ALEM NAKIŞ NAKIŞ

ALEM NAKIŞ NAKIŞ

Allah atomdan kainata herşeyi nakış nakış dokuyor, dantel dantel işliyor, bir kitap gibi okuyor ve okutuyor.

Alem ilâhi bir mektup, okunmak için.

İlahi bir manzara, nazarlara sunmak için.

İlahi bir tecelli, mazhar ve müzhir olmak için.

İlahi bir sofra, istifade etmek için.

İlâhi bir köprü, bekaya geçmek için.

İlâhi bir fotoğraf, temaşa etmek için.

İlâhi bir resim, ressamı görmek için.

İlahi bir kelâm, dinlemek için.

İlâhi bir lafız, anlamak için.

İlâhi bir mana, anlamak ve anlamlandırmak için.

İlâhi bir defter, yazmak ,yazılmak, yazdırmak için.

İlâhi bir tarla, ekmek ve ekilmek için.

İlâhi bir ses, dinlemek ve dinlenmek için.

İlâhi bir nağme ve musiki, kulak vermek için.

İlâhi bir sınav, geçmek için.

İlâhi bir ırmak, akmak ve göçmek için.

İlâhi bir proje, olmak ve oluşmak için.

İlâhi bir fabrika, mahsul almak için.

İlâhi bir ağaç, meyve almak için.

İlâhi bir lâmba, aydınlanmak ve aydınlatmak için.

İlâhi bir han, gelip göçmek için.

İlâhi bir pazar, alış veriş yapmak için.

İlâhi bir mesaj, almak ve anlamak için.

İlahi bir köprü, bekâya namzet olup, süreklilik kazanmak için.

Maddi alemi şekillendiren, manevi alemdir.

Manevi alemi besleyen ise, maddi alemdir.

Manevi alemin mahsulatı, maddi alemin mezruatındandır.

-İnsanla diğer canlılar arasında kabiliyet,  kapasite, duygu, his, iletişim, ifade, anlama, anlatma, kavrama, kapsamlılık, güncelleşme yani android sistemi gibi sonsuza dek güncellenme özelliği var.

Efendimizin son sözü; La ilahe illallah, Refik-i A’la’ya, ulvî ve yüksek Refik’e, beni Refik-i A’la’ya ulaştır.”, maa’r-refîkil-a’lâ” dedi.

En yüce dosta.. sonsuza dek, O’nunla beraber.

Allahın insana koyduğu tek bir şey bile sonsuza kadar idare etmede ve sürdürmede yeterli olabiliyor.

İştah duygusu gibi.

Bir de bunun gibi birkaç duygunun daha konulması ve açılması halinde değil kainat hatta kainatlar bile insana dar ve az gelir.

-Kayyum isminin kainatta insana verilmesi herşeyin insanla kaim olmasından.

Kayyum zati sıfat.

-Allah yer ve göğün, hayvanların, insanların konuşmalarını ezeli kelamıyla dillendiriyor.

O varlıklar geçici, kendisi ise ezeli olup, ezeli ilmiyle seslendirmiş oluyor.

İnsanı kendisine dost seçen Allahı, insanda ebedi beraberliğin sırrıyla dost seçmiştir.

Ebede uzanıp giden bir dostluk.

Ebedi dostluk…

MEHMET ÖZÇELİK

19-05-2018

 

HER GÜNE BİR BEYİT paylaştı: 8 Şubat 2015 Pazar

No ResponsesMayıs 19th, 2018

İNANÇ ANKETİ

İNANÇ ANKETİ

Gündeme gelen haberde; İmam Hatiplerde Deizmin yaygınlaştığı rapor edilmişti, bir kısım öğretmen ve medya tarafından…

Acaba bu haber gerçekten doğrumuydu?

Yoksa Evvelen; İmam Hatiplerin 12. Sınıflarının 2. Döneminde ateizm, Satanizm gibi Deizm konusu da işlenmiş olduğundan mevzii olan bu rapor umuma taşmil edilmiş, maalesef hem imam hatipler zan altında bırakılmış ve de aynı zamanda Deistlerin ekmeğine yağ sürülmüş oldu.

Eğer bir hassasiyetten dolayı ancak araştırılmadan gündeme getirilmiş olmasından dolayı iyilik değil kötülük yapılmış oldu.

Zira bir süredir İmam Hatipleri karalama amacıyla saldırılarda bulunulmaktadır.

Bir hakikat olarak da hepimiz İmam Hatiplerde bir keyfiyetin yetersiz olduğu konusunda müttefikiz.

Aradığımız kaliteyi yeterli derecede bulamamaktayız.

Ancak bu durum onları ortadan kaldırmaya değil, kaliteyi arttırma yönünde tedbir alınıp gayret göstermeye sevketmelidir.

Şüphesiz farklı ailelerden gelip, kendi isteğiyle gelmeyen, sınav sonucu gelmiş farklı öğrenciler bulunmaktadır.

Bu durumun doğruluğunu öğrenmek amacıyla bir İmam Hatip okulunun 12. Sınıflarında 180 kadar öğrenci üzerinde bir anket yapmayı niyet ettim.

Aşağıda göreceğiniz gibi ağır ve dik sorular sorduğumda öğrencilerin neredeyse hepsi tepki göstererek, -Hocam böyle şey mi olur?- diyerek sorularımı garip gördüler.

Bende kendilerine böyle olduklarını değil, genelde sorulan sorular olduğundan dolayı durum değerlendirmesi yapmak için sorduğumu söyledim.

Öyle deizmin yaygınlaştığını gösteren bir durumla karşılaşmadığımı da gördüm.

-İsminizi Yazmayın.- diyerek de rahat yazmalarını da sağlamış oldum.

İşte soru ve cevapları;

*1-Allaha iman ve varlığı konusunda aklına takılan ve bocalama yaşadığın hususlar nelerdir. 3 madde yazın.

-Yoktur.                                                                                                                                   -Bocalama yaşadıgım bir husus yok.

-Çok şükür yok.                                                                                                                      

-Allah (c.c) dünyayı yaratmadan once ne yapıyordu?                                                                       -Biz islam dinine inandık ,fakat hristiyanlar ve yahudiler neden bizim dinimizi seçmiyor? Nasıl bir bilinç altına sahipler? Nasıl anlatılmış onlara bu din-islam konusu                                                     -İman ve varlık konusunda yoktur.                                                                                      

Allahın yapma dediklerini neden yapıyoruz?

Neden iman edip neden başka sekilde hayat sürüyoruz?

Neden iman edip müslümanız deyip inkar yollarına gidiyoruz?

-Hocam benim kafamda sorular var tabi fakat benim sorularmı ben sormaya korkuyorum cünkü bu sorular belki de dinden çıkaracak sorular. Bu sebeple sormak istemiyorum.

Allah kullarının kötülügünü istemiyor fakat neden cehennem var?

Neden bizler yaratıldık, durduk yere neden dünya yaratıldı?                                                              -Allah tek ilah ise neden 4 büyük melek var?                                                                                      – İbadetimize ihtiyacı yoksa bizi neden yarattı?                                                                                   

-Fıtratımıza konulan nefisten neden sorumluyuz?                                                                              -Bizi herşeyimizi Allah yarattı ama bize neden bizi nefsimiz ve şeytanla baş basa bıraktı?

-Kur’an’a göre güneş dünyanın etrafında dönüyor diye bir soru geldi bana ben cevap veremedim?                                                                                                                                     Allah neden dünyayı  6 günde yarattı, tek seferde yaratmadı?                                          

Allah neden görünür değil?                                                                                                                Tövbe haşa Allah nasıl var oldu?                                                                 

Allahı görmeden nasıl inanıyoruz?                                                                                                   Gönlümüze  imanı veren kim?                                                                                                         Allahı görmeden ona nasıl inanıyoruz? Niçin bize kendini göstermiyor gösterse ne olacak ?

Allah bizi nasıl yoktan var etti? Madem yok idik biz nasıl yaratıldık?                                                Allah biz yokken ne yapıyordu?                                                                                                        Allaha iman hakkında hiçbir şüphem ve aklıma takılan bir şey yok.          

Neden bir sürü din var, maden din konuşunda itikatlı tek bir din ortaya çıkarsaydı?                          Peygamberler yol göstericiyse neden şimdi yok, madem peygamber yok bizi doğru yola nasıl iletsin?                                                                                                                                                                                                                                   

*2-Allaha iman konusunda tereddütlerin var mı. Nelerdir?

-Hayır                                                                                                                                               -Yok                                                                                                                                                   -Yok  vallah                                                                                                                               -Allahıma bin şükür yok.                                                                                                               

-Hiç bir terettütüm yoktur çünkü o yoktan var eder. O ol deyince olduran, gönüllerimizi bir arada iman ile doldurandır ama çok iman edip hala münafık gibi yaşadıgımız var yani  dört dörtlük olamadık hala..

-Allaha iman konusunda tereddütüm yok fakat ilk soruda da belirttiğim gibi korkuyorum yanlış birşey söylemeye, Allah affetsin ben Allahın nasıl var oldugunu, güçlerini nerden aldıgını , paralel evreni, bizleri neden yarattığını ve dünyanın ilk yaratılış sebebinin Hz. Adem yasak meyveyi yemesiyle oldu ve Hz. Adem dünyaya indirildi,  tövbe etti,  af diledi, Allah onu bağışladı. Peki Allah Hz. Ademi bagışladıktan sonra neden dünyada bıraktı, neden geri yanına almadı?

-Nedeni ise, diğer dinleri araştırıp kendime bir olgu yaratıyorum o yüzden tereddütlerim var?

-Allahın var olduğuna inanıyorum ama bence tek değil.                                                                    Ahiretin varlığına inanıyorum.                                                                                                                          

*3-Ahiretin varlığı konusunda ne düşünüyorsun?

Ölüp ve orda bekleyecegimizi.

Vardır.                                                                                                                                                La ilahe illalah. Allah birdir.                                                                                                               Her nefis bir gün ölümü tadacaktır.

Gerçek bir olaydır, iman sartlarından birisidir. Çünkü  insanın korku ve endişe duyduğu yer.           İnanmıyorum.                                                                                                                                                      Ahiret vardır, haktır. İyiler ödüllendirilip kötüler cezalandırılacak.

Ahiretin varlığına inanıyorum.

Bence ahiret vardır, biz orada hesap verecez ve insanoğlu bu hesap sonuçunda ya ebedi olan hayata yada ateşler içinde yanacak.

Kabir azabı.                                                                                                                                   İman varsa imkanda var haşa Allahın işine karışmak gibi olmasın, hepimiz anne karnında müslüman olarak doğduk, ne kadar doğru, tamam. Kelime-i tevhid getirdik ama ne kadar müslümanız? Hepimiz ahiretin var olup olmadığını duyuyoruz tamam da Kur’an da yazıyor mu?

Allah şahit bir kez bile Kuranı açıp şu var  mı bu varmı diye bakmadım, hep çevremin kulaktan dolma bilgileriyle öğrendik ama bunu sorgulamadık. Şimdi  size soruyorum, ahiret varsa niye inanalım ki yada inanmayalım?

İmanın sartlarından biride ahirete imandır.

İnsanın korku ve endişe duyduğu yer.

Dünyadan sonraki hayatta cennete gitmek istiyorum ve ahiretin varlığına inanıyorum.

                                                                                                                                                                                                                                                                         

*4-Allaha ve Ahirete imanı olmayan insan hakkında ne düşünmektesin?

