DEV ARŞİV-

DEV ARŞİV-

1-İBRETLİ SESLİ ESERLER

http://www.mediafire.com/folder/mb4z5uk97kvad/İBRETLİ_SESLİ_ESERLER

2-İSLAM BİLGİ ARŞİVİ

http://www.mediafire.com/folder/cvknd8oa0soom/İSLAM_BİLGİ_ARŞİVİ-TEK_LİNK

3-HİKMETLİ NÜKTELER

http://www.mediafire.com/folder/n676mveqjm9b0/HİKMETLİ_NÜKTELER

4-PDF DOSYALARIM

http://www.mediafire.com/folder/13kfr9tlas11g/PDF_DOSYALARIM

5-PDF KLASÖRLER

http://www.mediafire.com/folder/4ass6k1eum5h5/PDF_KLASÖRLER

6-SESLİ MUHTELİF ESERLER

http://www.mediafire.com/folder/4oarbe8rvcnli/SESLİ_MUHTELİF_ESERLER

7-SESLİ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI

http://www.mediafire.com/folder/bo11og5fd8sku/SESLİ_RİSALE-İ_NUR_KÜLLİYATI

8-SESLENDİRİLEN SESLİ ESERLER-1-

http://www.mediafire.com/folder/boknhb48cb7d2/SESLENDİRİLEN_SESLİ_ESERLER-1-

9-SESLENDİRİLEN SESLİ ESERLER-2-

http://www.mediafire.com/folder/a5nt7ww95q84z/SESLENDİRİLEN_SESLİ_ESERLER-2-

10-SESLİ VECİZ SÖZLER

http://www.mediafire.com/folder/999yvtiji9z48/Veciz_Sözler_mp3

11-15 TEMMUZ TÜM İŞGAL VİDEOLARI

http://www.mediafire.com/folder/e5rc34w4l49s8/15_TEMMUZ_2016_TÜM_İŞGAL_VİDEOLARI

12-DAHA FAZLASIYLA DEV ARŞİV

No ResponsesTemmuz 16th, 2019

GÜÇ ZEHİRLENMESİ

GÜÇ ZEHİRLENMESİ

Yıllar geçtikçe 15 temmuz 2016 darbe girişiminin acı ve sancıları daha da acılaşıyor.

Yaranın ve darbenin büyüklüğü daha da netleşip derinleşiyor.

Bu milletin izzeti abideleşiyor.

Tarihi şanlanıyor, şahlanıyor.

Zincirlerini kırıp, ölüme gülerek koşuyor, ölümü korkutuyor.

Dünyaya kendini bir daha hatırlatıyor.

Asaletini tescilliyor.

Köleleşmiş ruhlar gibi yaşamaktansa, özgürce ölümü severek kucaklıyor.

Ruhların ucuza satıldığı an ve zamanda, dünyayı elinin tersiyle iterek ebediyeti alıyor.

Tozlansada ölmeyen bu ruh, kendini güncelliyor.

Güçlü olarak çıkıyor.

Allah’ın müjdelediği bu millet, bu ruhu taşıyan millettir.

Müjdeler olsun.

Şehidlerin ruhu şâd, hainlerin ruhu berbâd olsun.

***************   

Devlete hariçten müdahale edip ingilizin oyununa aldanarak baş kaldıran Şeyh Said bu gün yok.

Bediüzzaman ona cevabında; “Yaptığınız mücadele, kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Çünkü Türk-Kürt birdir, kardeştir.Türk Milleti bin senedir İslamiyete bayraktarlık etmiştir. Dini uğrunda milyonlarca şehit vermiştir. Binaenaleyh, kahraman ve fedakâr İslâm müdafilerinin torunlarına kılıç çekilmez ve ben de çekmem!”[1]

Onun bu menfi çıkışına Bediüzzaman’ı da yanına çekip davet etmesine karşı, onu vazgeçirmek için uyaran Bediüzzaman ona tabi olsaydı, oda bugün olmazdı.

Daha dehşetli olarak fetöde dış oyuna, İngilize aldanıp, Şerif Hüseyin gibi olma sevdasıyla ona ortak ve alet oldu, oda silinip gitti.

Bir çoklarının hayatını karartıp, beddualarını da almış oldu.

Tarihin her döneminde olmuştur: kendisinde belli bir güç bulan, iktidarı elinde bulunduranlar devlete baş kaldırmış, baş olmak için her türlü ayak oyunlarına ve  entrikalara başvurmuşlardır.

Hızla yükselen fetönün veya fetönün içindekilerin bir iktidar kavgasına girecekleri veya bir yerde patlak vereceği belliydi.

Çünkü bir güç zehirlenmesi başlamış, tüm vücudu sarmıştı.

*************  

Ergenekoncular gibi bunlarda bir kaç sene sonra çıkarlar mı?

Çıksalar bile bunca zulme ortak olmak ve bunca zillet ömür boyu yeter onlara…

Haşhaşilerin kirleri gitti ve bittimi ki, buda bitip kapansın!

Bunun dışındaki aklanma ve unutulma gibi durum avunma ve aldanmadır.

-Fetö aklanır  mı?

Hasan Sabbah aklanırsa?!…

Hatta bunlar haşhaşilerden daha dehşetlidirler.

Bunlar sadece uyuşturucuyu değil, bir çok alanı kontrol etmektedirler.

İstihbarat örgütü olup, münafık bir yapıdır.

-Bunu destekleyenler ve ortak olanlar hangi yüzle – varsa böyle bir yüz- dışarı çıkabilecekler.?

Şehit, gazi ve millete bahaneleri ne olacak?

En güzel yapılacak iş, bu işten vazgeçip, Tevbe Edip, Allah’a vereceği hesabını ve dilekçesini hazırlamalıdırlar.

-Herşey güzel olacak sinsi oyunu, bir perdeleme ve dağılmayı engellemeye çalışmanın hilesidir.

-ABD merkezli Fox News televizyon kanalı, FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimine özel bir yayınla destek vermişti. Yayına katılan yorumcular, darbe girişimini yapan teröristler için ‘Bunlar bizim çocuklarımız, bunlara sahip çıkmalıyız’ mesajlarını verdiler. Darbe yayınında en dikkat çeken sözlerden biri de ‘Ya İslam kazanacak, ya da biz kazanacağız’ olmuştu. İşte 15 Temmuz gecesi tarihe geçen o skandal sözler..[2]

*************

“Sekiz-dokuz ayda gazetelerin heyecan verici neşriyatıyla ve fırkaların cemiyetlere fedai yazmakla ve inkılabı vücuda getiren zevatın tahakkümatıyla ve itaat-i askeriyeye münafi olan hürriyet-i mutlaka efrada sirayetle ve âdâb-ı diniyeye muhalif zannettikleri şeyleri bazı dikkatsizlerin efrada telkinatıyla ve itaat bozulduktan sonra müstebitler, cahil mutaassıplar, dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan olanlar, iyilik zannıyla o bataklık zeminde tohum ekmeye başlamasıyla ve devletin umum siyaseti cahil efradın elinde kalmakla ve bir milyona yakın fişek havaya atılmakla ve dahil ve hariç müddeîler parmak vurmakla ortalık anarşistlik haline girdiğinden, bu hâdisenin istidad-ı tabiîsi, hercümerc ve müdahale-i ecnebî iken, min indillâh, ism-i şeriat, o müteaddit sebeplerden çıkan ervah-ı habîse ve münteşireyi yuvalarına irca ile, on üç asırdan sonra bir mucize daha gösterdi. “[3]

**************  

MEHMET ÖZÇELİK

16-07-2019


[1] bk. Badıllı, Nursi, 1:660; Selahaddin Çelebinin biyografik notlarından iktibas (1946)

[2] https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/fox-news-yorumculari-15-temmuzda-darbeyi-boyle-desteklemisti-2196010

[3] Bediüzzaman.Divanı harbi örfi. 45.

