FİTNEYE ALET OLANLAR

FİTNEYE ALET OLANLAR

-Fitnenin başında şah olacağıma, ıslahın başında geda olmayı tercih ederim.

Fitneyi ateşleyen ateş olacağıma, cehennemde kor ateş olmayı tercih ederim.

Bir binayı yakan ateş olmaktansa, kül olmayı tercih ederim.

Hadiste; Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin.

Fitneyi uyandırmamak gerektir.

“Haricî ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dâhilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa, hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer. Bunun için daire-i İslâmiyede eskiden beri tarafgirane birbirine mukabil, muarız vaziyetini alan ehl-i İslâm, o dâhilî düşmanlıkları muvakkaten unutmak, maslahat-ı İslâmiye muktezasıdır.” [1]

Arınç ve Gül bu hakikatı kendilerine kıble etmeleri gerektir.

*Gül, Arınç, Babacan Parti Mi Kuruyor?[2]

Korkulan odur ki, kendi girdabına birkaç temiz insanı daha çekmektir.

Gerçi temiz insanı mı yoksa Abdullatif Şener-in akıbetine düşmek ve düşürmek midir?

*****************    

Neden hücum ve fitne çıkarmak için Abdullah Gül ve Bülent Arınç tercih ediliyor?

-“Bence yol ikidir; mizânın (terazinin) iki kefesi gibi. Birinin hiffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver’e, Venizelos ile beraber Said Halim’e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir.”[3]

Haricî saldırı zamanında,dahilî husumeti terk etmeli…
Menfi insanlarla beraber olanlar ve onlara destekte bulunanlarda sefih, sefil ve rezildirler.

*Bülent Arınç tam bir Brütüslük yapmakta , patavatsız çıkışlar sergilemekte, Akibeti hayırla sonuçlanmayan ve de sonuçlandırmayan bir yola girmektedir…

Tam da Erdoğan’dan Arınç’a: O zat dürüst değil, sözü yerinde olan adam, ne kadar adamsa…

Abdullatif Şener-in [4] akıbetine uğrayan adam yani Adıyamanın ikinci Dursun Çavuş bile olamayan adam.

Buna yediği sofrayı kirletmek, arkadan hançerlemek denir ey zat…

Tam bir Truva atı oluşturmaktır.

Namazı ifsad edip, Niyeti iyi, karnı kurulayan adam gibi davranmaktır.

“Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur.” [5]

-“O biçareler, “Kalbimiz Üstadla beraberdir” fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki, ehl-i ilhâdın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın “Kalbim sâfidir, Üstadımın mesleğine sadıktır” demesi bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor, hades vuku buluyor. Ona “Namazın bozuldu” denildiği vakit, o diyor: “Neden namazım bozulsun? Kalbim sâfidir.”[6]

Bu sözüm Bülent Arınç ve Abdullah Gül-e atfedilir. Fayda vermeseniz de, zarar vermeyin.. gölge etmeyin.

Bu kumpasa dikkatlerini çekerim.

17-25 Aralık kumpası ile Kılıçdaroğlu’nu başbakan yapacaklardı.[7]

Kendine de yazık etti, yıllarına da…

**********************    

Şu anda güneydoğuda yapılan olayları görmeyip kör olmak, dışarıdan bunca baskılara karşı tavus kuşu gibi kafayı kuma sokup görmemek ve de görmek istememek saflığın ve iyi niyetin değil, kuruntu ile beraber bir ihanetin işidir.

-Güney doğudaki pkk-nın yaptığı operasyonlar birinci derecede kürtleri imha etme faaliyetidir.

Oradan bir kanal açarak, Türkiye-yi yıpratma faaliyetidir.

*Rahmetlik dedem taa 1970 yıllarında derdi;

-Evlat eşkıya eskiden dağdaydı, şimdi ise şehre indiler.

Dedem bu gün olsaydı , meclise girdiklerini görürdü.

Artık terörist ve terör destekçileri meclisde bulunmaktadırlar.

-Guguk kuşu [8]farklı bir hayvan.

