YOUTUBE’LERİM

https://www.youtube.com/c/Mehmetözçelik

https://www.youtube.com/channel/UCRO9DPI_B0Xy_ndHw3OsBbA/videos

https://www.youtube.com/channel/UCaUVcgBJw1VGC6v3wpwPjWg

https://www.youtube.com/c/Mehmet%C3%B6z%C3%A7elik/videos

https://www.youtube.com/channel/UCu7pt7C9KjCP0qu-xMpK3nQ/videos

No ResponsesOcak 24th, 2021

ARŞİVİM

https://archive.org/details/@mozcelik02

No ResponsesOcak 1st, 2021

TÜM YOUBE VİDEOLARI TEK BİR LİNKTE

MEHMET ÖZÇELİK- Tüm Eserleri

KUR’AN DENİZİNDEN DAMLALAR-TEFEKKÜR DÜNYASI-SESLİ ESERLER

KURAN DENİZİNDEN DAMLALAR-624 video

TEFEKKÜR –484 video

TEFEKKÜR-TEFSİR-KURAN-ALLAH-AHİRET-MUHTELİF KONULAR

NURLU HAKİKATLAR- 424 video

No ResponsesMayıs 23rd, 2020

YOTUBEDEKİ KONULARINA GÖRE VİDEOLARIM-2-

TESBİTLER

KUR’AN-I KERİM VE TEFSİR

TEFSİR DERSLERİ

TEFEKKÜR DÜNYASI

KUR’AN-I KERİM VE TEFSİR- ARAPÇA CELALEYN ÜZERİNE

HAYATA DAİR-TEFEKKÜR DÜNYAMIZDAN

No ResponsesMayıs 20th, 2020

YOTUBEDEKİ KONULARINA GÖRE VİDEOLARIM

YOTUBEDEKİ KONULARINA GÖRE VİDEOLARIM

KURAN DENİZİNDEN DAMLALAR

TEFEKKÜR DÜNYASI

SESLİ İBRETLİ- DÜŞÜNDÜREN ESERLER

ARAPÇA CELALEYN TEFSİRİ

No ResponsesMayıs 19th, 2020

TELEGRAM ARŞİVİ

ARŞİV-SESLİ ESERLER-MAKALELER
https://t.me/Tesbitler

https://t.me/tesbitler02

https://t.me/tesbitlerpdf

https://t.me/kddtefsir

https://t.me/radyosohbetlerimp3

https://t.me/tefekkurdunyasi

No ResponsesMart 4th, 2020

SESLİ ESERLER BİR ARADA

https://mega.nz/#F!FGwABAia!M1K41aeWjgsfr-hwl-99_Q

No ResponsesŞubat 25th, 2020

SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY

SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY-OKUYAN MEHMET ÖZÇELİK- www.tesbitler.com   www.mehmetözçelik.com

https://mega.nz/#F!5XhRUb6C!trBVtt-mN2PI3vOrmVATzg

ÜÇ PARÇA HALİNDE:

https://mega.nz/#F!YfBD1YYD!ev42J1uWBBw0sFyMOeo4UA

EKOLU HALİYLE:

https://mega.nz/#F!wGxUQQBR!A6NUDeidu6VdLyWgRlaGPw

https://mega.nz/#F!8TgUEKSb!pVk4PWV-WDHR6jZh9apHAg

EKOLU TEK PARÇA-SESLİ MEAL-HASAN BASRİ ÇANTAY:

https://mega.nz/#F!dDZ0RQ7J!n2nGPPmmKvxkLZSjxX_vlw

No ResponsesŞubat 22nd, 2020

SESLİ RİSALE-İ NURLAR

İsarat-ül İ’caz-KÜÇÜK RİSALELER-10 ADET-LEM’ALAR-MEKTUBAT-Mesnevi-i Nuriye-5 ESER BİR ARADA

https://mega.nz/#F!OqIBmQSQ!3BlOj69t9crBIzCrlmrOVA

İsarat-ül İ’caz-KÜÇÜK RİSALELER-10 ADET-LEM’ALAR-MEKTUBAT-Mesnevi-i Nuriye-5 ESER-KÜÇÜK HALİYLE-AMR

https://mega.nz/#F!WnBBFIIL!jkC0OKEjGUAn-cVAlbS4Fw

SESLİ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI-TEK PARÇA-KÜÇÜK HALİ-AMR

https://mega.nz/#F!anY12CiC!mgs4zlTkNca6W_EGPuSNJw

SESLİ RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI-TEK PARÇA-KÜÇÜK HALİ-AMR

https://mega.nz/#F!anY12CiC!mgs4zlTkNca6W_EGPuSNJw

No ResponsesOcak 5th, 2020

MASAÜSTÜ RADYO PLAYER-İNDİR-BİLGİSAYARINDA DİNLE

No ResponsesKasım 12th, 2019

TEFSİR VE SOHBET VİDEOLARI

No ResponsesEkim 2nd, 2019

DEV ARŞİV-1-

No ResponsesAğustos 11th, 2019

TEFSİR KİTAPLARI VE DERSLERİ-İNDİR-25 GB.

https://mega.nz/#F!G2hR2QrK!3c4s7s_RJpG0VNfVKwoCQg

ARAPÇA-TÜRKÇE SÖZLÜKLER-6.14.GB

https://mega.nz/#F!XjJmGQjY!IlUyBonWalC4KoFTbgyNRQ

No ResponsesAğustos 9th, 2019

PLAY STORE- DAKİ UYGULAMAM

https://goo.gl/tbJDWm

No ResponsesAğustos 5th, 2019

TÜM UYGULAMALARIM

TÜM UYGULAMALARIM

Play store uygulaması- NURLU HAKİKATLAR

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Tenvir&hl=tr

No ResponsesTemmuz 28th, 2019

GÜNLÜK EVRAD

GÜNLÜK EVRAD:
1- 100 Besmele
2- 100 Estağfirullah

  1. 100 Ya Selam
  2. 33 Ya Fettah
  3. 33 Leyse leha min dunillahi kaşifeh.
  4. 33 İdfa’ billeti hiye ahsen.
  5. 33 Ya Cemil, Ya Celil, Ya Latif
  6. 33 Ya Hakim, Ya Rahim, Ya Kerim
  7. 33 Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Deyyan
  8. 33 Ya Şafi
  9. 33 Ya muhavvilel Havli vel Ahval Havvil halena ila ahsenil hal
  10. 33 Ya müfettihal ebvab iftah Lena hayral bab
  11. 33 Ya mukallibel kulub sebbit kalbi Ala dinik
  12. 33 La ilahe illa ente sübhaneke innî küntü minez zalimin.
  13. 33 Rabbi innî messeniyed-durru ve ente erhamür-râhimîn.
  14. 33 Hasbunallah ve nimel vekil 17. 33 Hasbiyallahü la ilahe illa hu 18. 33 La havle vela kuvvete illa billah
  15. 33 Ya baki entel baki
  16. Cuma günleri 100 salavat. 7 Fatiha, Kevserden Nas.a kadar 7 kere okuma.
  17. 21 kere “Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma haleka ve zerae…” 
  18. Her türlü ağrı için 4 veya 7 kere el ağrıyan yere konularak,
    “Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru min ma zerae”
  19. 500 kere,
    Hasbunallah ve nimel vekil
  20. Korku için Kureyş suresi
  21. Nazar için,
    Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu’z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn.” 
  22. Büyü gibi kötü etkilere karşı 3 veya 100 kere Felak nas suresi.
    Veya 11 kere Felak ve Nas suresi.
  23. İsteklerin husulü için 41 yasin.
    28.Kur’an’da geçen Hz. İbrahim’in “Rabbic’alni mukimessalati,..” duasını çocuklarımızın ıslahı için her namazdan sonraki duada okuyalım.
    29..بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ

Bismillahillezi Duasının Türkçe Okunuşu
“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.”
Anlamı
İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. … Allah bütün yaratıkların yaratıcısı olandır. O ne isterse o olur.


HASTALIKLARA MADDİ VE MANEVİ ŞİFALAR
• Dışarıdan gelen vesveselere 11 Felak okunmalı, nefisten gelen vesveselere 11 Nas Suresi okunmalı.
• Cimriliğe karşı 11 defa Maun Suresi okunmalı
• Şirke karşı 11 defa Kafirun Suresi okunmalı.
• Migrene karabaş balı kullanılmalı. Karabaş balı, beyin hastalıklarında damar açıcıdır.
• Kuyruk yağı romatizma, bel ve boyun ağrılarına iyi gelir.
• Kemik erimesine karşı kuyruk haşlanıp aç karnına yenmeli, belden alt kısmına tırnaklara kadar sürülmeli.
• Kalp damar tıkanıklıklarına karşı karabaş balı yenmeli.
• Kudret narı yağı, güzelleştirir, yüzde leke koymaz. İçilir ve hastalıklı yere sürülürse sedef hastalığını ve kaşıntıları yok eder.
• Ardıç yağı, antibiyotik yerine geçer. Ardıç yağına demiri koysan eritir, ama vücuda zarar vermez. Vücuttaki cerahati, iltihabı çıkarır, temizler. Vücut dengesini temin eder.
• Saf zeytinyağı ve kantaron, iç ve dış kanamaları önler, hücreleri yeniler, sinir uçlarını tamir eder. Kantaron yağı kanser ağrısını yok eder.
• Ağrı için ardıç yağı ve kantaron karışımı sürülür.
• Elmayı kabuğuyla yemek yüz güzelliği yapar.
• Çayı limonla içmek, çayın kan yapıcı özelliği yok etme keyfiyetini giderir.
• Saç için, kekik suyu ile saçlar yıkanır, dibine lavanta yağı sürülür. Kantaron yağı sürülür, saç diplerindeki cerahat boşalır, dibinden saç çıkar.
• Günlük 21 tane kuru üzüm hafızayı açar. Her birini besmele çekerek yemeli.
• Çörek otu baş ağrısını keser. Kimyevi ilaçların çare olmadığı pek çok hastalığa deva olur.

No ResponsesOcak 18th, 2022

KİRLİ TABELALAR

KİRLİ TABELALAR

PKK dış tabela ismidir.

Altında en belirgin sosyalizm, komünizm, materyalizm ve her türlü serbestlik içinde anarşi yatmaktadır.

PKK’nın geçim kaynağı terör ve uyuşturucudur.

Dayanağı başta Avrupa ve Amerika’dır.

Fikir babası israildir.

PKK piyondur.

Ancak sayısız denilecek kadar içte ve dışta o kadar kirli ittifaklar oluştu ki, adeta insanlığın son raundunu, dünyanın son kapanış sahnesini oluştururcasına her şey ortaya döküldü.

Ve bunlar gizli değil, aleni olarak yapılmaya ve de adeta hak adına yapıldığı aldatmacasıyla iş görülür oldu.[1]

Bir yazı kaleme almıştım; Meclis mi yoksa millet mi temizlenmeli diye..[2]

Bugün teröristle ve teröre destek olanlarla poz verenleri tenkit etmeyip, onların oylarını düşünüp o hesabı yaparak, ses çıkartmayan hatta taraftar olan kişiler; bu yapmış oldukları yanlışlıklara meşruiyet ve masumiyet kazandırmak amacıyla, sizde daha önce onlarla bir araya geldiniz, terörü bitirmek için onlarla bir araya gelip başaramamalarını veya başaramamaları için içten ve dıştan yapılan tüm girişimleri adeta bahane ederek kendi olumsuzluklarını örtmeye, teröre aynı safta poz vermeye çalışmaktadırlar.

Ancak çuvaldız çuvala sığmamaktadır.

-Kısır ve kısırlaştırılmış bir nesil yetiştirildi.

Kısır insanların peşinden gidenler kısırdırlar. Fikren, yaşantı itibarıyla, faaliyet cihetiyle, dünya yönü ve ahiret yönüyle peşinden gidilen insana bakmak lazımdır.

Zaten onun peşinden gidenin notunu çok rahat da verebilirsin. Bana kılavuzunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, misali.

Bugün Türkiye’nin ve dünyanın önemli problemi kahrı rical durumunda olanların yönetime soyunmalarıdır.[3]

Asır Zulüm asrı oldu.[4]

Bugün İslama içten ve dıştan beraber ve ortak hücum edilmektedir.

“ABD’de iki yılda İslamofobik gruplara 106 milyon dolara yakın fon sağlandı

Amerikan İslam İlişkileri Konseyince (CAIR) yayımlanan “Ana Akımda İslamofobi” adlı raporda, ülkedeki Müslüman karşıtı gruplara yapılan finansal yardımlar derlendi.”