No ResponsesTemmuz 16th, 2019

İŞGAL

İŞGAL

Bu millet asırlardır işgale yol vermedi.

Hayatını verdi, ölüme severek yürüdü, ölümü korkuttu fakat işgale taviz vermedi.

Bunu bilemeyen fetö, her ortamı hazırlayıp, başarı kesin iken milletin yediden yetmişe, ayığından kafası bulanığa kadar insanımızın izzetinden habersizdi.

Milletin azmini hesaba katmadı, beklemedi.

-Bugün fetö yok ancak kalıntıları devrede.

Ankara’da dün kozmik odaya girenle, İBB-nin kozmik bilgilerini yetkisi olmadığı halde kopyalayanlar, aynı elin uzantılarıdır.

-Mısır’daki darbe girişimi ile, bizdeki aynı tarihte olması bir tesadüf değildi.

Yıl 2013.

Mısır’da seçimle gelen Mursi devrilirken, bizde de gezi olaylarıyla nabız yoklanıyor, başarılı olunamayınca 3 yıl sonra işgal girişimine başlanmış oluyordu.

“Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli binbaşı ifadesinde, ailesiyle tatilde olduğunu, cuntacıların araması üzerine 15 Temmuz günü birliğe döndüğünü anlattı. Cuntacı Deniz Aldemir’in arabadayken telefonunu kapattırarak, “Ben senin hizmetten olduğunu biliyorum ama uzatmayacağım, bu gece faaliyetimiz olacak. Çok kan akacak” dediğini aktaran binbaşı bunun üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı’na gittiğini anlattı.”[1]

-Daniele Ganser 12 Eylül 1980 darbesinin CIA tarafından yapılan bir derin devlet darbesi olduğunu kanıtlarla anlatarak 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin de CIA destekli bir derin devlet yapılanması tarafından gerçekleştirildiğine ışık tutuyor. Kendisi ayrıca bir başka devlete müdahale etmenin Birleşmiş Milletler Antlaşması’na aykırı olduğunu, bu yasağı delmek içinse ABD’nin ülkelerin ordularına ve istihbaratına kendi adamlarını yerleştirerek gizli savaş yürüttüğünü söylüyor.”

-İngiliz Başbakanı Lord Palmerston (Henry John Temple, 3. Viscount Palmerston, 1784 –1865)’un bir bürokratken söylediği  “İngiltere’nin ezeli ve ebedi düşmanları yoktur, ezeli ve ebedi dostları da yoktur, İngiltere’nin ezeli ve ebedi çıkarları vardır” sözünü sanırım NGO ilke edinmiştir.

Aslında bu batının genel inancıdır.

-Batının Türkiyeye bakışı ise;” “TÜRKİYE BİZİM ARKA BAHÇEMİZDİR”, sistem değişecekse ancak biz değiştiririz denmiştir.”

-MİT Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Savaşman, 1977″de CIA hesabına casusluk yaptığı gerekçesiyle tutuklandıktan sonra yaptığı açıklamada, böyle bir suçlamanın gülünç ve Türk güvenlik sisteminin en temel gerçeklerinden bihaber kimseler tarafından yapılabileceğini söylüyordu.
Savaşman, “CIA”dan MİT”le birlikte çalışan en az 20 kişilik bir grup vardı ve bunlar MİT içindeki en yüksek organı oluşturuyorlardı” diye açıklıyordu. “Hem istihbarat alış verişini, hem de Türkiye içi ve dışındaki ortak harekâtlara dönük işbirliğini sürdürmekle görevliydiler.” Savaşman işbirliğinin kendi görev süresi esnasında başlamadığını ısrarla vurguluyordu: “Bizim istihbarat servisimizle CIA”nın işbirliğinin geçmişi 1950″lere dayanıyor… Teşkilatın kullandığı bütün mekanik malzemeler CIA
tarafından temin edilmiştir. Birçok personel Amerikalılar tarafından yurtdışındaki kurslarda eğitilmiştir. Teşkilat binası CIA tarafından kurulmuştur.” Savaşmanın ifadelerinden CIA”nın Türkler”e işkence aletleri de verdiği ortaya çıkıyordu: “Sorgu odalarındaki tüm aletler, en basitinden en kompleks yapıdakilere kadar CIA” dan temin edilmişti. Bu çalışma içinde ben de vardım, oradan biliyorum.” MİT personelinin “yıllardan beri CIA gibi çalışmakta ve “Amerikan Servisi hesabına görev almakta” olduğunu belirten Savaşman, özellikle vurguluyordu: “[Personel] yurt içi ve yurtdışındaki operasyonlarda ücret kabul etmektedir.”

Türkiyedeki darbelerde ipin ucu başkalarının elinde idi. Bunun en etkili ayağı ise istihbarattı.

1971 darbesi arifesinde Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, 1980 darbesi arifesinde de Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya Washington”a birer ziyaret gerçekleştirmişti.

Dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil (1965- 1971 ve 1975-1978 yıllan arası bu görevde bulundu), daha sonraları darbeyi şöyle tanımlayacaktı:
“12 Mart”ta CIA vardır. Büyük ölçüde vardır… 12 Mart, haşhaş vardır.[2]

***************** 

Allah işgalden bu milleti korumuştur.

Tıpkı Çanakkale Savaşı’nda bir Seyyid onbaşının insan gücünün üzerinde bir güçle 276 kiloluk mermiyi dört basamak kadar sırtında taşıyıp, merminin ağzına koyarak son mermiyi ateslemis, İngiliz büyük savaş gemisi Oşinin bacasından girerek batmasına ve savaşın çehresinin değişmesine neden olmuştur.

15 temmuzda da binbaşı O.K. nin olayı önceden mite haber vermesiyle gece 3- te yapılacak darbe erkene alınıp telaşa düşülmüş, Ömer Halisdemir-in özel harakat komutanı Semih Terziyi öldürmesiyle de darbe akamete uğramıştır.

Çanakkaleden bir farkı, orada 256 bin şehit verilirken, burada 250 şehit verilmiştir.

Herkes bunun bir darbe, gittikçe işgale varan bir hareket olduğunun farkına varıp, göğsünü siper ederken, CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tankların arasından elini kolunu sallayıp, belediye başkanının evinde kahvesini içiyor, başarısız olununcada, bunun bir tiyatro olduğunu söyleyip, sulandırmaya çalışıyordu.

Aynı zihniyet bugünde devam etmektedir.

PKK bir kaç gün öncesinden saldırısını durdurmuş, başarılı olunması halinde doğudan 8 bin kadar deaşlı ve pkklı giriş yapacaktı.

İngiltere’nin Kıbrıs’ta bekleyen 50 bin askeri kendi vatandaşlarını koruma bahanesiyle beklemekteydi.

Erdoğan’ın yakalanması halinde altın rengine boyanmış 20 ton altın külçe hazırlanmış, senaryo gereği 20 ton altınla kaçarken yakalandı, denilecekti.

Fetö ise Yavuz Sultan Selimin Topkapı sarayında bulunan kürkünü kaçırtırken yakalanmış, onun yerine diktirdiği yeşil kaftanla, Ankara’da kendisi için hazırlanan köşke hasmetle giriş yapmak için dört gözle sonu bekliyordu.

Ermeni, Yunan, İngiltere, ABD hep birlikte nefeslerini tutmuş, neticeyi bekliyorlardı.

