kazandırmaya çalışanların savaşıdır.

Her zaman olduğu gibi hürriyet kazanacak, hürler kölelere galib gelecektir.

MEHMET ÖZÇELİK

28-05-2019

No ResponsesMayıs 28th, 2019