Raporda, incelenen en büyük İslamofobik 50 hayır kurumu ve vakfı arasından 35’inin 2017-2019 döneminde 26 Müslüman karşıtı gruba 105 milyon 865 bin 763 dolar aktardığının tespit edildiği belirtildi.[5]

İmtihan devam ediyor…

Sınanıyoruz…

MEHMET ÖZÇELİK

15-1-2022


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/hdpli-meral-danis-bestas-mecliste-pkknin-kurucularindan-sakine-cansizi-andi-onunde-saygiyla-egiliyorum-3729518

https://www.yenisafak.com/gundem/tbmm-baskani-sentoptan-hdpli-vekil-semra-guzelin-teror-kampindaki-fotografina-iliskin-aciklama-dokunulmazligi-kaldirilmali-3729520

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3181225-hdpli-bestastan-tbmm-catisi-altinda-skandal-ifadeler-teroristleri-boyle-andi

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3180851-iyi-partiden-tepki-ceken-karar-hdpnin-yolundan-gitti

http://www.tesbitler.com/2022/01/07/beddua-alan-zihniyet-iflah-olmaz/

https://www.haber7.com/guncel/haber/3182992-pkk-elebaslarinin-mektuplari-ortaya-cikti-katil-ocalan-soruyor-bunlari-kandil-mi-secti

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3182605-3-ayri-iddia-kilicdaroglu-feto-elebasi-gulen-ile-nerede-ve-nasil-gorustu

[2] http://www.tesbitler.com/2021/12/11/meclis-mi-temizlenmeli-millet-mi/

[3] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3181975-cumhurbaskani-erdogan-madem-kilicdaroglunun-hayali-var-katkida-bulunalim

https://video.haber7.com/video-galeri/202392-cumhurbaskani-erdogandan-millet-ittifakina-muthis-benzetme-bekri-mustafanin-imam-olma-hikayesi-gibi

https://www.haber7.com/guncel/haber/3181977-son-dakika-baskan-erdogandan-hdpli-guzel-aciklamasi

[4] https://www.facebook.com/100006742126835/posts/3146220358946004/

[5] https://www.risalehaber.com/abdde-iki-yilda-islamofobik-gruplara-106-milyon-dolara-yakin-fon-saglandi-418125h.htm#:~:text=12%20Ocak%202022-,ABD%27de%20iki%20y%C4%B1lda%20%C4%B0slamofobik%20gruplara%20106%20milyon%20dolara%20yak%C4%B1n%20fon,adl%C4%B1%20raporda%2C%20%C3%BClkedeki%20M%C3%BCsl%C3%BCman%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20gruplara%20yap%C4%B1lan%20finansal%20yard%C4%B1mlar%20derlendi.,-A%2B

No ResponsesOcak 15th, 2022

DUA ALAN FELAH BULUR

DUA ALAN FELAH BULUR

Evet tarih boyunca şahit olunmuştur ki; Dua alan felah bulur, felaha erer.

Yıl 1984 yani bundan 38 yıl önce Kayseri’de bir abimiz sekerat halinde bulunan kayın biraderinin başında 41 Yasin okumamız için bizi çağırdı.

Gidip de gördüğüm durum çok dehşet verici idi. Öyle ki, 38 yıldır anlatırım ve hala etkisinden kurtulmuş değilim.

Odanın ortasına yatırmışlar, hali ise; karnı adeta bir metre kalkıp iniyor, ağzından çıkan hırıltı adeta bir arabanın bozuk ekzosu gibi ses çıkartıyor, sıkıntıdan ise yüzü mengenede sıkışmış bir insanın hali ve de yüzü kömür gibi simsiyah idi.

Biz Yasinleri okumaya başlar başlamaz halinde sürekli bir değişim ve rahatlık oldu hatta yirmiye geldiğimizde nabzını yokladılar, otuza geldiğimizde ağzına ayna koyup nefes alıp almadığını kontrol ettiler.

Ve öldü deyince biz Yasini bıraktık ve topladığımızda 38 Yasin okumuştuk.

Birisi 38-in ne olduğunu söyledğinde bilmediğimi söylediğimde Kayseri plakası demişti.

Ben ise ona, o zaman Adıyamanda okununca ikide, Adanada okuyunca birde mi ölmesi gerekir.

Nitekim yıllar sonra babam içinde 41 Yasin okuyup nefes alamaz ve uyuyamazken rahatladığını hem ben hem de hastahanede aynı koğuştaki kişilerle de görmüştük.[1]

Ben ise o yakınına sordum; Bu hiç annesini üzdü mü?

Bilmiyorum cevabını alınca, sormamın sebebini şöyle açıkladım;

– Peygamber Efendimiz zamanında Alkame adında bir genç vardı. Hep taat üzere olup, yaz-kış oruç tutar, geceleri sabaha kadar ibadet ederdi. Bir gün fenalık geçirdi. Dili tutuldu. Rasullah’a haber verdiler. O da Hazreti Ali ve Ammâr bin Yâsir hazretlerini Alkameye gönderdi. Kelime-i şehâdeti söyletmek için çalıştılarsa da dili dönmedi. Hazreti Ali Efendimiz, Hazreti Bilâl-i Habeşiyi Resulullah Efendimize gönderdi, durumu bildirdi. Resulüllah Efendimiz:

— Alkamenin anası, babası var mı? buyurdu.
— Yaşlı bir anası var, dediler.
— Annesini buraya getirin buyurdu. Getirdiler.
— Alkameye ne oldu, anlat! Seninle geçinmesi nasıldır? buyurdu. Annesi şöyle anlattı:
— Yâ Resulallah! Çok iyidir. Zahiddir. Hep ibadet ve taat üzeredir. Ama ben ondan razı değilim…
Resulüllah Efendimiz: “Dilinin tutulması bu yüzdendir. Ona hakkını helâl et de dili açılsın” buyurdu.
— Ey Allah’ın Resulü! O benim hakkıma çok riayetsizlik etti. Hakkımı helâl etmem, dedi.
Resulüllah Efendimiz:
— “Ey Bilâl! Eshâbı topla. Etraftan odun toplasınlar, Alkameyi yakacağız. Çünkü, annesi ondan razı değildir buyurdu.
Annesi:
Yâ Resulallah! Benim oğlumu, benim gözümün önünde mi yakacaksınız? Kalbim buna nasıl dayanabilir? dedi.
Resûlullah Efendimiz:
— Cehennem ateşi, dünya ateşinden çok daha kızgın ve yakıcıdır. Sen ondan razı olmadıkça, onun hiçbir taatı makbul değildir buyurdu.

Kadın feryat etti:
— Yâ Resulallah. Ben ondan razı oldum. Hakkımı ona helâl ettim, dedi ve eve gitti. Eve gidince; Alkamenin sesini duydu. Kelime-i şehadet söylüyordu. Dili açılmıştı. Aynı gün vefat etti. Resulüllah Efendimiz, cenaze namazını kıldırdı. Defnettiler.[2]

******************  

Sayın Cumhurbaşkanını tarih yaptıkları hayırlarıyla, hayırla yad edecektir.

Ancak bunların en başında geleni ise; fakir fukara, garib gureba ve muhtaçların duasını almasıdır.

Dokuz milyona yaklaşan engellilerin hatta yurt dışında fakir ve muhtaç devletlere yapmış olduğu yardımlar O’nu muvaffak kılan en başta gelen sebeplerdendir.

Hatta hayvanların bile mal olaraktan çıkarılıp, can olarak değerlendirilmesiyle bütün bunlardan almış olduğu dua onu ayakta tutmakta, başarılı kılmaktadır.

Bilinmelidir ki, bu millete zulmeden asla ve asla ne dünyada ve ne de ahirette iflah olmaz.[3]

Dua alan felah bulur ve kurtuluşa erer ve de muvaffak olur.

MEHMET ÖZÇELİK

15-1-2022


[1] http://www.tesbitler.com/index.php?s=41+yasin

[2] Zehebi, el-Kebâir. 1,45. Daru’n-Nedvetil-Cedide, Beyrut, ty. https://m.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a379162.aspx

[3] http://www.tesbitler.com/2022/01/07/beddua-alan-zihniyet-iflah-olmaz/

No ResponsesOcak 15th, 2022

AZRAİL

AZRAİL (a.s) NEDEN ÖLÜM MELEĞİ OLDU

Hepimiz biliyoruz ki, ilk insan olan Adem Aleyhisselam topraktan yaratılmıştır. Adem babamız yaratılmadan önce, Hz. Allah (c.c.) Cebrail Aleyhisselam’ı göndererek dünyadan toprak getirmesini istedi. Hz. Cebrail, Adem Aleyhisselam’ınyaratılacağı toprağı alacağı

zaman toprak ona yalvardı:

– Ne olur benden alma. Çünkü benden yaratılacak olan insandan çoğalacak olanlardan bir kısmı, Allah’a isyan edip cehenneme gidecekler. Bir parçamın cehenneme gitmesini istemem. Ne olur benden bir şey alma.

Bunun üzerine Cebrail Aleyhisselam toprak almadan geri döndü.

Hz. Allah bu sefer Hz. Mikail’i gönderdi. Toprak Mikail Aleyhisselam’a da yalvardı, o da almadan geri döndü. Üçüncü olarak Allah Teala İsrafil Aleyhisselam’ı gönderdi. Toprak ona da yalvardı. O da almadan geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Allah Teala Hazretleri son olarak Azrail Aleyhisselam’ı gönderdi. Toprak ona da yalvardıysa da, Azrail Aleyhisselam dinlemedi ve toprağı aldı ve Hazreti Adem o topraktan yaratıldı.

Allah Teala Hazretleri, Azrail Aleyhisselam’a buyurdu ki:

– Ey Azrail! Madem Adem’in yaratılcağı toprağı sen getirdin, Ademoğlunun canını alma vazifesini de sana veriyorum.

Azrail Aleyhisselam bunun üzerine,

– Ya Rabbi! İnsanların hepsi bana düşman olur. Benden nefret ederler, dedi. Hazreti Allah

buyurdu ki:

– Ey Azrail! Merak etme. Ben çeşitli hastalıklar, kazalar yaratacağım. İnsanlar o vesileyle ölecekler. Onların canlarını hep sen aldığın halde, onlar seni hiç düşünmeyecekler. Falan hastalıktan öldü, falan kazada öldü, diye konuşacaklar ve seni kimse suçlamayacak.

KAYNAK: ölüm, kıyamet, ahiret ve ahir zaman alametleri. (İmam Şa’rani

*****************   

Sonradan Müslümân olan, Prof.Dr. John Davenport kendisinin Müslümân oluşunu ve Mekke’nin Fethini ne güzel anlatıyor. : Ben bir tarihçiydim. Her şeyi incelediğim gibi İslâm’ı ve Hz. Muhammed Aleyhisselâmı da inceledim. Bu çalışmamı ‘ilmî olarak yaptım ve çocukluğundan başladım. Gerçekten tertemiz bir çocukluğu var. Gençlik döneminde herkesin örnek gösterdiği ve ‘el-emîn’ dediği güvenilir bir insan. Vahiy dönemine ve diğer olaylara baktım ve bunlar üstün bir insanın özellikleri dedim. Ancak bu son peygamberdir, diyemedim. Ne zamân ki Mekke’nin fethini incelemeye başladım, o zamân işin rengi değişti. Mekke’nin fethi hakkında yazılmış en güzel kitaplardan birinin adı; ‘İzzus Sacide, ya’ni Secdedeki ‘İzzet’tir. Mekke’nin fethiyle Müslümânlar tarafından en büyük zafer kazanılmışken ve kendisine en büyük zulümleri yapan insanların hepsi teslim olmuş tir tir titrerken, Efendimiz intikamla hareket etmedi. Hatta Uhud Savaşı’nda kendi öz amcası Hz. Hamza’nın ciğerini çiğneyen insanı bile affetti. John Davenport diyor ki: İşte böylesi mu’azzam bir olayı gördüğüm zamân titremeye başladım. Peki, ‘Bütün bunlardan sonra ne yapacak?’ diye baktığım zamân bir de gördüm ki; yine Medine’ye döndü ve yine arpa ekmeği yiyerek, hasırın üzerinde yaşamaya başladı. ‘Bunların hepsini normal insanlar yapar ama bu zaferi kazandıktan sonra sade hayâtına tekrar dönmek ancak büyük bir peygamberin ahlâkı olabilir.’ dedim ve koşarak secdeye kapandım. Müslümân oldum.

*****************  

Kur’an öğrettiğim gruba katılmak için küçük bir çocuk geldi.

Dedim ki çocuğa: Kur’andan ezberinde bir şey var mı? Evet dedi.

Dedim ki ona “ Amme cüzünden bir şey okur musun?” Okudu.

Sonra dedim Tebârake suresi ezberinde mi?

Yaşı küçük olmasına rağmen, okuyuşu hoşuma gitti, beğendim.

Ve Nahl suresini sordum. Onu da ezberlemişti, hayranlığım arttı.

Uzun sureleri sordum bu kez: “Bakara suresi ezberinde mi?”

Evet dedi ve hatasız okudu.

Bu kez sordum yavrucuğum sen hafız mısın?

Evet dedi.

SubhanAllah maşaAllah tebarekAllah..

Ertesi gün velisiyle birlikte gelmesini istedim ondan.

Ben hayretlerdeyim.

Bir baba nasıl böyle olabilirdi, nasıl böyle bir çocuk yetiştirmişti?

Ve geldi velisi.

Babanın gelişi benim için büyük sürpriz oldu.

Çünkü babanın görünüşü hiç de sünnete uygun yaşıyormuş izlenimini vermiyordu.

Sözü ilk o aldı ve dedi ki:

Biliyorum sen onun babası olduğuma hayret ettin.

Ben seni merakta bırakmayacak, ve söyleyeceğim, bu gördüğün çocuğun arkasında bin adam değerinde bir kadın var!

Ve müjde vereyim sana evde 3 oğlum var ve hepsi de Kur’an hafızı.

 Bir de 4 yaşında bir kızım var, o da Amme cüzünü ezberliyor şimdi.

Hayret ettim, bu nasıl olur?

Dedi ki bana: Anneleri çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren Kur’an ezberletmeye başlatıyor ve çocukları hep bu yönde teşvik ediyor.

Kim önce ezberlerse, o günün akşam yemeğini, o seçiyor.

Kim ezberini önce verirse, hafta sonu tatilinde nereye gidileceğini, o belirliyor.

Kim önce hatim yaparsa, o yıl senelik tatilde nereye gidileceğine, o karar veriyor..

İşte böylece çocuklar arasında Kur’an ezberlemede, hatim yapmada tatlı bir yarış ahlakı oluştu.