Belki ailesinin peşinden taklidi gidiyordur ve ona doğru geliyordur.                                          Küfürdedir, yanlış yaparlar, cehennemliktirler.                                                                                Hiç birşey.                                                                                                                                         Beni ilgilendirmez, herkes düşünçesinde özgür, dinde  zorlama yoktur.

Bence yanlış bir düşünce.                                                                                                        

Cahil diyip geçerim  çünkü cahile ne anlatırsan anlat anlamaz.                                                        Beynini kullanmayan insan topluluğu, cehennemin odunları.                                                            Zavallı dünyaya boş gelmiş boş gidecek.                                                                                           Bir ilaha  ya da tekrar dirilmeye inanmamak çok saçma. Herkesin bir ilahı vardır.

Müslüman değildir.                                                                                                             

Allahın gazabına uğrasınlar.                                                

Herkesin dini kendine Allah ıslah etsin.                                                                                 Kafir.                                                                                                                                       Yanacak.                                                                                                                                                    Allah’a ve ahirete iman etmeyen kimse sürekli kendisini boşlukta hissedecektir.                              İslam dini dışında herhangi bir dine inanan bir vatandaşlardır                                                           Dinde zorlama  olmaz, özgürçe  davranabilir.                                                                                    Allah en kışa zamanda hidayete erdirsin inşallah.                                                                 İnsanlıktan acizdir.                                                                                                                 

Dünya hayatında çok güzel yaşıyacağımı düşünüyorum.

Allah imanı nasip eder inşallah.                                            

5-Kader deyince aklına gelen 3 şeyi yaz.

İrade , tevekkül, cüz-i irade                                                                                                                               Gelmiyor.                                                                                                                                             Allah’ın bizim yapacaklarımızı öceden bilip takdir etmesi.                                                               Biz her şeyi kader ile (bir ölçüye göre) yarattık. Hayrı ve şerri, iyiyi, kötüyü.                              Allah’tan başka ilahın olmadığına, yaratıcının bulunmadığına inanmak demektir.                            Amentünün bir parçasıdır.

Kaza, baht, şanş.

Hakikat, özgür düşünçe, kader, alın yazısı.

İhlas, iman, takdiri ilahi.

Hayat, belirli yaşantı, Allahın bize hikmetleri.                                                                                   İnanç, sorumluluk, yapılan eylemler.

Ölüm, yaşam ve insanların olacaklarına varması.                                                               

Önceden belirlenmiş olan bir bir şeyin günü geldiğinde meydana gelmesidir.

İyi kader, kötü kader.                                                                                                               

Yazı, ölüm, doğum.                                                                                                                   

İnsanın hayatı, Allahtan geldiğine iman etmek, yaşamı boyunca başına gelenler.    

Yaşayıp öğrenmemiz gereken şeyler.

Allahü tealanın doğmadan alnımıza yazdıgı yazıdır.                                                          

Akıl yok ki bende.

Ahirete iman, kaza ve kadere iman, Allaha iman.

Olgu, inanç, iman.                                                                                                                  

Nasip kısmet.      

6-İnancının kendin için yeterli olduğuna inanıyormusun, neden?             

Hayır, gece gündüz ibadet bile etsek Rabbimize azdır.                                                               Hayır, çünkü namaz kılmıyorum.                                                                                                                          

İslam dinini her açıdan kusursuz buluyorum, tek sorun benim üşengeç biri olmam.                          Herkes hayır diyor ama bana gore evet,  nedeni  ise islam ülkeleri arasında en iyi durumda olan biziz, bu sebeple yeterli olduğunu düşünüyorum.                                                                     Yeterlidir, fazlasına gerek yok.                                                                                               

Şu an düşünmüyorum çünkü namazlarım tam değil.                                                                          Herkes kendi kendine yetecektir, nedeni ise herkes çizdiği yolda yürüyecek.

Hayır bu duruma çok üzülüyorum çünkü Kuranı tam anlamıyla  hayatımıza uygulayamıyoruz.         Tam değil çünkü islamı gereğiyle   yaşamıyoruz.                                                                     İnanıyorum, Allah bizi salihlerden eylesin.                                                                     

İnanıyorum çünkü rehberimiz Kuran ve Rabbimize sonsuz iman ediyoruz.

Hayır, bir müslüman imanını yeterli bulmaz, daha çok çalışır.                                                             Namazını kılarsan iyi bir müslüman olursun, burda namazın önemini belirtiyorum.                      İnanıyorum, insan araştırmadan vazgeçmez.

İnanıyorum çünkü Allaha iman ediyorum.                                                           

İnanıyorum fakat ibadetleri çok sık yapmıyorum bu konuda ruhen rahatsızım.                 

Yeterli bulmuyorum.

Yapılan bu anketi doğru bulmuyorum, bizlere neyin niçin var olduğunu kendiliğimizden öğrenmek yerine, sizin öğretmeniz bizi küçük düşürüyor.                                                                                                                                                                                                         

7-inanç, iman, itikad konusunda çevrende gördüğün farklılıklar nelerdir?                          

Çok farklılık yoktur.

Sözde müslümanlar, ramazanda müslümanlar, Cuma namazında müslümanlar.                         Kimi tarikat olmamalı demekte, kimi ise Allahın Kuranı size yetmiyor mu ki siz kendinize yol rehber ediniyorsunuz?                                                                                                            Çoğunlugu imanlı ama yerine getiren kişi bana ğöre az.                                                              Çevremde hiç bir farklılık görmüyorum.                                                                                   

Bazı okullarda okuyanların ateist olduğunu gördük.                                                             Hepimizin inancı birdir, şimdiye kadar farklı inanan arkadaşım olmadı, olsa çevremde farklı seyler görürdüm.                                                                                                                

Farklı inançaların farklı ibadetleri.                                                                                                Cemaatlerin çoğalması.                                                                                                                                                           Bilmiyorum.                                                                                                                               Görmüyorum.                                                                                                                                            Farklı mezhep ve etnik kökenlerden insanların dine bakışı.                                                                Ortalık müslümanlığı güzel yaşayamayan, sadece adı müslüman olanlarla doldu ve bunun yanında müslümanlığı bilmeyen ve ateist ve deist düşünen, kabul etmese de onlar gibi yaşayanlarla dolu.                                                                                                              

Halkımız imandan yani Allahın emirlerinden gittikçe uzaklaşıyor ve bilgileri siliniyor fakat sorsanız  müslümanız derler.                                                                                                  

Fark yok tarz var.                                                                                                                              Pek bir farklılık yok, çevremde gördüğüm çoğu herkes müslüman.                                             Dikkat etmedim.                                                                                                                                                                           Bu konu hakkında bir görüş belirtmek istemiyorum.                                                                  İnançsızların sayısı her geçen gün artığını görüyorum.                                                            

Devir değişiyor, bu yüzden onlarda değişiyor.                                                                          

İtikadi Mezhebine çok karışıyor.

Çevremden banana, kendime bakarım.                                                                                   Müslüman artık işine geldiği gibi yaşıyor, müslümanım deyip geçiyor ama kendine bakmıyor. Müslümanın müslümana üstünlüğü yok diyor ama müslümanı eziyor acaba ne kadarlık müslümanlık yapmış olsada kendini dört dörtlük görüyor acaba sonumuz nasıl olacak?                                                                                        

9-Allahın sıfat, vasıf ve özellikleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Birdir, tektir, eşi ve benzeri yoktur. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey ona muhtaçtır.                   Yorumlamak istemiyorum.                                                                                                             İsimlerin en güzelidir.                                                                                                          

Allah her şeyin sahibidir, Hakimdir.                                                                                            

Çok yüce ve çok büyük olduğunu düşünüyorum.                                                                      Allahın bildiğim her sıfat ve özelliğinin tecellisine şahidim.                                                             Allahın özelliklerine bizim aklımız yetmez, bu yüzden fazla düşünmemek lazım.                            Allahın sıfatlarını vasıflarını, vasıflarını falan eleştirmek bizim haddimize mi ?                      

Allahu Teala herşeyde en üstün ve bilinçli olan evrenin yaratıcısıdır, onun güçünün üstünde güç yoktur.                                                                                                                                                                   Allah tüm evreni ve dünyayı yaratandır.                                                                               

Allah büyüktür.                                                                                                                               Zati ve Sübuti sıfatlar, Allah bize ne öğrettiyse ancak onu biliriz.                                            

Küçük bir beynimiz var, onuda böyle sonsuz şeyler düşünerek yakmayalım kısaca Allah akla hayale sığmaz.                                                                                                                              Allah herşeyi görüp duyan , işitendir. Herkezi görür. Allahın bu özellikleri hakkında ister istemez sorular oluyor. Tabi Allah bizim bu dünyada neler yaşayaçağımızı bile bile neden hala hayattayız? Allah geleceği görüyor, değil mi? Neden  hayattayız? Nasıl yaşıyacağımızı Allah biliyor? Neden hala  yaşıyoruz? Allah bu güçleri  nasıl nerden aldı ve nasıl her yerde alabiliyor? Neden şeytanı yok etmiyor? Şeytan Allaha şirk koştuğu halde  sıfatlar var. Allah ta var fakat bunu gösterebilecek kimse yok.                              

Tektir.                                                                                                                                            

Yani Allah herşeyi yaratandır.                                                                                                             Allah birdir. O doğmamış ve doğrulmamıştır.  Onun eşi ve benzeri yoktur.                                        Her türlü kötü şeyden münezzehtir.                                                                                             Herhangi bir düşünçem yok.                                                                                                       

Allah Haydır Kayyumdur.                                                                                                                                  He Herşeyden haberdardır, herşeyi görür, işitir.                                                                                    Sonsuz ilim ve kudret sahibi, Onu anlamanın mümkün olmadığı.                                              Doğmamış ve doğrulmamıştır.                                                                                    Düşünemiyorum şu anda.                                                                                                        

Zati ve sübuti olarak  sıfatlar  ikiye ayrılıyor. Zati olanları tek kendinde bulunur, sübuti olanlar ise diğer insanlarda da bulunur .                                                                                                               Allahın adaletinin geç geldiğini düşünüyorum, olan masum insanlara oluyor.  Zalimler krallar gibi yaşıyor.                                                                                                                           

Eşi benzeri yoktur.                                                                                                                         Allahın vasıfları sıfatları başka hiçbir varlıkta yok.                                                            

Allah her şeyden üstündür.                                                                                               

Çok yüce bir varlıktır. Sonsuz Kerem ve İhsan sahibidir.                                                                      Allah rahmet sahibidir, adaletlidir, affedicidir.                                                            Bilmiyorum.                                                                                                                                       Allahın bizi, şüphesiz bütün yaptıklarımız olumlu veya olumsuz eylemlerimizden dolayı sorgulayacağı için hep iyi eylemlerde bulunmalıyız.

MEHMET ÖZÇELİK

18-05-2018

No ResponsesMayıs 18th, 2018

KUDÜS İŞGAL ALTINDA

KUDÜS İŞGAL ALTINDA

Fransa eski ve eskimiş Cumhurbaşkanı Sarkozy, 300 yazarla Kuran-dan yahudilerle ilgili ayetlerin çıkarılmasını istemeleri ve de yahudilerin bundan dolayı zulme maruz kaldıklarını söylemesi belliydi ki; Abd-nin elçiliğini Kudüse taşımasıyla protesto eden filistinlilerin 60 kadarının şehid, üç bine yakınının gerçek mermiler kullanılarak yaralamalarını meşru göstermek içindi.

Fransa geçmişte olduğu gibi yahudi[1] terör ve teröristini abd ile beraber desteklemiş ve terör devleti olduğunu göstermiştir.