İşgalin kapısını fetö açsada, askeriyedeki Atatürkçüler başarılı olunmasını köşelerinde bekliyor, hemen yakayı ele vermek istemiyorlardı.

-Akıncılar Hava Üssü’nde 15 Temmuz darbe girişimini yöneten eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık’ın; “Cumhurbaşkanını öldüremedik, planlarımız boşa gitti, Cumhurbaşkanının Almanya’ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım, yoksa her şey boşa gidecek” şeklinde yalan sözlerinin uluslararası medyada aynen uygulandığı ortaya çıktı..[3]

-Türkiyede 15 Temmuz gecesi; 250 şehit, 2703 gazi, binlerce her yaştan kahraman bu hayasızca akına karşı göğsünü siper etmişti.

O gece; 8561 asker katıldı, 35 Uçak, 37 helikopter, 74 tank, 4000 hafif silah kullanıldı.

O gece; 169 bin 13 kişi hakkında adli işlem yapıldı.

-Allah bir Ömer Halisdemir-le ve kahraman binlerle, darbeye girişen ve ortak olup örtmeye çalışan; karakteri bozuk olanların 50 yıllık planlarını boşa çıkarıyordu.

Bediüzzamanın deyimiyle; Bu millete darbe vuranlar, bu milletin kanını taşımamaktadırlar.

-Fetönün sadece emniyet, askeriye, eğitim değil, bunun birde medya ve siyasi ayağı vardı.

Siyasi ayağı faaliyette, medya ayağı ise yurtdışı merkezli olup, içtede sulandırma ve bulandırma faaliyetlerini yürütmektedir.

Siyasi ayağı yetersiz ve kirli ittifakları ortaya çıkınca çabuk yıprandı ve zayıfladı.

Bunun için mevcut hükümeti yıpratma yolunu tercih ettiler.

-Bilderbergcilere Ahmet Davutoğlu 1 kere, Ali Babacan 8 kere, Abdullah Gül mü, onu söylemeye gerek yok. O zaten kraliçenin gözde ve güzidesi.

Bir zamanlar masonlar, şimdide Bilderberg mi?

Ne menem bir şeymiş bu yav.

Seçerek davet ediyorlar. Fehmi Koru gibi.

Bilerek çağırıyorlar. Umut beklediklerini, kenarda bir gün kullanmak üzere bekletiyorlar. En azından yara ve şüphe açıyorlar.

-Bugün kimin kiminle olduğu gayet zahir olarak anlaşılıyor.

HDP milletvekili mecliste ip-lilerin ipini pazara çıkardı.

Büyük bir zillet!!!

Hükümeti zayıflatanlar, dış güçleri ve PKK’yı güçlendirmektedirler.

-Yeni oyun Suriyeliler üzerinden yapılmaktadır. Bunun için de her kirli yola gidilmekte ve toplum tahrik edilmektedir.

-Fetö oyunu, Türkiye merkezli, İslam dünyası kontrollüdür.

Oysa Esaret altındaki bir adamın fetvası kabul edilmez. Cıanın, Pentegonun ve Mossadın oyuncağı ve ortağı olan bir adam ve beyanı hükümsüzdür.

Mehdi efendi!?, kainat imamı!? Vatikan’ın gözde ve güzidesi çokların ciğerini yaktı.

Allah da onun ciğerini yaksın.

Milyonlarcanın dünya ve ahiretini berbat etti.

-Fetö, 20 Ağustos’ta yayınlanan sohbetinde “Haçlının ülkenizi işgal etmesi, çok tehlikeli değildir; çünkü sizin ve onların arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar, sizin kadınlarınıza kızlarınıza ilişmezler, mâbedinize ilişmezler; ilişmemiş Haçlılar.” dedi. .

Bu bile ne mal olduğunu anlamak için yetmez mi?

-Yıllardır bizi bizlerle uğraştıran batı haçlı zihniyeti, çevremizde ve içimizdeki maden ve yer altı zenginliklerimize ve değerlerimize sahip çıkarken, içimizdeki bu oyuna gelen beyinsizlerde buna alet olmakta ve çanak tutmaktadır.

Akdeniz ve Ortadoğu’daki oyun bunun alanıdır.

Dün Musul ve Kerkükü alanlar, bugün Akdeniz ve çevremizi almaktadırlar.

MEHMET ÖZÇELİK

14-07-2019


[1] https://www.google.com.tr/amp/s/m.aksam.com.tr/amp/guncel/darbeyi-mite-haber-veren-binbasi-konustu/haber-625280

[2] Bak.Natonun gizli orduları. Daniel Ganser. https://www.youtube.com/watch?v=HFuwGU-_92I

[3] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/07/12/15-temmuz-darbe-girisiminde-uluslararasi-medya-fetonun-yalanlarina-hizmet-etmis

No ResponsesTemmuz 14th, 2019

YORGUN KADIN

YORGUN KADIN

Allahın Rahim ve Vedud isimlerinin tam tecelli ve tezahürü kadında olmaktadır.

Bir sözde; Kadın anlaşılmak için değil, yaşanmak içindir.

Yaşanacak kadını buldunsa, onu anlamaya çalışma. Bu onun anlaşılamazlığından değil, derinliğinden ileri gelmektedir.

Latife olarakta olsa anlatılır; Adamın biri sahilde dolaşırken bir küp bulur ve açınca içinden bir cin çıkar.

Adeta esaretten kurtulan cin adama; Ben bin yıldır bu şişenin içerisinde idim. Dile benden ne dilersen.

Mühendis olup ancak en büyük hayalini gerçekleştirmek isteyen adam cine;

Büyük okyanusun üzerine bir köprü yapılmasını istiyorum, der.

Cin bu duruma cevaben, çok çimento ve kum gideceğinden dolayı biraz zor olduğunu söyler.

Bunun üzerine adam, Yahu ben şu kadınları bir türlü anlamıyorum, onları bana anlatır mısın, deyince birden irkilen cin;

Efendim, o köprü kaç gidiş, kaç gelişli olsun, der.

Kendisince kolayı tercih etmiştir.

-Cennetin imtihanı kadınla ve dünya hayatında Kabille Habil arasındaki imtihanı da kadınla başlar.

Kadınla devam etmiş ve de etmektedir.

Şeytanın insanları en çok avladığı yöntem kadın olmuştur.

Bu en nezih değer, değersizleştirilmeye çalışılmıştır, asırlar boyunca…

-“Ameller (in sıhhat ve değerleri) ancak niyetler ile (ve niyetlere göre)dir. Herkes için ancak niyet ettiği şeyi vardır. (Niyetine göre mükafatlanacaktır). Artık hicreti Allah (rızası) için ve Resulü için (ona yardım için) olan kimsenin, lıicreti Allah ve Resulünedir (Onların rızasını kazanmıştır), Kim ki edineceği dünyalık için hicret eder veya evleneceği bir kadın için göç ederse, onun hicreti de o kasdettiği şeyedir.”

Niyetin önemini en açık bir şekilde ifade eden bu hadis-i şerifin sıhhatinde hadis bilginleri ittifak halindedir. Hatta manası gibi lafzının da mütevatir olduğunu kabuI edenler olmuşsa da en doğrusu meşhur hadislerden olmasıdır.

-İmam Şafii rahmetu’llahi aleyh, ilmin üçte biri bu hadistedir, buyurmuştur.

Hakikaten insanın bütün sorumluluğu azim ve iradesinde olduğu için niyetin, büyük önemi vardır. Çünkü amel bir cisim, niyet ise onun ruhudur.[1]

Kadında bu niyetle bir kıymet alır ve değer taşır.

Kadın bozulursa, toplumda bozulur.

