TELEGRAM ARŞİVİ

ARŞİV-SESLİ ESERLER-MAKALELER
https://t.me/Tesbitler

No ResponsesMart 4th, 2020

SESLİ ESERLER BİR ARADA

https://mega.nz/#F!FGwABAia!M1K41aeWjgsfr-hwl-99_Q

No ResponsesŞubat 25th, 2020

SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY

SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY-OKUYAN MEHMET ÖZÇELİK- www.tesbitler.com   www.mehmetözçelik.com

https://mega.nz/#F!5XhRUb6C!trBVtt-mN2PI3vOrmVATzg

ÜÇ PARÇA HALİNDE:

https://mega.nz/#F!YfBD1YYD!ev42J1uWBBw0sFyMOeo4UA

EKOLU HALİYLE:

https://mega.nz/#F!wGxUQQBR!A6NUDeidu6VdLyWgRlaGPw

https://mega.nz/#F!8TgUEKSb!pVk4PWV-WDHR6jZh9apHAg

EKOLU TEK PARÇA-SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY:

https://mega.nz/#F!dDZ0RQ7J!n2nGPPmmKvxkLZSjxX_vlw

No ResponsesŞubat 22nd, 2020

SESLİ RİSALE-İ NURLAR

İsarat-ül İ’caz-KÜÇÜK RİSALELER-10 ADET-LEM’ALAR-MEKTUBAT-Mesnevi-i Nuriye-5 ESER BİR ARADA

https://mega.nz/#F!OqIBmQSQ!3BlOj69t9crBIzCrlmrOVA

İsarat-ül İ’caz-KÜÇÜK RİSALELER-10 ADET-LEM’ALAR-MEKTUBAT-Mesnevi-i Nuriye-5 ESER-KÜÇÜK HALİYLE-AMR

https://mega.nz/#F!WnBBFIIL!jkC0OKEjGUAn-cVAlbS4Fw

SESLİ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI-TEK PARÇA-KÜÇÜK HALİ-AMR

https://mega.nz/#F!anY12CiC!mgs4zlTkNca6W_EGPuSNJw

SESLİ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI-TEK PARÇA-KÜÇÜK HALİ-AMR

https://mega.nz/#F!anY12CiC!mgs4zlTkNca6W_EGPuSNJw

No ResponsesOcak 5th, 2020

MASAÜSTÜ RADYO PLAYER-İNDİR-BİLGİSAYARINDA DİNLE

No ResponsesKasım 12th, 2019

TEFSİR VE SOHBET VİDEOLARI

No ResponsesEkim 2nd, 2019

DEV ARŞİV-1-

No ResponsesAğustos 11th, 2019

TEFSİR KİTAPLARI VE DERSLERİ-İNDİR-25 GB.

https://mega.nz/#F!G2hR2QrK!3c4s7s_RJpG0VNfVKwoCQg

ARAPÇA-TÜRKÇE SÖZLÜKLER-6.14.GB

https://mega.nz/#F!XjJmGQjY!IlUyBonWalC4KoFTbgyNRQ

No ResponsesAğustos 9th, 2019

PLAY STORE- DAKİ UYGULAMAM

https://goo.gl/tbJDWm

No ResponsesAğustos 5th, 2019

TesbitlerTv.

https://tesbitler.fm.tv.tr/

www.mehmetözçelik.com

No ResponsesTemmuz 30th, 2019

TÜM UYGULAMALARIM

TÜM UYGULAMALARIM

Play store uygulaması- NURLU HAKİKATLAR

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Tenvir&hl=tr

No ResponsesTemmuz 28th, 2019

İŞTE SEN BUSUN!!!

İŞTE SEN BUSUN!!!

ACZİYETİNİ BİL VE ANLA!!!

Allaha dayanıp güvenen insan, kâinatın fevkinde bir kıymet ve güç alır.

Allah’a karşı acizliğini ve fakirliğini anlayan insan en güçlü ve en zengin insandır.

O’na intisab etmeyerek kendine güvenen insan ise, bir mikrop kadar bile bir kıymet ve gücü yoktur.

İşte dünyanın hali.

İşte sen busun.

Bir mikrop dünyayı dize getirdi.

Ekonomileri çökertti.

Sistemleri çökertti.

Yıllık bütçelerle oynadı.

Şımarıkça göklere yükselen, denizlerin derinliklerinde yüzen, dağların üstüne çıkıp dünyayı yol edinen bu aciz insan, evine hapsoldu.

Çıkarsan ölürsün!!!

Gücün kaç kuruş etmekte, zenginliğin kaç para etmekte…

Parça parça olduktan ve de eline parayı aldığında virüs geçeceği korkusunu yaşadıktan sonra.

Ey insan! Aslında sen O’nsuz bir HİÇ-sin, HİÇ Bir Şeysin…

O’nsuz sana bir mikrop, bir virüs bile değer vermiyor.

Kıymetin bir mikrop kadar bile yok.

Bir Ben Vardır Bende, Benden İçeri.

Ben bile bende değilim, benim değil.

Nelik dava ediyorsun ki!

Neyin davasını güdüyorsun ki?

Silkin ve de kendine gel.

Bu mikrop ilahi bir memurdur.

O’nsuz iş yapmaz.

Azrail bile O’nsuz iş yapıyor mu?

Belki bu virüs seni O’nun sahibine yönlendirmek içindir!

Uyarıp ikaz etmek içindir.

Sen kendinde değildin.

Kendine gel.

O’na gel.

Her şey; Minallah ve İlallah.

Her şey O’ndan yine O’na gitmektedir.

O’ndan geldik ve O’na gideceğiz.

Sen de O’ndan, mikrop da…

İşini yap ve mütevekkil ol.

Gururlanma!

Acziyetini bil ve anla!

Artık makro alemden mikro aleme, âfaktan enfüse, başkalarından kendine dön.

Dışarıda ve dışta değil, içeride ve içinde gez ve kal.

Kendini dağıtma toparla.

Virüs kendimizi kendimize döndürmek ve kendimize getirmek için gönderilmiş bir memuru ilahidir.

Dur ve düşün…

Virüsün her gün hayattan ayırdığı kişiler yüzlercedir. Dikkat et.

Azrail’in aldığı ise yüz binlerdir. Daha çok dikkat et.

Karun gibi deme;” Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).”[1]

-“Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim! Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.
Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: “Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren.” Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.
Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama; bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün, zevk almaya çalış.”[2]

-“Evet, ibadet iki kısımdır: bir kısmı müsbet, diğeri menfi. Müsbet kısmı malûmdur. Menfi kısmı ise, hastalıklar ve musibetlerle, musibetzede zaafını ve aczini hissedip, Rabb-i Rahîmine ilticâkârâne teveccüh edip, Onu düşünüp, Ona yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar. “[3]


[1] Kasas Suresi 78. Ayet.

[2] Lem’alar. Bediüzzaman.209.

[3] Age.16.

No ResponsesMart 28th, 2020

AKVARYUM MANZARALI MUHTELİF SESLİ ESERLER

1-KUR’AN-I KERİM-DE KISSALAR

2-KISSALAR VE DERSLER

3-İBRETLİ SESLİ ESERLER

4-SESLİ DEYİMLER VE ÖYKÜLER

https://t.me/Tesbitler/4590

5-48 ADET 40 HADİS

https://t.me/Tesbitler/4589

6-NURLU HATIRALAR

7-HİKMETLİ NÜKTELER

8-TEMAŞAGÂH

9-Hikayelerle Çocuklara 40 HADİS

10-SESLİ NÜKTELER

No ResponsesMart 28th, 2020

TEHLİKELİ SENARYOLAR

TEHLİKELİ SENARYOLAR

DEVAM EDEN SAVAŞLAR

Üstte filler savaşırken, altta çimenler ezilmektedir.

Dünyanın güçlülerinin ve güç kavgasında, zayıflar ezilmektedir.

Eskiden yalancının mumu yatsıya kadar yanardı, artık çok sürmeden açığa çıkıyor.

Bir kirliliğin ve operasyonun olduğu kesin.

Kokuları çıkmaya başladı.

Vehbi Koç-un nüfus planlaması diğer adıyla çocuklar doğmasın, bize yer açılsın, göbeklerimiz küçülmesin temsilciliği sebebiyle avrupadan ödül aldı.[1]

-İtalya’da 2015 yılında yayınlanan belgeselde, Çin’in Wuhan’daki laboratuvarda SARS virüsü üzerinde gizli çalışmalar yaptığı ortaya konuldu. Geliştirilmeye çalışılan bu virüsün direk solunum yollarına saldırdığı kaydedildi.[2]

-“Merkel’e 8 yıl önce sunulan koronavirüs raporu ortaya çıktı: 7,5 milyon insan ölecek

Almanya’da Robert Koch Enstitüsü Başkanlığı’nda hazırlanan “Risk Analizi ve Halkı Koruma” başlıklı raporda “SARS-CoV” virüsünün mutasyona uğrayıp “pandemi” olacağı, tüm dünyayı etkileyeceği ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olacağı belirtiliyor.