Geçmişten günümüze kudüs, islam dünyasının namusu ve imtihanıdır.[2]

*********************

Mhp-nin gündeme getirdiği, Başbakanın ve Cumhurbaşkanının gündemlerinde olmadığını söyledikleri af meselesi, yersiz ve gereksiz bir meseledir.

Pişmiş aşa su katma ve de suyu bulandırmadır.

Hem sen kimin adına kimi affediyorsun?

Mağdur olup evi soyulan adına nasıl karar verirsin?

Kaza geçirip bir ömür boyu sakat kalana danıştında mı af ediyorsun?

Hukuk masum ve mazlumu korumak içindir.

Af ile kim korunmaya çalışılmaktadır

Ortada bir hukuksuzluk varsa hukukun üzerine gidilsin.40 yamalı hukuk elbisesi değiştirilip düzeltilsin.

Hukuksuz olarak Fetöden içeriye atılıp da haksızlık yapıldığı tesbit edilenlerin göreve dönmeleri hızlandırılsın.

On yıl süren mahkemelerin sonuçlanması için hukuk iyileştirilsin.

Bir delik ve gedik daha açılmasın.

Eğer oy için yapılıyorsa mahkumların getirisinden çok mağdurların götürüsü kaybettirecektir.

Elbette islam hukukunda da esas olduğu üzere, suçluyu cezalandırmak esas değil, mağdur ve mazlumu korumaktır.

Cezalarında caydırıcı olmasıdır.

KISSA: Temel mezarda çalışmaya başlamış.

Ancak çok geçmeden görevi bırakır.

Sebebini sorduklarında ise; hep ben çalışıyorum. diğerleri hiç çalışmıyor, hep yatıyorlar!

MEHMET ÖZÇELİK

15-05-2018

 

[1] Bütün yönleriyle, geçmişten günümüze Yahudilik.

http://www.tesbitler.com/index.php?s=YAHUD%C4%B0

[2] Bütün yönleriyle, geçmişten günümüze Kudüs.

https://www.gzt.com/kudus/barisi-arayan-sehir

No ResponsesMayıs 16th, 2018

RAMAZAN AYI VE ORUÇ

RAMAZAN   AYI   VE     ORUÇ

         Rahmet ve merhamete muhtaç biz insanlara Ey Rahmet Ayı Ramazan Hoş Geldin…

            Oruç;Cenâb-ı Hakkın rızasını gözeterek,ibadet niyetiyle imsak vaktinden yani fecrin tuluundan,güneşin gurubuna kadar olan zaman süresi içerisinde yemekten,içmekten,cinsi muameleden nefsini men etmektir.

            Oruç;kıblenin tahvilinden sonra,Hicretin ikinci senesinde,Şaban ayında,Bedir gazasından bir ay ve birkaç gün evvel farz kılınmıştır.

            “İslâm öncesi Mekke Arapları,Muhammed (SAM) dahi onlarla beraber,takvimlerinin birinci ayı olan Muharrem ayının 10. günü (Aşura) olmak üzere yılda sadece bir gün oruç tutuyorlardı.”[1]

            Ramazan kelimesi hususunda:”1)Hadis-de”Ramazan geldi,ramazan gitti”şeklinde konuşmayınız. Ramazan ayı geldi,ramazan ayı gitti”deyiniz. Çünki Ramazan Allah Taalanın isimlerinden bir isimdir.”demiştir. (Şehrullah,şehru ramazan gibi)

            2)Hadiste:”Ramazan ayı Allah’ın kullarının günahlarını yaktığı için,bu ad ile isimlendirilmiştir.”

            3)Günahlar,Allah’ın rahmeti karşısında öylesine tükenirler ki adeta yanıp biterler… İşte bu aya bereketiyle bütün günahların yanıp arınması manasında,ramazan adı verilmiştir.[2]

            Oruç gizli olduğu için,zahiri ibadetlerden namaz,hac gibi olmadığından,riyadan uzaktır.

            Oruçta Cenâb-ı Hak,onun mükafatını ben veririm,bana aittir,buyuruyor ve bunu haber veriyor. O halde büyüklerin büyüklüğüne yakışır bir şekilde ihsanda bulunması gibi,Allah’da şanına yakışır bir şekilde ikram ve atâ’da bulunacaktır.

            Oruçla şeytanın yolları kapanır. Hayvani duyguları zayıflatır,ruhani duyguları kuvvetlendirir. Melekiyet kesbeder. Süfli şeylerden uzaklaşır. Faziletlerle donanır ve süslenir.

            Allah’a karşı zaaf ve aczini anlar,Cenab-ı Hakkın kudretini bilir ve görür.

            Fakirlerin halini anlar ve onlara yardım elini uzatır.

            Lokman Hekim oğluna tavsiye eder:”Ey oğul! Karnını doldurduğunda fikrin uyur,hikmet (ilim-fen) söner,gider ve azalar ve organlar ibadetten,kalbin safası ve ince anlayışlılıkla duanın lezzeti ve zikrin tesirinden geri kalır.”

            Bu konuda Bediüzzaman Hazretleri;Ramazandaki orucun bir çok hikmetlerinden:”Hem Cenâb-ı Hakkın rububiyetine,hem insanın hayatı içtimaiyyesine,hem hayatı şahsiyesine,hem nefsin terbiyesine,hem niâmı ilâhiyyenin şükrüne bakan hikmetleri var.

            … Ramazan-ı şerifteki oruç,hakiki ve halis,azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.

            …İşte ramazanı şerifteki oruç;en gafillere ve mütemerridlere,za’fını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünüyor. Midesindeki ihtiyacını anlar. Zaif vücudu,ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu derk eder. Nefsin fir’avunluğunu bırakıp,kemali acz ve fakr ile dergah-ı ilahiye ilticaa bir arzu hisseder ve bir şükrü manevi eliyle rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamış ise…

            …İşte ramazanı şerif adeta bir ahiret ticareti için,gayet karlı bir meşher,bir pazardır. Ve uhrevi hasılat için,gayet münbit bir zemindir. Ve neşv-ü nema-i a’mal için,bahardaki ma-i nisandır. Saltanatı rububiyeti ilâhiyeye karşı ubudiyeti beşeriyenin resmi geçit yapmasına en parlak,kudsi bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan,yemek-içmek gibi nefsin gafletle hayvani hâcatına ve mâlâyani ve hevaperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut ahiret ticaretine girdiği için,dünyevi hâcatını muvakkaten bırakmakla,uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek;savmı ile,Samediyete bir nevi ayinedarlık etmektir. Evet,Ramazan-ı şerif;bu fani dünyada,fani ömür içinde ve kısa bir hayatta baki bir ömür ve uzun bir hayatı bakiyeyi tazammun eder,kazandırır.

            … Demek,beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilacı da oruçtur.

            …Onun içindir ki;Ramazan-ı Şerifte mü’minler,derecatına göre ayrı ayrı nurlara,feyizlere,manevi sürurlara mazhar oluyorlar.Kalb ve ruh,akıl sır gibi letaifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen,onlar masumane gülüyorlar.”[3]

            Ramazan münasebetiyle camilerdeki coşkulu manevi hava,müslümanların arasındaki sohbet,birlik ve beraberlikler,teravih namazlarının huzuru ve zevki ile tüm İslam alemindeki maddi ve manevi hayatlarda birliği sağlayan mayayı oluşturmuş olur.

            “Sabreden zafere erer.”hakikatı ramazanda tezahür etmektedir.

            Böylece;sevabların artmasıyla adeta bir sevab pazarı oluşturur,maddi-manevi perhize alıştırır.

            “Ulemanın cumhuruna göre,sinni büluğa ermeyen çocuklara oruç vacib değildir. Seleften İbni Sirin ile Zühri gibi bazıları müstehab olduğuna kail olmuşlardır. İmam-ı Şafii-de bu tariki içtihadı iltizam ederek;çocuğun oruç tutmağa kudreti bedeniyesi kifayet derecesinde olursa temrin (alıştırmak) için,ibadete alıştırmak için ibadetle emrolunurlar,demiştir. Ve bununda haddini yedi ve on yaş olarak tayin etmiştir. İshak’a göre,oruçla emrin çağı on iki yaştır. İmam-ı Ahmed bin Hanbel’e göre,ondur. Evza-i,çocuğun kuvayı bedeniyesine zaaf arız olmaksızın üç gün arka arkaya oruç tutabilirse,istihbaben oruç tutturulur,demiştir. Eimme-i Malikiyeye göre,çocuk hakkında oruç meşru değildir.”[4]

            “Ekvator kuşağı” bölgesinde olanlar”,bu gibi bölgelerde 13 saat 30 dakika kadar oruç tutulmuş olacaktır.”[5]

 

            ORUCUN SAĞLIĞIMIZA SAĞLADIKLARI :

            a)Sindirim sistemine etkisi. Bu organlar ailesi ise;ağız ve çenemizdeki tükrük bezlerinden,dil,ağız,yutak,yemek borusu,mide,on iki parmak bağırsağı,karaciğer ve pankreas gibi organlarımıza fayda sağlar.

            “Eğer gerçekleri anlıyorsanız her güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.”[6]

            b)Dolaşım sistemlerine olan etkisi. Kan hacmi azalır. Bu olay kalbe ciddi bir rahatlık sağlar. Bir aylık oruç küçük tansiyonun düşmesine sebeb olur.

            c)Damarların temiz olmasıyla tahrib ve damar sertliği önlenmiş olur. Böylece böbreklerde sağlığa bununla kavuşmuş olur.

            d)Hücreleri en çok etkileyen su dengesi ayarlanmış olur.

            e)Sinir sistemleri rahatlar,bunalım ve stresler kalkar.

            f)Oruçlu iken karaciğer dinlenmiş olduğundan,kemik iliğinin kan yapmak için ihtiyaç duyduğu maddeleri daha iyi ve sağlıklı hazırlar.[7]

            Orucun bu çok yönlü biyolojik hikmetleri nedeni ile zayıflar oruç tutunca şişmanlar,. Aksine şişmanlarda oruç tutunca genel sağlıktaki olumlu etkileri nedeni ile zayıflar,fazla yağlar erir.

            Bir yıl boyunca devamlı çalışan vücut,memurun yıllık izini gibi dinlenir.

            Hastalıkların çoğu mide hastalığından ileri gelir,oda rast gele yemenin neticesidir. Bundan dolayı doktorların en çok hastalarına yaptıkları tavsiye,perhizdir. Oruç ise,en büyük maddi ve manevi perhizdir.

            Tıbbın babası olan İbni Sina,tıb ilmini iki kelimede topladığını ifade ederek;biri,-konuştuğun zaman az konuş-,diğeri ise;yediğin zaman az ye,dört-beş saat geçmeden yeme,çünkü şifa hazımdadır.-der.

            Yapılan araştırmalar göstermektedir ki;”Kandaki,oruç tutan bir insanın kanındaki mikrop öldürücü akyuvarların çok daha güçlü olduklarını ve bu akyuvarların kanser hücrelerini yok ettiğini ve kandaki mikropları öldürerek vücut direncini güçlendirdiklerini”[8]ortaya koymaktadır.