Evet işte hayırlı evlat yetiştiren saliha kadının hali bu..

Eğer kadın ıslah olursa, evi, ailesi, yetiştireceği nesiller de ıslah olur.

*****************   

Belh’in meşhur velisi Hatem-i Esam, hacca gidiyordu.

 Hanımına teklifte bulundu:

Hanım,

ne kadar nafaka bırakayım sana ben gelinceye kadar?

 Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi:

-Ne kadar yaşayacaksam o kadar!

Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben nerden bileyim?..

Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak.

 O beni şimdiye kadar hiç nafakasız bırakmadı, şimdiden sonra da bırakmaz.

Sen harçlığını yanında tut, gurbette sana lazım olabilir.

Hatem-i Esam yola çıktıktan sonra mahalle hanımları ziyarete geldiler.

Allah kavuştursun beyiniz hacca gitti, dediler.

 Hemen arkasından da mahalli dille sormadan edemediler:

Beyin sana ne kadar rızık bıraktı gelinceye kadar?..

Benim beyim dedi, rızık veren değil rızık yiyendir.

 Rızık yiyen, rızık veremez.

 Ben rızkımı hep rızık verenden beklemişim şimdiye kadar.

 O beni hiç rızıksız bırakmamış, yine de bırakmayacağına inanıyorum.

Hanımlar bu cevaptan pek memnun olmadılar, dudaklarını büküp aleyhte konuşarak gittiler…

Aradan çok geçmedi Hatem’in evinin kapısında at kişnemeleri duyuldu.

Dışarıya çıkan hanım, bir atlı kafilesiyle karşılaştı.

Hacıları uğurlamaktan dönen

Bağdat halifesi susamış, su içmek için uğramış buraya.

Hanım hemen bir testi su ile bir bardak uzattı.

Soğuk suyu kana kana içen halife yanındaki vezirine emir verdi:

İçtiğimiz suyun bedelini bize yakışan şekilde öde!..

Toprak çanağın içini altınla dolduran vezir, bardağı kapının yanına bırakırken söylendi:

Allah’a emanet olun bacım, soğuk suyunu içtik, hakkını helal et…

Kafile uzaklaşırken Hatim’in hanımı bardağın içinde beyi hacdan dönünceye kadar yetip de artacak miktarda para bırakıldığını gördü.

 Her zaman yaptığı gibi yine seccadesine yönelip şükür secdesine kapandı:

Rabb’im dedi, çocukken anam babamın eliyle gönderiyordun rızkımı.

Evlenince beyim Hatem’le göndermeye başladın rızkımı…

Şimdi ise beyim hacca gitti, bu defa da halifeyle gönderiyorsun rızkımı.

Beni hayatım boyunca hiç rızıksız bırakmadın. Zaten ben de seni hep böyle bildim.

 Bu yüzden tevekkül ve teslimiyetim hiç azalmadı, hep arttı.”

İşte Razzak- ı Alem olan Cenab-ı Hakk’ a teslimiyet.  Allah  (cc) boyle bir teslimiyet nasip etsin.

Amin Ecmain. İnşaAllah..

*********************  

TAHİR

Onu hiçbir sınıf arkadaşı sevmiyordu. Çünkü derslerine asla çalışmayan, tembel ve bön bir çocuktu. Özellikle öğretmeni “beni delirtiyorsun” diye hep kızıyordu Tahir’e. Bir gün Tahir’in annesi okula geldi. Öğretmeni ile görüştü. Öğretmen dürüstçe “çocuğunuz ders çalışmayan aptalca şeyler yapan bir çocuk, notları da düşük, hayatımda bunun kadar tembel bir öğrenci görmedim” dedi. Annesi çok şaşırdı, Tahir’i okuldan aldı ve Kayseri’ye taşındılar. Aradan 25 yıl geçti. Öğretmen de Kayseri’ye tayin olmuştu. Bir gün öğretmen ağır bir kalp krizi geçirdi. Bütün doktorlar ameliyat olması gerektiğini söylediler. Bu zor bir ameliyattı ve Kayseri’de ameliyatı yapabilecek tek bir cerrah vardı. Öğretmen ameliyat oldu. Gözünü açtığında karşısında yakışıklı cerrah ona gülümsüyordu. Öğretmen tam teşekkür edecekti ki suratı morarmaya başladı. Bir şey söylemek için elini kaldırdı ama söyleyemeden küt diye öldü. Cerrahın Tahir çıkacağını sandınız değil mi? Yapmayın, komik olmayın… Doktor şaşırdı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir baktı ki o da ne? Odaları temizleyen Tahir, solunum cihazının fişini çekip elektrik süpürgesini takmış..

DERLEYEN

MEHMET ÖZÇELİK

*******************  

No ResponsesOcak 10th, 2022

AAAAA CAMBAZA BAK

AAAAA CAMBAZA BAK

Kadrolaşma iddiasında bulunanlar mutlaka bakın kendileri kadrolaşmada ustadırlar. Karşıdakini yolsuzlukla itham edenler bilin ki kendileri mutlaka ve mutlaka yolsuzluklarını örtbas etmeye çabalamaktadırlar.

Onun telaşesi içerisindedirler.

Milletin analarını ağlatanlar, Çocuklarını da ağlatmaya talipler…

Hırsızlar sirkte oyun oynayan yine kendi arkadaşlarından olan kişiyi göstererek vatandaşların dikkatini o noktaya çeker ve bu arada gafletten istifade ile ceplerini boşaltırlar.

Maalesef bu zamanda da kirli işler bu şekilde yapılmakla kalınmıyor artık açıkça yapılmasından da pek çekinilmemektedir.

Maalesef pek de değişmeyen bir kuraldır ki, hırsıza bak politikası farklı şekillerde sürekli toplumda uygulanır. Hırçınlık yapan bir insan karşıdakini hırsızlıkla suçlayan bir insan, bakıyorum kendisinin de hırsızlık durumu vardır.

Çevresindeki ortaklarının hırsızlıklarını ve kendi hırsızlığını kapatmak isteyen o kişi hırçınca bağırarak, itham ederek nazarları başka tarafa çevirir, gündemi başka şeylerle meşgul etmeye çalışır.

Bu arada yapılan olumsuzluklarla, saman altından suyu götürürler.

Türkiye’de 1. Asırdır bu politika izleniyor. Azınlıkta olan insanlar, çoğunluğu susturmak için; ister mecliste, ister toplumun farklı kesimlerinde hırçınlık yaparak, bağırarak, çağırarak haksız pozisyonda iken, güya kendisini haklı olarak göstermeye çalışır. Mutlaka önemli çapta bir haksızlığının ortaya çıkacağı kesindir. Bunu örtbas etmek ister. Gündemi başka şeylerle meşgul etmek amacıyla gereksiz suni gündemler oluşturmaya başlar.

Bu sosyolojik bir hadisedir. İnsanların psikolojilerini bozarak, sosyolojik davranışlarla kendi sosyal gündemini oluşturmaya çalışır.

Rüzgarsız havada dönen fırıldağın mutlaka bir üfleyeni vardır. (Eskimo atasözü.)

Ancak nereye kadar?

Aslında bu Cenabı Hakk’ın istidrac dediğimiz, karşıdaki insanın Küfürde, inat da, fuhuşta, rüşvet de, sahtekarlık da yapmış olduğu şeye mühlet vermesi ama göz ardı etmemesidir.

Çünkü Allah imhal eder ama ihmal etmez yani mühlet ve süre tanır. Nitekim öyle yapmıştır.

Geçmiş kavimleri helak etmeden evvel artık günah da öyle bir noktaya gelmişlerdir ki; cezayı artık kendilerinin hak ettiğini, kendileri de dile getir hale gelmişlerdir.

Ondan dolayı bu asrımızda bazılarına süre vermektedir. Tamamen yerin dibine batırmak, tamamı pisliğe bulanarak bütün yönleriyle ortaya çıkmak için mühlet vermektedir.

-Makam ve iktidar uğruna her şey yapılıyor, her türlü yalan söyleniyor, kimden olursa olsun her türlü desteğin verileceği hatta ve hatta dağdaki eşkiyaya  bile bakanlık verileceği çok rahatlıkla deklare ediliyor.

Buna karşı Sayın Cumhurbaşkanı daha ne desin… Cinslerine, cibilliyetlerine kadar söylerken…[1]

SOKAK ADAMLARI

Sokağa insanları davet edenler, sokağın çocuklarıdırlar.

Adamda değil.

Sokak kültürüyle yoğrulmuş, sokak terbiyesi kadar terbiyeye sahiptirler.

Kuralın ve hukukun değil, kuralsızlığın ve düzensizliğin çocuklarıdırlar.

Belli ki sokakta yetişmişler.

Ev ve toplum kültüründen uzaklar.

Sokak kültürü melez kültürdür.

Kendini aşamamış, sokağın kalıpları arasında sıkışmış bir kimsedir.

Dikkat ederseniz teröristler hep insanları sokağa dökmektedir.

17-25 Aralık, bugün Kazakistan’da ki terörün kaynağı sokaklardır.

Sokaklar teröristlerin terör yuvaları ve tahrik alanlarıdır.

Yıkma, yakma, dövme, öldürme, talan sokak kültürünün mahsulüdür.

Sokak çocukları İslam ülkelerinde bunu yapmaktadır.

Dürüst ve seviyeli insan, insanları sokağa çağırmaz, insanların yanına gider.

Kabadayı taslakları kavga için insanları sokağa davet eder.

Gel dövüşelim, diye.

Sokaklar barışın yeri değil, kavganın yeridir.

Kabul görmemiş insanların kendisini kabullendirme ezikliğidir.

Darbelerin fitili sokaklarda ateşlenir.

Seviyeli insan sokağa en son çıkan insandır, oda sokaktakileri içeriye çekmek, onları hizaya getirmek içindir. 15 Temmuzda olduğu gibi.

Seref-ul mekan bil Mekin, denilmiş yani bir yerin şerefi, oraya yerleşenlerin kıymeti nisbetindedir.

Genelde sokakta çocuklar, işsiz, güçsüz insanlar olur.

Bazen kedi köpekte bulunur.

İşte size sokak çocukları.. Sokağın çocukları…[2]

Darbenin çocukları… Darbecinin çocukları…

MEHMET ÖZÇELİK

9-1-2022


[1] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2022/01/08/baskan-erdogandan-ak-parti-karaman-il-danisma-meclisi-toplantisinda-son-dakika-aciklamalari

[2] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/sokak-kulturu/

No ResponsesOcak 9th, 2022

RIZIK

Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar…

Karınca da,

“Bir buğday tanesi yerim.” diye cevap verir.

Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi?

Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.

Karınca:

“Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c) verirdi. Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım” diye cevap verdi.

Yüce Allah (C.C) cümlemizi kul kapısına baktırmaktan korusun, amin”…

******************* 

Adamın biri, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a (r.anhümâ), Müslümanlar arasındaki Cemel ve Sıffin savaşları sürecinde; ‘Niçin taraf olmadığını’ sorar. Abdullah (r.a) bu soruyu sorana:

-’Allah Müslüman kanı dökmeyi haram kıldı’ cevabını verir. Adam üsteler:

-’Ama Allah “Fitne kalmayıncaya ve Din yalnız Allah’ın oluncaya kadar savaşın”(2/193) buyurdu’ der.

Bunun üzerine Abdullah b. Ömer, ona şu cevabı verir:

-’Evet savaştık; ta ki Din yalnız Allah’ın oldu. Ama siz neredeyse Din Allah’tan başkalarının olsun diye birbirinizle savaşı sürdürüyorsunuz.’ (Abdullah Yıldız, Kur’ân’ı Nasıl Anladılar, Pınar yay., s.44-45)

*************  

Amsterdam ’da bir cami imamı, her Cuma günü 10-11 yaşındaki oğluyla şehrin sokaklarında dolaşır, İslâm’a dair kaleme aldığı küçük dergiyi dağıtır, insanları İslam’a davet edermiş. Yine bir Cuma günü rahatsız olduğundan oğluna;

– ‘Bu hafta tebliğ için çıkmayalım!’ der.

Bir insanın hidâyetine vesile olmanın ne büyük bir devlet olduğunun hazzını defalarca yaşayan çocuk, babasına yalnız çıkma noktasında ısrar eder. Şiddetli yağışın da olduğu soğuk bir kış günü İmam, oğlunun ısrarına dayanamaz ve;

– ‘Peki!’ der, onu gönderir.

Çocuk Amsterdam sokaklarında dolaşır ve her gördüğü kişiye o dergiyi takdim eder ve onlara;

– ‘Allah, seni cennetine davet ediyor!’ der.

Fakat hava soğuk olduğu için sokaklarda pek kimseler yoktur. En son elinde tek bir dergi kalır, verecek birilerini arar, bulamaz. Sonunda bir kapıya gelir ve defalarca zili çalar, lâkin kimse kapıyı açmaz. Tam dönerken yaşlı bir kadın açar kapıyı. Kadın, karşısında bir çocuk görünce ona;

– ‘Niçin geldin!’ diye sorar.

Soğuktan üşümüş çocuk;

– ‘Allah, seni cennetine davet ediyor. Kur’an’a iman etmeye, sonra da ondaki buyrukları yaşamaya davet ediyor, gelir misin?’ der.