Bizdeki ermeni-chp-paralel uygulamalarına çok benzemektedir.

************************    

Düne kadar refah-fazilet-selamet partisine katılımın olmaması, tavır ve çıkışlarının tasvib edilmemesinin en büyük ve birinci sebebi, bu gün Gül-ün gösterdiği benzeri tavırlardandır.

Erdoğan-ın kabulüne vesile olan tavır ise, o istikametsiz, vefasız, ölçüsüz ve ifrat tavırların terkedilmesidir.

En önemlisi de mertliğidir.

Bilinçli olarak suya da sabuna da dokunmasıdır.

Gül-de o vasıf yok.

Herkesi memnun edeyim derken, hakkın hatırını kırmaktadır.

-İyi ki Hdp var diyen Gül-den, açıkça tavrını ortaya koyan Erdoğana…

Ankara-daki bombalı saldırıda ölmelerden dolayı Hdp başkanını arayarak baş sağlığında bulunan Gülden, bunu hdp-nin yaptığını söyleyen Erdoğana ve “Kendi takdiridir ama taziye evi Başbakanlıktır. Burada taziye evi kim taziye kime verilir. Burada taziye evi bütün Türkiye’dir. Sadece HDP’ye taziye dilemek bütün vatandaşlarımızı HDP ile özleştirmek olurdu. Hepimizi araması lâzımdı, tüm Türkiye’nin taziyesi bu” diyen başbakan Davutoğluna…

Gül hala 70-lerdeki gömleğiyle otururken, onu çıkaran ve yenilenen Erdoğana…

-”İran İstihbarat Teşkilatı.

İranda 13 MOSSAD Ajanının faaliyette olduğunu fark eder. Uzun süre bu ajanları takip eden iran istihbaratı hepsini suç üstü eş zamanlı bir operasyonla ele geçirir.

İran yasalarına göre yargılanan ajanlar ömür boyu hapis cezasına çarptırılırlar.

İsrailli bir gurup diplomat Abdullah Güle gelerek bu ajanların Erbakan Hoca tarafından kurtarılarak kendilerine verilmesi için Abdullah Gülden yardımcı olmasını isterler.

Eğer ajanları Erbakan irandan alır ve bize verirse ABD deki yahudi lobilerinin
REFAH YOL HÜKÜMETİ ne yardımcı olacaklarını söylerler.

Erbakan Hoca Abdullah Gülü dinledikten sonra sert bir şekilde azarlar bir daha böyle işlere burnunu sokarsan seni disiplin kuruluna sevkeder ve partiden atarım der.

bu uyarıdan sonra Gül direk İran büyük elçiliğine giderek ajanları ister.

Durum tahrana bildirilince İran Başbakanı Erbakan Hocayı arayarak sitem eder.

İşte bu ABDULLAH GÜL ,İkbal merdivenlerini hızla tırmanarak çankaya ya çıkar.

Not: bu bilgiler gazeteci Nasuhi Güngörün 1999 yılında neşrettiği (yeni dünya düzeni ve yenilikci hareket) isimli kitabının 122. sayfasında bildirilmektedir.[9]

-Abdullah Gül hala eski gömlekle gezmektedir. Erdoğan gibi gömleğini çıkarmamıştır.

-Abdullah Gül çekingen bir insan, hep mevcudu muhafazaya çalışmış, çoğunluğu değil, birilerini memnun etmeye veya kuruntu gereği herkes tarafından sevilen bir insan olarak görülmeye çalışmış bir insandır.

-İyi ki Hdp var –diyen bir insanın aslında gerçek olarak içinde neyi sakladığını bilmek istiyorum.

Kimi memnun etmeye çalıştı veya kimleri kırdı, neleri yıktı.?

Aslında çok şey yazılabilir ama değmez…

*Gül ve Arınç fitneye meyilli olmasalar da, fitneye açık kimselerdir. Onlar kanalıyla partiye darbe vurulmaktadır.

Onlar bu noktada kapıyı açık bırakmaktadırlar.

-Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, “Türk İmparatorluğu’nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitapta yer alan “Türkiye’nin 11’inci liderinin adı 11 harfli” cümlesinin Abdullah Gül’e işaret ettiğini belirtti ve ekledi: “Kehanetlere göre bu cumhurbaşkanı döneminde Türkiye devasa bir sarsıntı geçirecek”

Acaba onlarında fitneye kapı açmalarının bir dahli var mıdır?

MEHMET ÖZÇELİK

04-02-2016

 

 

[1] Bediüzzaman. Emirdağ-1 – 211.

[2]http://www.habervaktim.com/haber/454786/gul-arinc-babacan-parti-mi-kuruyor.html

[3] Sünûhat, s. 67.

[4] http://www.tesbitler.com/wp-content/uploads/2015/01/sener-ve-dursun-cavus.doc

[5] Hûd Sûresi, 11:113.

[6] Yirmi Dokuzuncu Mektup- 102) / Altıncı Risale Olan Altıncı Kısım.

[7] https://www.youtube.com/watch?v=rEzel0bmmOU

[8]https://www.google.com.tr/?gfe_rd=cr&ei=FDKzVsvOE4uH8Qek2Kf4Cw&gws_rd=ssl#q=guguk+ku%C5%9Fu

[9]https://www.facebook.com/mg.s.akademi/photos/a.374490419320488.1073741831.374131112689752/618977054871822/?type=1

 

No ResponsesŞubat 5th, 2016

EN’AM-1-

No ResponsesŞubat 4th, 2016

PADİŞAHLAR İÇKİ İÇMEZDİ

PADİŞAHLAR İÇKİ İÇMEZDİ

Bu konuda daha önce de yazmıştım.[1]

Ancak sürekli kızdırılıp kızdırılıp sunulmaya çalışılıyor.

Divan Edebiyatında geçen bade , saki gibi sözler manevi içeceği ve sarhoşluğu ifade edip, kendinden geçmektir.

Padişahların bir çoğu veli ve de şair idiler.[2]

Divan sahibi idiler.

-Padişahlar da birer insandır.

Ancak bizler yetersiz olduğumuz halde içkiden sakınır ve başkasından da sakınırken, dini terbiye almış, Şeyhul İslamın ve toplumun kontrol ve gözetiminde olan bu insanların basit bir işmiş gibi bu içkiyi kullandıklarını söylemek, bir cehaletin ve kinin ifadesidir.

*Cemil Meriç-in ifadesiyle bizdeki tarihçi gibi geçinenler Müstağribler yani garbın yeniçerileridirler.

Padişahların içtiği iddiasında bulunan Halil İnalcık hakkında,Kadir Mısıroğlu-nun İnalcık-ın kendi durumunu ifade eden ifadesiyle şöyle söylediğini aktarır; Amerika-da bir toplantıda namaz için ara verilip bana; Sen Osmanlısın, geç bize namaz kıldır denildi.

Ben namaz kılmasını bilmediğimi söyleyemedim, mazeret beyan edip, arka saflarda yanımdakinin nasıl namaz kıldığına bakarak namazı kıldım, der.

Doğulu olup, batı kafalı bir kimsedir.

Biraz fazla şişirilmiş bir kimsedir.

Osmanlı sultanlarının içki içtiği iddiasında bulunurken, edebiyatta geçen sâki ifadesini içki olarak değerlendirir.

Oysa divan edebiyatında mey ve saki ifadeleri kendinden geçmedir, tekkedir.

Manen mest olmak ve manevi sarhoşluğu ifade eder.

Oysa bu kafaya göre cennette de içkinin olduğunu söylemesi gerekir.

Burada arapça ve edebiyat bilmemenin etkisi büyüktür.

Şürb, meşrubat, şarab, şurub hepsi de içecek manasına olup, içmek demektir.

Bir de dinde şarab, sekr ve hamr demektir ki, oda sarhoş eden ve aklı örten manasınadır.

Kanuninin oğlu Sarı Selim- in içtiği söylenir. [3] Onu da bir Yahudinin alıştırdığı ve sonunda oda terketti.