Raporun detayları bu günü açıkça tasvir eder.[3]

-Rivayete göre; Yer yüzünde 108 milyar insan yaşadı ve 52 milyarını sivri sinekler öldürdü..[4]

-İsrail Sağlık Bakanı’ndan koronavirüs açıklaması: Eminim ki Mesih gelip bizi kurtaracak

İsrail Sağlık Bakanı Yaakov Litzman, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Mesih’in Hamursuz Bayramı’ndan önce gelmesi için dua ediyoruz. Eminim ki Mesih gelecek. Yakında özgürlük içerisinde çıkacağız ve Mesih bizi dünyadaki tüm dertlerden arındıracak” dedi.[5]

Yoksa orta doğudaki bütün kavgalar bunun için miydi?

-Coronavirüs bu pazardan dünyaya yayılmıştı! ‘Daha kötüleri yolda…’

COVID-19, dünya çapında yayıldı, ülkeleri harap etti ve küresel salgın ilan edildi. Virüs, ölümcül bir şekilde yayılmayı sürdürüyor. Henüz corona virüsü salgınının etkisi dünya çapında artmayı sürdürürken, uzmanlar “sırada ne var” sorusunu sormadan edemiyor. Bir sonraki salgın, corona virüsünden bile rahatsız edici olabilir.[6]

-İran Cumhurbaşkanı Hasan.Ruhani, “Hastalığın ilk dalgasını aşmayı başardık ancak önümüzde yeni bir dalga olabilir.” uyarısında bulundu..[7]

-25 Mart 2020 tarihi itibariyle; Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Corona virüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı dünya genelinde 18 bin 919’a, virüs bulaşan hasta sayısı ise 423 bin 121’e yükselirken; 108 bin 619 kişi de tedavi edildi. Bu sayılara göre, son 24 saatte 2 bin 360 kişi yaşamını yitirirken; 41 bin 523 kişide koronavirüs tespit edildi..[8]

-2020 yılı için bazı kehanetler ve işaretlerde de bulunulduğu ifade edilmektedir.[9]

-İslam alimlerinde Ebubekir-i  Razi bir çok alanda olduğu gibi tıp alanında da büyük hizmetler vermiştir.[10]

KISSADAN HİSSE: 1957 yılında Sovyetler döneminde çekilen Özbek filminde İbn-i Sina’nın Veba salgını hakkında verdiği öğütler görülmeye değer nitelik taşıyor. Koronavirüs salgının dünyayı esir aldığı bu günlere ışık tutan bilgileri aktaran İbn-i Sina ”ellerimizi yüzümüzü sirkeli suyla yıkamalıyız” öğüdünü veriyor.[11]

MEHMET ÖZÇELİK

27-03-2020


[1] https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehmet-tezkan/vehbi-koc-yasasaydi-ne-derdi-2257141

[2] http://m.haber7.com/dunya/haber/2956707-2015-yilinda-yayinlanan-belgesel-gunumuze-isik-tuttu-cinliler-yeni-tip-virus-gelistirdi

[3] http://www.haber7.com/dunya/haber/2956228-merkele-8-yil-once-sunulan-koronavirus-raporu-ortaya-cikti-75-milyon-insan-olecek

[4] https://www.ahaber.com.tr/yasam/2020/03/24/dunya-tarihini-degistiren-kanli-komutan-anofel-52-milyar-insanin-olumune-neden-oldu

[5] http://www.haber7.com/dunya/haber/2956160-israil-saglik-bakanindan-koronavirus-aciklamasi-eminim-ki-mesih-gelip-bizi-kurtaracak

[6] http://www.haber7.com/foto-galeri/62016-coronavirus-bu-pazardan-dunyaya-yayilmisti-daha-kotuleri-yolda/p2

[7] https://www.ahaber.com.tr/galeri/dunya/son-dakika-iran-cumhurbaskani-hasan-ruhaniden-korkutan-koronavirus-coronavirus-aciklamasi-ikinci-dalga

[8] https://www.ahaber.com.tr/dunya/2020/03/25/son-dakika-dunya-genelinde-corona-virus-covid-19-salgininda-olu-sayisi-ne-kadar-oldu-25-mart-2020-corona-virus-vakalari

[9] https://www.ahaber.com.tr/galeri/yasam/corona-virus-kehaneti-baba-vangayi-bile-geride-birakti-salgini-15-sene-oncesinden-bilmis/6

[10] https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/islam-tarihinin-en-basarili-tabibi-ebu-bekir-er-raziden-tavsiyeler/2

[11] http://video.haber7.com/video-galeri/159086-bir-ozbek-filmi-ibn-i-sinadan-veba-salgini-hakkinda-kiymetli-ogutler

No ResponsesMart 27th, 2020

AKVARYUM MANZARALI SESLİ RİSALELER

1-SÖZLER-1-6. SÖZ

2-SÖZLER-7-9.SÖZ

3-SÖZLER-10.SÖZ

4-SÖZLER-11-18.SÖZ

5-SÖZLER-19-20-21.SÖZ

6-SÖZLER-22-23.SÖZ

7-SÖZLER-24-SÖZ

8-SÖZLER-25.SÖZ

9-SÖZLER-26-28.SÖZ

10-SÖZLER-29.SÖZ

11-SÖZLER-30-SÖZ

12-SÖZLER-31.SÖZ

13-SÖZLER-32-33.SÖZ

14-ÂYET-ÜL KÜBRA

15-Emirdağ Lahikası

16-İşaratül İ’caz

https://t.me/Tesbitler/4574

17-Lem’alar

A-17-LEM’ALAR-A-1-10.LEM’A

B-17-LEM’ALAR-B-11-21.LEM’A

C-17-LEM’ALAR-C-22-29.LEM’A

18-Mektubat

18-MEKTUBAT-A-1-18.MEKTUB

18-MEKTUBAT-B-19.MEKTUB

18-MEKTUBAT-C-20-26.MEKTUB

18-MEKTUBAT-D-28-29.MEKTUB

19-Mesnevi-i Nuriye

20-Divan-ı Harbi Örfi

21-Hutbe-i Şamiye

22-Hutuvat-ı Sitte

23-Muhakemat

24-Nur Aleminin Bir Anahtarı

25-Nurun ilk kapısı

26-Sünuhat

27-Tuluat-İsarat-Rumuzat

28-Zülfikar Mecmuası               

No ResponsesMart 27th, 2020

SİSTEM ÇÖKTÜ

SİSTEM ÇÖKTÜ

Sistemler çöktü.

Daha önceden şaka olarak da olsa bir Milli Eğitim Bakanının; Yav, şu okullar olmasa Milli Eğitim Bakanlığı ne güzel idare edilir, sözü herhalde bu günlerde gerçek oluyor.  30 Nisan’a kadar daha uzatılmış olması ve okulların 2. Hafta öncesi ile beraber ki; ondan sonra da uzatılacağı ihtimali ile beraber, bu durumda;

Sistemin kendisini gözden geçirmesi, köklü bir sisteme geçiş yapması lazım.

Yüz yıldır bir türlü oturmayan ve herkes tarafından şikayet edilen bu sistem, akıl ve kalp odaklı ve de geçmiş birikimden istifadeyle geleceğe yürünmelidir.

Bu Türkiye için de öyle ve dünya için de öyledir.

Dünyadaki tüm sistemler çöktü.

Ekonomiler çöktü.

Sağlık sistemleri çöktü ve en azından tökezledi.

Eğitim sistemleri çöktü.

Siyasi ve yönetim sistemleri çöktü.

Toplum sekteye uğradı.

Yüz yıl önce baskı, korku, jandarma dipçiği, İstiklal mahkemeleri ve de Darağaçları ile yapılan inkılaplara karşı bugün bir virüs camileri kapatıyor, kiliseler kapanıyor, zikir-hane, medrese aktif değil.

Reform yapmadan, kan dökmeden, ihtilale teşebbüs etmeden toplum bir mikropla değiştirilebiliyor.

Özellikle Milli Eğitim bir asırdır rayından çıkmış; insan, zaman ve ekonomik bu kayıpları dijital ve de daha aktif bir yöntemle, eğitim ordusunu seferber ederek rayına oturtturabilir.

Milli Eğitim kendisini sorgulamalı, tüm kurumlar gibi.

Şuurlu, bilinçli, düşünceli, donanımlı, geleceği gören bir nesil yetiştirmeli.

Aklını Fen ilimleriyle, Kalbini de Din ilimleriyle donatmış bir gençliğe hava ve su gibi ihtiyaç var.

***************

1984 yılında Özal dönemi Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerlerdir.

Sayın Dinçerler gelen bakanlar içerisinde en büyük hizmeti yapan bir kişidir.

O zamana kadar atalarının maymundan geldiğini ifade eden bir eğitim sistemine ilk defa alternatif olarak derslerde aksinin de yani bir insandan ve Hz. Âdemden geldiğini ifade etmenin önünü açtı. Ve yine vesile olup;

Japonya’dan 60 pedagog istiyor ve Eğitim konusunda uzman bu heyet, Türk gençleri hakkında araştırma yapmak üzere ülkemize gelirler.

Ve gelen Pedagoglar Türkiye’nin 63 vilayetini geziyorlar. Tutmuş oldukları raporları Merhum Özal’a sunuyorlar.

O da onlara; Neticeyi soruyor. Aldığı cevap ise;

-“Sizin gençlerinizde millî şuur yok!”

Yani Sizde bilinçli ve şuurlu bir nesil kaybı var.

Bakan soruyor, ne yapabiliriz, diye.

Onlar diyorlar ki; Sizin bir Çanakkale’niz var ki, Bizim Hiroşima’mızdan daha büyük bir etki ve şok yapacaktır.