Çocuk kitapçığı verir ve geri eve döner. Ertesi cuma, namazdan sonra babası mutad olduğu üzere cemaate vaaz eder. Ardından soru-cevap faslı başlar. Salonun arka taraflarında oturan kadınlardan biri ayağa kalkar ve şunları söyler;

– ‘Ben önceki haftaya kadar Hristiyan’dım, eşimi kaybettim, çocuklarım da yok, hayatta birinci derece tek bir yakınım olmadığından, aylardır kimse kapımı açmadı. Yapayalnızdım. Yalnızlıktan tarifi imkânsız bir krize girmiştim. Herkesin benden nefret ettiğini, topluma yük olduğumu düşünüyordum. Çünkü Batı’da emekli bir vatandaş topluma yük kabul edilir. ‘”Ölse de devletin yükü hafiflese’” diye düşünenler vardır. Lâkin siz müslümanlar, insanlar yaşlanınca onlara hizmet etmeyi ibadet kabul edersiniz!’

Yaşlı kadın gözyaşı içinde geçen hafta; evin yatak odasına çıktığını, tavana ip bağladığını, ipin halkasını boynuna geçirdiğini,tam ayağını sehpaya vurup, intihar edecekken zil çaldığını duygulu bir şekilde anlatır. Kendi kendine;

– ‘Benim kapımı kim çalar ki?’ deyip biraz beklediğini, sonra tekrar intihara teşebbüs etmek istediğini; ama zili ısrarlı bir şekilde çalınınca, ipi boynundan çıkarıp kapıya yöneldiğini, karşısında duran çocuğun ona;

– ‘Ben, Hz. Muhammed’in (sav.) öğrencisiyim, Allah seni Cenneti’ne davet ediyor!’ deyince sarsıldığını, çocuğun kendisine verdiği kitapçığı alıp okuduğunu ve Müslüman olduğunu anlatır. Camideki bütün cemaat ağlaşmaktadır. Kadın sözlerini şu ifadelerle tamamlar!

– ‘Bana şu anda dünyada en mutlu insan kimdir, diye sorsalar tereddüt etmeden, kendimi gösteririm. Bundan sonraki ömrümü benim gibi zavallıların kurtuluşuna adadım. Ben de o çocuk hayatımın geri kalan bölümünde Amsterdam sokaklarında dolaşacak ve insanlara,

– ‘Allah, sizi cennetine davet ediyor, diyeceğim!’

 *Şimdi Can alıcı soruyu kendimize soralım:”*

 *Ya biz ne yapıyoruz?”*

******************* 

No ResponsesOcak 9th, 2022

BEDDUA ALAN ZİHNİYET İFLAH OLMAZ

BEDDUA ALAN ZİHNİYET İFLAH OLMAZ

Evet, yüz yıldır bu millete zulmeden zihniyet; ne dünyada ve ne de ukbada asla ve asla iflah olmaz ve de olmayacaktır.

Yüz yıldır şeytanı baş köşeye oturtup, avanelerini koltuklara oturtan bu bozuk zihniyet asla iflah olmaz.

İflas etmiş bir zihniyet, kısır bir düşünce topluluğu asla iflah olmaz.

Temiz girenin kirli çıktığı, kirlinin daha da kirlendiği bir zihniyet asla iflah olmaz.

Beddua alan bu zihniyet içimizde varken, düşmana gerek yoktur.

Küfür devam eder, zulüm devam etmez.

Bu zihniyetin zulmü devam etmez.

Bu zulmü destekleyen iflah olmaz.

Bu milletin yüz yıldır mücadelesi hariçteki düşmanla değil, dahildeki iflah olmaz ve beddualı bir zihniyetle olmuştur.

Zihniyet değişmez, tinet değişmedikçe…

Yaşantı değişmez, karakter değişmedikçe…

Herkes kendi tinet ve karakteri doğrultusunda hareket etmektedir.

Zira arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir akıtır.

**************    

İYİ Kİ CEHENNEM VAR!!!

Gerçekten iyi ki ahiret, hesap, sorgu ve cehennem var.

Yoksa bu kadar pislikleri yedi okyanus değil, yer ve göğün tüm suları bile temizleyemez.

İyi ki ahiret ve hesap var. Yoksa bu kadar borçları kısa ömürde insanlık bile ödeyemez.

Asırlardır bizi hep hassas noktalarımızdan vuruyorlar.

Darbenin büyüğünü hep içten yiyoruz.

Düşman ve şeytan hep soldan gelmiyor. Şeytan sağı çok iyi kullanıyor.

İngiliz siyaseti bizi inancımızdan vuruyor.

İmanımızın zafiyetinden istifade ediyor.

Nifak tohumları ekiyor, münafık yapıları koruyor, faaliyete geçiriyor.

O da devlet eliyle, kurumların desteğiyle…[1]

Allah bu milleti zalim eliyle imtihan ediyor.

Belli ki kusurlarımız var.

Bizler nerelerde yanlışlık yaptık?

Veya neleri yapmadık?

Şu asır ayrılma, ayrıştırma, dökülme asrı.

İmtihanımız ağır ve zor.

Finaldeyiz…

Dünya finalde…

Çıkanlar ve inenlerin hızlandığı zamandayız.

Zulmün direkleri çatırdıyor.

Zulmün leşkerleri birer birer gidiyor.

Zulmün temsilcisi Abd büyük bir gümbürtüyle yıkım içinde.

Muhtemelen çöküşü, kokmuş ve kokuşmuş içinin tamamen boşalmasıyla olacaktır.

Zulmedenler şu an toprağın altında, zulümat ve karanlıklar içerisinde, zulümlerinin bedelini ödüyorlar.

Ateşleri bol olsun.

MEHMET ÖZÇELİK

7-1-2022


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/pkknin-kodlari-diayderden-cikti-3728496

No ResponsesOcak 7th, 2022

İFFETSİZİN İFFETLİYE İFTİRASI

İFFETSİZİN İFFETLİYE İFTİRASI

Şeytanı taşlamaktan, Rahmanı tesbihe vakit kalmamaktadır.

Gerçi def’i şer celbi nef’a racihtir.

Yani esas olan şerrin defedilmesidir. Tıpkı takva gibi.

Densiz ve iffetsizin biri, İffetli kadın Hz. Meryem’e saldırmış. Gerçi ilahiyatçı değil ancak İzmir Dekanı tarafından gariptir ki, sahiplenmiş olmasıdır.[1]

Kur’an-ı Kerim-in ifadesi yani Allah’ın tescil ve tesbitiyle Hz. Meryem iffetli bir kadındır.

Bir surenin adı, Meryem suresidir.

Aslında bir insan ne kadar cahil olursa olsun, sadece Rabbimizin Meryem hakkındaki ifadesine bakmakla O’nu çok rahatlıkla anlayabilir, terbiyesizlikte bulunmaktan içtinab eder.[2]

Aslında burada sadece Hz. Meryem’e iftirada bulunulmuş olunmuyor, Hz. İsa’nın zinadan olduğu iftirasında da bulunuluyor.

Gerçi zırva tevil götürmez ancak safi zihinleri bulandırmaktadır.

Hz. Meryem’e iftiraya sebeb gösterilen olay, tahrif edilmiş incil’den bir kıssanın anlatılmasıdır.

Zina yaptığı iddia edilen bir kadını taşlamak için can atan topluluğa Hz. İsa’nın şöyle dediğidir: “İlk taşı, günahsız olan atsın”.

Kimse taş atamaz. Kadın da affedilir.

Kur’an-ı Kerim âyetlerinde Hz. Meryem’in iffeti şöyle anlatılır:

“İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.”Nur.24.

Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.”Nur.4.

“Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-7 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” Al.i İmran.36.

“Hani melekler, “Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.” Al.i İmran.42.bak.43.44.

“Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.”Al.i İmran.45.

Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.” Nisa.157.bak.171.

“Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.” Maide.75.

“O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün…” Maide. 110.

“(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hrıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.” Tevbe.31.

Kimi ifrat harekette bulunurken, kimide tefritte bulunmaktadır.

“(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.” Meryem.17.

“Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. Meryem.18.

Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.”Meryem.20.

Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.”Meryem.22.

“Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” Meryem.27.

Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.” Müminin.50.

Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.” Tahrim.12.

Gerçekten bunda zahir hakikatler var iken, kör olup görmemek, sağır olup duymamak, ahmak olup araştırma zahmetinde bulunmamak hamakatın ötesinde ihanet ve cinayettir.

Birde cehennem konusunda[3] Allah’ın yakması olarak görülmesi ve  gösterilmesine kısaca cevap ise;

Cehennem deyince genellikle insanlar yanılacak yer olarak düşünürler. Oysa cehennemin bir çok görevleri vardır.

En önemlisi ise, temizleyici olmasıdır. Günahları ve günah kirlerini temizler. Eğer temizlenecek durumda ise.

Ancak yakma en köklü temizleme ateşle de olmaktadır.

Hatta yıldızların birer ışık kaynağıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

04-01-2022


[1] https://www.yeniakit.com.tr/haber/hz-meryeme-fahiselik-iftirasi-o-ilahiyatciya-tepki-yagiyor-dekanlik-islami-degil-hocasini-koruyor-1613686.

https://www.mihraphaber.com/video/8994885/ilahiyatci-kisadan-hz-meryeme-iftira

[2] http://www.tesbitler.com/index.php?s=Meryem

http://www.tesbitler.com/index.php?s=%C4%B0lahiyat

[3] http://www.tesbitler.com/index.php?s=cehennem

No ResponsesOcak 4th, 2022

ÇIKARILACAK DERSLER

BİR AĞAÇTAN ON DERS

Bir ağacın gölgesinde adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı. Başını kaldırıp ağaca baktı.

—Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım dedi.

Birden ağaç dile geldi:

—Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki, dedi.

Adam heyecanla:

—Seni dinlemek isterim, dedi.

Ağaç konuşmaya başladı:

—At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle sana on tane hayat dersi vereceğim, dedi.

Adam heyecanlanarak:

—Tamam dedi.

Ağaç:

—Dinle o zaman, dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:

1-Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.” “Yaşlı kurda yol öğretilmez.”

2-Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar düşerken baltayı alıp sana koşarlar.

3-Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran pirince en çok benzeyen beyaz taştır.

4-“Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir” İnsanı

geliştiren mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâr engelini aşmak için yükseğe çıkar. Engelleri fırsat bilmelisiniz.

5-Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç tüm gücünü kökten alır. Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?

6-Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.

7-Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.

8-Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.

9-Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı

bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.

10-Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.

Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan bu ağaç değil benmişim meğerse” diye geçirdi içinden.

“Yeryüzünün öğretmeni olmadan, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım!”

– Aliya İzzet Begoviç

************** 

İŞTE TARİHİMİZDEN ÖRNEK BİR ESNAF VE EMANET AHLAKI.(NASIL YİTİRDİK BU AHLAKI)

-Geçmişte insanlar hacca araba ile değil daha çok at sırtında giderlermiş. Giderken de üzerlerindeki ağırlıkları, kıymetli ziynet eşyalarını Şam’da bulunan Mithat Paşa caddesine bırakıp dönüşte alırlarmış.

-Bir gün bir hacı adayı caddede bulunan esnafın birine içerisinde 3 bin osmanlı lirası bulunan bir keseyi teslim etmiş ve “ben hacca gidiyorum dönüşte bunu senden alacağım” demiş.

-Aradan 3 ay gibi bir zaman geçmiş ve adam hacdan geri dönüp geldiğinde keseyi bıraktığı kişiye gidip “ben buraya bir kese emanet etmiştim onu almak istiyorum” demiş. Bunun üzerine dükkan sahibi:” biraz müsaade et benim çarşıda işlerim var, bu arada çocuklar sana ikramda bulunsunlar, çok sürmez ben gelirim” demiş. Aradan birkaç saat geçmiş ve dükkan sahibi içerisinde 3 bin lira bulunan kırmızı bir kese ile geri dönmüş ve emaneti sahibine teslim etmiş. Kese sahibi teşekkür edip tam çıktığı esnada keseyi emanet ettiği dükkanın yan tarafta bulunan diğer dükkan olduğunu farketmiş. Kese sahibi hayıflanarak büyük bir üzüntüye kapılıp keseyi bıraktığı asıl dükkana gider ve dükkan sahibi hacıyı görünce tanır :”Allah haccını makbul ve mebrur etsin” demiş ve kesesini kendisine teslim etmiş. Bunun üzerine adam şaşırıp kalmış, “nasıl bir yanlış yaptım” diye düşünmeye başlamış ve “benim olmayan bir keseyi nasıl bana verdiler” demiş.

–Keseyi teslim aldığı ilk dükkana gider ve “sende olmayan bir emaneti bana nasıl verdin” diye sorar.

–Dükkan sahibi:”ben senin samimi olduğunu gördüm, doğru söylediğini anladım ve sana inandım ama tüm bunlara rağmen bahsettiğin keseyi sana verecek imkanım yoktu. Belki sen keseyi bırakmışsındır da ben unutmuşumdur diye kendi kendime hayıflandım, sonrasında gittim elimde bir eşyam vardı bin liraya onu sattım, komşumdan bin beşyüz lira borç aldım, beş yüz lira da cebimde vardı, bir şekilde toparladım ve sana emanetini verdim. Tüm bunları yaparken şundan korktum, Allah korusun sen memlekete döndüğün zaman, ben gittim Mithat Paşa’da bulunan herhangi bir dükkana emanetimi verdim sonrasında dönüp almaya gittiğimde bana emanetin burada yok dediler, inkar ettiler dersin ve memleketimizin, sokağımızın ismi kötü anılır diye çok korktum ve emanetini bir şekilde toparlayıp sana teslim ettim” der….

**************  

EBU DÜCANE/SAHABE VE BİZ

 Ebu Dücane* (ra); sabah namazlarını Rasûlûllah (sav)’ın arkasında kılmayı adet edinmişti.