Hatta doktorlar birden bire bırakmamasını söylemesine rağmen, o devam ettirmez.

Padişahlar içinde içkiden ölen de yoktur.[4]

Osmanlıda içki de kerhanede vardı ancak bunlar gayrı müslimler içindi.

Müslümanlara yasak idi. Mesela bir Müslümanın içki içmesi halinde ona yetmiş sopa vurulurdu.[5]

-İşret meclisi sözü ise, içki manasına olduğu gibi, sohbet meclisi manasına da kullanılmaktadır.

Sakiya mey sun ki bir gün lalezar elden gider
Erişir fasl-ı hazan bağ-u bahar elden gider.

Her nice Zühd-ü salaha mail olur hatırım
Gördüğümce ol nigarı ihtiyar elden gider.

Şöyle hak oldum ki, ah etmeye havf eyler gönül
Lacerem bad-ı saba ile gubar elden gider.

Gırre olma dilbera hüsnü cemale kıl vefa
Baki kalmaz kimseye nakşünigar elden gider.

Yar içün ağyar ile merdane ceng etsem gerek
İt gibi murdar rakib ölmezse yar elden gider. Avnî (Fatih Sultan Mehmet Han)

1-Sonbahar geldiğinde bağ ve bahar mevsimi elden gider. Ey saki Şarap sun çünkü bir gün lale bahçesi elden gider.

2-Gönlüm her ne kadar zühd ve salaha ilgili olsa da, o (resme benzeyen) nigarı gördüğümde iradem elden gider.

3-Hiç şüphe yok ki saba yeli ile toz yok olur ben de öylesine toprağa dönüştüm ki, gönül bu nedenle ah etmeye korkar.

4-Ey sevgili güzelliğin ile gururlanma vefalı ol çünkü kimseye güzellik baki kalmaz, elden gider.

5-Yar için rakiplerle yiğitçe savaşmalıyım (çünkü) köpek gibi pis olan rakip ölmezse yar elden gider.

-Fatih içki içtiğinden mi böyle yazmaktadır?

Ondan mıdır Peygamber müjdesine mazhar olan?

MEHMET ÖZÇELİK

05-01-2015

 

[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/02/padisahlar-icki-icer-miydi/

[2] Bak. http://www.frmtr.com/tarih/5404730-osmanli-padisahlari-icki-icer-miydi.html

http://forum.memurlar.net/konu/1325777/

[3] https://www.youtube.com/watch?v=qfV1AjjxpYo

[4] http://www.ekrembugraekinci.com/makale.asp?id=454

[5] http://www.sorularlaislamiyet.com/article/2904/osmanli-padisahlari-icki-icmis-midir.html

http://yandex.com.tr/video/search?text=padi%C5%9Fahlar%20i%C3%A7ki%20i%C3%A7er%20miydi&path=wizard&parent-reqid=1449497427972446-1155801970353029144628082-sas1-5519&filmId=F8MosaLoUXI&redircnt=1449497463.1

http://yandex.com.tr/video/search?text=padi%C5%9Fahlar%20i%C3%A7ki%20i%C3%A7er%20miydi&path=wizard&parent-reqid=1449497427972446-1155801970353029144628082-sas1-5519&filmId=6gG_ulxOUXI&redircnt=1449497454.1

http://gizlenentarihimiz.blogspot.com.tr/2009/07/osmanl-padisahlar-icki-icer-miydi.html

 

 

No ResponsesŞubat 3rd, 2016

HAYATA BAĞLILIĞIMIZ

HAYATA BAĞLILIĞIMIZ

Varlıklar Ademden Vücuda çıkışla hayata geçiş yaptı.

Mutlak yokluk yoktur. Zira her şeyi ihata edip kuşatan ezeli ve ebedi bir ilahi ilim vardır.

Allah-ın varlığının ve de ilminin dışı yoktur ki, varlıklar onun dışına çıkmış, O’nun varlığının dışında bir varlık ve oluşum olsun…

-Hayat varlıkların gözünü açtı.

Bir şeyi her şeyle ve de her şeyi de bir şeyle bağladı.