Biz çocuklarımızı küçük yaşta alıyor ve Hiroşima’yı gezdiriyoruz.

Ve bakın diyoruz, Eğer sizler okumaz ve çalışmayıp ilerlemezseniz sizi böyle gelir bombalar ve yok ederler.

Siz de çocuklarınıza Çanakkale’yi gezdirin, her bir metrekaresine binlerce bombanın düştüğü bir yer orası.

Bizim Hiroşima’dan yüzlerce kat daha etkilidir.

Şoklu eğitim yaptıklarını söylüyor.

Bunu uzunca şöyle dile getirirler:

“Biz” diyor, Japon eğitimci, “Okula başlayacak olan çocuklarımıza bir program uygularız. Önce onları en gelişmiş fabrikalarımıza götürür, robotların yaptığı makineleri gösteririz.

Makine yapan makineler karşısında hayret ve hayranlık içinde kalır masum yürekleri.

Anlayacakları bir dille, orada yapılanları açıklarız. Bu fabrikaların sadece Japonya’da yapılabildiğini, başka milletlerin bunu başaramadıklarını, okul öncesi çocuklarımıza anlatırız.

O küçücük çocuklar, duyduklarına hem şaşırırlar, hem de çok mutlu olurlar.

Bu geziler tamamlanır.

Çocuklar, saatte 250-300 km sürat yapan trenlere bindirilir. Bu araçların da sadece Japonlar tarafından yapılabildiği vurgulanır. Eğer kendileri de iyi ve düzenli çalışırlar ve Japon olduklarını unutmazlarsa, bunların daha lüks ve daha süratli olanlarını yapabileceklerdir.

Bu geziler zinciri, onlara Japon olmanın ne kadar önemli bir şans olduğunu kabul ettirir. Sonunda yolları, Nagazaki ve Hiroşima’ya düşürülür.

Orada, Japonların İkinci Dünya Savaşı sırasında başlarına gelen felaket anlatılır. “Bu çalışkan milletin düşmanları da vardır. Eğer daha çok ve daha dikkatli çalışmazlar ve iyi Japon olmazlarsa, kendilerinin de başına, bu bombaların daha beteri atılabilir. Çünkü eski düşmanlıklar, bütünüyle bitmiş değildir.”

Çocuklar, atom bombası atılmış şehirlerde yaşanan apacı hatıralarla sarsılırlar. Zira atom bombasından geriye, sadece on binlerce ölü, yaralı ve ot bile bitmeyen topraklar kalmıştır. Bu dehşetli gerçek, onları derinden derine etkiler.

Okul hayatında da, bu bilgi ve bilinç çerçevesi etkili bir biçimde genişletilir. Dolayısıyla bu gençlerin Japon olmaktan başka çareleri kalmaz.”

Japon eğitimci, atom bombası şerrinden, başarı sonucu çıkaran uygulamayı anlatırken, bizim etkili ve yetkili bir eğitimcimiz ağzından şu cümleyi kaçırıveriyor:

“-Keşke bizim de bir Hiroşima’mız, bir Nagazaki’miz olsaymış…”

Japon’un verdiği cevap çok ibretlidir ve bizim eğitimsiz eğitimcimizi kızartacak cinstendir:

“-Bildiğim kadarıyla, sizin yüz Hiroşima ve Nagazaki’den çok daha değerli bir yeriniz vardır.”

“-Neresidir Efendim?”

“-Siz oraya Çanakkale dersiniz. Eğer siz, Çanakkale’de dedelerinizin yaşadıklarını, çocuklarınıza tam manasıyla anlatabilseniz, sizin çocuklarınız da, milli ve manevi şuuru içinde yetişmekten başka yol aramazlar.”

*************

Fahrettin Paşa’nın birçok sıkıntıdan sonra Medine müdafaasını asla terk etmemesine ve teslim olunması için gerek Payitahttan ve gerekse en yakın arkadaşlarından teklif gelmesine rağmen teslim olmamış, zorla kendi askerleri bir hile ile onu teslim almıştı.

Daha sonra Malta adasına Sürgün edilip, bir yıl içerisinde de oradan kurtarılıp Afganistan’da Cihat için görevlendirildiği zaman hutbede, insanları Cihadave kıyama kalkmalarını söyler.

İşin garip tarafı ve 1970 yılından beri bizdeki sıkıntıyı da göstermiş olan; Gençlerden biri der ki; yahu bizleri cihada davet ediyorsun ama senin sakalın bile yok, Bıyığın bile farklı, der.

O ise gülüp tebessüm ederek, Nihayet yumuşak bir ifade ile; -Evlat- der, sakal sünnettir, Cihat ise farzdır, der.

Bugün bir kısım gencin manevi ve imani cihadı bırakıp, insanların ahiretlerini, ebedi hayatlarını, imanını Kurtarmak ve bununla yükümlü olurken; bunun önüne adeta kale ve set yapar gibi engel koyup, sünneti istemiyorsun diye bir gafletin ve bir cehaletin ve de bir körü körüne taassuptan başka bir şey değildir.

Eski zamanda Farzı Kifaye olan cihad, bugün Cihad-ı Manevi herkes için farzı ayındır.

MEHMET ÖZÇELİK

26-03-2020

No ResponsesMart 26th, 2020

İŞTE YÜZ YILLIK VİRÜS

İŞTE YÜZ YILLIK VİRÜS

Gerçek virüs bedendeki değil, Kafadaki ve Kalpteki virüstür.

Türkiye’de bulunan bu virüs, Kafadaki bu virüs 300 yılda giderilemeyecek, etkisini 300 yıl boyunca sâri bir şekilde nesilden nesile ulaştıracak bir illettir. Sadece dünyasını değil insanın ahiretini de bitirecek bir virüstür.

Milli Eğitim’de bu virüs bazen sâri olaraktan kendisini göstermektedir.

Medya dünyasında ve belli kesimlerde depreşmekte ve bu virüs kendisini göstermektedir. Öldürücü bir fonksiyon arz etmektedir. Hem kendisini öldürmekte hem de toplumu öldürmektedir.

Bir yandan Koronayı Sayın Erdoğan’a bağlayanlar, diğer yandan Koronadan ölenlerin 65 yaş ve üzerinde olması ve bunlarında AKP’ye oy vermesinden dolayı iyi olacağı ve bize yarayacağı denilerek yüz yıllık hastalıklı urların varlığını göstermektedir.

İşte o Koronadan daha tehlikeli virüslü bir nesne.

“Can Ataklı EBA’daki başörtülü öğretmenlere saldırdı.[1]

Eba-daki tesettürlü öğretmenin ders anlatmasından dolayı adeta hıncını, nefretini, cehaletini ortaya koymuş, Türkiye-deki bir asırlık kavganın ve zihniyetin devası olmayan hastalığını da göstermiş oldu.

Ve en acıklısı ise kin, nefret ve bozuk zihniyeti temsil eden eğitimdeki koronadır.

İşte korona dolayısıyla tatil edilip eba-dan yapılan ilk günkü Uzaktan Eğitim-de gösterilen ve doğru olmayan bozuk zihniyetin tezahürü;

“Bugün başlayan uygulamada derslerden önce EBA TV’de ‘Kilometre Taşları – Adnan Menderes’ adlı kısa animasyon izletildi. Bu kısa animasyonda eski Başbakan Adnan Menderes’in idamı da detaylı şekilde anlatıldı.

İşte alakasız o görüntü ve mesaj,[2]

Aslında bu bir asırlık eğitim sisteminin gerçek yüzünü yansıtmaktadır.

Toplumda belli bir kesimin ikide bir Cumhurbaşkanına Menderesi hatırlatması açık bir tehdidi göstermektedir.

Aslında ağzımız çok yandı. Ondan dolayı düşünmeden edemiyoruz.

Evet, İnsan düşünmeden edemiyor;

Böyle hassas bir zamanda bununla bir kaç nefret kusmuğunu kusup kokutanlar gibi, bir mesaj mı veriliyor?

Muğlak bir mesaj!

İzah edilmeliydi. İyi niyetle de veya bir yanlışı anlatma amacı da olsa, yersiz ve zamansız idi.

Diğer yandan aralarda gösterilen ilahilere karşı hazımsızlıkta bu virüsün devam ettiğini göstermektedir.

-Coronavirüs Türklere bulaşmıyor deniliyor. Çünkü kanları farklı.

Peki ya kanı değişik ve bozulmuş kan ise onlara da bulaşır mı?

Bu tesbiti virüs mü yapacak?

****************   

Milli Eğitim Bakanı okulların açılacağı ilk gün birinci dersin Teneffüsünün 40 dakika olacağını söyledi.

Güzel bir şey ancak şu anda okulların bile ne zaman açılacağı belli değilken böyle bir şeyi gündeme getirmekle bu durum bize gösteriyor ki;

Her gelen Milli Eğitim Bakanı maalesef problemin hep kenarında gezmekte, bir türlü içerisine girip de, içerisindeki problemlere el atıp çözme yoluna ciddi manada girmedi.

Hep dediğim gibi; Kaportayla, görüntüyle ve pansuman tedavisiyle uğraşıldı.

Hep nedense köklü değişime bir türlü cesaret edilemiyor. Tepki çekmemek için hep Milli Eğitim’in problemlerinin kenarında dolaşılıyor. Maalesef içine bir türlü girilemiyor.