Ancak namaz n biter-bitmez süratle camiden çıkar giderdi. Bu davranışı Rasûlullah (sav)’ın dikkatini çekmiş olacak ki bir gün Ebu Dücane’yi durdurdu ve

*-Ey Ebu Dücane, Allah’a ihtiyacın yokmudur? (ki dua etmeden çıkıp gidiyorsun)* buyurdu.

Ebu Dücane;

-Allah’a olan ihtiyacım o kadar fazladır ki bir an bile Allah’ı unutmuyorum ya Rasûlallah! dedi.

Rasûlullah (sav):

-O halde niçin namaz bitip Allah’a dua edinceye kadar bizimle kalmadan çekip gidiyorsun?

Ebu Dücane;

*-Ya Rasûlallah, benim Yahudi bir komşum var, bahçesindeki hurma ağacının dalları evimin avlusuna sarkmış. Gece rüzgar esince, hurmaları bahçeme düşmektedir. Küçük çocuklarım aç olarak uyanıp o hurmaları yemeden önce gidip onları topluyor ve sahibi olan Yahudiye veriyorum.

Birgün sabah namazından sonra eve biraz geç gidince, yeni uyanan bir çocuğumun o hurmalardan birini ağzına koyup çiğnediğini gördüm. Parmağımı ağzına sokup dışarı atmasını sağlayınca çocuk ağlamaya başladı. -Ben ona,

*-Allah’ın huzuruna Yahudinin hurmasını çalan bir hırsız olarak çıkmamdan utanmıyor musun ki hurmasını yiyiyorsun? dedim.

Dolayısıyla bu durumun bir daha tekrarlanmaması için namazdan hemen sonra çıkıyorum.

Duruma vakıf olan Hz. Ebu Bekir Yahudiye giderek hurma ağacını satın aldı. Ebu Dücane ve çocuklarına hediye etti.

*Yahudi, Hz. Ebu Bekir’in bu ağacını satın almasının sebebini öğrenince bütün ailesini yanına alarak Rasûlullah (as)’ın huzuruna çıktılar ve ailece müslüman oldular.

Kısa sürede İslam’ın bütün Arap Yarımadası’na ve kıtalara yayılmasının ve ‘bölük-bölük’ insanların İslam’ı girmelerinin sebebi o günkü müslümanların İslam’ı bu şekilde yaşamalarıydı.

**************  

Paris’te 1938’de bir tiyatronun vestiyer görevlisi kadın, temsil bittikten sonra, Amerikalı müşterilerden birine paltosunu giydirir. Müşteri hemen paltoyu  çıkarır:*

-Bu benim değil, der.

Vestiyer görevlisi kadın, Amerikalının paltosunu arar, arar, bulamaz. Yanlışlıkla bunu başka bir müşteriye giydirdiğini anlar. *Paltonun cebinde 150 dolar kadar para ve Amerikan sigaraları vardır.*

Vestiyer görevlisi kadın, bütün bunları ödemekle kalmayacak, tiyatro ile mukavelesi de bozulacaktır. Telâş içindedir. *Amerikalıdan özürler dileyerek ertesi güne kadar mühlet ister.*

O geceyi uykusuz geçirir ve sürekli düşünür:

*”Yanlışlıkla bu paltoyu giyip giden müşteri, Fransızsa geri getireceği şüphelidir. İngilizse geri getireceği muhakkaktır.” vs, vs.* Böylece, zihninde tanıdığı bildiği bütün milletlerin insanlarına göre birer ahlâk notu verir.

Ertesi gün, sabahtan itibaren, gözleri kapıda beklemeye başlar.

*Öğleye doğru, zayıf, gözlüklü, orta yaşlı ve orta boylu bir adam çıka gelir ve paltoyla birlikte ceplerindeki dolarları ve sigaraları kadına teslim eder. Kadın sevinçten deli gibidir. Namuslu müşteriye bir çift bilet hediye etmek ister, kabul ettiremez. Sorar:*

-Fransız mısınız siz?

-Hayır, madam.

-İngiliz?

-Hayır.

-İtalyan?

-Hayır, madam, ben Türk’üm.

O zaman, kadın gece düşündüklerini anlattıktan sonra:

*-Türkler hiç hatırıma gelmemişti, der.*

Ve müşteriye, Türk bayrağının rengini hatırlatan kırmızı ve beyaz güllerden acele yaptırdığı buketi hediye eder.

*Bu hikâye yaşanmış ve doğrudur, çünkü buketi alan Türk, PEYAMİ SAFA’dır.*

******************** 

Şeyh Edebali’den…

Evladım,

İnsan kulağından zehirlenir.

Her duyduğuna inanma!

Aziz Nesin anlatıyor;

“Bir roman yazdım. Üç ay, geceli gündüzlü bu romana çalıştım. Dünyada herkes birbirini kandırır, yazar kısmı da kendi kendini kandırır. Başkalarına söylemeye utansam bile kendi kendime söyleyebilirim. Roman çok güzel oldu. Gazetelerden birine götürdüm.

“Biz telif roman neşretmiyoruz,” dediler.

“Bir kere okuyun!”

“Ne gereği var, halk telif roman sevmiyor.”

Bir kitapçıya götürdüm. Daha “Bir romanım var,” der demez, “Biz yalnız tercüme romanlar basıyoruz,” dedi.

Başka birine götürdüm. O da, “Tercüme varsa getirin, telif roman satılmıyor,” dedi.

Nereye gittimse, hepsi birbirinin ağzına tükürmüş. Üç ay, ha babam ha, çalışıp büyük ümitlerle yazdığım roman, kimse görmeden cami kapısına bırakılacak günah çocuğu gibi elimde kaldı. O zaman aklıma geldi. Bizim arkadaşlar, kimi Fransızcadan, kimi Almancadan, kimi İngilizceden, İtalyancadan hikâyeler aparıp Johnson’u Ahmet, Martha’yı Fatma yapıyorlar; sonra kendileri yazmış gibi hikâyenin altına imzalarını çakıp dergilere veriyorlar. Ben niye sanki tersini yapmayayım?

Oturdum, romanda ne kadar Türk adı varsa değiştirdim. Amerikan ismi koydum. Elime bir yerden de New York’un planını geçirdim. Romandaki yer adları da Amerikan’ca oldu. Şimdi sıra geldi, romanın yazarına…Mark Obrien diye bir de ortaya Amerikan yazarı çıkardım.

“Yalnız çeviri roman yayımlıyoruz,” diye beni tersyüz eden gazeteye romanı götürdüm. “Size Mark Obrien’den çevirdiğim bir roman getirdim,” dedim.

“Çok güzel. Kim bu Mark Obrien?”

“Aaa! Bilmiyor musunuz? Ünlü Mark Obrien yahu! Kitapları bütün dünya dillerine çevrildi.”

Romanı okuma gereği bile görmediler; trink paraları sayıp aldılar. Yalnız bana “Yazar ve eseri hakkında bir şeyler yaz,” dediler.

Sarıldım kaleme:

“Mark Obrien’in son şaheseri: ‘Struggle for Life’

Amerika’yı yerinden oynatan bu eser bir ayda 4 milyon sattı. Bütün dünya dillerine çevrilen bu kıymetli roman, nihayet ‘hayat kavgası’ adıyla dilimize de çevrilmiştir.”

Mark Obrien efendiye bir de hal tercümesi şişirdim, sormayın. 18 çocuklu ailenin en küçük çocuğu. Babası Philadelphia’da bir çiftçi. Oğlunu papaz yapmak istiyor. Küçük Mark, daha 14 yaşında ilahiyat profesörünün kaba etine iğne batırıp mektepten kovulmak zekâsını gösteriyor. Tıpkı birçok ünlü Amerikan yazarının hayatı gibi… Balıkçılık yapıyor. Hep bildiğiniz hikâye. Derken 40 yaşında ilk hikâyesini ‘Let Us Kiss’ dergisine gönderiyor. Dili, üslubu o kadar bozuk, anlamsız, saçma ki!

Anlayacağınız, uzun bir hal tercümesi. Bizim roman bir tutunsun. Kitapçılar, “Aman şu mark Obrien’den bir çeviri de bize yap!” diye peşime düştüler.

Mark Obrien’den tam 18 roman çevirdim. Daha da ömrüm oldukça çevireceğim. İş bununla kalmadı. Hani ünlü polis hafiyesi Jack Lammer var ya. Kitabı herkesin elinde dolaşıyor. Ondan da 6 kitap çevirdim. Son günlerde işi ilerletmiştim. Hintçeden, Çinceden bile çeviriyordum.

Bu gidişle bir zaman gelecek, Amerikan edebiyat tarihini yazacak olanlar, Türkçe romanları okumaya mecbur olacaklar. Benim de artık son umudum, Mark Obrien adıyla, Amerikan edebiyatında yer almak.

Sosyal medyada bu mevzunun roman değil de ağaç versiyonunu denedim. Türkiye olarak son 20 yılda gerek devlet , gerek STK’lar eliyle 4 milyar adet fidan dikmişiz. Dünya rekoru kırmışız. Gittim bir çapulcu sayfaya , bu başarı Türkiye’de  değil de, Finlandiya’da gerçekleşmiş gibi anlattım.  Sonuç muazzamdı. Türkiye deyince ormanı yakıp saray yapacaklar, Avm yapacaklar diyenler, her yer beton oldu diyen tipler Finlandiya yazınca çok fena takdir ettiler.

Bunları niye yazdım: Burada kendi sayfasında kalem oynatan, ilgi duyduğu bir alana, günlük yaşama, siyasete, ekonomiye, insana dair yazılar yazan öyle insanlar tanıdım ki yazdığının altına ünlü bir ekonomist, popüler bir yazar, bilindik bir politikacı, büyük medya kuruluşlarında köşe sahibi insanların adı yazılsa kimse anlamaz, etkileşimleri de 10 kat yüz kat artar. Tamam, eskiden de öyleydi ama, bu zamanda-özellikle bu zamanda- etiket herşey vesselam.  Selam olsun ambalajı değil de, içeriği kaliteli olanlara… 😎

(E. Barzonun sayfasından)

****************** 

▪️Göz; 324 Milyon piksel görme kalitesi

▪️Beyin; 2.5 Milyon GB hafıza

▪️Damarlar; Vücutda 40 bin km’lik ağ.

▪️Kalp; Yılda 38 milyon ritim.

▪️Böbrek; 1.2 milyon filtreleme ünitesi

▪️İskelet; 206 kemik üzerinde duran vücut.

▪️Bu organları bir avuç topraktan yaratan Allah’a şükürler olsun

******************* 

Zamanında Sultan Ahmet meydanında Allahın veli bir kulu varmış, gelen gidenin kolundan tutup: “ALLAH VAR, ALLAH VAR!!!” diye insanları silkeliyormuş.

Tabii insanlar buna deli muamelesi yapıyor, pek ciddiye almıyor.

Ben de 10 yıllık imamım, bu zattan haberim yok ve SultanAhmet ziyareti çıkışında baktım benim de kolumdan tutup “ALLAH VAR, ALLAH VAR” diye bedenimi silkeledi…

Ben de, meczuptur deyip elimle adamın sırtını sıvazlayarak: “Elbetteki Allah var kardeşim, hiç olmaz mı” diye tasdik ettim.

Adam tekrar eti: “AMA GERÇEKTEN ALLAH VAR!”

Ben bu sefer daha sıcak bir karşılık ile: “Evet, gerçekten Allah var” dedim. Ama bu mübarek adam, yüzüme bakıp bu sefer bedenimi değil adeta ruhumu silkelercesine: “HAYIR, HAYIR. ÖYLE BÖYLE DEĞİL. SANDIĞINIZ GİBİ HİÇ DEĞİL. GERÇEKTEN DE ALLAH VAR!!!” dedi.

Ben hala meczupluğuna bağlayıp kırmadan cevap vermeye çalışırken birden vicdanım irkiliverdi. Ne demekti: “ÖYLE BÖYLE DEĞİL” ne demekti: “SANDIĞIMIZ GİBİ DEĞİL”

Biz Allahı nasıl biliyorduk ki; bu zat bilmediğimizden bu kadar emin bir şekilde bizi ikaz ediyordu. Ben bir İmamım ben bilmezsen kim bilecekti Allahın var olduğunu.

Ama bir tuhaflık vardı bu uyarıda, bu meczubun bu söylemi yabana atılacak cinsten değildi, bu mübarek zat öyle laf olsun diye değil, yürekten ikaz ediyordu beni.

Yoksa, yoksa gerçekten de Allahın varlığının farkında değilmiydim???

Bu mübarek adam ruhumu öyle bir silkelemişti ki, on yıllık bir imam olduğum halde gerçekten de Allahın varlığını tam idrak edemediğimi fark ettim. Olduğum yere yığıldım, bu zat kolumdan tutup beni bir kenara çekti. Ben ağladım o benimle ağladı, ben sustum o benimle sustu.

İki saat sonra ancak kendime gelebildim ve o zat yüzüme öyle bir sevgi ile baktı ki, gayriihtiyari elini öpmeye giriştim ama o bana sarıldı. Ve “ELHAMDULİLLAH, BİR İNANAN KARDEŞİMİ DAHA BULDUM” dedi. ve ardından “ŞİMDİ VAR GİT, MÜSLÜMANLARA ALLAHIN GERÇEKTEN VAR OLDUĞUNU ANLAT AMA HABERİN OLSUN. ÇOK ZORDUR, MÜSLÜMANLARA ALLAHIN VAR OLDUĞUNU ANLATMAK.       

******************* 

No ResponsesOcak 1st, 2022

HZ. YUSUF BOLLUK VE KITLIĞI

HZ. YUSUF BOLLUK VE KITLIĞI

Kur’an-ı Kerim-de anlatılan hiçbir mesele yoktur ki; gerek zahiri, gerek işari ve imaen de olsa, gelecek asırlara ışık tutan, benzerinin yaşanacağı bir dönem ve olay vuku bulacaktır.