Bu bağ koparsa, her şey de ve her şeyle olan ilişki de kopmuş olur.    

-Hayata pamuk ipliği ile bağlıyız. Her an her şey olabilir.

Zira bir çok şey hayata hizmet ederken, aynı zamanda hayatı tehdit etmektedir.

Hayatta olan olumsuzluklar, hakikatte hayatı beslemek için vardırlar.

Veya hayatlar arasında bir değişim ve dönüşümün olmasını sağlamak amaçlıdır.

Bizi ancak Allah’ın hıfzı ve inayeti, varsa samimiyetimiz, iyiliklerimiz bizleri ayakta tutmakta, hayattan kopmamızı engellemektedir.

**********************  

Ömrün hedefi muammerliktir.

Ömür ebedi ömrü netice vermesi amacıyla var olmuştur.

Yok edilen ve bozuk para gibi harcanan bir ömür, kısa zamanda telafisi mümkün değildir.

-Boşa geçen bir ömür, ebedi yolculuğun önünde en büyük seddir ve kayıptır.

-Allah kendisine aid bir sıfatı zayi etmez, karşılıksız bırakmaz.

Hayata mazhar olan her şey kıymetli ve kıymettardır.

İsterse bu sıfat kâfirde olmuş olsun.

Ancak kâfir bu hayatın nurunu, ışığını, santral gibi her şey ile olan bağlantısını koparmaktadır.

Kâfir ana şarteli kapamıştır küfrüyle…

-İmanındaki nurunun özelliğiyle öne çıkan mümini ebediyyen, ebedi hayatta lütfuna mazhar kılarken, kâfiri de bu dünyada memnun edecek, zahiren cennet gibi bir hayatı ona verecektir.

Mü’min kendisine aid bir sıfatı üzerinde taşımış olmasından dolayı kıymet kazanmaktadır.

***********************  

Herkes ruhun ve ruhunun yüceliğini taşıyamıyor.

Taşıyamayanlar onlarla beraber çöküyor, sönüyor ve de yok oluyorlar.

Muhafaza edemediklerinden, muhafaza olunamıyorlar.

İnsana verilen ruh ve ruhun askerleri durumundaki emanetlerini muhafaza edemeyenler, Kur’an-ı Kerim-in hükmüyle zalim ve cahiller derekesine düşüyorlar.

Kendilerine verilen fırsatı, tanınan imkânı değerlendiremiyorlar.

*************************  

Herkes âhirete hazır ol vaziyetinde gidiyor.

Önceden, dünya hayatında iken – Hazır olması – söylenmiş iken;

Ancak Hazır mı?

Hazır mıyız?

O tabut kişi için ebede kendisini uçuran bir binek mi yoksa bir hapis yeri mi?

-Sizler değersiz, kıymetsiz, beş para etmeyen bir şeye yatırım yapar mısınız?

O halde elbetteki Allah da kendisini bilmeyen, zulmedip küfreden, kıymetsiz bir insana ebedi kalacağı bir hayatta neden varlığına müsaade etsin?

Neden onu ödüllendirip, ebedi lütfuna mazhar etsin?

-“İnkârcılar, ateşten hiç çıkmayacaklardır.” [1]

Hadiste; “Ey cehennem ehli! Burada kalıcılığınız devamlıdır. Ölüm yoktur.”[2]

-Cehennem temizlemek ve dünyada iman ve ibadetle pişmeyenleri, ateşle pişirmek içindir.

Varlıkları yokluğa atılmaktan koruyan Rahmetin ve Celalin tecelli mahalli.

-Allah ölümü öldürecek, Peygamber Efendimizin ifadesiyle bir koç gibi getirilecek olan ölüm, kendisi de ölecek ve öldürülecektir.

Zira ölüm son bulana kadar, hayata geçişin adıdır.

Hayatın basamakları ölümle aşılır ve çıkılır.

Ölüm bu terfi işini yaptıktan sonra, o da öldürülür.

Vazifesi bitmiştir onun artık.

Kâinatta esas hayattır.