                                  

                                   – BİR   KISSA   VE   BİR   HİSSE

            Bir ramazan günü,merhum Cemal Öğüt hoca İstanbul’da bir camide va’z eder. Der: Cemaat bizim hanım çok saftır,inşaallah içinizde değildir,der. Göz gezdirerek, tebessüm eder ve devamla:”Eve gittim ki hanım feryad edip, -Aaah aaah,bu günleri de mi görecektim”deyip duruyor. Sebebini sorduğumda:

            -“Kedi iftarlık pideyi yedi.” Bunda şaşılacak ne var hanım,dedim. Bir tane daha alırım. Hanım ise;ekmekte değilim,nasıl olur da bu oruç vakti kedi ekmeği yer,ben buna şaşırıyorum,dedi. Ben de kendisine cevaben dedim:

            “Hanım,hayvanlar oruç tutmaz. Hayvanlar namaz kılmaz. Hayvanlar sorumlu değillerdir,dedim de ikna edip,birazda geç kalışım ondandır…

 

                                   – AYETLERLE       ORUÇ   –

            “Ey iman edenler!Oruç, sizden önce (Adem’den beri) gelip geçmiş ümmetlere yazıldığı (farz kılındığı gibi) size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”[9]

            “Oruç size sayılı günler olarak yazıldı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa,tutamadığı günler kadar diğer günlerde oruç tutar. İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da oruç tutmağa güçleri yetmeyenlere fidye gerekir. Fidye,bir fakir doyumu miktardır. Bunun dışında kim gönüllü bir hayır yaparsa,bu kendisi için daha iyidir.. Eğer gerçekleri anlıyorsanız,her güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.”[10]

            “Ramazan ayı,insanlara yol gösterici,doğruyu ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an indirilen aydır. Sizden her kim Hilali (Ramazan ayının ilk hilalini) görürse oruç tutsun. (oruca başlasın) Kim o anda hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günler de tutsun. Allah size kolaylık ister,zorluk istemez. O,sayıyı tamamlamanızı,size doğru yolu gösterdiği için Allah’ı tazim etmenizi ister. Umulur ki,şükredersiniz.”[11]

            “Kullarım sana,beni sorduğu vakit deki,ben herhalde yakınım. Dua edenin duasını bana dua ettiği anda işitir,ona karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar,umulur ki doğru yolu bulurlar.”[12]

“Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için birer elbise,sizle onlar için birer elbise gibisiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul etti,sizi bağışladı. Şimdi (ve bundan sonra ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını isteyin (arayın). Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı),siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin,için,sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde ibadete çekildiğiniz anlarda,kadınlara hiç yaklaşmayın. Bunlar Allah’ın yasak sınırlarıdır. Bu sınırları aşmayın. İşte böylece Allah ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.”[13]

(İslâmın ilk zamanlarında farz olan ramazan orucunu tutarken sahur yemeği yoktu. Oruç tutan kimse,akşam orucunu açınca yatsı namazını kılıp uyuyuncaya kadar yer içerdi. Bundan sonra yemek içmek ve kadınlara yaklaşmak haramdı. Bazı müslümanlar dayanamayıp kadınlara yaklaştı. Bazıları da iftardan sonra yorgunlukları sebebiyle hemen uyudukları için,ertesi gün açlık ve susuzluktan baygınlık geçirdiler. Cenâb-ı Allah mü’minlere acıdı ve bu ayeti gönderdi.)[14]

“Oruçlu olarak geçirdiğiniz günler karşılığı olarak şimdi afiyetle yeyin,için.”[15]

“Hiç kimse,onların işlediklerine mükafat olmak üzere saklanmış olan göz aydınlığını bilemez.”[16]

“Sabredenlere mükafatları bol ve hesapsız olarak ödenecektir.”[17]

“Yanlışlıkla olması dışında bir mü’minin bir mü’mini öldürmeğe hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mü’mini öldüren bir kimsenin,mü’min bir köle âzad etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola! (Bu takdirde diyet vermez.) Eğer ölen mü’min olduğu halde,size düşman olan bir toplumdan ise mü’min bir köle âzad etmek lazımdır. Eğer kendileriyle aranızda andlaşma bulunan bir toplumda ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mü’min köleyi âzad etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin,Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşi peşine oruç tutması lazımdır. Allah her şeyi bilendir,hikmet sahibidir.”[18]

“Allah,kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz,fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bununda keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek,yahut onları giydirmek,yahut da bir köle âzad etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. (Onlara riayet edin) Allah size ayetlerini açıklıyor;umulur ki şükredersiniz.”[19]

“Buna imkan bulamayan kimse (Zıhar cezasına),temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen,altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah ve rasulüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Kafirler için acı bir azap vardır.”[20]

HADİSLERDE    ORUÇ –

-Rasulullah İslamı tarif ederken:”Ramazan

-Orucunu tutmak”diye belirtir.[21]

-“Oruç tutun,sıhhat bulun.”

-“Oruç sabrın yarısıdır.”

-“Oruç bir perdedir,mü’minin sığınacağı kalelerden bir kaledir.

-“Oruç ateşe karşı (sağlam) bir perdedir. Yeter ki yalanla,gıybetle kişi onu yırtmamış olsun.”

-“Oruçlunun uykusu ibadettir,susması tesbihtir,amelleri misliyle kabul edilir,duası makbuldür,günahı affedilir.”

-“Oruçta riya yoktur. Allah taala hazretleri buyurur ki:”Oruç benim içindir,onun mükafatını ben vereceğim,oruçlu yiyecek ve içeceğini benim için bıraktı.”

-“Oruçlunun yanında birisi yemek yeyince melekler ona rahmet okurlar,bu hal,öbürü yemesini bitirinceye kadar devam eder.”

-“Oruçlu için iki sevinç vardır:Biri,orucu açtığı zamanki sevincidir. Diğeri de,rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (haluf) Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.”(Ebu Hüreyre-den)

-“Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin,bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa:”Ben oruçluyum.”desin. (ve ona bulaşmasın)”(Kütüb-ü Sitte imamları)

-“Kıyamet günü olunca,Allah kullarını hesaba çeker,üzerindeki kul haklarını amellerinden karşılar,öyle ki oruç hariç hiçbir şeyi kalmaz. Allah baki kalan hakları kendinden öder ve orucuna dokunmaz,onunla da kulunu cennete koyar.”(İbni Hacer)

-“Kim Allah taala yolunda bir gün tutsa,Allah onunla ateş arasına,genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”(Tirmizi)

-“Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır,kimse oradan giremez.”(Buhari-Müslim-Nesa-i),”Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.”(Tirmizi)

-“Kim bir oruçluya iftar ettirirse,kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeble oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.”(Tirmizi-İbni Mace)

-“Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır,cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.”(Buhari-Müslim-Nesa-i) (Dünya bir ay boyunca şeytansız bir dünyadır. Ancak onun vekili olan nefis vardır. Oda oruçla susturulursa,şeytani ve süfli hareketler rastlanmayacak veya nadirattan olacaktır.)

-“(Muteber) Oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (muteber) İftar, (hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (muteber) Kurban, (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.”(Tirmizi-Ebu Davud)

-“Oruç,giren şey için,abdest de çıkan şey için bozulur.”(Buhari)

-“Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünki ona Allah yedirip içirmiştir.”(Buhari-Müslim-Tirmizi-Ebu Davud)

-“Kim ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse,sanki yıl orucu tutmuş olur.”(Müslim-Tirmizi-Ebu Davud)

-“Sizden kimse,ramazanı bir veya iki gün önceden oruç tutarak karşılamasın. Eğer bir kimse,önceden oruç tutmakta idiyse,orucunu tutsun.”(Buhari-Müslim-Ebu Davud-Nesa-i)

-“Sahur yemeği yeyin,zira sahurda bereket var.”(Buhari-Müslim-Tirmizi-Nesa-i)

-“Bizim orucumuzla ehli kitabın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.”(Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-Nesa-i)

-“Biriniz ezanı işitince (yiyip içtiği) kap elinde ise,ihtiyacını görünceye kadar onu bırakmasın.”(Ebu Davud)

-“İnsanlar iftarda ta’cile yer verdikleri müddetçe hayır üzerine devam ederler.”(Buhari-Müslim-Muvatta-Tirmizi)

-(İftar duası)“Allahümme leke sumtü ve ala rızkuke eftartü.”(Allahım! Senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açıyorum.)”(Ebu Davud)

-“Kim sefer sırasında ramazana erer ve bereketinde kendisinin karnını doyuracak yere götürecek bir bineği varsa,nerede olursa olsun orucunu tutsun.”(Ebu Davud)

-“Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse,velisi ona bedel tutar.”(Buhari-Müslim-Ebu Davud)

-“Ramazan ayında,hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse,bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.”[22](Buhari-Tirmizi-Ebu Davud)

-“Kim inanarak ve sevabını Allah’dan umarak ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”(Buhari)

-“Peygamber Efendimiz minbere çıktıklarında üç kere (Evet, öyle olsun manasına) “Amin”dedi. Sebebi sorulduğunda Peygamberimiz:”Cibril bana geldi ve dedi:Kim ki ramazan ayına yetişir (Allah’a isyan ederek,fırsatı değerlendirmeyip tevbe etmez) bağışlanmadan cehenneme girerse;Allah onu rahmetinden uzaklaştırsın. Amin-de,dedi. Bende,amin,dedim.”buyurur.”(Buhari)

-“Karın,hastalığın (yeri,evi ve) aslıdır. Oruç (ve perhiz ise) deva (ve şifanın) aslıdır.”

-“Allah-u taala abid olan gençle,meleklere iftihar eder ve buyurur:Ey benim için şehvetini terk edip gençliğini feda eden genç,sen benim katımda,bazı meleklerim gibisin.”(Tirmizi)

-“Şeytan (ın hilesi),kan,damarda dolaştığı gibi,Adem oğlunda dolaşır,oruç ise onların yollarını daraltır.”(Buhari-Müslim)

-“Ebu Hureyre’den;Rasulullah dedi:”Eğer şeytanlar,Adem oğullarının kalblerinde dolaşmasaydı,onlar,gökler aleminin gizliliklerini görürlerdi.”(İmam-ı Ahmed)

-“Cabir,Enes’den rivayet etti ki,Rasulü Ekrem (SAM) buyurdu:”Beş şey orucu bozar (sevabını azaltır):Yalan konuşmak,Gıybet etmek,Kovuculuk yapmak,Yalan yemin,şehvetle bakmak.” (Bundan dolayı kamil oruç,bütün duygularla tutulan oruçtur. Bunlar:Gözün harama bakmaması,kulağın kötü söz dinlememesi,aklın kötü düşünmemesi,el ve ayakların kötülükte değil,hayırda kullanılması gerekir.)

-“Resul-i Ekrem’in (SAM) zamanında idi ki oruç tutan iki kadın akşama doğru,açlık ve susuzluktan helak olacak vaziyete geldiler;oruçlarını bozmak için müsaade almak üzere Resul-i Ekrem’e bir kişi gönderdiler. Peygamber Efendimiz de bir bardak verdi ve onlara,yediklerini bu bardağa (kaba) kusmalarını söyle buyurdu. Onlardan birisi safi kan ve et kusarak bardağı yarı doldurdu. Diğeri de aynı şekilde kusarak bardağı doldurdular. Bu vaziyetten herkes şaşırmıştı. Peygamber Efendimiz:”Bunlar, Allah taalanın kendilerine helal kıldığı şeyden tuttu ve fakat haram ettiği şey ile iftar ettiler.”buyurdu.