**************   

Kötülüğün kaynağı tartışmasının ilk aşamalarında şu soruldu:
Zinadan olan çocuk, diğer herhangi bir çocuk gibi ana rahminde Allah tarafından yaratılmaktadır. Buna göre zinanın sorumlusu Allah mıdır? Eğer öyleyse zina eden niçin cezalandırılır? Hasan bunu şöyle açıklar: Allah zina edeni çocuktan ötürü cezalandırmaz. Bir itaatsizlik fiili olan zinası sebebiyle onu cezalandırır. Bu itaatsizlik çocukla aynı değildir. Menisini helali olmayan bir yere koyan zani, sahibi olmadığı
bir başkasının tarlasına tohum eken kimse gibidir. Allah ister filizlendirsin isterse filizlendirmesin her ikisi de itaatsizlik fiilidir.

-Hasan, kendilerini masum gören ve kötülüğü (zulmü) Allah’a nisbet edenlere karşı deliller öne sürer. O, Kur’an’dan, Adem’in söylediği, “kendime zulmettim” (Kur’an 7/23) sözünü ve Musa’nın öldürme günahını “şeytanın işi” (28/15) olarak tanımlamasını içeren ayetleri iktibas eder. Ne Musa kendi günahının Allah’tan olduğunu düşündü, ne de Adem günahının Allah’ın kaza ve kaderi olduğunu zannetti. Hiç kimse zulüm sahibi olarak telakki edilmeyi istemez. Dolayısıyla bu insanlar, kendilerine nisbet edildiğinde onaylamak istemedikleri bir şeyi Allah’a nisbet etmeye nasıl kalkışırlar?

-Son günlerde artan cinsel taciz ve tecavüzler, aileyi bulandırmakta, kadının kişilik ve değerini düşürmektedir.

Bunun önemli bir sebebi ise; tecavüzü engelleyecek manevi haya, ar, namus ve örtü gibi kalkanların eksiklik veya zafiyetindendir.

Temeli ise iman zaafiyetidir.

Millet haklı olarak tesettürle mücadele etti. Tesettürü kazandı.

Peki ya haya, namus, utanma, ar, başı örtmeyle beraber gözü örtme tesettürü gibi manevi tesettürde ne kadar başarılı olundu?

-Örtü nasıl olmalıdır?

Örtüyü örten örtüye başka bir örtü gerekmeden…

-Yazıp söylemekten haya ediyorum ancak bir gerçeği ve ailenin bozulmasının kaynaklandığı noktaya işaret etmek amacıyla söylüyorum.-sürçü lisan edersem af ola-

Yeşil çam sinemaları ve ahlaksızlıkları adeta bir kanalizasyon gibi evlere ve zihinlere aktı.

Soyadı Ar olan ancak ne kadar Ar-lı olduğu kendisinin ifadesinden de anlaşılacağı üzere  Müjde Ar; – “80 Filmin 60’ında Irzıma Geçildi.

Toplumun ahlakını çok bozduğunu ifade ediyor.

Gençliğinin hep böyle geçtiğini ve gel de bu gençlikten bir fayda bekle.”, diyerek iğrençliklerini çok rahat dile getirmektedir.

Çirkin sahne ile zihninizi kirletmemek için linkini vermiyorum.

******************  

-Boşanmalar aileyi yormakta ve yıpratmaktadır.

-2001 yılından bu yana Türkiye’deki boşanma istatistikleri ele alındığında en fazla boşanma olayının 2018 yılında yaşandığı görüldü. TÜİK verilerine göre 2018 yılında 142 bin 448 çiftin geçinemeyip boşandıkları belirlendi. Yapılan araştırmalara göre; 2001 yılındaki boşanma sayısı 91 bin 994 olarak kayıtlara geçerken bu rakam 2017 yılında da 128 bin 411 oldu. 2016 yılında boşanan çift sayısı 126 bin 164, 2015 yılında ise 131 bin 830 olarak kayıtlara geçti.

Aydın’da ise 2018 yılında 7 bin 734 çift evlenirken, 2 bin 677 çift ise evliliklerini bitirerek boşandı. Karacasu ilçesinde ise 109 çift evlenirken, 65 çift ise boşandı.

-Sâdi derki, Bir gün hamamda bir sevimli insan bana bir parça güzel kokulu kil verdi. O kile: “Misk misin, yoksa amber misin, senin güzel kokundan mest oldum.” dedim. Kil cevap olarak bana şöyle dedi:
“Ben adî bir kil idim, fakat bir zaman gül ile arkadaş oldum, onun güzel kokusu bana sindi, yoksa ben bildiğin toprak parçasıyım.”

Kadın gül olursa, kokusu ailede yayılır, sirayet eder.

Bu insanlar kimle yan yana durmakta, kimin isi, sisi, pisi bunlara bulaşmaktadır?

Mutlu aileler birbirine benzer, mutsuz ailelerin ise her biri farklıdır. Leo Tolstoy

-”Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvâlar işittim. “Eyvah!” dedim. “İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?” dedim. Sebebini aradım. Bildim ki, nasıl İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş.

…Bu zamanda aile hayatının ve dünyevî ve uhrevî saadetinin ve kadınlarda ulvî seciyelerin inkişafının sebebi, yalnız daire-i şeriattaki âdâb-ı İslâmiyetle olabilir. Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki, kadın, kocasında fenalık ve sadakatsizlik görse, o da kocasının inadına, kadının vazife-i ailevîsi olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası zîr ü zeber olur. Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslaha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür. Çünkü nâmahremlerin nazarından fıtratı korkar, sıkılır, çekilir. Nâmahrem yirmi erkeğin on sekizinin nazarından istiskal eder. Erkek ise, nâmahrem yüz kadından, ancak birisinden istiskal eder, bakmasından sıkılır. Kadın o cihette azap çektiği gibi, sadakatsizlik ithamı altına girer, zaafiyetiyle beraber; hukukunu muhafaza edemez.”[2]

MEHMET ÖZÇELİK

14-07-2019


[1] Bak. MART- NİSAN 1969.Diyanet DERGiSi -82-83. SAYI

[2] BEDİÜZZAMAN. LEMALAR. 203-204.

No ResponsesTemmuz 14th, 2019

KENDİNİ BULAN İNSAN

KENDİNİ BULAN İNSAN

Her varlık kendi norm, konum, kapasite, kabiliyet, kişilik, yetenek, fabrika çıkışlı, kapsam alanı vüs’atinde yaratılmıştır.

Ondandır ki, o standartlar çerçevesinde gelişmekte, hayatını sürdürmektedir.

Mikroskobik canlıdan devine kadar. Kendi bünyesi içerisinde bir memnuniyeti gerçekleşmektedir.

Bunca sayısız farklılıklar içerisindeki her varlık, kabına göre doyumunu gerçekleştirmektedir.

Bulunduğu konumda memnun edilmekte ve memnun olunmaktadır.

Önemli olan ise onca varlığı memnun etmektedir.

Midesinin memnuniyetini yerine getirmekten aciz olan insana karşı, bütün mideleri doyuran bir Rab var.

Herkes kararını  buluyor. 

Bu dünyada herkes kendini buluyor ve kendi oluyor.

-Hak ilminde bu âlem bir nüsha imiş ancak
Ol nüshada bu âdem nokta imiş ancak.

Ol nokta içinde nice bin gizli derya
Bu âlem o deryadan bir katre imiş ancak. Niyazi Mısri

Rabbiyle bağlantı ve intisab kurarak kendisini bulması amaçlanmıştır.

Yoksa bu uçsuz bucaksız kainatta kaybolacaktır.