Her şey hayatı üretmekte ve hayatı doğurup netice vermektedir.

Allah-ın Hayy ismi ebediyyen tecelli edecektir.

Diğer isimleri de hayatla tezahür etmekte, hayatla tecelli edip vazifesini yapmaktadır.

MEHMET ÖZÇELİK

03-01-2016

[1] Bakara, 2/167.

[2] Beyhakî, Şu’abü’lîmân, I, 305.

 

No ResponsesŞubat 3rd, 2016

UYUYAN HÜCRELER UYANIYOR

UYUYAN HÜCRELER UYANIYOR

İçte uyuyan virüsler uyanmaya ve ittifak etmeye başladı.

Zararlı unsurlar bir asırdır meydana olan hakimiyetin rehavetini yaşamaktaydı.

Bunun göstergesidir ki, bizdekiler başta aydın geçinen aydın müsveddeleri olmak üzere ya İsrail ya rusya ya pkk ya da iran ağzıyla konuşmaktadır.

-Yüz yıl önce kaybedilen topraklara bedel, bu gün o toprakların insanları buraya tekrar bağlı oldukları ülkeye göç etmekte ve de ettirilmektedirler.

********************  

Bu gün devlete ve millete karşı yapılan operasyonlar paralel yapı üzerinden yapılmaktadır.

-Neden Gülen seçildi?

1-Ilımlı bir islamı tesis etmek için.

2-Merkez olan Türkiye-yi kontrol etmek için.

3-İslam dünyasının kilidi olan Türkiye-den, islam dünyasını buradan yönetmek için.

4-İlk bin yılda avrupayı, ikinci bin yılda afrikayı, üçüncü bin yılda da Türkiye kanalıyla Orta Asya-ya Hristiyanlığı yaymak için.

-Büyük oynandı, büyük kayıb oldu, büyük kaybettirildi.

*17-25 aralık 2013 bir kırılma noktasıdır.

*Abd-nin karıştırarak bıraktığı ortadoğuyu, bu gün rusya doldurmaya çalışmaktadır.

O da iran, suriye lehine kararlar alarak her türlü zulmü gerçekleştirmektedir.

******************  

Paralel yapı yöneticilerinden sonra, neden Hdp nin yönetici ve başkanları da yurt dışına kaçmaktadırlar?

-Cemaat mossada çalıştı

İşte dehşete düşüren manşetler;[1]

Latif Erdoğan, bir dönem Fethullah Gülen‘e en yakın isimdi. Savcıya ifade verdi. Paralel Yapı‘nın CIA ve MOSSAD‘ın maşası olduğunu söyledi: Gülen’in iki amacı vardı. Biri, ABD ve İsrail’den oluşan üst aklı memnun etmek. İkincisi ise 17 Aralık’ta devleti ele geçirip İslam devleti kurmaktı.[2]

*Nasıl oluyor da bunca iftiralar yalan oluyor?[3]

Bunca kirli işlere giripte, temiz kalmak nasıl bir sütten çıkmış ak kaşıklıktır ki?

Bu isnadlarda bulunan insanlar işin içinde bulunan, kırk-elli yıllık beraber arkadaşlık yapan insanlar!

Yurt dışındaki okullarda bulunup, olaylara şahid olan kimseler…

Zaten olayların gidişatı, ifşaatlar, bilgi ve belgeler bu kirlenmeyi göstermektedir.

Belli ki büyük bir hesabın alt yapısı oluşturulmaktadır.

Dahası da var, eğer bir de faili meçhuller, dink ve danıştay saldırısı gibi olaylarda bunun arkasından çıkarsa şaşmamak gerektir.

Onca dinlenilen ses kayıtlarının nesi yalan?

Üç yüz terebaytlık kayıtlar belgesel kaydı mı?

-Aslında sadece ve sadece milyonlarca temiz mensublarının hayal kırıklığına neden olma günahı bile, büyük günah ve cürüm olarak yeter.

Bunu ancak cehennem temizler.

-Ergenekon kendi bitişini durdurmak için sol kolunu sağ koluna kurban etti.