(sonra da bunu açıklayarak) Birisi diğerinin yanına sokuldu ve halkın gıybetini yaptılar. İşte şu gördüğünüz yedikleri insan etleridir.”buyurdu.”(İmam Ahmed)

“Ey gençler topluluğu. Sizden evlenmeye gücü yeten,evlensin. Evlenmeye gücü yetmeyen,oruca devam etsin. Zira o oruç onun için (şehvetten) koruyucudur..”(Nefsini frenleyicidir.)(Buhari-Müslim)[23]

-Vasile bin Esga’dan,İmam Ahmed dedi ki:Rasulullah (SAM) dedi:”İbrahimin suhufu ramazanın ilk gecesinde indi,Tevrat ramazanda tamamlandı,İncil ramazanın 13’de geçti,Allah Kur’an-ı ramazanın 24’de indirdi.”

Suhuf (sahifeler),Tevrat,Zebur,İncil onlardan her biri nebilere toptan indirildi. Amma Kur’an dünya semasında Beytül İzzet’e birden indirildi. Buda ramazan ayında,Kadir gecesinde idi. Daha sonra olaylara göre parça parça indi.”[24]

-İbni Ömerden rivayet edilmiştir:”İslam beş şey üzerine kurulmuştur.Allah’dan başka ilah olmayıp,Muhammed’ in (SAM) Allah’ın rasulü olduğuna şehadet etmek,Namazı kılmak,Zekatı vermek,Ramazan ayının orucunu tutmak,beyti (Kabeyi) haccetmektir.”[25]

-Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir:”Ramazan ayı girdiğinde rahmet kapıları açılır,cehennem kapıları kapanır,şeytanlar zincire vurulur.”

Ebi Ümame’den rivayet edilmiştir:”Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa;Allah onun yüzünü,sahibine itaat eden soylu atın yarış meydanından koşuşu gibi,cehennemden yüz senelik mesafeye ve yere uzaklaştırır.”[26]

-Gündüzleri evine misafirin inip de,dumanının (ocağının) evinde tütmediği görülmeyen,(Devamlı misafiri hazır olan) Ebu Ümame anlatıyor,dedim:” Ya rasulallah,beni cennete götürecek bir ameli bana söyle veya buna benzer. Dedi:”Oruca devam et,çünkü onun (dünyevi-uhrevi-maddi-manevi) misli (ve benzeri) yoktur.”[27]

-Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir:”Her şeyin bir zekatı vardır,bedenin zekatı oruçtur.”[28]

-İbni mes’ud’dan,Rasulullah (SAM) dedi:”Burnu sürünsün o adamın ki;yanında (ismim) söylenir de bana salat getirmez.

Burnu sürünsün o adamın ki;ramazan girerde,bağışlanmadan (o ay) sona erer.

Burnu sürünsün o adamın ki;yaşlı anne-babasına (veya onlardan birine) kavuşurda,onlarla cennete giremez. (Onlara şefkat kanadını germek suretiyle…)”[29]

Ebu Hüreyre’den,Rasulullah yemin ederek dedi:”Müslümanlar üzerine ramazandan daha hayırlı bir ay gelmemiştir. Vaktaki,mü’min ibadete kuvvet hazır eder. Münafık ise hazırlamayıp insanların gafletine (uyar) ve kadınlarına (tabi) olurlar. Ramazan mü’min için ganimet olup,fâcir de (günahkârda) ondan istifade eder.”[30]

-Huzeyfe’den,Rasulullah elini göğsüne dayadı ve dedi;Kim,Allah’ın rızasını arar ve akibeti onunla neticelenmek üzere –La ilahe illallah- derse,cennete girer.

Kim bir gün_Allah’ın rızasını arayıp,akibeti (imanla) neticelenerek- oruç tutarsa cennete girer.

Kimde –Allah’ın rızasını arayarak ve akibet onunla neticelenerek- bir sadaka verirse cennete girer.”[31]

-Ebu Hureyre’den,Rasulullah (SAM) dedi:”Üç kişi vardır ki duası reddedilmez:Adil imam (devlet reisi,idareci),iftar edinceye kadar oruçlu (nun duası),Mazlumun duası.

Allah kıyamet günü o duayı bulutların üzerine çıkarır ve ona sema kapıları açılır ve Rab (taala) der:İzzetim hakkı için;(bir anlık) bir zamandan sonra da olsa,elbette sana yardım edeceğim (o dua sahibinin duasını kabul edip,reddetmeyeceğim.)”[32]

-Damrat bin Habib’den,Rasulullah (SAM) dedi:”Muhakkak ki her şey için bir kapı vardır. İbadetin kapısı oruçtur.”[33]

Sehl bin Sa’d’den,Nebi (SAM) dedi:”Cennet de bir kapı vardır,ona Reyyan denilir. Kıyamet günü getirilir,denilir:”Oruçlular nerede? Kim oruçlulardan ise,oraya girer. Oraya giren,ebediyyen susamaz.”[34]

-İbni Büreyde babasından,Rasulullah (SAM) Bilal’e dedi:”Biz rızkımızı yeriz,Bilal’in rızkının fazlası (ona fazla olarak) cennettedir.”

Âgâh ol (uyanık ol,bil ki) Ya Bilal,muhakkak ki sâim (in),kemiği tesbih eder,onun yanında yenildiği (oda sabrettiği için) melekler onun için istiğfarda bulunur.”[35]

-İbni Abbas’dan,Rasulullah (SAM) dedi:”Kim Mekke’de ramazana ulaşır (orada idrak eder) oruç tutar ve kâim olur (ibadette bulunursa) bundan dolayı;Allah’ın ona yüz bin ramazan ayı yazması müyesser olur. Bunun dışında;Allah onun her günü için bir köle âzad,her gecesi için bir köle âzad,her gün Allah yolunda iki at yüklü (sadaka tasadduk), her günde bir hasene (iyilik) ve her gecede bir hasene yazar.”[36]

-İbni Ömer’den,Rasulullah (SAM) dedi:”Mekke’de ramazan,Mekke’nin dışındaki bin ramazandan daha faziletlidir.”[37]

-İbni Abbas’dan,Nebi (SAM) ramazan ayı girdiğinde her esiri serbest bırakır,her isteyene (boş çevirmez,isteğini) verirdi.”[38]

-Ebu Said-el Hudri’den,Rasulullah (SAM) dedi:”Ramazan orucu (diğer) ramazana kadar,arasındaki (işlenecek) lere keffârettir.”[39]

-Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir:”Sahuru yapınız,muhakkak ki sahurda bereket vardır.”[40]

-Amr bin As’dan,Rasulullah (SAM) dedi:”Bizim orucumuz ile ehli kitabın orucunu ayıran sahur (da) yemektir.”[41]

-İbni Abbas’dan,Rasulullah (SAM) dedi:”Biz enbiyalar topluluğunun işi;iftarı acele,sahuru geç yapmak ve (namazda) sağ eli,sol el üzerine koymaktır.”[42]

-Ebu Hureyre’den,Rasulullah (SAM) dedi:” Sizde biri oruçlu olduğu halde yer ve içerse;orucunu tamamlasın,muhakkak ki onu,Allah yedirmiş ve içirmiştir.”[43]

-Hz. Âişe’den,Rasulullah (SAM) dedi:”(Oruçlu iken) Misvak;sâim (oruçlu) in hasletlerinin en hayırlılarındandır.”[44]

-Ebu Said’den,Nebi (SAM) yle beraber gazvede idik. Bizden bazısı oruçlu,bazısı oruçsuz idik. (Orucu) tutanı tutmayana karşı,tutmayanı da tutana karşı ayıplamazdı.”[45]

-Abdullah bin Amr’dan,Nebi (SAM) den ramazanın kazasından soruldu:”Onu (kaza ettiğin günlerde) ard arda kaza et,ayırsan da olur.”[46]

-İbni Abbas’dan,bir kadın Nebiye (SAM) geldi ve dedi:”Ya Rasulallah,kız kardeşim öldü,üzerinde ard arda iki ayın orucu vardı. (tutamamıştı) (Nebi (SAM) dedi:” Ne dersin? Eğer kız kardeşinin borcu olsaydı,onu öder miydin? Kadın –evet-dedi. Dedi:”Allah’ın hakkı (ödenmeye) en layıktır.”

İbni Ömer’den rivayette:”Her gün yerine bir fakiri yedirmesini” ve onun yerine oruç tutulmasına”Evet”der.[47]

-Cabir’den,bir adam Nebi’ye (SAM) sordu:”Ne dersin? Beş vakit farz namazımı kılarsam,Ramazan orucumu tutarsam,Helal’ı helal sayar,Haram’ı haram sayıp,buna hiçbir şeyi de ziyade kılmazsam cennete gider miyim?

(Peygamberimiz)”Evet”dedi. (adam) dedi:”Vallahi bunlara hiçbir şeyi ziyade kılmayacağım.”(Müslim)

-Enes’den,”Nebi (SAM) kışta hurma ile,yazda su ile iftar ederdi.”(Tirmizi)

-Amir bin Rabia’dan:”Nebi (SAM) yi oruçlu olduğu halde (çok) misvak kullanır gördüm. (çokluğundan) sayısını ve hesabını bilmiyorum.”(Buhari-Ebu Davud-Tirmizi)

-Hz. Âişe’den,Nebi (SAM) dedi:”Misvak ağzı temizleyici,Rabbın rızasını kazandırıcıdır.”(Buhari)

-Ebu Hureyre’den,Rasulullah (SAM) farz veya vacib gibi emir etmeksizin ramazan (gecesin) de (teravih için) kalkmayı teşvik ederdi de:”Kim faziletine inanarak ve sevabını umarak ramazanda (ibadet için) kalkarsa,geçmişteki hataları bağışlanır.”buyurdu.(Müslim)

-İbni Abbas dedi ki:Rasulullah (SAM) insanların en sahavetlisi idi. Ramazanda Cebrail ile karşılaştığı zaman daha cömert olurdu. Cebrail,ramazanda her gece Resul-ü Ekrem’le buluşup kendisiyle karşılıklı Kur’an okurlardı. Rasul-ü Ekrem,Cebrail kendisine geldiği vakit,rahmet yüklü buluttan daha sehavetli idi.”(Buhari-Müslim)

-Ebul Yakzan Ammar bin Yasir dedi ki:”Kim (şaban veya ramazan olduğunda) şek edilen günde oruç tutarsa,Ebul Kasım (Muhammed) (SAM) a isyan etmiş olur.”(Ebu Davud-Tirmizi)

Hadisin rivayetlerinde vardır ki;Cenâb-ı Hak nefse demiş ki:”Ben neyim,sen nesin? Nefis demiş:”Ben benim,sen sensin.” Azab vermiş,cehenneme atmış,yine sormuş. Yine demiş:”Ene ene,ente ente”Hangi nevi azabı vermiş,enaniyetten vaz geçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş:”Men ene vema ente” Nefis demiş:”Ente rabbiyer rahim ve ene abdukel aciz.” Yani:”Sen benim Rabb-ı Rahimimsin,ben senin aciz bir abdinim.”[48]

                                                                       MEHMET   ÖZÇELİK

[1] İslam Peygamberi. Muhammed Hamidullah. 2 / 735.

http://www.tesbitler.com/index.php?s=ramazan

[2] Tefsir-i Kebir Fahreddin-i Razi. (Heyet) 4 / 346.

[3] Mektubat. B.Said Nursi. Sh. 372-378.

[4] Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi. 6 / 288.

[5] İslam Peygamberi.age. 2 / 794.

[6] Bakara.184.

[7] Bak. Kur’an-ı Keri^’den Ayetler ve İlmi Gerçekler. Haluk Nur Baki. Sh. 38.

[8] Bak. Zaman Gazt.22-1-1997.

[9] Bakara.183.

[10] Bakara.184.

[11] Bakara.185.

[12] Bakara.186.

[13] Bakara.187.