Ah min‐el aşk ve halatihi
Ahraka kalbi bi hararatihi

-Karıncalar gibi sen ufak, ufak yürürsün
Meleklerden ileri seyranı arzularsın
Topuğuna çıkmayan suyu deniz sanırsın
Sen katreyi geçmeden ummanı arzularsın.
Var sen Niyazi yürü atma okun ileri
Derdi ile kul olmadan sultanı arzularsın. Niyazi Mısri

-Güneşimiz büyük kalabalıktaki yıldızlardan sadece birisi.

Sadece bizim galaksimiz Samanyolu, 200 milyardan fazla yıldızla çevrili.

Ve fakat Samanyolu, Evrene saçılmış 100 milyar galaksiden sadece birisi.

Yani Evrendeki 100 milyar galaksinin her birinin kendine ait 100 milyarlarca yıldız sistemi, ve her yıldız sisteminin de ayrı ayrı onlarca gezegeni var.

İnsanın yaşadığı dünya nokta iken, insanlar o nokta içerisinde ise bu uçsuz bucaksız kainatta görülmeyecek kadardır.

MEHMET ÖZÇELİK

13-07-2019

No ResponsesTemmuz 13th, 2019

YORGUN EĞİTİM

YORGUN EĞİTİM

Tek tip eğitim. Tornadan çıkmış, kabiliyetleri söndüren eğitim sistemi.

”Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu tek parti döneminin son Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu da (10.601948-22.5.1950) şöyle açıklıyor:
“Tevhid-i Tedrisat kanunu’nun manası, ruhu şudur: Türkiye’de bundan böyle bir tek umumi tahsil müessesesi, bir tek mektep yaratmak, bir tek terbiye vermek ve bir tek zihniyet sahibi insanlar yetiştirmek, bu sayede de bir tek bütün millet meydana getirmek.”

Bakanlığa bağlı imam-hatip mektepleri 1931 yılında, Darülfünun İlahiyat Fakültesi 1933 yılında kapatılmıştır. Din dersleri, 1930-1931 öğretim yılından itibaren genel öğretim kurumlarından, 1939’dan itibaren de köy ilkokullarından kaldırılmış, böylece din öğretimi genel öğretimin tamamen dışında bırakılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na dayanarak, din görevlisi yetiştirmek için kaynaklardan biri olan Kur’an kursları da almak istemişse de, Başkan Rıfat Börekçi bunların meslek okulları olarak Diyanet Işleri Başkanlığı’na bağlı kalmasını sağlamış, hatta sayılarını da yavaş yavaş artırmıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca hiç kapatılmadan öğ­retime devam etmiştir. 1949 yılına kadar genel öğretim içinde din öğretimi olmadığı gibi din görevlisi yetiştirecek bir öğretim kurumu da kalmamıştır.

1946’dan sonra din öğretimi alanında arayışlar yeniden başlamış, yaklaşık 16 yıllık bir uygulamadan sonra genel öğretim içinde din öğretimine tekrar yer verilmiştir. 1949 yılında Bakanlığa bağlı, öğretim süresi on ay olan imam-hatip kursları açılmış, aynı yıl ilkokullara din dersleri konulmuştur. İsteğe bağlı olarak konulan din derslerinin ilk yıldaki uygulaması zamanın bakanı şöyle yazıyor:”.. Çocuğun din dersine girmesini
istemeyen ana baba okula b~ yolda bir mektup yazmalıydı. Hatırlarım, neticede bana yalnız Ankara Üniversitesi profesörlerinden birinin Türkiye ölçüsünde bir tek mektubunu getirmişlerdi. Biz hususiyle Alevi köylerinde din derslerinin zorlanmamasını tavsiye etmiştik. Oysa bütün Aleviler çocuklarını din dersine gönderdiler. Sivas’ta bir kısım Ermeniler de çocuklarını bu derslere göndermek istediler, memnunlukla kabul ettik.”
Program dışı olarak konulan din dersleri 4 kasım 1950’de program içine alındı. Dersin müfredat programı 1968 yılında diğer bütün derslerle birlikte yeniden ele alındı. Bu dersleri sınıf öğretmenleri okuttuğu için 1953 yılında, ilk öğretmen okullarının 9. ve 10. sınıflarına haftada birer saat zorunlu din dersleri konuldu. İcra Vekilleri Heyetinin 13.8.1956 tarihli kararıyla, orta ve dengi okullara isteğe bağlı olarak, birer saat din dersleri konuldu.”

Din öğretimindeki bu uygulama 1967 yılına kadar böyle devam etti. 1967 yılında halktan gelen binlerce dilekçe, özellikle 200 dolayında milletvekilinin yazılı isteği, bakanlıkça dikkate alınarak, Talim Terbiye Kurulu’nun kararıyla (21.9.1967 tarihli) bütün lise ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarına da isteğe bağlı olarak birer saat din dersleri konulmuş­tur.1980 öncesi genel öğretimdeki din öğretimindeki en son gelişme;
23.9.1976 tarihinde, Bakanlık kararıyla Din Bilgisi derslerinin, temel eğitim ikinci kademesinin (ortaokul) üçüncü sınıfı ile lise ve dengi bütün okulların üçüncü sınıfına da konulmuş olmasıdır.

Cumhuriyet tarihimizde 1949 yılından itibaren, isteğe bağlı olarak, yeniden başlayan din öğretimi uygulamaları, 12 Eylül 1980 sonrasındaki arayışlar ve çalışmalar sonunda, 18.10.1982’de yürürlüğe giren Anayasa’nın yirmi dördüncü maddesinde şu hukuki temele ulaşrmştır: “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.”[1]

-Milli Eğitim sistemi bir asırdır problemli olmuş, bir türlü hala bu kadar maddi gelişmelere ragmen; akıl ile kalb, madde ile manayı, manayı ismi ile manayı harfiyi beraber götürecek seviyeli bir eğitime geçilememiştir.

İnançlı idarecilerde başa geçse hala fizik, fen bilimleri anlatılırken, nedense yaratıcısı devre dışı bırakılıp, tabiatın yaptığı nazara verilmektedir.

Eğitim kör ve topal olarak yürümektedir.

Aklı aydınlatan fen ilimleri yetersiz kaldığı, gerçek ilim adamı yetişmediği gibi, kalbi aydınlatan din ilimleri hakkıyla, kalbi tatmin ve memnun edici bir seviyede olmamıştır.

En iyi haliyle akademik kalıp, ruh ve ahlak hakkıyla verilememektedir.

Maarif sınıfta kalmış, maariften marifete geçiş yapamamıştır.

****************

Eğitimimiz  ABD’ye mi teslim?

Daha önce bu konuda yazmıştım. [2]

Bu konu çokları tarafından da dillendirilmiştir.[3]

-Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bayan müfettiş, bir okulu teftiş etmek için görevlendirilir:

Müfettiş okula gitmek için yola koyulur ancak yolda arabası hararet yapar ve aracı çalışmaz. Oradan geçen bir çocuk araca doğru yanaşarak yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorar.

Müfettiş: Araçlardan anlar mısın?

Çocuk: Babam tamircidir bende bazen ona yardım ederim.

Arabanın motoruna bir bakış attıktan sonra, alet-edevat çantasını ister. Çocuk bir kaç dakika uğraştıktan sonra, müfettişten aracı çalıştırmasını rica eder. Bu arada müfettiş bütün bu olanları dehşet içerisinde izliyordu. Araç tekrardan hareket etmeye başladı! Çocuğa teşekkür etti ve bu saatte neden okulda olmadığını sordu.

Çocuk: Bugün okulumuza müfettiş gelecekmiş ve öğretmenin dediğine göre benim sınıfın en tembel öğrencisi olmamdan dolayı evde kalmam gerekiyormuş.