Bunlar bilimsel meseleler yani peygamber mucizelerinin ilmen tezahüründen tutun da, geçmiş kavimlerin başlarına gelen olayların benzerleri olan sosyal hadiseler vuku bulacaktır.

Fil olayının benzerinin yaşanmasından, bir ifk yani iftira olayından, münafıkların yaptıkları mescidin ayetin emriyle Mescid-i Dırar kabul edilip yıkılması ve yakılması hadisesi.

Geçmişteki olayların benzerleri yaşanmadan ve de onlardan ders alacak bir yaşantı içerisine girmeden hayat son bulmayacaktır.

-Hz. Yusuf Peygamberin rüyası gibi rüya hakikati hayatta önemli bir yer tutar ve rüyalar geleceğe ışık tutan hakikatlerdir.

Firavunun rüyasından, Hz. İbrahim ve vahiylerin gelmesine kadar.

-“Andolsun onların (geçmiş peygamberler ve ümmetlerinin)  kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır. (Bu Kur’an)  uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.”[1]

-“Andolsun ki Yûsuf ve kardeşle­rinde, almak isteyenler için ibretler vardır”[2]

-Bunlardan birisi de; Hz. Yusuf bolluğu ve kıtlığı dönemleri.

-“ Kral dedi ki: “Rüyamda yedi arık ineğin yedi semiz ineği yediğini gördüm. Ayrıca yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başak gördüm. Efendiler! Eğer rüya yorumluyorsanız bu rüyamı da bana yorumlayın.

(Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi.

Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.”

“Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.”

“Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.”

Yûsuf, “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.

Böylece Yûsuf’a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.”[3]

Ve genişçe yedi sene bolluğun arkasından gelen yedi sene kıtlık o çevreyi tamamıyla vurmuştu.

Yusuf suresinde anlatılan bu bolluk ve kıtlık yılları bizleri bekliyor.

Hep bu tehlikeye dikkat çekiliyor.

Türkiye Mısır olabilir.

Yiyecek dağıtan ülke, muhtaç ülkelere ve onları tevhide çağıran ülke olabilir.

Yusuf peygamberin 7 yıl kıtlığını mı göreceğiz?

Hz. Yusuf kıssası ve alınacak dersler vardır.

Dünyada sürekli istatistiklerde insanlığı bekleyen kuraklıklardan söz edilmektedir.

Bolluk içinde yaşayan, padişah ve kralların yaşantısının herkes tarafından fazlasıyla yaşandığı devreden geçmekteyiz.[4]

-Bazı makamlar var ki, oraya ibadetle değil ancak musibetlerle çıkılabilir, Eyyüb Peygamberin makamı gibi.

Kısmetindir gezdiren yer yer seni /Arşa çıksan âkıbet yer, yer seni. /Onun için onun adı yer oldu. / Önce besler sonra kendi yer seni. | İbn-i Kemal Paşa.

-Dünya yaşlı dünya. 1400 sene önce gelen Peygamberimiz Ahirzaman Peygamberiydi. Kur’an-ı Kerim kıyamet yaklaştı buyurmuştu.[5]

İhtiyar olan dünya sona yaklaşmaktadır.

MEHMET ÖZÇELİK

31-12-2021


[1] Yusuf suresi.111.

[2] Yûsuf 12/7.

[3] Yusuf suresi-43,46-49,55-56.

[4] http://www.tesbitler.com/index.php?s=Zengin

[5] http://www.tesbitler.com/index.php?s=k%C4%B1yamet+alametleri

No ResponsesAralık 31st, 2021

TERÖRÜN KAYNAKLARI

TERÖRÜN KAYNAKLARI

Terörün kaynakları olmadıkça ve dahilden beslenmediği sürece ne terör devam eder, ne de terörist kalır. Özellikle ve özellikle içten bir destek bulmadıkça, maddi manevi bir destek bulmadıkça terörün devam etmesi söz konusu değildir.

Bugün dağdaki terörist hem içten hem de dıştan destek görmekte ve bu devleti yıpratarak maddi bir menfaat elde edip, devletin güçlenmesini engellemektedir.

Devleti zayıf düşürmesi, kendi gücünü ortaya koyarak uyuşturucu gibi sektörler bunun temel menfaat odaklarıdır.

Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.

Teröre destek olan teröristle aynı saftadır.

Zulme Rıza zulümdür, küfre Rıza küfürdür. Teröre destek olan ve onu meşru görüp maddi manevi destek olan da teröristtir.

Marksist, materyalist, sosyalist veya lgbt hangi tavır içerisinde bulunursa bulunsun, neticede terör iltisaklı ve destekli bir yöne gidiyorsa, elbette teröristle aynı seviyededir.

Askeri öldüren, polisi öldüren, vatandaşı öldüren ve onu öldürene destek olan ve de onu meşru gören ve olumlu Gören, oy oranıyla meşru olarak değerlendiren ve onun arkasında müspet bir pozisyon arayan veya birine olan kininden dolayı onları destekleyen de teröristle aynı eş değerdedir.

Teröristin tanımı mı?

Dağda, silahla ve öldürerek, haksızca hak aramaya çalışan kişi ve kişilerdir.

Hak aranacaksa meşru yoldan ve hakça aranmalıdır.

Ortada varsa bir pislik, temiz yolla temizlenmelidir.

Pislik pislikle temizlenmez. Temizlenirse pislik olur. Sahibi de pis olur.

“PKK elebaşı Duran Kalkan: Mücadelemiz dostlarımızla daha etkili hale geldi.”dedi.[1]

Bu dost kapsamı ve kavramı içinde bulunanlar için dünya ve ahiret zilleti yeter.

Bir asırdır inançlı insanlar nice mağduriyetler yaşadı, yaşatanlar bugün teröristlerin yapmakta olduklarının yapılmasını, ekmeklerine yağ sürülmesini, gayri meşru uygulamalarına kılıf geçirerek meşru gösterilmesini istediler.

Şuurlu Müslümanlar buna pirim vermedi.

Bu sefer kendileri piyonlarını piyasaya sürerek Müslümanlara saldırdılar.

Kendileri çalıp, kendileri oynadılar.

İşte bugün kanalizasyonlar patladı, kokular etrafa saçıldı.

Ve bu düşen maskenin arkasındaki haince yüz, varsa dünyanın ömrü yüz yıllarca anlatılacaktır.

Cengiz ve Hülagü ve de firavun zulmü gibi.

İslam’ın affetmediği iki büyük sosyal suç var; biri terör, diğeri irtidat suçu.

Osmanlının da asırlardır en şiddetli mücadelesi dağ eşkiyası ile olmuştur.

Rahmetli dedem kırk yıl önce eşkıya dağda idi, şehre indi demişti.

Şimdi mi?

Devlet kurumlarında, oda en hassas yerlerinde faaliyet göstermektedir. İçişleri Bakanının ifade tesbitiyle…[2]

-Gündem kasıtlı olarak değiştiriliyor.

Herkes kendisine terör ve benzeri gibi bir olumsuzluk isnad edildiğinde doğrudan Anıtkabir’e gidiyor.

Atatürkçülük kalkan olarak kullanılıyor.

Bazı gündem değiştirmeye yönelik hareketler, bir yerlere verilen mesajlardır.

Bir yerlere mesaj gönderilmektedir.

Tıpkı 17/25 Aralık gibi.

Sinsi ve kirli oyun peşinde olanlar var.

Allah fırsat vermesin, akamete uğratıp, hilelerini boyunlarına geçirsin, bu millete, dinine ve vatanına ihanet edenlerin.

**************  

“Mülteci Hakları Derneği’nin raporu, terör örgütü PKK’nın Suriye Haseke’deki Hol Kampı’nı cehenneme çevirdiğini ortaya koydu. Kampta neredeyse her hafta 2 çocuk hayatını kaybediyor. Son olarak bir çadırda Kur’an okuyan 30 kadın PKK’lılar tarafından infaz edildi. DEAŞ’lı bahanesiyle Hol Kampı’nda tutulan 40 bini çocuk 64 bin kişi, insanlık dışı ortamda yaşam savaşı verirken, uluslararası toplum yaşananları sadece izliyor.”[3]

Terörle dikkatimizi dağıtanlar, içte ve içimizde geleceğe yönelik her türlü tahribatı yapmaktadırlar.

Artık eski işgal dönemlerinin şekli tamamen değişti.

İçten temsilci ve temsilcilerle bu iş yürütülmektedir.

Dıştaki devletlerin içteki valileri mesabesindedirler.

Nitekim dünyadaki darbeleri besleyen Soros, Türkiye’de bunun için boğazdaki zenginlerin bunu üstlendiklerini söylüyordu.

Erdoğan’da boşu boşuna ve birden bire, rast gele söylemedi onlar için; Ben sizin cinsinizi, cibilliyetinizi bilirim, diye.

Bu millete bir yönden değil, hem sağdan, hem soldan ve hem de ortadan vurulmaktadır.

-Dün sol cenahla yürüyenler, bugün sol cenahın sol ve sosyalist ve terörist koluyla yola koyulmaktadır.

Bazılarını engel olmasın diye yoldan çıkararak.

Artık kirlenme o kadar açık hale geldi ki, sol, sağ, milliyetçi görünümlü olanlar gerçek yüzlerini göstererek aynı cenahta hatta aynı karede görüntü vermede bir beis görmediler.

-Biz bu filmi yüz yıldır izliyoruz. Oynanan oyun hep aynı, piyonlar değişik.

-Bizi bekleyen tehlike mi?

Korkuyorum.

Ölümden mi?

Asla…

Çocuklarımızın ihanete uğramasından.

Yüz yıllık kavganın bir yüz yıl daha devam ettirilmesinden.

Suyun ve zihnin bulandırılmasından.

Dağdaki terör ve kavganın şehirlere hatta kurumlara ve de evlere taşınmasından.

Kavganın temelinde ise ekonomi ve menfaat var.[4]

MEHMET ÖZÇELİK

31-12-2021


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/pkk-elebasi-duran-kalkan-mucadelemiz-dostlarimizla-daha-etkili-hale-geldi-3728286

[2] https://www.yenisafak.com/gundem/bakan-soylu-ibbye-alinan-557-personel-teror-orgutleri-ile-baglantili-3725096

https://www.yenisafak.com/gundem/kimlik-bilgilerimiz-pkkliya-emanet-3728179

https://www.haber7.com/guncel/haber/3178024-ibbde-vatandasin-kimlik-bilgilerini-pkkliya-emanet-etmisler-ogrenince-irkildim

https://www.haber7.com/dunya/haber/3178055-abdli-muhabir-pkkli-yoneticiler-disari-cikamiyor

[3] https://www.yenisafak.com/dunya/hol-kampi-cehennemi-pkk-kuran-okuyan-30-kadini-katletti-3727817

[4] https://www.facebook.com/100006877292104/posts/2890431384529410/

https://www.facebook.com/100006719822258/posts/3231938600373436/ https://www.facebook.com/100006877292104/posts/2889064381332777/

https://t24.com.tr/haber/selvi-merkez-bankasi-baskani-durmus-yilmaz-gitti-trol-yilmaz-geldi,1002851

https://www.yenisafak.com/gundem/chpli-ekrem-imamoglunun-teror-orgutu-pkknin-dernegi-diayderi-ziyaretinin-fotograflari-ortaya-cikti-3727924

https://www.haber7.com/guncel/haber/3177350-ibbnin-yardim-kartlari-pkklilara-gidiyor-iddiasi-iste-dikkat-ceken-kareler

https://www.haber7.com/guncel/haber/3178024-ibbde-vatandasin-kimlik-bilgilerini-pkkliya-emanet-etmisler-ogrenince-irkildim

No ResponsesAralık 31st, 2021

ÖMÜR DEDİĞİN..

BİR İKİNDİ GÖLGESİDİR ÖMÜR DEDİĞİN..

“Adana’da Covit19 nedeniyle vefat eden

İmam Hatip Lisesi Müdürü İsmail İnan Bey sosyal medya üzerinden aile fertleriyle şu yazıyı paylaşmış 😔

“ Ömür Dediğin:

Hayata ha şimdi, ha sonra başlayım derken bir bakıyorsun;

tükenmiş ömür…

Avucumuzda son kullanma tarihi çoktan geçmiş bir yığın

TECRÜBE kalıyor.

Atsan atılmıyor,

satsan satılmıyor!..

“Gençlik bir kuştu;

tutmak istedim tutamadım.

Yaşlılık bir paçavra; satmak istedim satamadım.”

B i r  

i k i n d i 

g ö l g e s i

Ö M Ü R  

d e d i ğ i n…

Gece olur duramazsın,

güneş vurur kalkamazsın.

Sade bir ikindilik, kısa bir dinlencelik…

Dünyaya ait ne varsa harcanıp gidiyor.

Yiyip içmeler, gezip tozmalar,

gülüp eğlenmeler…

Evin, arabanın taksitleri,

filanca yerde yaptığımız tatiller,

almalar vermeler,

saçıp savurmalar,

bizim zannettiğimiz saklayıp durduğumuz altınlar,

azıcık bile vermeye kıyamadığımız paralar…

Hepsi bir bir kaçıyor bizden,

ya da istemesek de biz onlardan ayrılmak zorunda kalıyoruz…

B i r   

S E C D E  

y e r l e r i  

k a l ı y o r 

g e r i y e..

Alnımızda mıh gibi çakılı kalıyor.