[14] Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Terc. (heyet) Sh.28.

[15] el-Hakka.24.

[16] Secde.17.

[17] Zümer.10.

[18] Nisa.92.

[19] Maide.89.

[20] Mücadele.4.

[21] İslam Peygamberi. age. 2 / 718.

[22] Kütüb-ü Sitte Muhtasarı. Prof. İ. Canan. 9 / 418-526,et-Terğib vet-Terhib. Münziri. (Arapça) 2 / 79- 150, Mevsuatül Hadisin Nebevi. (Arapça) 1 / 1 – 103,el-Lü’lü-ü vel Mercan (Arapça) 1 / 238 – 262, Tecrid-i Sarih. (Arp) Ahmed bin Abdullatif. 1 / 121 – 127,İhya-i Ulumiddin. İmam-ı Gazali.1 / 643 – 675,et-Tac. (Arp) Şeyh Mansur Ali Nasıf. 2 / 44 – 105, Riyazus Salihin. İmam Nevevi. Terc. M. Emre. 713,728 – 752, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih. Şarih. Kamil Miras. 4 / 70 – 96 , 6 / 247 – 311.

[23] Muhtasarı Tefsir-i İbni Kesir. (Arp) M. A. Sabuni. 1 / 159.

[24] Age. 1 / 161, Mecmuatün minet Tefasir. (Arapça) Beyzavi-Nesefi-Hazin-İbni Abbas- 1 / 260.

[25] Arapça Mevsuatül Hadisin Nebevi Kitabının 1. Cildinden tercüme edilmiştir. 1 / 9.

[26] Age. 1 / 34.

[27] Age. 1 / 36.

[28] Age. 1 / 36.

[29] Age. 1 / 48.

[30] Age. 1 / 52.

[31] Age. 1 / 54.

[32] Age. 1 / 55.

[33] Age. 1 / 56.

[34] Age. 1 / 64.

[35] Age. 1 / 65.

[36] Age. 1 / 66.

[37] Age. 1 / 70.

[38] Age. 1 / 70.

[39] Age. 1 / 91.

[40] Age. 1 / 194.

[41] Age. 1 / 198.

[42] Age. 1 / 224.

[43] Age. 1 / 298.

[44] Age. 1 / 302.

[45] Age. 1 / 475.

[46] Age. 1 / 543.

[47] Age. 1 / 549. (NOT:Kaynak olarak gösterdiğimiz bu “Mevsuatül Hadisin Nebevi”kitabı üç büyük cilt halinde olup,1618 sayfadan müteşekkildir. İki cildi –1104 sayfası- bütün oruç ile ilgili hadisleri ihtiva etmektedir. Üçüncü cilt ise,musannifin tasnifine ayrılmıştır. Arapça asıllı bu eser,ilgilenenlerce yazarından istenilebilir. Ücretsizdir. Adres:Abdulmelik Bekr Abdullah Kadı. Camiatül Melik Fahd ll Betrul vel Meadin. Reisu Kısmud-Dırasatil İslamiyye vel Arabiyye. Ez-Zahran).

[48] Mektubat. B. Said Nursi. 377-378.

 

No ResponsesMayıs 15th, 2018

BÜYÜK DÜŞÜNME ZAMANI

BÜYÜK DÜŞÜNME ZAMANI

15 Temmuzdan önce Fetönün parti kuracağı söyleniyordu.

Ancak rüzgarın onların lehine dönmediğini gördüler.

Yıllarca alt yapı oluşturmalarına rağmen başarılı olamayacakları görülmüş iken, işte bu gün onların ne mal olduğu, münafıkane bir yapı olduğu açığa çıkmış ve de diğer bütün partiler bu ihanet çatısı altında birleşmiş iken nasıl kazanacaktır?

Bir de Erdoğanla Bahçelinin ittifakı ellerini daha da güçlendirmiş ve en az % altmış ve altmış beş alacağı ortaya çıkmaktadır.

İhanet açık ve de gayet büyüktür.

Asırlık ve de ömürlük ölümcül bir durumla, içte ve dış şer ittifakla karşı karşıyayız.

Bizler çok çabuk unutan ve nankörlük edip aynı hataya tekrar düşebilmekteyiz.

Basiret gerek.. Oyunu görmek gerek.. Atılan okların hedefini görmek gerek..

Yüz yıl önce oynanan oyunlarla mukayese yapmak gerektir.

Sinsice yapılan ise; Erdoğan hedef alınmakta, memnuniyetsizlikler gündemde tutulmaktadır.

Kör olup kendisinin ve memleketin önceki halindeki fark görülüp anlaşılmamaktadır.

Mesele şahıs meselesi değil, menfaatın ön plana çıkacak zamanı da değildir.

Zaman küçük düşünme anı değil, büyük düşünme zamanıdır.

Küçük ve şahsi hesaplar, hissi davranışlar kendimizi ve ailemizi değil, geleceğimizi bitirir.

-Ortaklık yapan partilere bakmak yeter.

Elli yıldır pkk-yı bu milletin başına musallat edenler.

Yüz yıldır kısır, hırçın ve kökü bereketsiz, şaibeli insanlarla sürekli yürüyen bir zihniyet.

15 Temmuz darbesini yapanların oluşturduğu çatı altında toplananlar.

Haberde; ’15 Temmuz gecesi köprüde CIA ajanı bulunuyordu’

Askeri istihbaratta ‘sivil haber elemanı’ olarak görev yapan tanık, “15 Temmuz gecesi diğer yerlerde olduğu gibi Şehitler Köprüsü’nde de çok sayıda CIA ajanı bulunuyordu.” şeklinde açıklamalarda bulundu.[1]

Bu şer ittifakı memleketin sınırlarını da aşmış durumdadır.

******************     

Esed ne kadar cani ise, ona maddi manevi destek olanda en az onun kadar canidir.

Dün Esedi besleyenler ile bu gün onu destekleyenler aynı zulme ortaktırlar.

Dün orta doğuyu şekillendirmek üzere belirleyenler, bu gün onları götürmek üzere değiştirip şekillendirmeye ve islam dünyasına bu bahane ile de saldırmaktadırlar.

Türkiye ise bunların başında gelmektedir.

  1. Asrın savaşları, hile ve nifak savaşlarıdır.

Bir terörist, diğer teröristi vurdu. Üçüncü terörist ikinci teröriste sahip çıktı.

-Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.”[2]

Not: Mufassal Tarihçede Demokratları Desteklemekle Alâkalı Enteresan Bir Hatıra:

(Abdullah Yeğin Ağabeyin Berlinden faks ile gönderdiği 9.04.1996 günkü mektubu ve hatırasında ,Üstâdımızdan duyduğu sözlerini aynen naklediyoruz:)

“Bir zaman, Üstâdımızın son zamanlarında, -zannederim 1958 senesi idi- Türkiyede 16 yerde nurcular tevkif edilmişti. Ben de herhalde sen de tevkif edilmiştin.(1) Hapisten çıktıktan sonra Üstâdımızı ziyarete gitmiştim. O zaman Üstâd dedi ki:
”Halk partisi ve Demokrat partisi ikisi kardeştir..” Ellerini iki parmağına işaret ederek:”Böyle iki kardeştirler” Alem-i İslam Nurcuları takip ediyor.. Bunlar hakikî şeriatçı mı, yoksa siyasetçi mi? diye.. Türkiyede sizlerin tevkifiniz, bizim siyasetçi veya Demokrat olmadığımızı gösterdi. Nurcuların şerefini kurtardınız. Demek, biz Demokrat değiliz. Halk partisi başımızı kesiyor.. Demokrat kolumuzu kesiyor. Başımızı kurtarmak için, biz kolumuzun kesilmesine razı olduk, Demokratı destekledik” Her ne ise.. [3]

MEHMET ÖZÇELİK

13-05-2018

[1] http://www.haber7.com/guncel/haber/2613773-15-temmuz-gecesi-koprude-cia-ajani-bulunuyordu
[2] FATIR Suresi 5, LOKMAN Suresi 33.
[3] Abdullah YEĞİN “( 1 ) Abdulkadir Badıllı’yı kasdediyor. (kaynak: mufassal tarihçe üçüncü cild, Abdülkadir Badıllı)

HER GÜNE BİR BEYİT paylaştı: 21 Aralık 2014 Pazar

No ResponsesMayıs 13th, 2018

TEBLİĞ TEBDİL VE TECDİDDİR

TEBLİĞ TEBDİL VE TECDİDDİR

Tebliğ toplumu değiştirme ve yenileme faaliyetidir.

Eski zamanda farz-ı kifaye durumunda olan tebliğ, bu gün zamanın ehemmiyetinden ve dehşetinden dolayı farz-ı ayın hükmündedir.

Ku’an-ı Kerimde bir çok ayette dile getirilmiştir.[1]

Tebliğ adamı toplumu değiştirip yenilemeden önce, bunu önce ve bizzat kendisinde yapmalıdır.[2]

Tebliğin sünnette ölçüsü belirtilmiştir.

Sünnette ölçü ise, sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise hasaret.i azime….[3]

Yani kişi sünneti kendisine ölçü almalıdır.

Kendisi sünnete uymalı, sünneti kendisine ve zamana uydurmamalıdır.

Mecelle de “Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tebeddülü inkâr olunamaz”

İfrat ve tefritten kaçınılmalıdır.

Şirk olmasın veya şirkten sakındırmak bahane ve kuruntusuyla terbiyesiz ve saygısızlığa varır derecesinde hakaret edilmektedir.

Bazı ifratlar ölçü alınarak tefrit harekette bulunulmaktadır.

-Evvelden genel olarak din ağır gelirdi. Şimdilerde ise dinin tüm kareleri ağır gelmekte.

Tıpkı ahlakın etik olması gibi…

Ahlaki, ahlaklı olmuyor değil, etik olmuyor diye kullanılmaktadır.

Bu ise dinin ve sünnetin ruhunu zedeleyen hallerdir.

-Yahya Kemal Beyatlı gece gündüz içen ve camide görülmeyip,  Bayram sabahı şiirini dahi cami dışında yazan biridir. Monşer.

Böyle biri dini ve dini değerleri savunamaz mı?

Elbette savunur ancak tesiri ve samimiyeti çok su götürür.

-Her dönemde mutlaka tebliğ vazifesiyle uğraşan insanlar çıkar ve çıkarılır.

– Hatîb-i Bağdadî, Târîh-i Bağdâd kitabında bildiriyor ki: (Nükabâ) üçyüz kişidir. (Nücebâ) yetmiş kişidir. (Büdelâ) ya’nî (Ebdal) kırk kişidir. (Ahyâr) yedi kişidir. (Amed) dörttür. (Gavs) birdir, insanlara birşey lâzım olsa, önce Nükabâ duâ eder. Kabûl olmazsa, Nücebâ duâ eder. Yine kabûl olmazsa, Ebdâl, daha sonra Ahyâr, sonra Amed duâ ederler. Kabûl olmazsa, Gavs duâ eder. Bunun duâsı elbette kabûl olur.” Nitekim hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Yeryüzünde, her zaman, kırk kişi bulunur. Herbiri, İbrâhim aleyhisselâm gibi bereketlidir. Bunların bereketi ile yağmur yağar. Biri ölünce, Allahü teâlâ, onun yerine başkasını getirir.”
“Bu ümmette, her zaman otuz kimse bulunur. Herbiri, İbrâhim aleyhisselâm gibi bereketlidir.”
“Ümmetim içinde, her yüz senede iyiler bulunur. Bunlar beşyüz kişidir. Kırkı ebdaldir. Bunlar, her memlekette bulunurlar.”
“Ümmetim arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalbleri, İbrâhim aleyhisselâmın kalbi gibidir. Allahü teâlâ, onların sebebi ile, kullarından belaları giderir. Bunlara ebdâl denir. Bunlar, bu dereceye namaz ile, oruç ile ve zekât ile yetişmediler.” İbn-i Mes’ûd sordu ki, “Yâ Resûlallah, ne ile bu dereceye vardılar?” “Cömertlikle ve müslümanlara nasihat etmekle yetiştiler” buyurdu.