Fikir: Yetenekler böyle bitirilir. Zeka ve üreticilik sadece dersi anlamak ile alakalı bir şey değildir. Her şahsı, yeteneklerini ortaya çıkarabilmek için uygun ortama koymak gerekir. Aptallık diye birşey yoktur, sadece farklı yollar vardır…

Osmanlı mekteplerinde her çocuk ilgi alanı ve yeteneğine göre değerlendirilip ona göre eğitiliyordu. Bütün öğrencilere standart dersler verilmiyordu. Mekteplerin duvarında ise şöyle yazıyordu: “Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz…”

Eğitimiz artık çok yorgun. Reflekteye ihtiyacı var.

Yüz yıldır değişmeyen, değiştirilmeyen, aynı motorla giden eğitimin dinlenmeye, dinlendirilmeye, bu durumun birilerine dillendirilmeye ihtiyacı var.

MEHMET ÖZÇELİK

12-07-2019


[1] CUMHURİYET DÖNEMİ DİN EGİTİMİNE GENEL BAKlŞ.Doç. Dr. Halis AYHAN. 15-17.

[2] http://www.tesbitler.com/2017/03/11/bu-milli-egitim-bizim-mi/

[3] https://www.yenisafak.com//yazarlar/hayrettinkaraman/-fulbright-egitim-komisyonu-2051925?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral

No ResponsesTemmuz 12th, 2019

ÇETREFİL

ÇETREFİL

Çetrefil; karışık olması nedeniyle içinden çıkılması, çözümü, bir sonuca bağlanması, anlaşılması güç.

Aslında güç olmasından ziyade, güçlendirilen çetrefil olaylar.

-Sivas olayları Teoman komanın işimiydi, özel harekat elemanının ifadesine göre?

1993’ün ilk iki ayında İsrail’de patlayıcı eğitimi, 1996’da ise ABD’de üç ay Kontrgerilla eğitimi almış olan bu Özel Harpçi H.Ç’nin; Sivas itiraflarıyla (2011) finali yapalım:

“Erzincan’da poligon birliğindeydik. Teoman Koman geldi ve Sivas’ın talimatını verdi!

İki gün öncesinden Sivas’taydık: 13 kişiydik ve ikişerli gruplara ayrıldık. Bir kişi geri bırakıldı. Halkın arasında epeyce dolaşıldı. Jitem’den gelen bilgilerden istifade edildi. İşimiz, insanların Madımak Oteli’nin önünde toplanmasını sağlamak, taşı atmak ve sonra çekilmekti…

Başlarken, beşinci gruptaki bir arkadaşımız ilk kurşunu attı. Arkasından molotof kokteylleri geldi. Görevimiz kargaşayı çıkarmaktı. Yapmamız gerekeni yaptık!”[1]

-Cami duvarına bevleden zihniyet hiç eksilmeyecek gibi.

-Herşey değişse de değişmeyen Chp zihniyetidir.

Bir iki belediyeyi kazanmanın sarhoşluğuyla sağa sola saldırması, hakaretler, Lutilik yapıp sefaheti alevlendirmesi, eski kokmuş ve kokuşmuş uygulamaları tekrar piyasaya sürerek saldırganlığı, hala cehalet asrının karanlıklarında ve orta çağda kaldığının ve sözlerinde dürüst olmadığının bir göstergesidir.

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Yaptıkları yapacaklarının delilidir.

Kirlilikleri sayıp etrafı kokutmaya ve mide bulandırmaya gerek yok. Zaten onlar bunu -görenler için- yapıyor. Saldırganlıklarını gizlemiyorlar. İşte daha tehlikesi için bakın.[2]

-Barış Yarkadaş’ın sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu internet sitesinde, Kılıçdaroğlu’nun Soros bağlantılarını faş eden bir haber yayınlanmıştı. 

Küçük çaplı bir kıyametin kopması bekleniyordu ama öyle olmadı. Kılıçdaroğlu, Barış Yarkadaş’ı CHP’ye davet etti ve onu milletvekilliğiyle onurlandırdı. Barış Yarkadaş da, ne yapsın, hem iddialarının peşini bıraktı, hem de yayınladığı haberi erişime kapattı.”[3]

Dünya darbecisi Sorosun kontrolünde olan partiye girince rengi ve sözü birdenbire değişiverdi.

CHP’li Barış Yarkadaş’tan skandal başörtüsü açıklaması: Türbanlı hakim olmaz.[4]

Bin yılda geçse değişmeyecek olan zihniyet. Anlat anlat anlamaz, kaynat kaynat kaynamaz.

Herşey değişse de tinet değişmez.[5]

-Dinde hassas muhakeme-i akliyede noksan olan kimseler, sözde dindar ve İslamcı olduğunu söyleyenler maalesef bu kirli ittifakta, bir asırdır mücadele ettiği insanlarla kol kola ve bağıra bağıra ortaklıklarını gösterdiler.

-Dağdaki çobanın oyuyla benim oyum nasıl bir olur diyenler, bugün dağdaki eşkiya ile ortaklık yapıyorlar, aynı oybirliği ile..

-Her şey güzel olacak diye.

Oysa devamlı yüz kızartıcı ve üzücü olaylar peş peşe gelmekte, dağ eşkıyası şehirlerde borazanını öttürmektedir.

MEHMET ÖZÇELİK

11-07-2019


[1] https://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/butun-bunlara-gozlerimizi-kapatmaya-tam-gaz-devam-2051945

[2] https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/608779.aspx

[3] https://www.gazeteoku.com/turkiye/star-gazetesi-yazari-ahmet-kekec-kimin-fetocu-oldugundan-suphe-duydugunu-yazdi/608888

https://forum.donanimhaber.com/baris-yarkadas-in-kilicdaroglu-hakkindaki-inanilmaz-itiraflari–128190478

[4] https://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/emniyet-mudurunden-hdpliye-tokat-gibi-cevap-savas-yok-terorle-mucadele-var

[5] Bak. İsra.84.

No ResponsesTemmuz 11th, 2019

DÜĞÜN EVİNİN DEFCİSİ

DÜĞÜN EVİNİN DEFCİSİ

Düğün evinin defcisi, ölü evinin yasçısı 

Davutoğlu, Gül, Babacan…

Her ortama uyum sağlayan, her ortamda ilgi odağı olmak isteyen, ortamları kendi popülaritesi için kullanan kişi.

Şov sever, her kalıba, kaba uyar kişidir,

Yas lazımsa ağlayıverir, düğün varsa oynayıverir, hazır ahali toplanmış; şov zamanı.

Her ortama, duruma anında ayak uyduran insanlar için kullanılan söz.

Ancak burada yas tutması için ölümün olmasına dua etmesi, ölünün olması için elini ovuşturması gerek.

Ölüden miras kapmaya çalışan, miras yedi yaramazlar.

Gamsız mı, vurdumduymaz mı bilinmez ama şekilden şekile çok kolay girerler ve bu tarz insanları da toplum olarak gizli gizli hayranlık duyulduğu ve zorla sevdirilmeye çalışıldığı olmuştur. 

Yeni parti kaç Ayar?

Milletin ayarına denk mi yoksa birileri istediği ve itelediği için mi ihtiyaç borazanlığı yapılmaktadır?

-Erdoğan’ı; Gül, Davutoğlu, Kılıçdaroğlu ve hatta Fetönün çizgisinden ayıran sebeb, yarım asırdan fazladır ABD ve İngiltere’nin ihanetini görüp, dönmek isteyip ancak döndürülemeyerek asılan Menderes gibi ve yüz yıl önce oyunu gören Abdülhamid gibi yüzünü Rusya’ya ve Çin’e çevirmesinden dolayıdır.