Gerçekten ilk dersin 40 dakika olmuş olması problemi çözecek mi?

Yoksa göstermelik ve havayı yumuşatmak amaçlı mı?

Önemli meseleler ve o kadar ciddi durumlar varken; neden o ciddi mesele de bir çözüm bulunmuyor?

Şimdiye kadar ve öncesinde milyonlarca teklif gitti, milyonlarca öğretmenin göndermiş olduğu bir çok teklifler göz önüne alınmış olsa ve gerçekten uygulama alanına konulmuş olsa, Milli Eğitim’de önemli bir rahatlama olacaktır.

Milli Eğitim düzelmedikçe ve bu milletin bin yıllık değerleri, ruh ve samimiyeti ve de ideal insan yetiştirilmedikçe bu milletin baş örtüsüne, inancına ve değerlerine saldıracak insan eksik olmayacaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

24-03-2020


[1] http://video.haber7.com/video-galeri/158697-can-atakli-ebadaki-basortulu-ogretmenlere-saldirdi

[2] https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2020/03/23/d_9934.jpg

https://m.ensonhaber.com/ic-haber/bakan-selcuktan-menderes-goruntulerine-yanit-geldi

https://videonuz.ensonhaber.com/mobil/video.html?v=176050

No ResponsesMart 24th, 2020

KEHANET Mİ GERÇEK Mİ ?

KEHANET Mİ GERÇEK Mİ ?

Pasteur’dan 400 sene önce Mikrobu bulan (Mikroskop olmadığı halde) İslam alimi Akşemseddin’dir. (1389-1459) –Maddetül Hayat- adlı kitabında: ”Hastalıkların insanlarda teker teker ortaya çıktığını sanmak hatalıdır. Hastalık insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma gözle görülemeyecek kadar küçük lakin canlı tohumlar vasıtasıyla olur.”

Bilindiği gibi, mikrop ve mikroskop İngilizce bir kelime olup; ”Gözle görülemeyen küçük canlı varlıkları gösteren alet”, Akşemseddin ise bu anlama gelen –Huveynat- diyerek kendi dili olan Arapça olarak söylemiştir. Yoksa kusuru İngilizce mikrop demediği için midir?[1]

Hacı Bayram-ı Velinin Talebesi, Fatih’in hocası, İstanbul-un manevi fatihi, Ebu Eyyub- el Ensari’nin kabrini keşfeden ilim ve irfan sahibi Akşemsettin ilimde de mikrobu bularak geleceğe ışık tutan bir ilim adamı olduğunu da göstermiş oldu.

Bizler mikroplarla iç içe yaşamaktayız.

Onlar Allah-ın memur ve askerleridir.

Toplum ve insan bünyesi madden ve manen dengeyi bozup dengesizleştikçe, dengeyi sağlamak veya dengesizleri devre dışı bırakmak amacıyla bu mikroplar devreye girerler.

-“Dünyanın en güçlü aileleri arasında yer alan Rockefeller’in kurduğu vakfa ait olan raporda corona virüsü hakkındaki kehanetler bir bir ortaya çıktı. 2010’da yayınlanan rapordu dünya genelinde 13 bini aşkın insanın ölümüne neden olan corona virüsten de bahsedilmiş. Raporda “Ölümcül bir virüsün” dünyayı esir alacağı anlatılırken ilk olarak Çin’in kurtulacağı da ifade ediliyor. 

2010 Mayıs’ında servis edilen rapor, 2030 yılına kadar olacak gelişmeler hakkında bir çerçeve sunuyor, ‘Senaryo Anlatıları’ bölümünde ise ‘ölümcül küresel bir virüs salgınının ortaya çıkacağını’ öngörüyor.

geçmiş zaman ifadeleri kullanılan Rockefeller metninde ‘gelişmiş ülkelerin bile virüsle savaşmakta zorlanacağı’ söylenerek aynen şu cümle yazılmış: “Yıllardır öngörülen küresel salgın geldi. Hızla yayılan virüs, salgınlara en hazırlıklı ülkeleri bile altüst etti.”[2]

Koronanın dünyaya kaybettirdiği mali kayıp 27 trilyon dolardır.

Kazanan kimdir ona bakılmalıdır.

-Bilgisayarlara sızıp gönderilen virüsler bilgisayarları tamamen çökertirken ancak elinde kendi antivirüsü olan kimse bununla karşıdakini tehdit edip istediğini ona, istediği fiyata satarken aynı olay şu anda insanlar için de geçerlidir.

Daha önceki bir yazımda; Dabbet-ül arzın 2 şey olduğunu söylemiştim. Birincisi fuhuştan bulaşan AIDS mikrobu, Diğeri ise filmi de çevrilmiş olan internet demiştim. Bugün aynı durum yine geçerli olmakta olup, bir derece internet gibi adeta insanlara sızdırılmış olan virüs ile antivirüs’ü elinde bulunan kişiler de Dünya’yı tehdit etmekte, onun antivirüsü ve ilacı bendedir, diyerekten istediği fiyata satıp, dünyayı kontrol etme çabasına gitmektedir.

Yani virüsle bilgisayarlar kontrol edildiği gibi, şimdi de artık insanlara ve Dünya’ya atılan 3. Dünya savaşı ile virüsler ile de insanlar kontrol altına, insanların maddeleri, ekonomi kontrol altına, böylece devletler, devletlerin yönetimleri kontrol altına çok rahat alınabilir.

Dünya bu gün virüsle kontrol altındadır.

Beşer zulmeder ancak kader adalet eder.

-“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”[3]

Kısmetindir gezdiren yer yer seni,
Arşa çıksan âkıbet: yer, yer seni. 
Ânın içün, ânın adı yer oldu, 
Önce besler, sonra kendi yer seni.  (Kemal Paşazade)

MEHMET ÖZÇELİK

23-03-2020


[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/02/aleme-ilim-penceresinden-bakis/

[2] https://www.sabah.com.tr/dunya/2020/03/22/son-dakika-rockefeller-vakfinin-corona-virus-kehaneti-gercek-oldu-cinin-kurtulacagi-virushttps://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/fizikci-einstein-stephen-hawkingin-korkutan-uyarilari-tekrar-gundemde-dunyanin-sonu-boyle-gelecek/12

[3] Bakara Suresi 155. Ayet.

No ResponsesMart 23rd, 2020

HATİM DUASI

No ResponsesMart 22nd, 2020

SESLİ ESERLER

İBRETLİ SESLİ ESERLER

https://archive.org/details/20cevsenulkebirmeali

HİKMETLİ NÜKTELER

https://archive.org/details/ibrahimethem_202003

40 HADİS

https://archive.org/details/3740hadis

KISSADAN HİSSELER

https://archive.org/details/mehmetozcelikilahiler

SESLİ CELALEYN 30. CÜZ MP3

https://archive.org/details/51kamersuresi

KISSALAR VE DERSLER

https://archive.org/details/abdestkonusmasi

KUR’AN-I KERİM-DE KISSALAR

https://archive.org/details/7kissetumusa2arapcamehmetozcelik

NURLU HATIRALAR

https://archive.org/details/kamyonsoforuveladikliahmetaga

SESLİ DEYİMLER VE ÖYKÜLER

https://archive.org/details/kisadeyimveanlamlari6

SESLİ NÜKTELER

https://archive.org/details/ihlasmelekleri

TEMAŞAGÂH

https://archive.org/details/12.allahinvarliginavebirliginesemavatinsehadeti

SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY-OKUYAN MEHMET ÖZÇELİK

https://archive.org/details/12fatihabakarasuresi

LEMALAR

https://archive.org/details/maidetulkuran

İşaratül İ’caz

https://archive.org/details/isaratulicaz

Emirdağ Lahikası

https://archive.org/details/emirdaglahikasi

Küçük Risaleler

https://archive.org/details/Muhakemat

Mektubat

https://archive.org/details/19.mektub

SÖZLER

https://archive.org/details/25.sozkuran

Mesnevi-i Nuriye

https://archive.org/details/mesneviinuriye

Celcelutiyye

https://archive.org/details/celcelutiyye_202003

TARİHÇE-İ HAYAT

https://archive.org/details/hayati_20200322

KADERE İMAN

https://archive.org/details/kader_202003

Allahın Varlığı

https://archive.org/details/allahinvarligi1

YERYÜZÜNÜN YÜRÜYEN YILDIZLARI

https://archive.org/details/yeryuzununyuruyenyildizleri2

SÖZDEKİ FÜSUN

https://archive.org/details/sozdekifusun1

İLAHİLER VE ŞİİRLERİM

https://archive.org/details/mehmetozceliksiirlerim10aralik2003

Ahiret Ahvali

https://archive.org/details/ahiretahvali3

PEYGAMBER EFENDİMİZ

https://archive.org/details/peygamberefendimiz15

No ResponsesMart 22nd, 2020

DABBE VE YE’CÜC- ME’CÜC

DABBE VE YE’CÜC- ME’CÜC

Bu konuda daha önce yazmıştım.[1]

Kıyametin on büyük alametlerindendir.

Asrımızda kol gezmekte ve kol kola gezmektedir. Aktif olarak…

Zaman hükmünü icra ettikçe, Kur’an-ı Kerim-in içindeki hakikatlarda zahir olmaktadır.