Bozulmuyor, kokmuyor, yitmiyor…

Bir o bize kalıyor…

O k ş a n m ı ş  b i r 

Y e t i m  B a ş ı  

Ö p ü l m ü ş 

A n n e  E l i  

A l ı n m ı ş

b i r   B a b a  D u a s ı

Reyyan kapısından geçmek için vize mahiyetinde, saklanmış ORUÇ’lar…

Gizliden; şöyle kimseye çaktırmadan bir fakirin eline tutuşturulmuş SADAKA’lar kalıyor…

Masivadan sıyrılıp, vakit saat dinlemeden açılmış eller,

tek O’ndan istemeler,

tek O’na gönderilmiş dilekçeler kalıyor…

Yürekten söylenmiş

E l h a m d u l i l l a h,

acizce,

kulca edilmiş nasuh bir

T e v b e,

 isyanları yıkayan

 G ö z y a ş l a r ı

kalıyor…

Mümince gülüşler, şeker tadında sözler….

Kimsenin etini yemeden,

kırıp dökmeden,

gözünde yaş bırakmadan geçirilmiş günler kalıyor…

Biraz dur, bekle biraz…

Arada bir arkana dön ve geriye neler bıraktığına bak…

Harcanmış yıllarını seyret usulca.

Bak nasıl bitiyor ömür dediğin…

Bir KAPIYA bir kere gidersin,

ikincisinde utanırsın…

Ama bir

K A P I

var ki her gün gidersin,

gitmelere

D O Y A M A Z S I N..

Çünkü bilirsin seni KAPISINDAN

kovmayacak

bir tek

“O” V A R D I R 

Her gün,

her gün içini dökersin,

bir O SIKILMAZ senden,

bir O affeder seni,

bir O yüzüne vurmaz AYIPLARINI 🌟

Akıttığımız her damla gözyaşı cehennem ateşini söndürsün inşallah.

Dua ve muhabbetle…

O sonsuz rahmet sahibi ALLAH’ıma emanet olun inşaallah…”

Bu güzel nasihatleri yazdıktan birkaç gün sonra hocamız vefat etmiş.

Rabb’im rahmet eylesin 🤲

Aslında biliyor musunuz, ben öğretmenlere kızıyorum, hemde çok kızıyorum…

Neden mi?

İşte sebebi…..

****************  

EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA

Bağdat’ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:

– Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.

Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. “Ver şu adama” dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.

Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:

– Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?

Geriye bakıp eliyle işaret etti:

– İşte şu evden.

Adam kızgın şekilde salladı başını:

– Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.

Kapıyı açar açmaz da sordu:

– Kim verdi ekmeği hamala?

Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:

– Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.

Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı.

Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini düzeltemedi.

Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti;

– Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste.

Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek:

– Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:

– Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.

Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak “Al” dedi. “Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece.”

Kızcağız elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış;

– Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi.

Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu:

– Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip ‘İşte oradan aldım’ demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım.

Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:

– Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun… diyerek başlar anlatmaya:

– Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna Allahü teala razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allahü teala onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım.

Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru…

“Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur…” (İbrahim Suresi /7)

*************** 

AHH OSMANLI..

Ankara’da bir kurumda genel müdürüm..

Bazı problemler yaşamış ve eşimden boşanmıştım. Uzun süre geçmişti..

Bi ara çok yıpranmış, dengemi kaybetmiş olduğumdan, toparlanayım diye kurum bana bir ay mazeret izni vermişti.

Bu süre zarfında yeni bir evlilik yaptım ve eşimle birlikte Uzakdoğu seyahatine çıktım.

Yolumuz Endonezya’ya uzandı.

Başkent Cakarta’da büyük bir mağazada eşime uzak doğu kumaşı almak istedim.

Pazarlığını yaparken Türkçe konuşmamızı duyan mağaza sahibi İngilizce ile

‘’Siz Türk müsünüz?’’ diye sordu.

“Evet” cevabını alınca çok heyecanlandı ve bana sarıldı: ‘’Bu kumaşımız size hediyemizdir, lütfen kabul edin; mağazamız açıldığından beri ilk kez bir Osmanlı torunu şereflendiriyor.” dedi.

Bizi özel odasına alır ve kahve ısmarlar.

Ayrılırken, ‘’Yarın Cumayı nerede kılacaksınız? diye sorunca ben afalladım.

Bende abdest, namaz yok ama bu kadar iltifat gördükten sonra da “kılmıyorum” demeye de utandım.

‘’Ben buraya yeni geldim. Şehri tanımıyorum. Siz hangi camiye götürürseniz ben oraya gelirim.’’ dedim, kıvırttım.

Patron; “Tamam ben sizi yarın araba ile aldırırım.” dedi..

Otelin adresini verdim ve çıktık.

Bir dükkandan kendime bir takke satın aldım.

Ertesi Cuma günü beni otelden aldılar.

Cakarta’nın en büyük camisine götürdüler.

Minber’in en başında bana yer ayırmışlar.

İmam hutbeye çıktı ve başladı:

-“Sevgili kardeşlerim, eğer bizler burada dinimizi rahat yaşıyorsak, huzurla Allah diyebiliyorsak, hak-hukuk-adalet ile tanışmışsak, insanca yaşıyorsak ve şimdiye kadar bu vasıflarımızı koruduysak bilin ki bu OSMANLI sayesinde olmuştur..

Zalim haçlı dünyasına karşı direnebilmiş ve inancımızı muhafaza edebilmişsek bunu Osmanlıya borçluyuz. Allah bu millete zeval vermesin. Allah bu milleti payidar eylesin, Allah bu milleti başımızdan eksik etmesin.

Sevgili kardeşlerim biliyor musunuz Şu anda aramızda Osmanlı torunu vardır. Cumamız bununla bereketlenmiştir. Şimdi hutbeyi okumak üzere onu davet ediyorum.” dedi.

Ve der demez hızla bana geldi ve sarığı cübbeyi bana giydirdi.

Olaylar o kadar hızlı gelişti ki itiraz etmeye fırsat bulamadım. Ben şok oldum, bana bu kadar değer verildiğini bilmiyordum.

Kalktım mecburen.

Cuması, namazı olmayan ben şimdi hutbe okuyacağım!

Minbere çıkarken içimden nasıl yalvarıyordum, anlatamam..

‘’Aman yarabbi, beni bu güzel insanlar karşısında mahcup etme, aman yarabbi beni ve milletimi rezil etme, aman ya rabbi bana yardım et, ayıbımı gizle, yarabbi beni bu badireden kurtar, beni bu zorluktan kurtar..” diye yalvara yakara çıktım.

Yüzümü cemaate çevirdim.

25 bin kişi. Onlar bana bakıyor.

Ben onlara bakıyorum derken dilim çözüldü:

-“Sevgili kardeşlerim size Türkiye’den kardeşlerinizden selam getirdim.”

Hep bir ağızdan: ‘’Aleykümüsselam’’ diye camiyi titrettiler.

Ve başladım.

“Sevgili kardeşlerim hiç şüpheniz olmasın ki Osmanlı dimdik ayaktadır, her zaman arkanızdayız, her zaman İslamla hakla birlikteliğimiz devam ediyor, size her zaman yardıma hazırız vs.”

Cemaat öyle bir dalgalandı ki.

Hutbeden sonra beni büyük bir konvoyla otele bıraktılar, devlet başkanı uğurlar gibi.

Onlar gidince otel odama girdim, ağladım, ağladım..

“Hey Allah’ım!

Dünyadaki insanlar, mazlumlar bizden ne bekliyor, biz ne işle uğraşıyoruz?” diye.

Not:halen Endonezya Açe eyaletinde hutbeler Osmanlı adına okunur.

************* 

KISSADAN HİSSE

Bir zamanlar

Çin’de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı..

Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator’un karşısına çıkardılar. Hırsız imparatoru görünce ona şöyle dedi;

“Değerli efendim, çok açtım,

dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak..”

İmparator dudak büker;

“Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?”

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;

“Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz..”

İmparator kahkaha atarak;

“Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni..” dedi.

Yoksul adam;

“Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım..

Bu tohumu ancak, ömründe hiç

çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz..”

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;

“Ben imparator’um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim.” dedi..

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti.

“Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin..”

Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve;

“Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim.” dedi.

Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi..

Sonra da gülerek;

“Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter..” dedi.

Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde tohumu ekecek temiz kimse var mı dersiniz?

***************  

Karganın biri sürekli kilisenin Çan’ına pislermiş. Hergün Çan temizlemekten bıkıp usanan papaz çan’ın yanına bir bardak şarap koymuş. Karga Şaraptan içip kendisini kaybedince papaz kargayı, tek hamlede yakalayıp kendisine şu soruyu yöneltmiş.

– Müslüman olsan Şarap içmez,

Hristiyan olsan Çan’a pislemezsin

Söylesene sen neyin nesisin ?

**************  

Ömer Seyfettin asker bir yazardır, İstiklal savaşında birçok cephede savaşmıştır. Filistin cephesinde olan hatırasını okuyalım:

” Almanların yenilmesiyle savaş bitmiş müterake imzalanmıştı Filistin’den çekiliyorduk bir kaç arkadaş subayla karşı tarafın subaylarıyla çekilme işlerini görüşmek için görüşmeye gittik. Karşı tarafta Fransız üniformalı bir subay bana sık sık bakıyor gözünü benden ayırmıyordu. Ben buna bir mana veremiyordum. Fransız subay yerinden kalkıp bana doğru geldi ve nasılsın Ömer Seyfettin dedi. Beni nerden tanıyorsun ben bir yüzbaşıyım öyle tanınacak kadar üst düzey bir kumandan değilim dedim. Ömer ben seninle İstanbul da askerî lisede beraber okudum ben falancayım deyince hayretler içinde baktım hatırladım. Hep dini Kur’an-ı eleştiren Osmanlıyı devamlı kötüleyen vatan bayrak sevgisi olmayan bir öğrenci idi amma yine de Fransız subayı olması normal değildi.

Peki, nasıl böyle oldun dedim. Dedi ki: Ne zaman bir savaş olsa Türkler galip gelse içimde üzüntü oluyordu. Türkler kaybetse zarar görse içimde bir sevinç oluyordu, çoğu zaman kendimi ayıplıyor neden böyleyim diyordum. Bir gün Anneme ısrarla bunun sebebini sordum.

– Dayanamayacağım anlatayım dedi. İstanbul hastanesinde görevli bir Fransız doktor vardı hastaneye gidip gelirken onunla birlikte oldum ve sen o Fransız doktorun oğlusun babanın bundan haberi olmadı, şimdi sen öğrendin dedi.

Zaten babam zannettiğim çoktan ölmüştü. O hastaneye gittim şu tarihte burada çalışmış şimdi Fransa’ya dönmüş olan şu isimli doktorun adresi var mı dedim, adresi verdiler. Fransa’ya gittim babamı buldum. Olanları, Annemin sözlerini söyledim. Hiç bir şeyi unutmadım, anneni gerçekten sevdim dedi ve beni kabul edip nüfusuna yazdırdı. Fransız okullarında eğitimimi tamamladım ve gördüğün gibi bir Fransız subayı olarak karşındayım Ömer Seyfettin dedi.

Şimdi ben milletini bayrağını dinini eleştirenleri gördükçe acaba onlar da böyle piç mi diye düşünüyorum..!!! Ömer Seyfettin

Bu bana Bediüzzaman’ın su sözünü hatırlattı,

” ‘Ben bakıyorum; kim bana zulmediyor, dikkat ediyordum, onlar katiyen Türk değillerdir. Çünkü, hakiki Türklerde zulmetmek damarı yoktur. Bana zulmedenler, Türklük perdesi altına girmiş başka millettendir, ‘ ve ‘ Her milletten ziyade yüksek bir haslet, bir manevi kahramanlık Türklerde görüyorum.’ derdi.”

MEHMET ÖZÇELİK

No ResponsesAralık 22nd, 2021

MASKELER DÜŞTÜ

MASKELER DÜŞTÜ

Veya şapka düştü, kel göründü.

Hem kel, hem fodul.

Cumhurbaşkanı Tusıad’ın maskesini düşürdü. Ağır konuştu.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey TÜSİAD ve yavruları sizlere sesleniyorum. Kalkıp hükümete saldırmanın farklı versiyonlarını aramayın. Bizimle mücadele edemezsiniz. Sizin cinsinizi de cibiliyetinizi de iyi biliyorum” dedi.”[1]

İçişleri bakanı İstanbul belediyesine PKK’lı teröristlerin alındığını ifşa etti.[2]

Saflar netleşti.

-Ortadoğu’da kasıtlı olarak savaş alevlendiriliyor, İsrail lehine.

Batının çirkin yüzü göründü.

Çözüm yolları tıkanıp, terör ve terörist destekleniyor.[3]

Mert ile na-mert ortaya çıktı.

Dünyaya darbe yapan ve darbeden hiçbir zaman vaz geçemeyen batı ve Abd, darbeyi yine içinden yiyecektir.[4]

Men dakka dukka. Çalma kapıyı, çalarlar kapını

Başta İngiliz batı hiç bir zaman ihanetinden vaz geçmedi.

Keser döndü sap döndü/ Bir gün geldi hesap döndü.

*******************    

GEL ZÜĞÜRTLÜK GEL, SENİ BUGÜNLER İÇİN BEKLİYORDUM

Köyün birinde gariban, biraz da meczubun biri, tavuk kümesi gibi olan yerinde yaşayıp gider.

Bir gün köyde çıkan yangın sonucu bütün evler yanmaya başlar. Herkes bir telaş içerisinde koşturmaya başlar.

Bu gariban ise kırık bir sandalye bulup köyün ortasına koyarak ayak ayak üstüne atıp oturur. Hiçbir şey olmamış gibi rahattır.