Gül ingiltereyi, diğerleri ABD ve onun uyduluğunu tercih etmişlerdir.

Prof. Emin Gürses Ahmet Davutoğlu için  Bilderbergci olduğunu çünkü oraya herkesin çağrılmayacağını, Abdullah Gül’ün ise kraliçenin adamı olduğunu söyler.

Erdoğan’a yapılan tüm saldırıların önemli sebebi de budur.

İĞNE VE ÇUVALDIZ

Yeni bir parti kurulacakmış?

Yeni parti kuracak olan zevatlar çok hafif kalırlar.

Geçmişte ne kadar iç açıcı iş yaptılar ki, bundan sonra onu yapsınlar?

Erdoğan’ın kendilerine kazandırdığının dışında ne marifet göstermişler?

Davutoğlu mu?

PKK’lılara bakanlık koltuğunu verip yenilgiye uğraması, Suriye işinde başarısızlığı, rusyayla savaşa girme durumuna düşme gibi büyük hatalar yapmıştır.

Fitne uyumaktadır. Uyandırana Allah lanet etsin.

Menfi insanların ekmeğine yağ sürmek amacıyla tashihe ve içten yardıma gitmeden, destek olmadan yıkan ve tamamen vefasızlık gösteren insan muteber bir insan değildir.

Vefasız insandan hayır gelmez.

Üç kuruşluk bir sermayeleri vardı, onuda bitirdiler.

Erdoğan’ın bunlara kazandırdığı olmasaydı, bunları kim tanırdı?

Bunlardan kim memnun?

İngiltere, abd, gibi devletler, içtede CHP ve etbaı…

Evelden askeri vesayetle darbe olurdu. Darbe olmadığında da içten yıpratma ve yıkma yoluna gidilirdi.

Böl- Parçala- Yut…

İşte bunlar yapmaya değil, yıkmaya gelmektedirler.

Anketler göstermektedir ki, bunlar doğmadan öleceklerdir.

Erdoğan’ın eline su dökemezler.

Erdoğon La Yuhti ve La yüs’el yani hatasız ve sorgulanmaz değildir.

Yüz yıllık birikimi, yıldardır iç ve dış saldırıları görüp ses çıkarmayarak, bir çelme de kendisi takan insan, takıntılı ve kıt insandır.

İçten yapıma gitmek varken, dıştan yıkıp yeniden kendi üzerinden bina etmeye kalkışmak tamamen menfaat ve şahsiyet ve de makam hırsı merkezlidir.

Bunlar ancak fetönün ve PKK’nın önünü açarlar.

Bu girişim Türkiye’nin hayrına bir girişim değildir.

Yine diyorum; Akpartinin elbette ki hataları vardır.

Bu dışarıdan yıkmakla ve sessiz ve uzak kalmakla değil, içte mücadele edip, düzelmeye ve düzeltmeye gitmekle olur.

Komşusunun iflas etmesi için avucunu ovuşturan müflis esnaf, avucunu yalamaya mahkumdur.

Erdoğan’ın yüklendiği yükün altına girmeyen bu zevat, Erdoğan’a ve millete yük oldular.

Erdoğan’a iğne batırılacaksa ki, bunca zorluklara göğüs germesine ve ayakta durmasına rağmen, diğer zevatlara çuvaldız az kalır.

Gölge etmeyin başka ihsan istemez. Bizim sizden çok istikrara ihtiyacımız var.

MEHMET ÖZÇELİK

1107-2019

No ResponsesTemmuz 11th, 2019

DEV ARŞİV- İNDİR

SESLİ ESERLER VE SESLİ RİSALE-İ NURLAR

Âhiret Ahvali

https://mega.nz/#F!PGYw0aIZ!9CRsYQ43oA1VWXrKWGL97w

Allah-ın Varlığı

https://mega.nz/#F!PLBkBYQK!JZNsLEhpbGpt_WaPlWHzAQ

BERCESTE BEYİTLER

https://mega.nz/#F!LGZCUawa!diAhu7ijzx-5T0XFLZijOg

Celcelutiye

https://mega.nz/#F!qPJUmCAa!F99uq1g7am_3gF9c8iKhtQ

Emirdağ Lahikası

https://mega.nz/#F!GXZ2mIzS!8R0zVK8DzKTwSgOhXW_Rqw

GÖRÜNTÜLÜ CELALEYN 28.29.30. CÜZ MP3

https://mega.nz/#F!6TBiVKJL!Xo8EreKkCDxNJloy_4NZJQ

Hikayelerle Çocuklara 40 HADİS

https://mega.nz/#F!WGRUyCob!KFkx4S4zM6corxP5R5O_oQ

HİKMETLİ NÜKTELER

https://mega.nz/#F!LOI0TahS!VHh9SUFzIks-Ou21uIZFSw

İBRETLİ SESLİ ESERLER

https://mega.nz/#F!iPQizaAC!BkmBGwMWGGbuOXod09rxHw

İşaratül İ’caz

https://mega.nz/#F!7GI3QQwR!NOccKphhaMsDRv52U095mw

Kader

https://mega.nz/#F!KKZRFQjT!__yAdXGvsOZlx63_uRYVsQ

KIRK HADİS

https://mega.nz/#F!WSJBDApJ!lYtaL95eEjDWjx4q4J3uhQ

KISSADAN HİSSELER

https://mega.nz/#F!aOZlzIzb!gmjPb5YL5qpPRsMPeDAieg

KISSALAR VE DERSLER

https://mega.nz/#F!KSZB3C7Z!67Y9mxIfu8cRXhD8TROlsQ

KUR’AN-I KERİM-DE KISSALAR

https://mega.nz/#F!mbYjFI4Y!SOroQuTZmdC-MfqpeQGuyg

Küçük Risaleler

https://mega.nz/#F!PDYDTYwK!rDNdIlq4Q7tSCm0y1Sd6xQ

Lem’alar

https://mega.nz/#F!OaJF2SIA!H-CyWoUSCRFh3fg9EyiChQ

Mektubat

https://mega.nz/#F!WHIRXAxK!LLj4btZFQ5ekU7h-4wR_yQ

Mesnevi-i Nuriye

https://mega.nz/#F!PHB1HCDT!ENtfFT4mOIFGHfoVMter-w

NURLU HATIRALAR

https://mega.nz/#F!3bYXkYjT!zOPMwjmGPh-h6JQjinRRkA

Peygamberimizin Hayatı

https://mega.nz/#F!DWIV0YwY!aeke_nWJ95dpEva9yu1-Qw

SESLİ CELALEYN 28.29.30. CÜZ MP3

https://mega.nz/#F!XTRzBapY!fvevbYHRPghsZdP_7rpFVw

SESLİ DEYİMLER VE ÖYKÜLER

https://mega.nz/#F!ubABCIKL!yiizwmLa8LrNNaAdKyNE2Q

SESLİ MUHTELİF ESERLER

https://mega.nz/#F!7aYRAayS!hSYMKeWFZMWEl2-_j-RcAQ

SESLİ NÜKTELER

https://mega.nz/#F!KXJViCTA!pYe5DlgX2UHJoT8y4QdXrA

SESLİ SLAYT

https://mega.nz/#F!yTJ1TajA!aoLxbr_23EVuxj8CNOPsRw

SÖZLER

https://mega.nz/#F!6HIXjSaQ!kjNa1WjG8tGkBoPiJ3UzYA

Şemâil-i Şerif

https://mega.nz/#F!nbZ3FK6R!1ZVAoVDA9qLo2bwBSTOAYQ

TEMAŞAGÂH

https://mega.nz/#F!baJDyQha!Ys38pSE85JKEGZZH3dHuEA

Veciz Sözler mp3

https://mega.nz/#F!7aJTjAJb!yCrjZz8tH0whUndeX225AA

Yer Yüzünün Yürüyen Yıldızları-Sahabeler-SESLİ

https://mega.nz/#F!ybZxUIzA!xmoS-kZJyxubLBu8HiYVfQ

https://www.linkedin.com/pulse/sesli-eserler-ve-risale-i-nurlar-mehmet-%25C3%25B6z%25C3%25A7eli%25CC%2587k/