-“Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe’ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a’lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki, “Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu.” (Sebe’ Sûresi, 34:14.) âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü’l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.”[2]

**************

Ye’cüc ve Me’cüc hakkında genel olarak Risale-i Nurlarda bilgi verilmiştir.[3]

Bu konuda kıyametin büyük alametleri içerisinde anlatmıştım.[4]

-“Rû-yi zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çin’i, Kur’ân lisanıyla Ye’cüc ve Me’cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîrüzeber eden ve Himalaya Dağlarının arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harap eden akvâm-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hint ve Çin’deki akvâm-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için, o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvâm-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mâni olduğu gibi, Kafkas dağlarında, Derbent cihetinde yine çapulcu, garetgîr akvâm-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için, Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur’ân-ı Hakîm, umum nev-i beşerle konuştuğu için, zâhiren bir hadise-i cüz’iyeyi zikredip, umum o hadiseye benzer hâdisâtı ihtar ederek konuşuyor. İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye’cüc ve Me’cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.”[5]

-“Âhir zamanda gelecek Ye’cüc ve Me’cücün komitesi, anarşistler olduğuna Kur’ân işaret ediyor.”[6]

-“Zülkarneyn müeyyed min indillah bir şahıstır. Onun irşad ve tertibiyle, iki dağ arasında bir sed bina edilmiştir: zâlimlerin ve bedevîlerin def-i fesatları için… Ve Ye’cüc-Me’cüc, iki müfsit kabiledirler. Emr-i İlâhî geldiği vakit sed harap olacaktır”[7]

-(Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre) Resulullah (asm.):

“Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.”[8]

-“İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis!

Sen öyle bir za’fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve

çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni

yere serer, öldürür…[9]

-“Göz ile görünmeyen bir mikrop, bir hayvancık, küçüklüğüyle beraber pek ince ve garib bir makine-i İlahiyeyi hâvidir. O makine mümkinattan olduğundan, vücud ve ademi mütesavidir. İlletsiz vücuda gelmesi muhaldir. O makinenin bir illetten vücuda geldiği zarurîdir. O illet ise, esbab-ı tabiiye değildir. Çünki o makinedeki ince nizam, bir ilim ve şuurun eseridir. Esbab-ı tabiiye ise ilimsiz, şuursuz, camid şeylerdir. Akılları hayrette bırakan o ince makinenin esbab-ı tabiiyeden neş’et ettiğini iddia eden adam, esbabın herbir zerresine Eflatun’un şuurunu, Calinos’un hikmetini i’ta etmekle beraber; o zerrat arasında bir muhaberenin de mevcud olmasını itikad etmelidir. Bu ise, öyle bir safsata ve öyle bir hurafedir ki, meşhur sofestaîyi bile utandırıyor.”[10]

-“Hem sana düşmanlık vaziyetini alan mikroptan tâ taun ve tufan ve kaht ve zelzeleye

kadar bütün eşyanın dizginleri, o Rahîm-i Hakîm’in elindedirler. O Hakîm’dir, abes iş

yapmaz. Rahîm’dir, rahîmiyeti çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var.”[11]

-“Üçüncü Sual: Bazı eşhasın hatasından gelen bu musibet bir derece memlekette

umumî şekle girmesinin sebebi nedir?

Elcevab: Umumî musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle; ekser nâsın o

zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla manen

iştirak eder, musibet-i âmmeye sebebiyet verir.”[12]

**************

Dünyanın 15. Temmuz’u ve de dünyayı dizayn etme ile beraber  3. Dünya savaşı başlamış gibi görünüyor.

-“ABD’yi sarsan koronavirüs iddiası: İstihbarat ocak ayında uyarmış.

ABD istihbaratının ocak ve şubat aylarında Beyaz Saray ile Kongre’ye gönderdiği raporlarda, Çin’deki yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) gerçek boyutunun saklandığı ve yakında küresel bir “pandemi” olacağı uyarısında bulunduğu iddia edildi. Sürekli gelen raporlara rağmen Trump’ın ise virüsün ABD’ye yönelik tehdidini küçümsemeye devam ettiği öne sürüldü.”[13]

İran-da 70 bin mahpusu çıkarma teklifleri, Türkiye-de söylentileri dolaşmakta.

Devletler şekillendirilmeye ve yönlendirilmeye mi çalışılıyor?

Makro alemden mikro aleme bir geçiş mi?

Afaki alemden enfüsi aleme göçüş mü?

Geniş âlemden deruni aleme bir dönüşüm mü yaşanıyor?

İnsanların Aslına dönüşüne bir vesile mi?

İş dünyasına, muhasebe yapmasına, oto kontrol sistemi ile kendisini düşünmesine, kendisiyle beraber olanları düşünüp, onlarla beraber muhabbet ve sohbet etmesine vesile midir?

Bir mikrob, bir virüs düşündürüyor değil mi?

Sen ne mikropmuşsun be?

Sen neymişsin be?

MEHMET ÖZÇELİK

20-03-2020


[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/dabbetul-arz/

[2] Şualar. Bediüzzaman.Sh.510-511.

[3] http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/arama/Ye’c%c3%bcc

[4] http://www.tesbitler.com/2015/12/15/kiyamet-ve-alametleri/

[5] Lem’alar.Bediüzzaman.Sh.112.

[6] Emirdağ Lâhikası. Bediüzzaman.Sh.383.

[7] Muhakemat. Bediüzzaman.Sh.58. Bak.sh.59-60.

[8] Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.

[9] Mesnevi-i Nuriye – 87.

[10] İşarat-ül İ’caz-87.

[11] Sözler –636.

[12] Sözler – 172.

[13] https://www.yenisafak.com/dunya/abdyi-sarsan-koronavirus-iddiasi-istihbarat-ocak-ayinda-uyarmis-3530594

No ResponsesMart 21st, 2020

DİN KOLAYLIKTIR

DİN KOLAYLIKTIR

Peygamber Efendimiz nadir olan şeyler de, bir şeyi önemine binaen 3 defa söylemiştir. Bunlardan birisi de; Din kolaylıktır. Din kolaylıktır. Din kolaylıktır.

Fıkıh kitaplarında ibadet bölümlerine baktığımız zaman dinin tamamen kolaylık ve kolaylaştırıcı olduğunu görürüz.

Bu da geçmiş ümmetlerin helak olmalarının sebebinin çok soru sormalarından olduğunu Efendimiz ifade eder.

Yine Hz Ali’nin dediği gibi; İlim tek idi ancak onu cahiller çoğalttı.

Mesela ibadet konusunda durumu müsait olmayan insanların oturarak ve hatta yatarak veya bir binekte, şimdiki ifade ile bir arabada, uçak, gemi, trende vesaire bir binekte hatta bir at da, bir deve üzerinde giderek ibadet yapılmasına imkan verilmektedir. Bu yönde kolaylık sağlanmaktadır.

Din bu yönüyle kolaylaştırırken insanlar çok soru sormalarından dolayı veya işi sarpa sarmalardan dolayı veya eksikliklerinden dolayı dini zorlaştırmıştır.

Bu kolaylık mesela abdest için de geçerlidir ve aynı şekilde farzı 4 iken bazen insan sünnet olanları da vesveseden ve şüpheden dolayı bu işi zorlaştırmaktadırlar.

Abdest almaya durumu müsait olmayan insan için teyemmüm ve mest durumu söz konusu olmaktadır.

Hatta o namazı kılma imkanı olmadığı zaman ima ile de kılınmaktadır ve kıble şartı bile aranmamaktadır. İlk etapta kıbleye doğru yönelir, ondan sonra binek ne tarafa dönerse o durum fark etmeden kılabilir.

Namazda ve abdestte olsun bunun gibi dinin birçok noktada kolaylaştırdığını görürüz.

Nitekim dinde zorlama yoktur, ayeti hükmünce, müslüman olan bir erkek, gayri müslim olan eşini, müslüman olması konusunda zorlayamaz ancak tebliğ edip anlatabilir.

Dinin bu kolaylaştırıcılığını hayatın her kademesinde görebiliriz.

Peygamberimiz, (Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin)buyurur.

Bu taviz vermek anlamına olmayıp, ruhsatlarla amel etmenin de mümkün olduğunu göstermektedir.

Aynı durum kıyamda duramayan veya oruç tutamayan, kaza ve fidye vererek telafi edilirken, o imkan da olmadığında ondan da muaf tutulmakta, çocuk kategorisinde değerlendirilmektedir.

Bugünlerde cemaatle camilerde namaz kılınmaması ve de bugün başlayan cuma namazının toplu kılınmaması yönünde diyanetin fetva ve uygulaması, ibadetlerdeki güven ve sağlık şartlarını ve de Efendimizin karantina uygulaması için söylemiş olduğu; -Bir yerde veba varsa dışarıda iseniz içeriye girmeyin, içeride iseniz dışarıya çıkmayın.- beyanıdır.

Bu bir zarurettir.

Korumaya ve salgının yayılmasına karşı bir tedbirdir.

Birde bu sadece camiler için alınmış bir karar değildir.

Tüm kalabalık ortamlar için geçerlidir.

Hayatta en büyük hizmet, hayata hizmettir.