Herkes telaş içerisinde yangınları, bağını, bahçesini, evini, ahırını, hayvanlarını kurtarmaya çalışıp koşarken bu adam;

Gel züğürtlük gel. Ben seni bu günler için bekliyordum, der.

İşte bir gün önce bir milyon doları olup da, 18 trilyona sahip olanlar, bir gecede en az 6-7 trilyon kaybettiler.

Evini satıp 17 binden dolar alan kişi bir gecede parasının üçte birini kaybetti.

Tusiadın patronları mı? Nasıl küplere binmesinler ki, o da iğneli küplere trilyonları bir gecede kaybetmişken!!!

Gel züğürtlük gel, işte bende seni bu günler için bekliyordum.

Dünya bizi anlarken, bizim içimizdeki aklı evveller bizi hala anlamadı çünkü anlamak istemedi.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TL’yi güçlendirecek yeni ekonomik kararları açıklaması sonrası, dolar 18 TL’den 12 liraya kadar düştü. Yaşanan bu gelişme yabancı ekonomistleri şaşırttı. İngiliz ekonomist Timothy Ash, “30 yıldır ekonomistim. Kariyerim boyunca böyle bir şey görmedim” yorumunda bulundu.[5]

Normal aslında çünkü alıştırılmış, standart ve kendini aşamamış, faize bağlı bir düşünce için bu şaşmaya, şaşmamalı.

Cüneyt Özdemir itiraf etti: Bunu beklemiyordum, Erdoğan hepimizi ters köşeye yatırdı…[6]

Zaten problemde burada ya.

Bir insan hala bunu öğrenememiş ve aklı hala eskilerde ise kendisini yenilememiştir.

Siyasilerden mi? Onların zaten i’rabtan mahalli yok. Kurala tabi değil, kuralsız ve düzensiz.

Ya yenilenmeli veya mesleği bırakmalı.

Bu sözüm dünyadaki basına da.[7]

-France 24: Erdoğan ne pahasına olursa olsun “ekonomik bağımsızlık savaşı” başlattı.[8]

Maalesef düşmanın gördüğünü, bizim dost görünümlüler kör kaldı.

-“Biz, ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz. Fakat kâfirlerin kılıncı ile değil. Kâfirlerin kılınçları başlarını yesin; kılınçlarından gelen faide bize lâzım değil. Zâten o mütemerrid ecnebilerdir ki, münafıkları ehl-i imana musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler. Hem harb belası ise hizmet-i Kur’aniyemize mühim bir zarardır. “[9]

MEHMET ÖZÇELİK

21-12-2021


[1] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3174304-cumhurbaskani-erdogandan-tusiada-sert-tepki-sizin-cibiliyetinizi-biliyorum

[2]https://www.google.com/search?q=istanbul+belediyesinde+pkk&rlz=1C1GCEA_enTR978TR978&oq=istanbul+belediyesinde+&aqs=chrome.2.69i57j0i512l6j0i22i30l3.10785j0j4&sourceid=chrome&ie=UTF-8

https://www.haber7.com/guncel/haber/3174073-yakalanan-pkknin-hacker-grubu-uyeleri-orgutun-siber-saldirilarini-anlatti

[3] https://www.facebook.com/100004347071175/posts/2047107092110840/

[4] https://www.haber7.com/guncel/haber/3159409-son-dakika-15-temmuz-gecesi-stada-inmisti-abd-ve-yunanistan-detayi-ortaya-cikti#:~:text=15%20Temmuz%20gecesi,arad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20da%20belirlendi

https://www.haber7.com/dunya/haber/3174135-gizli-belgeler-ifsa-oldu-iste-pentagonun-dunyadan-sakladigi-buyuk-fiyaskosu

https://www.haber7.com/dunya/haber/3161289-turkiye-planlari-desifre-oldu-hedefleri-2023te-erdogani-devirmek

https://www.haber7.com/dunya/haber/3174719-abd-ic-savasin-esiginde-cia-danismani-acikladi

[5] https://www.yenisafak.com/dunya/dolarin-dusmesine-ingiliz-ekonomistin-yorumu-kariyerimde-boyle-bir-sey-gormedim-3726744

[6] https://www.haber7.com/guncel/haber/3174718-cuneyt-ozdemir-itiraf-etti-bunu-beklemiyordum-erdogan-hepimizi-ters-koseye-yatirdi

[7] https://m.haber7.com/ekonomi/haber/3174716-son-dakika-haberi-tlnin-muhtesem-donusu-dunya-basininda-boyle-gorduler

https://m.haber7.com/ekonomi/haber/3174693-cakar-cumhurbaskaninin-aciklamasi-sonrasinda-1-milyar-dolar-bozduruldu

[8] https://www.yenisafak.com/dunya/france-24-erdogan-ne-pahasina-olursa-olsun-ekonomik-bagimsizlik-savasi-baslatti-3726735

[9] Bediüzzaman. Lemalar – 105.

No ResponsesAralık 21st, 2021

ALLAHIN YÜRÜ DEDİĞİNE KİMİN HADDİ DUR DEMEK

ALLAHIN YÜRÜ DEDİĞİNE KİMİN HADDİ DUR DEMEK

Evet bir kere Allah yürü demişse, kimsenin haddine değildir, dur demek.

Yüz yıllık kendi içindeki kavga, bocalama, engelleyip durdurma çabaları hamdolsun teker teker devre dışı oluyor.

Hep patika ve dağlık yollarda yürüdük, uçurumlardan ve badirelerden geçtik.

Adeta asırların kirliliği asrımızda birikmiş ve boşalmıştı.

Adeta yüzyıl esir yaşadık. Azınlık gibi. Azınlıklar çoğunluk oldu.

Esaretteydik, yeni yeni kurtuluyoruz bağlarımızdan..

Maddi ve manevi…

Aslımıza, fabrika ayarlarımıza dönüş başladı. Çok bedeller ödendi.

Çoklar budandı.

Elbette bitmedi ancak saflar netleşti.

Dünyanın hiçbir meclisinde dağdaki eşkıyanın arkasında maddi ve manevi destekçi pek bulunmaz, kendi devletleri ve milletleri aleyhine.

Maalesef bizde var. O da açıktan açığa. Ancak önceden gizli yürütülen bu durum bugün açığa çıkmıştır.

Herkes içindekini dışarıya boşaltmıştır.

*************

Bir ara başlıklar olarak yazıp, her birini bir makale yazmak istediğim o başlıkları burada not olarak arz ediyorum;

Bu asır görenlerle Körlerin Dünyasının mücadelesi.

Bu asır A’ladakilerle esfeldekilerin mücadelesi.

Bu asır İnleyenlerle ve sağır olup Dinleyenlerin kavgası.

Bu asır Asıllarla füruların müsabakası.

Asla Dönüşle astarda kalanların yürüyüşüdür.

Vatanın Asılları ve Asıl Sahipleri ile, sahiplenmeye yeltenen sahte görünümlerinin karşılaşmasıdır.

Asıllar İş Başında olması gerekirken, sonradan gelmelerin ele geçirmesidir.

Gün Dönümü başladı.

Hasat zamanı geldi.

Hırsızlar devrede olsa da.

İkinci Fasıl başladı.

Örümcek Adamlar ve Ağları bir bir deliniyor.

Göz Yaşı Asrı inşallah sevinç göz yaşlarına dönecektir.

Göz Yaşları kahkahaları boğdu.

Feryatlar arşa çıktı. Ettirenleri sağır etti.

Yahudi Oyunu, şeytanın hilesi gibi zayıf kaldı.

Sönen Hayatlar, söndürenlerin hayatını ilel- ebed bitirmiştir.

Asrın muhasebesi aslında asırların muhasebesidir.

Kazananlar ve Kaybedenler bir arada.

Şişirilen balonlar sönmede.

Balonların sönüşü kahramanların doğuşunu tetikledi.

Sahte Kahramanlar, sahte gülücükler yerini gerçeklere bırakmaktadır.

Nifaktan infaka geçiş başlamıştır.

Şeytanın çocuklarının bitişi hızlanmaktadır.

Dünya gayri meşrudan meşruya geçmekten başka yol görmedi ve bulamadı.

Geçiş.. Göçüş.. Sonsuza kurulan köprüler.

Sönüşlerle beraber, dönüşlerin hızlandığı devredeyiz.

Bir devrin kapanışı ve yeni bir devrin açılışı başladı.

Asrı zulümden Asrı nura geçiş devrede.

Dünya nurunu arıyor. Zulmetten Nura.

Son raunt.. Son raunda geçiş.. The End..

Son ve başlangıç.. Sonun başlangıcı.. Sonla beraber yeni bir başlangıç. Sonsuza kulaç atmak.

Akıbet.. Finish.. Kapanış..

Cehaletten ilme.. İlimden hakikata bir geçişin eşiğindeyiz.

Kırılan maddi-manevi zincirler, gelinen son halka, yeni halkaların kilidini açıyor.

Kabil’in çocukları yenildi.. Habil Kabil’i yendi. Habilin zaferi, Kabilin bitişini getirdi.

Şeytanın biten son oyunları, akibeti müttakilerin lehine çevirdi.

Yalancının Mumu Söndü.

Yalancı Söndü ve Sindi.

Yeni Bir Süreç başladı ve başlayacak.

Gizlenen Gerçekler gizlenemezliğini gösterdi.

Yalan Söyleyen Tarih.. Yalan Söyleyen Tarihçi yalanı gizleyemedi.

Düşenler ve Çıkanlar yer değiştirdi.

Maddeden Manaya, Fasıldan Asıla geçiş başladı.

Dünya sonuna geldi.. Sona geldi..

Allah sonu, son perdeyi kendi aleyhine kapatmaz.

MEHMET ÖZÇELİK

20-12-2021

No ResponsesAralık 20th, 2021

MECLİS Mİ TEMİZLENMELİ MİLLET Mİ

MECLİS Mİ TEMİZLENMELİ MİLLET Mİ

Bir yerlerde bir kirlilik var.

Mecliste mi yoksa millette mi?

Yoksa her ikisinde mi?

Geçmişe doğru mecliste yapılan küfürler, yüz kızartıcı ve milleti temsil etmekten uzaktır.[1]

Meclisteki problem, milletin problemi ve millet kaynaklıdır.

“Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz.”(Rad, 13/11)

“Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız.”(En’am, 6/129)

“Allah her dönemin hükümdarını halkın kalbine göre gönderir. Onları düzeltmek isterse salih birini, helak etmek isterse kötü birini hükümdar olarak gönderir.”(bk. İsra, 17/16)

“Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” (Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar).

“A’malüküm ummalükum” (amelleriniz yönetcilerinizdir, onlar sizlerin eseridir) (bk. Acluni, I / 146; II / 127) denilmiştir.

“Allah’ım merhametsizleri bize musallat etme.” (Tirmizi, Daâvât, 79).

Toplumda ve kurumlarda temizlik yapan devletin, asıl temizliği mecliste yapması gerekir.

Artık mecliste temizlik yapma, meclisi temizleme zamanı gelmedi mi?

Bir şehidin yakınına küfreden kişinin bu hareketi devleti harekete geçirme zamanıdır.

Dağdakilerle mücadele eden devlet, meclisi göz ardı etmemeli ve de edemez.

Meclis toplumun aynasıdır.

Ayna iyi görüntü vermiyor.

***********  

Eskiden eşkıyalar dağlarda idi, artık şehre indi ve kurumsallaştı ve de ihaleyle  iş yapar oldu.

Devletler arkasında durmaya başladı.

6 yılda 32901 terörist öldürüldü. Bunlar kimin beslemeleridir?

Abd bu amaçla Pkk’ya 40 bin tır silahı gönderirken, bu yığınağı Yunanistan gibi devletlere de yapmaktadır.[2]

-Kandili bombalayacaklarını söyleyenler, belli ki kandilin misyonunun bittiğini gördü. Acaba başka kandil yakma düşüncesi içerisinde olanlar mı var?. Acaba başka bir plan mı var? Kandile adam devşirilirken sus pus kalınıp, annelerin feryadına kulak verilmezken, şimdiye kadar neden bombalanmadı da şimdi bombalanıyor?

Belli ki artık kandilde kimse kalmadı, gidende azaldı, artık kandilin inine de girildi.

-Bugünlere kolay gelinmedi. Darbeler atlatılarak gelindi.

Döküntüler dökülerek, ayak bağları çözülerek gelindi.[3]

-Tarihin çöplüğündeki partiler.. Oda yüzlerce.. Ya onları temsil edenler?

Neredeler?

Nasıl anılmaktadırlar?

Rahmetle mi, zahmetle mi?

Hayırla mı, şerle mi?

Sıradakiler gelsin…

MEHMET ÖZÇELİK/11-12-2021


[1] Bak. https://www.youtube.com/watch?v=o7c7LWT28d8

[2] https://www.yenisafak.com/dunya/iran-cumhurbaskani-reisi-deas-abd-tarafindan-kurulmustur-3724661

https://www.haber7.com/dunya/haber/3164736-son-dakika-abd-ile-irandan-sinsi-oyun-izin-verdiler

https://www.haber7.com/guncel/haber/3148488-yeni-safak-gazetesi-eskiya-sehre-indi-isgal-30-saat-surdu

[3] https://www.ahaber.com.tr/ozel-haberler/2021/11/03/turkiyede-2-darbe-nasil-engellendi-2002de-ak-parti-nasil-kapatilmak-istendi

https://www.ahaber.com.tr/galeri/gundem/ak-parti-iktidarinda-neler-yasandi-hizmetle-gecen-19-yil

No ResponsesAralık 11th, 2021