GLADİSTONCA MI ?

GLADİSTONCA MI ?

Duyduğum şok bir haber beni yüz yıl öncesine götürdü.

“İngiliz Meclis-i Mebusanında, Müstemlekat Nazırı (Sömürgeler bakanı Giladisuton avam kamerasında Osmanlı devletiyle ve Kur’an hakkındaki o meşhur hainane konuşmasında) elinde Kur’an-ı Kerîm’i göstererek söylediği bir nutukta, “Bu Kur’an İslamların elinde bulundukça, biz onlara hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’an’ı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur’an’dan soğutmalıyız” diye hitabede bulunmuş.”[1]

Bugün o Kur’an-ı Kerim-den soğutma uygulanmakta ve yaşanmaktadır.

O da İlahiyatın içinde.

Yüz küsur sene bugün, Öztürk, “Kur’an 23 sene Velid bin Muğire aşağı As bin Vail yukarı deyip bütün kadrajını Hicaz-Taif-Medine’ye sıkıştırmış. İnsanlığa son söyleyeceği sözün çapı oradaki 3-5 lavuk müşrik. Ve o müşriğe Kur’an’da öyle küfürler var ki. Hem ‘kel’ hem ‘fodul’ ve ‘piç’ ifadesi kullanılıyor” şeklinde konuşarak “Bu Allah dili olabilir mi? İnsani dil olamaz mı? Olabilir. Yanmış canı. Feverandır. Olabilir” diyor.

Ayetlerdeki kelimeleri argo bir lisana indirgeyip çevirmekle suçlanan Öztürk’ün konuşmasına sosyal medyada tepki yağdı.[2]

Bu onun ilk vukuatı değildi. Önceki konuşmasında da;

“Kur’an-i Kerim bize gelmekle iyi mi oldu diye bazen kendimi alamıyorum. Hakikatten gelmeseydi bundan daha mı kötü olurduk diye düşünüyorum. Bundan daha kötü durumda olabileceğimizin kanaatini taşımıyorum. “diyordu.[3]

Öztürkün daha önce tehlikesine dikkat çekmiştim.[4]

Eğer onun dediği gibi iki kişiyle uğraşıyor ve kadrajını Hicaz-Taif-Medine’ye sıkıştırmış ise aynı durumda olan;

Hz. Musa bir ömür boyu Firavunla, Hz. İbrahim Nemrutla mücadele etti.

Onlarda mı bir sinirle kitabı Tevrat-ı ve Suhufu yazdılar?

Oysa onlar bir semboldü.

Tıpkı kan dökücü Kabil gibi.

-Aslında Öztürk kendi kendisini tekzib etmektedir.

Zira 699 sayfa olarak yazdığı Mealinde, 29 sayfa kadar yazdığı takdim yazısında, bir çok kaynaktan istifadeyle uzunca yaptığı yorum ve alıntılarında hiç de iki kişiyle uğraşıldığı ve de Hicaz-Taif-Medine’ye sıkıştırmış bir meal olduğu görülmemektedir.

Acaba bu mu o yoksa o mu bu?

İki şahıs mı var ortada, birbirini yalanlayan?

Eğer yaptığı iş bilimsel bir tesbit? İdiyse neden istifa etti?

Yaptığı şeyin kabul görmemesi ve kendisinin de bunu kabul etmesinde mi?

Cami duvarına bevletmek ne zamandan beri özgürlük ve araştırıcılık! olmuştur?

Eğer bunun adı bilim adamlığı ise, batsın böyle bilim adamlığı!!!

-Balta ağaca vurunca ağaç ağlamaya başlamış.

Balta ağaca, çok mu incitti deyince ağaç;

Hayır demiş, senin baltan değil de, benden görünen senin sapın beni incitti, demiş.

Kur’an-ı Kerim hakkındaki bu hezeyanca sap bütün Müslümanları sadece incitmemiş aynı zamanda kanatmıştır.

-Daha önce Mustafa İslamoğlu’nun tefsir meali üzerine bir tenkid yazısı yazmıştım.[5]

Orada ehli sünneti yansıtmayan Takiyye yapıp anlattığı Hikmet evi ile şianın görüşünü yansıtmaktaydı.

Öztürkün mealini de okuyup tahlil ve tenkidde bulunayım dedim.

Ancak bu hezeyanları ile anlaşıldı ki; “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” misali okumaktan vazgeçtim.

Son söz Kur’an-ı Kerim-in cevabı olsun:

-“Eğer Muhammed bazı sözler  uydurup bize iftira edecek olsaydı, onun şah damarını koparırdım. Sizden kimse de buna mani olamazdı. Şüphesiz o müttakiler için bir irşaddır.” (Hakka, 69/44-48)

-“Elbette sizden bazılarının Peygamberi yalancı saydığını biliriz. Şüphesiz o, kâfirler için büyük bir pişmanlıktır ve o, yakînin ta kendisidir. O halde, ey şanlı elçi! Haydi öyleyse sen de Rabbinin yüce adını zikret.” (Hakka, 69/49-52)

-«Muhakkak ki bu Kur’an’ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz…» (Hicr, 15/9).

-“Ey Resûl, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni (insanlardan gelen kötülüklerden) koruyacaktır.” (Maide, 5/67)

-“Deki: And olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek için toplansalar, yine O’nun benzerini getiremezler. Birbirlerine arka verseler de.” (İsra, 17/88)

-“Eğer kulumuz Muhammed’e indirdiğimizden şüphe içindeyseniz, haydi onun gibi bir sûre getiriniz ve eğer doğru iseniz; Allah’tan başka bütün yardımcılarınızı da çağırınız.” (Bakara, 2/23)

-“Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz Allah’tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.” (Yunus, 10/38)

-“Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. (Size okuduğu) Kur´an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.” Necm.1-4.

MEHMET ÖZÇELİK

04-12-2020


[1] http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/tarihce-i-hayat/birinci-kisim-ilk-hayati/44

[2] https://www.yenisafak.com/gundem/marmara-ilahiyat-hocasi-ozturkten-kuran-i-kerim-hakkinda-skandal-sozler-bu-allah-dili-olabilir-mi-3587668

[3] https://www.nethaber.com/gundem/ilahiyatci-mustafa-ozturk-kuran-inmeseydi-daha-iyi-olurdu-12942

[4] http://www.tesbitler.com/2020/10/07/din-tahrifcileri/

[5] http://www.tesbitler.com/2015/01/02/mustafa-islamoglunun-meal-tefsirinin-tenkidi/

No ResponsesAralık 4th, 2020

Yoruma kapalı .