“(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.”[1]

***************  

OPERASYON

100 sene önce kirli olarak başlatılan medreselerin, tekkelerin, zaviyelerin, camilerin kapatılmasına karşı bugün de yüz sene sonra; kendi ellerimizin ve günahlarımızın neticesi olan bir virüs yoluyla maalesef namaz vakitleri, günlük cemaatle kılınan 5 vakit namaz, cemaatla kılınan cuma namazı kılınamamakta, okullar kapatılmakta ve insanların ekonomikmen de çökmesine, maddi manevi bir sıkıntı ortamının oluşmasına neden olmaktadır?

15 kadar film ve özellikle The Flu filmi Korona virüsünün en açık ve net ve de ibretli bir virüs operasyonudur.

-“ 2013 yapımı aksiyon ve dram türlerini barındıran film bilinmeyen bir hastalığın aniden baş göstermesi ve yarattığı yıkımları konu alıyor. Ortaya çıkan hastalık solunum yolu ile bulaşıyor ve belli bir müddet sonra ölüm gerçekleşiyor. Şu sıralar tüm dünya gündemini yakından etkileyen corona virüsü sebebiyle bu filmin konusu da benzerlik göstermektedir. Buna göre; Flu Virüs filminin konusu corona virüsü mü içeriyor?”[2]

-“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.”[3]

MEHMET ÖZÇELİK

20-03-2020


[1] Bakara Suresi 195. Ayet

[2] https://www.sabah.com.tr/medya/2020/03/17/flu-virus-filmi-konusu-corona-virus-mu-virus-filmi-konusu-nedir-oyunculari-kimler

[3] Rum.41.

No ResponsesMart 20th, 2020

TEMİZLİK Mİ KİRLİLİK Mİ ?

TEMİZLİK Mİ KİRLİLİK Mİ ?

Evet dünyada Temizlik mi yapılıyor yoksa bir kirlilik mi var?

Yeni bir dünya savaşı mı?

Eski nüfusu götürüp, nüfusu gençleştirme çabası mı?

Bu asra virüs asrı desek yanlış söylemiş olmayız.

Tıpkı antivirüsü bulmadan önce virüsü bulup, onun üstünden para kazanmak gibi.

Veya her hangi bir elektronik eşyada belli sayıda kullanma ve tıklamadan sonra otomatikman bozulma devresine girmesi ve bunun bir mühendislik oluşumu olarak gerçekleştirmiş olması.

Virüsten kazanç sağlayan büyük bir kitle ve kütle var dünyada…

Yıllardır Aile planlaması kapsamında insanların doğumu engellemek, kendi hayatı için başkalarının hayatlarına sınırlar konuldu.

-Doğum kontrolünü oluşturmak için ilaçlar ve yöntemler devreye konuldu.

Hayatın önü tıkandı, egoistlikten dolayı.

Kürtaj ile anne karnında özürlü olduğu tahmin edilen veya bilimsellik safsatası ile anne karnındaki çocuğun cenin halinden çıkmış ve hayat belirtisi var ve mevcutken parçalanması ve alınması yoluna gidildi.

Savaşla öldürmeler az gelmiş olsa gerek ki, aynı savaş anne karnında iken ve daha gelmemişken de sürdürüldü.

Vahşet içinde vahşet.

Tıpkı Firavun gibi, doğacak çocuklar içinden kendi tahtını yok edecek çocuk gelmesin diye, tüm doğmuş çocukları öldürmesi gibi.

Bir fir’avuna bedel dünyada binlerce Fir’avunlar iş başında…

Yoksa bir korku imparatorluğu mu oluşturuluyor?

Dünya bir baskı altında ve psikolojik bir savaş ve de sonucu tetikleyecek sosyolojik bir oluşum.

Koronaya odaklanan dünya, oysa her gün dört yüz bine yakın ölen insanlardan habersiz.

Elbette tedbirler alınmalıdır ve özellikle karantina dikkatli uygulanmalıdır.

Koronadan ölen on binin içine mi girmek korkunç, yoksa dört yüz binin içine mi, oda her gün…

Her gün öleceğini düşünen bir insan, ebedi hayat olan ahirete daha çok hazırlanır ve düşünür.

Hadiste; “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz”[1]

-Allah geçmiş ümmetlerin yaptıkları tek bir günahtan dolayı o kavmi helak etti.

Lut, Hud, Şuayb, Nuh, Salih ve 9 musibetle karşılaşan Musa-nın kavmi.

Salih peygamberin kavmi bir devenin öldürülmesiyle helak oldu.

Oysa Avustralya-da 20 bin deve öldürüldü.

Şuayb peygamberin kavmi bir eksik tartmadan dolayı helak etti.

Ya bizde?

Lut kavmi livatadan dolayı helak oldu.

Şimdi mi?

Nuh kavmi peygamberine kulak vermediği için helak edildiler.

İbretlidir; Allah insanların pisliklerini yine onlara temizletti.

İşte o kıssa: Hz. Nuh peygamber gemiyi yaparken insanlar gelip, gemiye pislerler. Artık öyle olur ki, gemide adım atacak yer kalmaz. Her tarafı pislenmiştir. Bunun üzerine Allah bunlara salgın bir hastalık verir. Hastalık tüm vücutlarını sarar. Tedaviye çare bulamazlar. Hala ibret almamış ve de akıllanmamışlardır. Gemiye pislemeye devam ederler.

Yine bir gün onlardan birisi gemiye pislerken ayağı kayar ve bir tarafı pisliğe değer. Ancak hayret! Pisliğe değen tarafı salgın hastalıktan iyi olmuştur. Biraz daha alır, öbür tarafına sürer, orası da geçer. Ve tutar tüm vücuduna sürmeye başlar. Tüm vücudu da salgın hastalıktan kurtulmuştur. Bu urumu tüm arkadaşlarına koşarak bildirir. Arkadaşları hemen gelip tüm pislikleri elleriyle kazıyıncaya kadar tüm vücutlarına, yüzlerine, gözlerine sürer, hastalıktan da kurtulurlar. Böylece kendi pisliklerinden hiçbir eser kalmayacak şekilde, tükürdüklerini Allah onlara tekrar yalatır.[2]

Dünyanın pisliği bize mi yalatılıyor?

Şeyy yani, yediriliyor mu?

-Gates, 2015 yaptığı bir TED konuşmasında “Önümüzdeki 10 yılda, bir şey 10 milyon insanı öldürürse, bu muhtemelen savaş değil, oldukça bulaşıcı bir virüs olacaktır” demişti. Gates’in bu sözleri “Virüs önceden biliniyor muydu?” sorusunu akıllara getirdi.”[3]

-Adnan Oktar ve suç çetesi operasyonunda gözaltına alınan Oktar Babuna hafızalara kan kampanyası ile kazınmıştı. 1999’da lösemi olan Babuna için Türkiye’den tam 120 bin kişi kan vermişti. Kan ve ilik örnekleri ABD ve Almanya’daki laboratuvarlara gönderilmişti. Peki o örneklere ne oldu?

…Sağlık Bakanlığı bir süre sonra kampanyayı durdurma kararı almış, kampanyanın arkasında bir örgütün olduğu kanısına varıldığı açıklanmıştı. Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş da kampanyayla ilgili dikkat çekici çıkışlar yapmıştı. Pek çok kişi bakanı komplo teorileri kurmakla suçlamıştı. Durmuş Türkiye’de bulunan 40 bin örneğe el konulma kararını şu sözlerle açıklamıştı:

“Devlet olarak bu örnekleri, milli servetimiz ve geleceğimiz umudu olarak devletin arşivlerine alacağız. ABD’ye gönderirsek genetik şifremizi çalarlar”[4]

Ve sağlık Bakanı açıklamasında:”Dünyada genetikle ilgili araştırma yapan sekiz laboratuvar var. Bu laboratuvarlardan ikisi elindeki bilgileri kimseyle paylaşmıyor. Babuna için toplanan kan örnekleri de bu iki laboratuvardan biri olan Stamford’da bulunan merkeze yollandı. Laboratuvar sahipleri o dönem kanların iadesi ve tahlil ücreti olarak 3.4 milyon dolar ödeme talep ettiler. Bu örnekleri Türkiye’ye getirtmek için girişim başlattık ancak iade etmediler. Uluslararası Kemik İliği Destek Laboratuvarı sahibi Linda Mickle, 3.4 milyon dolarlık ödeme talebini içeren bir mektup yazmıştı.

Gen haritası biyolojik savaşın ön çalışmalarıdır. Irak Savaşı’nda ABD Hava Kuvvetleri, Irak hava sahasına grip virüsü saldı. Irak askerlerinin birçoğu paçavra adı verilen hastalık nedeniyle savaşma kabiliyetini yitirdi. Bu tehdit bizim ordumuz için de geçerli. Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkartıldı. Muhtemel bir savaşta bizim genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler. Bu tehditlere o zaman hep dikkat çektik. Kimileri gülüp geçti, kimileri ciddiye almadı, kimileri de karşı çıktı. Bizden alınan kan örnekleri ABD’deki gen laboratuvarına barkodsuz gitti. İşin tuhafı, bazı siyasiler ve subaylarımız bile şahsıma, ‘Kızılay kan toplamasın mı?’ diye eleştirel sorular yöneltiyordu.”[5]

Bununla Türklerin gen haritası mı çıkarıldı?

Malum olduğu üzere tahliller kan üzerinden yapılır.

Bu kana göre biyolojik silahların üretilmesi veya hastalıkların oluşturulması mı sağlanmaya çalışıldı?

Ya dünyadan?

Sadece Türkiye-den mi toplandı?