-Tebliğde riyadan kaçınılmalı ve sırf Allah rızası için yapılmalıdır.

Hz. Peygamber (sav)’e soruldu:

“Ey Allah’ın Resulü! Bir adam gizli olarak hayırlı ameller yaparken bir de bakarsın halk buna muttali olmuştur da bu onun hoşuna gitmiştir?”

Aleyhissalatu vesselam:

“Bu kimsenin iki ücreti vardır: Gizli yapmanın ücreti ve aleni yapmanın ücreti.”[4]

*Resulullah (sav)’a soruldu:

“Ey Allah’ın Resulü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü nedir?)”

“Bu mü’mine (Allah’ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir.” buyurdular.[5]

MEHMET ÖZÇELİK

12-05-2018

[1] http://kuranfihristi.net/ayetleri/tebli%C4%9F

[2] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/teblig-adami-nasil-olmali/

[3] Bediüzzaman.lemalar.sh.61.

[4] Tirmizi, Zühd 49, (2385.

[5] Müslim, Birr 166, 2642.

DİVAN Edebiyatı KulübüHûy-ı bed âdet-i bed meşreb-i bedEder erbâbını merdûd-ı ebed… NÂBÎ( Kötü huy kötü adet kötü karekter insanı sonsuza dek dostlarından uzaklaştırır.)

DİVAN Edebiyatı Kulübü paylaştı: 27 Temmuz 2013 Cumartesi

No ResponsesMayıs 12th, 2018

KUR’ANIN HARİMİNE SALDIRI

KUR’ANIN HARİMİNE SALDIRI

Haberde;” 300 Fransız yazar ve siyasetçinin Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılmasını istemesine tepkiler sürüyor. En sert açıklamalar Türkiye’den geldi.

Bildiri 22 Nisan’da, Fransız gazetesi La Parisien (Parisli) adlı gazetede yayımlandı. Onun yazısının altında tam 300 imza vardı. Bu imzalardan biri de Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’e ait. Ayrıca bu bildiriyi 3 başbakan, Yahudi ve Hıristiyan cemaatinin önde gelen üyeleri ile yazarlar da imzaladı.

Metin Yahudi düşmanlığına karşı oluşturulmuş bir manifesto olarak tanımlanıyor ama başından sonuna kadar Müslümanları hedef alıyor. Hatta Müslümanların Yahudilere karşı düşük yoğunluklu bir soykırım uyguladığı iddiası var.

Yahudi düşmanlığının önlenmesi için de bir takım öneriler getirmiş yazar Paskal Bruckner… Bruckner ve yazısının altındaki 300 imza sahibine göre Kuran-ı Kerim’den bazı ayetler çıkarılmalı. Bu talebe örnek olarak İncil’deki bazı bölümlerin çıkarılması gösteriliyor. Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayetlerin çıkarılmasıyla artık hiçbir inananın suç işlemek için kutsal kitabı referans almayacağı söyleniyor. 

Bruckner bu talebi, Kur’an-ı Kerim’in diğer dinlerden olanlara karşı şiddet önerdiği iddiasına dayandırıyor.

O’na göre, Fransa’daki Yahudilerin saldırıya uğrama riski Müslümanlardan 25 kat fazla ve 50 bin Yahudi, güvende olmadıklarını düşündüklerinden bazı şehirlerden taşınmak zorunda kaldı.”

Şimdiye kadar İslamı terör dini ve Müslümanları da terrorist göstermelerinin altındaki gerçek yüzlerini göstermiş oldular.

-Avrupa ve Abd şaşkın.

Neden mi

Tüm islam ülkelerinde oynayıp başardıkları ve geçmişte de aynı başarıyı gerçekleştikleri halde bugün neden başaramamaktadırlar?

Kaderin hükmü unutulmakta ve bu günkü Türkiye ile o günkü durum aynı değerlendirilmektedir…

En önemlisi de hedeflerinde müslümanların en önemli sığınağı ve kalesi olan Kur’an-ı Kerime saldırı söz konusudur.

Kendileri kitaplarını tahrif ettikleri gibi, bizden ve de bizim içimizdeki güya kumaşı aynı kumaştan dokunmuş insan daha doğrusu insan bozması ve bozuntuları ile Kur’an-ı Kerimi değiştirememenin sıkıntısını yaşamaktadırlar.

Yüz yıl önce de şimdiki Fransız bozması ve de bozuntusu gibi İngiliz vampir ve sülüğünün Sömürgeler bakanı olan Gladiston da aynı teklifte bulunmuştu.

– “19. yüzyılın sonlarına doğru Asya ve Ortadoğu topraklarına göz diken İngiltere , ilk başta bu topraklarda kolayca hakimiyet kurarak petrolü, başta altını olmak üzere zengin madenleri gasp edeceğini hayal etmişti. Ne var ki 20. Yüz yılın hemen başlarından itibaren şiddetli bir mukavemetle karşılaştı. Her yerde karşılarına dikilenler Müslümanlardı.
Mes
ela Hindistan da ; Hindular, Mecusiler ve sair dnlere mensup olanlar İngiliz hakimiyetini benimsemiş gözükürken Müslümanlar elde silah sopa İngilizlerin karşısına dikiliyorlardı.
İngiliz hükümeti bu duruma çare aradı .
Sömürge topraklarında araştırma yapması
için sömürgeler bakanı olan Gladiston’u vazifelendirdi. Gladiston aylarca tükleri Osmanlıyı ve Müslüman ülkeleri dolaştı, incelemelerde bulundu .
Sonunda raporun özetini şu cümlelerle dile getiriyordu:
”Kur’an Müslümanların elinde bulundukça biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp etmeliyiz, ya Kuranı ortadan kaldırmalıyız , yada Müslümanları kurandan soğutmalıyız.’’
İngiliz hükümeti , Gladiston’un bu raporundan sonra Müslümanların mukavemetini nasıl kıracağını araştırmak üzere komisyonlar kurdu.
Bu ara
da aristoteresin İskender yaptığı nasihati göz önünde bulundurdular :
Bu nasihat’’İskender sorar :Ben ne yapayım bu kazandığım ülkeleri ne yapayım sultanları padişahları kılıçtan mı geçireyim yoksa tamamı sürgüne mi göndereyim?
Avistonun İskender’e cevabı: onları ne kılıçtan geçir nede sürgün et, çünkü kılıçtan geçirecek olursan, onların geride kalan nesilleri intikam arzusuyla yanıp tutuşur. Sürgüne gönderirsen onlar yine bir yerde toplanıp senin başına bela olur. Şayet onlara devamlı hakim olmak istiyorsan , onları küçük beylikler haline getir. Bununla da yetinme münakaşa mevzularını aralarında yay. Bu münakaşalı hususları halletme. Onlar devamlı münakaşa ederken sen ararlında hakem olursun, senin saltanatın hakimiyetin devam eder.

Birinci dünya savaşı sonunda hele hele sulh devresinde İngilizler avistonun öğütleriyle ve Gladiston’un raporunu göz önünde tutarak şöyle bir yo takip ettiler:
İlk önce dünyayı kıtalara ayırdılar . ondan sonra İslam devletlerini harita üzerinde küçük küçük devletlere böldüler bunun ardından da kavim arılığı yaptılar. Türkler ve Araplar büyük kavimler olduğu için özellikle Türk ve Araplara yoğunlaştılar. Azerbaycan Özbekistan Türkmenistan Kırgızistan, vb. ve devamlı kanayan yaralar bıraktılar Musul Kerkük , Kıbrıs, nah cıvan Karabağ, Keşmir doğu meseleleri.tek vücut olan Müslümanlar parçalandı ve şimdiki durum oluştu.
İngiliz parlamentosunda alınan kararda bu Müslüman ülkelerin bağımsızlığını tanımayı 3 şarta bağlıyorlardı:
1. Mahkemelerde ahkam-ı şerriye geçerli olmayacak şerri hukuk kaldırılıp atılacak.
2. Okullarda kuran okutulmayacak felsefe eğitimi verilecek.
3. Gazetelerde dergilerde ve diğer neşir vasıtalarında dini esaslara dayalı neşriyat yapılmayacak.dans ve benzeri oyunlar serbest olacak.

BATININ İLK MEYVESİ…
Osmanlının Torunu Dünya Güzeli.
Bu ilginç olay Halit Turhan Bey’in hatıralarında yer almaktadır :
1932 yılında Cumhuriyet gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Halis kazanmıştı. Aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünya güzellik yarışması düzenlenmişti. 1913 yılında doğan Keriman Halis, bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen katıldı.
Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kişilerle görüştü ve konuştular. Yarışma gününde jürinin önünde kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriylepuan toplamaya çalıştılar.
Jüri salona geçip, puan değerlendirmesiyapmak istedi. Başkan kürsüye geçerek :
– Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağa bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz.
Ondan daha güzel varmış, yokmuş bu önemli değil… Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslamı yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahale de bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.’
Böylece Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Resimleri gazetelerde basıldı. Hatta kartpostal yapılarak satıldı, elden ele dolaştı.’’

-Yahudilerin en önemli belirtisi Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle; Ayet ve kelimelerin yerini değiştirmeleri yani kendi kitaplarını kendi elleriyle tahrif etmeleridir.

-Yahudiler önce kendilerini içlerindekilerden dinlemelidirler. İşte;

“Siyonizme karşı duran Neturei Karta grubu sözcüsü Yahudi Haham Weiss: Siyonizm Yahudiliğin temsilcisi değil, ideolojik işgalci bir projedir. Siyonist devlet sadece Müslümanlar için değil, tüm dünya için eziyettir. Bu oluşumun karşısında duran tek devlet ise Türkiye.

Weiss, “Tevrat bize öldürmeyeceksiniz, bulunduğunuz topraklara sadık olarak ve Tanrı için çalışacaksınız diyor. Ama İsrail bunun dışında her şeyi yapıyor. Öyle bir devleti kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Weiss, “Biz Müslümanlarla yüz yıllarca beraber yaşadık. Bir problem yoktu. Dini problem değil, siyasi problemdir. Gerçek anlamda Yahudi olanlar Filistinlilerin acısını hissediyor. Müslümanlara karşı çok mahcubuz” diye konuştu.

Hiçbir şekilde İsrail devletini tanımadıklarını belirten Yisroel Dovid Weis, sözlerini şöyle noktaladı: “ABD nasıl olur da Kudüs’te bir büyükelçilik açabilir? Kudüs Filistin’in başkenti! İsrail’in nasıl olabilir? Böyle bir iş yapmamalarını söyledik. Yaraya tuz basmak gibi bir şey bu. Siyonist devlet sadece Araplar ve Müslümanlar için zulüm değil, tüm dünya için eziyettir.”