DİJİTAL KİTAPLAR

https://mega.nz/#F!29FijIKJ!izvh9oznvV32eZKDP-W9JQ

GÖRÜNTÜLÜ CELALEYN-2-

https://mega.nz/#F!ywEyiYDI!sf14xn6CQYTHRybcnAQ95g

KÜÇÜLTÜLMÜŞ SESLİ RİSALE-İ NURLAR VE ESERLER

https://mega.nz/#F!j5UEHKYL!G0DXBQH5yLTVUiol0YA-lA

MUHTELİF ESERLER

https://mega.nz/#F!y4EUXYaC!kn51ZDeYo1r8lAeDqtAGXA

Radyo Sohbetleri

https://mega.nz/#F!GoUGnYDK!G-0UoJo7O8AT5B032Lsfmg

SESLİ TV SOHBETLERİ

https://mega.nz/#F!H0U0lA4Y!NvKiCE-EomdC_IBoPL7mzw

Sözlü İlâhiler

https://mega.nz/#F!fhdEUIQK!Em6wdJBx4OTFJY5fctHtgA

TEFEKKÜR DÜNYASI

https://mega.nz/#F!T9NwwKTD!ZOr0b3bMkxYEOu3_Z_WpPg

KURAN-DENIZINDEN-DAMLALAR

https://mega.nz/#F!oLZElSoK!LM0mtafDeyezlm1uwOEE7g

TÜM UYGULAMALARIM

Play store uygulaması- NURLU HAKİKATLAR

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Tenvir&hl=tr

******

Play store.da.Radyo uygulaması

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.aysapkmo&hl=tr

*******

MEHMET ÖZÇELİK.PLAY STORE.DA 2 UYGULAMA

https://play.google.com/store/search?q=Mehmet%20Özçelik&hl=tr

********

TV.MİN LİNKİ

http://www.tesbitler.fm.tv.tr

******

24 SAAT RADYO DİNLE

*******

www.tesbitler.com

www.mehmetözçelik.com

http://tesbitler02.simplesite.com

SESLİ DEYİMLER VE ANLAMLARI-TOPLU

https://drive.google.com/open?id=1-8S5i-YVTwEaNPSghwrOAWtl0UX1uj0j

SESLİ DEYİMLER VE ANLAMLARI-TEKLİ

https://drive.google.com/open?id=1XIwO9q3IWcXs5bmd8MvGD5Ynv5UMd1OO

No ResponsesTemmuz 8th, 2019

YASAK AĞAÇ

YASAK AĞAÇ

Dünya hayatı yasak ağaçla başladı.

Aslında niyet dünya hayatını başlatmak idi.

Yasak ağaç bunun bahanesi ve sebebi oldu.

-Yasak Ağaca yaklaşmakla birinci açılış imtihanını başlatıp bunu kaybeden insanoğlu, herhalde ikinci hayvan katli imtihanıyla da kapanışa sebeb olacaktır.[1]

İmtihanın açılış ve kapanışına sebeb, günahımızdır.

“Deniz dibinde balıklar, cânilerden şekva ederler ki, “İstirahatimizin selbine sebep oldular” diye rivâyet-i sahiha vardır.”

Bu olay kainat çapında büyük bir projenin temeli atılmış oldu.

İnsan projesi külli bir proje.

Ebede uzanan bir proje.

İlahi proje.

-Dünyadaki tüm çabalar, ahiretteki gerçek konumumuzu alma amaçlıdır.

Bu projenin neticesini belirleyecek dünya hayatı olduğu gibi, ahiret hayatı ise bunun sonsuzluğa uzanan ve kanat açan ilk adımı olacaktır.

-Ahirete gidecek olan ise, Allaha bakan cihetlerdir.

Fir’avunlar ve onların kurdukları gökdelenler hep yıkıldı ancak gönül erlerinin yaptıkları hala ayakta ve ebede uzanacaktır.

-Güneşimiz büyük kalabalıktaki yıldızlardan sadece birisi.

Sadece bizim galaksimiz Samanyolu, 200 milyardan fazla yıldızla çevrili.

Ve fakat Samanyolu, Evrene saçılmış 100 milyar galaksiden sadece birisi.

Yani Evrendeki 100 milyar galaksinin her birinin kendine ait 100 milyarlarca yıldız sistemi ve her yıldız sisteminin de ayrı ayrı onlarca gezegeni var.

Bütün bu gibi sayısız hikmetli hareketler, ebede ve insan projesine yönelik plan ve projedir.

*************   

Anne karnında kalıp adeta bu dünyaya gelmek istemeyen insan, yeni bir hayata gözlerini açar.

Geniş bir dünyaya gelmiştir.

Elde edilen vücudunu burada bırakıp, daha geniş bir aleme geçiş yapar.

Eğer burası için yaratılmış olsaydı bu vücudu burada bırakmaz, kendisiyle beraber götürürdü.

Demek ki tıpkı anne karnından gelip farklı vücutlar elde ettiği gibi, gittiğinde de oraya layık, daha farklı ve güzel bir vücut elde edecektir, inşaallah…

Ruh geldiği ve ulaştığı kıymete göre bir vücuda sahip olacaktır.

-Cennete inşaallah gittiğimizde ne hatırlayacağız acaba?

Cennette olumsuzluk ve lüzumsuzluk namına bir şey olmadığı için hatırlayacağımız neler olabilir?

Yoksa anne karnını hatırlamadığımız gibi dünyayı damı hatırlamayacağız?

Ancak hatırlanacak olan Allah için yapılan sohbet ve işlerdir, ihlas ve samimiyeti nisbetinde…

****************  

Küçük balıktan büyük balığa, küçük fanustan büyük akvaryuma kadar bir balığın bir karış veya biraz büyük bir yerde hayatı boyunca dönüp dolaşması, gayet düşündürücüdür değil mi?

Ve de bu bundan zevk ve keyif almaktadır.

Bir çocuğun dokuz ay on gün boyunca bir zarın içerisinde hayatını sürdürmesi ve çıkmak istemeyip, çıkınca da adeta ağlaması ve daha sonrasında da bu hayatı hatırlamaması gayet ibretli değil mi?

İçerisinde yaşayıp da hiç çıkmayacağımızı düşündüğümüz dünyamızı da bu açıdan değerlendirebilirsiniz.

Zira uçsuz bucaksız koca kâinat içerisinde dünyamız, bir nokta ve küçük bir fanus ve akvaryum gibidir.

-Bir usta taşları üst üste koyuyor ve onlar durup itaat ederek bozulmuyor.

Allah yapınca neden harika ve mükemmel olmasın?

-Bir Arap şairi şöyle söylemiştir:
Zamanın harap etmesi için bina yapılması gibi,
Anneler de yavrularını ölüm için beslerler.

MEHMET ÖZÇELİK/ 08-07-2019


[1] http://www.haber7.com/foto-galeri/58426-insanlarin-ne-kadar-acimasiz-oldugunu-gosteren-fotograflar/p6

No ResponsesTemmuz 8th, 2019