Dünyanın farklı yerlerinden de toplandı.

Avustralya gibi.

Neden?

-“Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”[6]

-Ayette geçen; -Ve karne fî buyûtikunne-,-Evlerinizde oturun. –

Yapılacak üç şey: Karantina- Bağışıklık sistemini güçlendirme- Temizlik (ABDEST)tir.

Kıyametin on büyük alameti devrede…

Ye’cüc-Me’cüc ve Dabbetül arz yer yüzünde faaliyette.

Kıssadan Hisse: Ruh-beden hapishanesinde terbiye olurken, nefis de onunla beraber hizaya getirilmekte, terbiye edilmekte, nefis hizmetçi haline dönüştürülmektedir. Bununla beraber duygularda beden toprağında gelişip büyümektedir.

Bir yandan ruh bedende ve bedenle terbiye olurken, Diğer yandan da nefis beden ile imtihan olmaktadır.

MEHMET ÖZÇELİK

19-03-2020


[1] Tirmizî, Zühd: 4, Kıyâmet: 26; Nesâî, Cenâiz: 3; İbni Mâce, Zühd: 31; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:321.

[2] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/peygamberler-ve-kissalari/

[3] http://www.haber7.com/guncel/haber/2953673-bill-gates-koronavirus-icin-5-yil-once-konusmus-10-milyon-kisi

[4] https://www.haberturk.com/oktar-babuna-icin-toplanan-kan-orneklerinin-gonderildigi-alman-vakif-haberturk-e-anlatti-2064439

[5] https://www.milliyet.com.tr/gundem/genlerimize-duyarli-virus-uretebilirler-2719194

[6] Ahzab.33.

No ResponsesMart 19th, 2020

KENDİ ELLERİMİZİN MAHSULÜ

KENDİ ELLERİMİZİN MAHSULÜ

DÜNYA İMTİHANDA

“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”[1]

Ne oldu o kadar Suriyeliler, göçmenler, onlara yapılan zulümler, baskılar?

Ne oldu Esad Efendi , Suriyede, idlibte binlerce, milyonları bulan insanları öldürüyordun?

Dünyanın problemleri zulme uğrayan Mazlum insanları, mağdur insanları, birdenbire dünya onları bıraktı. Mazlumlarla uğraşmıyor. Kendi Dertlerine düştüler.

Mikrop insanları bir mikrop ile yola getirebiliyor. Firavunu yola getiren Allah, Nemrudu  bir Topal sinek ile hizaya getiren Allah, zulmeden ve zulme ortak olan insanları da bir virüs ile yola getiriyor. En azından düşündürüyor, aklını başına aldırıyor, düşündürüyor.

Mazlumların, zulme uğrayanların, göçmenlerin sahibi Allah’tır.

Biz bir köpeğimizi, kedi ve tavuğumuzu hatta kaybettiğimiz bir kalemimizi düşünürken, mazlum ve masumları yaratıp, onları rızıklandırarak hayatını devam ettiren Allah, hiç kullarını düşünmez mi?

Masumlar mı?

Onlarda bu koronadan ölürse fazlasıyla ilahi mükafatlarını alırlar.

Hatta; devasız bir hastalıktan dolayı ölen bir kimse şehit kategorisindedir.

Bu onlar için büyük bir müjde ve fani hayatını bâkileştirmek için bir vesiledir.

-Göçmenlerin derdiyle dertlenmeyen dünya artık kendi derdiyle dertlenmenin peşine düşmüştür. Kendi derdi fazlasıyla dertli, derdini aşmakta, derdine çare aramaktan onlara çare bulamamaktadır. Onun ızdırabını yaşamakta, derdine dertler katmakta, çaresizlikler içinde kıvranmaktadır.

Allah’ın kulları öldürülüyor. Masum insanlar öldürülüyor. Dünya sessiz, insanlar ölüyor. İnsanlık ölmüş…

Hem insanlar ölüyor.. İnsanlık ölünce insanlar da ölüyor.

O halde insanları yaşatmak için, insanlığı yaşatmak lazım. İnsanlık yaşamalı ki insanlar Yaşasın…

Bu asırda vahşetler peş peşe yaşanıyor. Irak’ta öldürülen 1 milyondan fazla insan, Suriye’de öldürülen 1 milyondan fazla insan, Dünyanın muhtelif yerlerinde, Filistin’de, Çeçenistan’da, Arakan’da ve Uygur Türklerinden milyonlarca insan zulüm altındadır.

Bununla da kalmayıp hayvanlara yapılan tasallut, Develer bir yandan öldürülüyor. Eğlence amacıyla köpekler vesaire hayvanlar öldürülmeye çalışılıyor.

Karıncaların İstilası, Kabe’nin üzerinde kuşların uçması, domuz gribi, Kuş gribi, Corona virüsü, musibetler peş peşe geliyor.

21. Asır bütün asırların yüz karası olacak bir asırdır. Asırların kirliliğini içerisinde barındıran bir asırdır.

Kur’an-ı Kerimde sürekli bahsedilen Âd ve Semud kavmini çok geride bırakmış. Lut kavmini aratmış, adeta Firavun ve Nemruda rahmet okutur hale gelmiştir.

Tıpkı Iraklıların zalim Saddamı arar hale gelmeleri gibi.

Beşer’in zulmü, birbirlerine yaptıkları zulümleri sebebiyle hayvanları onlara musallat etti.

Tabiattaki genel dengeyi ve dengesini bozmuş olan insan, bozulan denge insanın da dengesini bozmaktadır. Kâinat ve dünya adeta kıyama kalkmıştır.

Kıyamın arkası, kıyamettir.

Yaşlı dünya bunca zulümleri taşıyamıyor. Her tarafından çatlaklar belirginleşmeye başlıyor. Depremler, seller, Fırtınalar, hayvanların İstilası, karınca ve çekirge saldırısı, zulümler, kanlar, gözyaşları, açlık, kıtlık, hastalıklar peş peşe Zuhur ediyor.

Her seferinde tevbe edip ancak zulmüne devam eden Hz. Musanın kavmi Yahudiler her seferinde Hz. Musaya iltica edip, zulümden vaz geçeceklerini söylemiş ve zulüm kalkmış iken, tekrar zulümlerine devam etmişlerdi.

Böylece karınca, çekirge gibi afetlere maruz kalmışlardı.

-“ Cenab-ı hak Hz. Musa (as)’nın sözlerine inanmayıp doğru yola gelmek istemeyen Mısırlılara türlü türlü belalar göndermişti. Rivayetlere göre bunların bir tanesi de karıncalardı. Milyonlarca karınca ortalığı kapladı. Bunlar her yere sızıp giriyor, yiyeceklere su kaplarına dolarak elbisenin içine girip vücutlarını ısırarak Mısırlıları canlarından bezdiriyordu. Hatta bu istila sırasında karıncaların Firavun’un sarayını bile yıktıkları söylenir.

Bu bela On Bela’dan “Kummel” belasının kapsamına giriyor, şöyle ki:

“Bunun üzerine, Yüce ALLAH; onlara Kummel küçük, kanadsız çekirgeyi, ekin bitini, karıncayı musallat etti.”

“Bunlar, yerdeki bütün bitki artıklarını da, yaladı, tüketti. Küçük karıncalar da, adamların elbiseleriyle vücudları arasına girip vücudlarını ısırırlar, yedikleri yemeklerin içine dolarlardı! Nihayet, evlerinin üzerinde kireç harcıyla tuğladan, kaypak, üzerlerine çıkılamayacak sütunlar yapıp yemeklerini, onun üzerine koydular.”

“Yemeklerini yemek için, oraya çıktıkları zaman, ellerinden kurtulduklarını sandıkları hayvanları, orada da, yemeklerin içine dolmuş buldular! Kendilerine, bu belâdan daha ağır gelen bir belâ olmadı. İşte, bu, Yüce ALLAH´ın, Kur´ân-ı Kerim´de Ricz diye andığı belâ idi.”[2]

Hem korona ile ilaç şirketleri devreye girerken, bir yandan da petrol fiyatlarının düşmesiyle Arap ülkeleri, Rusya ve İran-ın tahtı sallanmaktadır.

Avrupa-daki ve de dünyadaki baronların bir yandan Çin-le yaptıkları alış verişlerin virüs sebebiyle  kesintiye uğraması, Çin petrol aldığı İran ve İran petrol sattığı Çin ile bağlantısı koparılmış oldu.

Satranç gibi birbiriyle bağlantılı devletlerin zinciri bir virüs ile koparılmıştır.

Bu bir basit komplo teorisi deyip geliştirilemez.

Dünya kendisini sorgulamalı ve silkelenip kendine gelmelidir.

YOKSA…….

MEHMET ÖZÇELİK

17-03-2020


[1] Şura.30.

[2] bk. Taberî-Tarih, I / 211-212. https://sorularlarisale.com/risalelerde-karincanin-firavun-sarayini-yiktigi-ifade-ediliyor-bu-olay-nasil-olmus-detayli-bilgi

No ResponsesMart 17th, 2020

TAŞIYICI

TAŞIYICI

Korona virüs bir dalgadır.

Dalganın arkası ve devamı gelecektir.

Korona ile bir dalga oluşturuldu tıpkı denizde oluşturulan dalga sonucu balıkların harekete geçirilmesi, kontrolü ve ağa takılmasıdır.