Haham Yisroel Dovid Weiss şöyle konuştu: “Bizim inanışımıza göre Tanrı bizi korur ama Siyonistler buna asla inanmaz. Onlar Tanrı’ya isyan eder. İsrail’in kurulması bir ideolojidir, Yahudiliğe göre haramdır. Bizler doğru yaşayamadık, bu yüzden de cezalandırıldık. İsrail bu tarihi asla kabul etmiyor.”[1]

MEHMET ÖZÇELİK

11-05-2018

[1] https://www.yenisafak.com/dunya/israildunyayaeziyet-3290469

Gördüm açılırken bu seher goncayı hâre,Sordum nola bu cevr-ü cefa bülbül-i zâre,Bir âh çekip hasret ile dedi ne çare,Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.

Eski Şiirin Rüzgarıyla paylaştı: 7 Haziran 2017 Çarşamba

No ResponsesMayıs 11th, 2018

ANNESİZ CİVCİV PROJESİ

ANNESİZ CİVCİV PROJESİ

Okulda Annesiz civciv yetiştirme tübitak projesi uygulandı.

Okulumuzda bir öğretmen bir kaç öğrencisiyle annesiz civciv yetiştirme projesini  başlattı.

Yumurtadan çıkmış olan civcivler büyümekte, okulun maskotu haline gelmekteydi.

Okulun bahçesinde kendileri için yapılan tel kafesin içerisinde yaşamlarını sürdürmekteydiler.

Dersten çıkan öğrenciler için sevimli arkadaş olmuşlardı.

Öğretmen arkadaşlar öğretmen odasından onlara bakıp plan bile yapmaktaydılar.

Bir büyüselerde şu bir ay sonra gelecek olan ramazanda şişe saplasak, döndürsek, bir davet yapsak diyerek iştahları kabarıyordu.

15 civciv bir tavuk olursa normal bir iftar daveti verilebilirdi.

Hayvanlar gerçekten sevimli hale gelmişler, gündem onların üzerine idi.

Güzel bir gelişme oluyor, belli ki bu proje başarıya ulaşacak, ödül bile alacaktı.

Maalesef bu sevinçler, plan ve hesaplar uzun sürmedi.

Okula gelindiğinde, okulun bahçesinde iki parmağın bile ancak girebileceği tel örgüden sansar girmiş, şehrin ortasında ve bahçede bulunan 8 yavruyu katletmişti.

4 yavruda kayıptı.

Anneleri olsaydı onları yalnız ve kimsesiz bırakır mıydı?

Belki anneleri olsaydı kendi kanatları altına onları alır veya kendini feda ederek, bağırtısıyla da olsa çevreyi ayağa kaldırabilirdi.

Yetim yavruları kurtlar yani sansar kapmıştı.

Üç yavru kaldı, onların ise akibeti şimdilik meçhul.

Allah -hayvan bile olsa- kimseyi annesiz ve sahipsiz etmesin…

Anne sadece mideyi doyurmuyor, aynı zamanda güven, güç, kuvvet ve destekte sağlıyordu.

Aslında bu projenin adını değiştirip, Annesiz civciv yetiştirme projesi- yerine, -Anneli civciv yetiştirme veya Annesiz civciv yetiştirememe projesi- olarak olması daha uygun olur.

 

MEHMET ÖZÇELİK

01-05-2018

DİVAN Edebiyatı Kulübü paylaştı: 28 Mart 2018 Çarşamba

No ResponsesMayıs 9th, 2018

İNGİLİZ KUKLA OYUNU

İNGİLİZ KUKLA OYUNU

İngiliz anahtarının her kapıyı açtığı söylenir ya, aslında hayır amaçlı değil, hıyar amaçlı. yani her türlü talan ve soygunu yapmak ve yaptırdıklarının ağzına bir parça bal sürmektir.

Meclisteki menfilikten kaçınan insanların Allah yardımcıları olsun.

Kimlerden mi?

Meclis mahallesinin hırçın çocuklarından.

İnsan bu hırçın insanları gördükçe bazen ümitsizliğe kapılıyor, kanser olunmaması zor görülüyor.

Bu milleti bunlar mı temsil ediyor?

Neyleriyle?

Benim sınıfımda böyle hırçın, huysuz,saldırgan öğrencilerim olsa, ben oraya sınıf demem, ders anlatmam, onlara öğrenci demem.

Mısırda darbeyle gelen Sisi- ye tek adam diyemeyip her seferinde çoğunluğun seçimiyle gelen Erdoğana tek adam yaftasını atanlar, özürlü, menfi ve bozuk zihniyette olan insanlardır.

Büyük bir hinliğin olduğu kesin.

Türkiyenin zemini gayet kaygan ve kaypak.

Bir Ali Kalkancı, Fadime Şahin ve Müslim Gündüz gibi muz kabukları ayakları kaydırabiliyor.

Şimdiye kadar bunu kılıfa koyarak yapanlar artık bunu gizlemeden yapıyorlar.

Münafıkane yapı artık kendini gizlemiyor.

Bunun için cemaat ve tarikatlara daha çok saldırılacak.

Toplumda kaos oluşturularak, yıpratma faaliyetine gidilecektir.

Yüzsüzlük ve pişkinlik çok rahat kol geziyor.

İtibarını yitirmiş, gözden gönülden düşmüş, varsa itibarını törpülemiş, en önemlisi de vefasını kaybetmiş insanların, ihanet içerisine girmiş olmasıdır.

Kuranın ifadesiyle, Gerçekten insan çok nankördür.

Kirli ve şaibeli cephe, şimdiye kadar temiz ve kahraman gibi gösterilen bir perde kendilerine aramaktadırlar.

-Chp ve uzantısı olan zihniyet Fetö ile kuyruğunu kapana kıstırdı.

Chp kuyruğundan yakalandı.

Çorap söküğü gibi çözülmeler başladı.

Ancak unutulmamalıdır ki, eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal…

İrin torbası deşildi, ağzı açıldı, kokular etrafa saçılmaktadır.

Müjdeli günler çok yakındır.

Bediüzzamanın müjdelediği  % 60-65  tezahür edecektir. 

İngiliz anahtarı faaliyet göstermekte, bütün oyunlarını devreye koymaktadır.

Ağır gösterilenlerin hafifliği ortaya çıkmıştır.

Yüz yıl önceki zihniyet devrededir.

Bu asır nifak asrıdır.

Ağacı yıkan içindeki kurt, çınarı deviren sapı kendinden olan baltadır.

-Ne garip değil mi?

Gül ingiliz muhibbi, Karamollaoğlunun eşi ingiliz, sıksan kimbilir daha kimler ve neler çıkacaktır?

Gül ister aday olsun ister olmasın, şahsi hesaplar peşinde koşup da susması, gündemde kalma istek ve menfaatları kendisini milletin gözünden düşürmüş, nefrete varan bir vaziyete kendisini koymuştur.

Erdoğanın; Kardeşim Abdullah güldür, deyip de cumhurbaşkanlığını alabilecekken Güle verme vefa ve fedakarlığının yüzde birini gösterememiştir.

Kendisi bittiği gibi Davutoğlunu da bitirmiştir.

Dar hesap ve dar zihniyet hesabının adamlarıymışlar!!!

Binler esef…

Birde utanmadan yerli malı haftası yapıyoruz.

Ümitvarız elhamdülillah

-Kıssa; Bazen dost görünenin attığı gül, düşmanın hançerinden daha acı verici olur.

Ormanlar kralı aslan, bir gün bir tilki kapanına yanlışlıkla düşmüş. yara bere içinde homurdana homurdana gelmiş, inine kapanmış.
Tebaası olan hayvanlar, ziyaretine gelmişler, yedirip içirmişler, bakmışlar.
Bu arada tilki de aslanı ziyaret etmiş. “geçmiş olsun” demiş ve alaylı bir tavırla eklemiş:
– Vah vah, sultanım, çok üzüldüm. Dün bizim uşaklar ava çıkmışlardı. Acaba o terbiyesiz saygısız yaratıklar yapmış olmasın?
Tilkinin bu küstahlığı karşısında çok kızan ama yerinden kalkamayan aslan kükremiş:
” Ulan edepsiz tilki, yara beni öldürmez ama bu laf beni öldürür.” demiş ve tilkiyi yanından kovmuş.

MEHMET ÖZÇELİK

26-04-2018

No ResponsesMayıs 8th, 2018

GÜL- Ü KİM YETİŞTİRDİ

GÜL- Ü KİM YETİŞTİRDİ

ABD Dışişleri: ABD GÜL’Ü BİZ YETİŞTİRDİK.[1]

Abd böyle dese de yoksa İngiltereye mi kaptırdı?

Gül Erdoğan arasındaki bir çok farktan en önemli olanı; Erdoğan toplumun diline tercüman oluyor.

Gülün iyi, geniş bir midesi varmış. Hakkında çıkan bu kadar sitemden ithama, böyle yanlış yapmazdan, bu doğruyu yapmaza kadar….

Demek ki kendisine verilen rolü oynuyor.

Bir yazarın ifadesiyle:” Mihrabına küfreden mihrakların yüzüne, ne estin ne gürledin ne de bir söz söyledin.

Gördük ki şimdi, tuzak kuran hülleci cehillerin  bir atımlık GÜLLE’si, kan şakıyan kandilin yanık sesi olmuşsun.

“Hangi bağın gülüsün karar ver?”

-Toplumun istediği, söylemek ve de yapmak isteyip de yapamadığını Erdoğan yapıyor.

Toplumu rahatlatıyor.

-Erdoğan şimdiye kadar hiç yapmadığı erken seçim kararını ilk defa almış olması, ciddi bir durumun söz konusu olmasının bir işaretiydi.

Gül ise batıya tercüman olup, onlara güven vererek onları rahatlattığı için güya istediklerini verip yaparak topluma saldırmalarını engellemiş oluyor.

Gül topluma tercüman olmuyor, beklenti içerisinde bekleterek rehavete itiyor.

Birisi toplumu uyandırırken, diğeri maalesef uyutuyor.

Erdoğan problemlerin üzerine gidip manileri kaldırırken, Gül zamana terkedip, kendi kendisine çözülmesini bekliyor, manilerin üzerine gitmiyor.

Kendisini korumayı, toplumu korumaya tercih ediyor.

Erdoğan ise toplumu korumayı, kendisini korumaya tercih ediyor.

Erdoğan cumhurbaşkanlığını –kardeşim- dediği Gül-e cumhurbaşkanlığını altın tepside sunarken, Gül Erdoğanı yalnız bırakma vefasızlığını gösteriyordu.

*****************    

Abdullah Gül kim mi?

Milli görüş gömleğini çıkarmayan adam.

Fehmi Koru gibi.

Erdoğanın Gül-den tek ve en önemli farkı işte buydu.

Gül o saplantılarda saplanıp kaldı.

Milleti de o saplantılara takılacak sandı.

Toplum eski toplum değil, zaman eski ve eskimiş zaman değildi.

Zaman ve zamanın çocukları kendilerini güncellemişlerdi.

Erdoğan ve Gül farkı ,geçmişle gelecek farkı kadar farklıdır.

Bunu Erdoğan ve Güle sahip olanları göz önüne getirerek anlayabilirsiniz.

Gül konuşmalarında hiç güven vermiyor.

Samimiyetten uzak, resmi konuşmaya çalışıyor.

Esnek ve lastikimsi…

Net değil…

Bi – tarafane hareket edeyim derken, muhalif tarafı iltizam etmektedir.

Bir insan da her şey olsa da ancak istikamet olmayınca değişen hiçbir şey olmuyor.

İngiliz muhibbi olan Gül- ü yoksa İngiltere mi yetiştirdi?

MEHMET ÖZÇELİK

27-04-2017

 

[1] https://www.youtube.com/watch?v=YUSo9mduTHY

 

No ResponsesMayıs 8th, 2018