Korona dünyayı ağa sevkediyor.

Eleyerek, süzerek, piyasaları harekete geçirip, farklı bir aşamaya geçirerek…

Geçmişe doğru gittiğimizde bir çok filmlerle ya doğrudan ya da dolaylı olarak virüs taşıyan ajanların ve virüs taşıyıcı ve saldırı filmleri çevrilmiştir.

Bu konuda onun üzerinde film çevrilmiştir.

Ne gariptir ki hastalığa yakalananların ölümü nefes alamama ve yüksek ateştir.

Bulaştıran hayvanlar ise yarasa, domuz ve maymun gibi hayvanlardır.

Ve bunun yaşandığı yerden biri olarak da Çin seçilir.

Kahramanımız ve efsane kişi ise bu virüsü en azından yakını için bulan kişidir.

Bu bir tesadüf değildir.

Bir alt yapıdır.

Kitaplarda da bu durum işlenmiştir.

Aynı zamanda dünya 20 yılda çok sayıda ölüme sebeb olan 15 salgın hastalıkla karşı karşıya kalmıştır.[1]

İngiliz, Yahudi ve Haçlı batı zihniyetinin yaptıkları, yapacaklarının delil ve belgesidir.

-Yazar merhum Kadir Mısıroğlu, “Filistin Dramının Düşündürdükleri” kitabında bundan tam 16 yıl önce 2004 yılında Çin ve Hindistan’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından bir mikrop salgınıyla bu ülkelere bir saldırı olabileceği konusunda uyarıda bulunmuş.

Mısıroğlu, kitabında “Amerika, gerek Çin’in, gerekse Hindistan’ın nüfusunu yakın bir gelecekte “mikrop harbi”yle azaltma plânı peşindedir. Çin’i bir milyarın Hindistan’ı ise beş yüz milyonun altına indirecek tedbir “şarbon mikrobu” hâdisesinde sâbit olduğu üzere mikrop üretimiyle gerçekleşecektir.” sözleriyle Çin’i yıllar önce uyarmıştı.[2]

1580548969-30740a

Bu konuya daha önce yazdığım yazılarda da işarette bulunmuştum.[3]

-Kıssadan Hisse: 15 bin askerimizi kör ettiler.

1. Dünya Savaşı’nda esir düşen 15 bin askerimizi, aşırı krizol maddesi bulunan havuza sokarak kör edilmesinin belgeleri olduğu ortaya çıktı.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Mısır Seydibesir Kuveysna Osmanlı Useray-ı Harbiye Kampı’nda, 15 bin Mehmetçiğin kör edilmesi olayının belgelerinin Genelkurmay’da olduğu ortaya çıktı.

1918 yılında Mondros Ateşkes Antlaşması’yla biten Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen 48. alaya bağlı Osmanlı askerleri, Mısır’da Seydibeşir Usare kampında, İngilizlerin çeşitli işkencelerine maruz kaldı. Mehmetçik, dezenfekte edilmek bahanesiyle krizol (cresol) maddesinin döküldüğü havuzlara sokuldu. Ancak fazla miktarda kullanılan maddenin etkisi ile 15 bin Mehmetçiğin gözü kör oldu.
Karamanlı yedek subay Ahmet Altınay’a ait olduğu ileri sürülen günlüklere dayandırılan iddialara göre esir askerler dezenfekte havuzlarına süngü zoruyla sokuldu. Konu ilk defa 28 Mayıs 1921 tarihinde Edirne Milletvekilleri Mehmet Şeref ve Faik Bey tarafından TBMM gündemine taşındı. Vekiller Anadolu’da tutuklu İngiliz Albay Ravlenson gibi esirlerin İngilizlerin elindeki Türk askerleri teslim edilmedikçe iade edilmemelerini önerdi
.[4]

MEHMET ÖZÇELİK/16-03-2020


[1] https://www.yenisafak.com/dunya/milenyumun-20-yilinda-15-salgin-3529747

[2] https://m.yeniakit.com.tr/haber/kadir-misiroglu-cini-15-yil-once-boyle-uyarmis-1040598.html

[3] http://www.tesbitler.com/2020/03/15/benim-yapamadigimi-bir-virus-yapti/

[4] https://www.internethaber.com/15-bin-askerimizi-kor-ettiler-509277h.htm

No ResponsesMart 16th, 2020

BENİM YAPAMADIĞIMI BİR VİRÜS YAPTI

BENİM YAPAMADIĞIMI BİR VİRÜS YAPTI

Benim yapamadığımı bir virüs yaptı. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapamadığını bir virüs çok iyi başardı. 2030 yılında birisinin ifadesine göre okullar kalkacak diyordu. Ben de aslında online sistemi ile internet üzerinden görüntülü olarak ders verme yönteminin daha uygun olduğunu düşünüyor ve bunun uygulanmasını arzu ediyorum. Değişik platformlarda dile getiriyorum.

Ancak benim bu söylediğimi yapamadığımı, uygulayamadığı mı hatta Bakanlığın bile devreye koyamadığını Maşallah bir virüs, bir Corona virüsü çok iyi başardı. İnşallah bundan sonra da online sistemi ile eğitim sistemimiz daha iyi, ciddi ve sürekli olarak devam eder.

Milli Eğitim kabuğunu kırmalı.

Eğitimi sitrest halinden kurtarılmalı.

Açılım ve uygulamaya yönlenmeli.

Eğitim kendisini sorgulamalı ve en önemlisi de;

Sorunlu eğitim olan, zorunlu eğitimden; istekli, hevesli, gayretli, yüz yüze, bire bir, rube- ru, vicahi eğitim, facebook tarzı eğitimi canlandırmalıdır.

Küreselleşen ve globalleşen dünyada dünya ile bağlantı kuracak çocuğu isteksiz ve zoraki sıraya hapsetmemeli, dünyaya açılımını, akıl ve kalbini doyuracak bilgiler verilmelidir.

Bir yıla yayılan bazı dersler, çok rahatlıkla öğrenciye iki haftada verilebilir.

Bu durum ise zaman, insan ve ekonomik bir kayıptır.

Eğitim göstermeliklerden kurtulmalıdır.

Resmiyet değil, samimiyet olmalıdır.

İstatistiklere göre değil, gerçeklere göre hareket edilmelidir.

***************

Gizli bir el, dil ve kafa dünyayı güncellemeye mi çalışıyor?

60 yaş ve üzeri insan korona ile devre dışı bırakılarak, dünya gençleştirilmeye mi çalışılıyor?

Nüfus azaltılarak bu sofradan daha çok imkan ve pay mı almaya çalışılıyor?

Dünyada birileri kendilerine daha çok yer mi açmaya çalışıyor?

Dünya küreselleştirilerek tek bir elden kontrol edilmeye mi çalışılıyor?

Bir asırdır dünyayı dolar ile kontrol etmeye çalışanlar, şimdilerde Bitcoin gibi sanal paralarla, tıpkı borsa gibi kontrol edilmeye mi çalışılıyor?

İnsanlar beyinlerine yerleştirilecek olan çiplerle, bir beyin bilgisayar tarafından kontrol mü edilecek?

Gıda, sağlık ve para ile dünya bir firavunun kontrolüne ve iznine mi bağlanıyor?

Petrolün yerine sanal alemin besleneceği enerji kontrolü, kontrol altına mı alınmaya çalışılıyor?

Nesiller, ekin ve kültürler ifsad edilip, dünyaya müfsidler mi hakim olmaya çalışıyor?

Hayat gerçek hayattan çıkarılıp, sanal hayata mı geçiliyor?

Nesiller geçmişten koparılarak, köprüler yıkılarak, medya hakimiyeti ile kendi belirledikleri geleceği karanlık bir geleceğe mi hazırlandırılıyor?

***************

C planı mı devrede?

15 Temmuz, ekonomik yaptırımlarla gayelerini gerçekleştiremeyenler, Bop yani orta doğuyu şekillendirmeye çalışanların başarısının ikinci aşaması mı yoksa başaramamanın devamı mıdır bu?

Psikolojik, sosyolojik, siyasi, ekonomik, nesilleri ve asrı değiştirme uygulamaları mı?

Unutulmamalıdır ki, İnsanların bir hesabı varsa, Allah-ın da bir çok hesabı vardır.

Beşer zulmeder, kader adalet eder.

-“O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.”[1]

Âyette geçen Hars iki anlama gelir. Biri ekin, diğeri kültür manasınadır.

Bu gün dünyada üç şey yapılmaktadır; Nesillerin, ekinlerin ve kültürlerin bozulması ve ifsadı.

-Dünyayı demode olan darbelerle şekillendirmeye çalışanlar, yeni darbe planı olan  virüslerle mi değiştirmektedirler?

Alman dergisi  Der Spiegel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Rusya Devlet Başkanı Vladimir PutinÇin Devlet Başkanı Şi Cinping ABD Devlet Başkanı Donald Trump‘ın dünya geleceği ve düzeni konusunda daha aktif bir pozisyonda bulunacağına işaret ederken,[2], bu dört lideri hedefe mi koymuş oldu?[3]

MEHMET ÖZÇELİK

15-03-2020


[1] Bakara.205.

[2] https://www.ensonhaber.com/alman-spiegelin-kapaginda-erdogan.html

[3] https://www.ensonhaber.com/alman-spiegelin-kapaginda-erdogan.html

No ResponsesMart 15th, 2020