Paralel yapıya ergenekonun sol kolu kestirilerek, sağ kolu olarak oluşturuldu.

Paralel yapı ergenekonun sağ kolu olarak devreye konuldu.

-Ergenekon piyonlarını satıyor.. uzantılarını deşifre ediyor.. ana gövdeyi kurtarmak adına dallarından vaz geçiyor.

Niyeti en az yarım asır sürecek olan bir kaos ortamı oluşturmak…

-İnancı için bir insanı ve siyasetini feda edebilecek bir insan ve onun tavrı ile, bir insan için her şeyi feda edecek insanların ve siyasetlerinin tavrı bir olmaz, isabet edemez.

-İntiha ibtidadan haber verir.

Akibet başlangıcın samimiyet ve ihlasın derecesinden haber verir.

Gelinen bu akıbet, başlangıcının da iyi niyetle olmadığını göstermektedir.

-Yapılanların hiçbir mazereti kalmamış, hiç de savunulacak tarafları bulunmamaktadır.

-İşte 17-25- 2013 Gezi olaylarından bir ay önce Türkiye-yi bölmek için paralel yapıyla Chp-nin görüşmesi, Kemal Kılıçdaroğluna başbakanlığın vadedilmesi amacıyla taşların önceden kirli bir şekilde döşenmesini ve bunun Türkiye-yi bölmeye kadar gideceği tehlikesini dile getiren Chp milletvekili…[4]

*Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevine 2001 yılında Abd-den geldiğinde ilk aklıma gelen;

-Acaba bu da Bizim Oğlanlardan mıdır? Diye düşünmeye başlamıştım.

Çünkü 1980 darbesi olduğunda Abd; Bizim Çocuklar Darbe Yaptı- ,demişti.

Ancak zaman içerisindeki sessiz ve sakin! hali sebebiyle şüphelenmemeye başladım.

Demek 17-25 Aralık 2013 Darbesi olan B Planı için bekletilmekte ve hazırlanmaktaymış.[5]

 

*****************************    

Türkiye-de önce cezalandırılacaklar tesbit ediliyor. Arkasından suç işleniyor, daha doğrusu işlettiriliyor ve de akabinde suçlanacaklar algı operasyonuyla veya zorla itiraf ettirilerek veya mahkeme sonucu sonuçlanana kadar faillerin üstü, onları azmettiren birinci eller gizleniyordu.

*Bediüzzaman doğunun üç hastalığından birinin cehalet olduğunu yüz sene önce söylemişti.

Doğu bu günde hala cahil.. Cehaletten kurtulmuş değil.. Az bir görünüm değişmesi var.. Cehalet sürüyor…

-Pkk-yı besleyen rusya, pkk-lık yapıyor.

-Ne kadar gariptir ki, Hdp-nin yüzün üzerinde belediye başkanlığı, milletvekilleri varken, bu silaha sarılmak neyin işidir?

Belediyeleri ele geçirmek, belli ki devlete karşı bir silahlı saldırının hesabıymış.

Niyet Türkiye-yi bölmek ve de doğuyu Suriyelileştirmektir.

-“Beşer esirliği parçaladığı gibi, ecirliği de parçalayacaktır”

Bir rüyada demiştim: “Devletler, milletlerin hafif muhârebesi, tabakāt-ı beşerin şedîd olan harbine terk-i mevki‘ ediyor.”Zîrâ beşer edvârda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecir olmuştur, onun yükünü çeker. Onu da parçalıyor. Beşerin başı ihtiyâr, edvâr-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret şimdi dahi ecirdir, başlamıştır geçiyor.[6]

-Haklar vahşice ve vahşetlice elde edilmeye çalışılmaktadır.

İnsanlık tekrar eski hali olan vahşet ve bedeviyet dönemine sevkedilmektedir.

Bu oyun doğuda oynanmaktadır.

 

*************************    

Suriye-ye özenen Chp, içerisinde alevi asıllı insanları öne çıkarıp, Chp- yi adeta bir alevi partisi görünümü haline getirmiştir. Chp- nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu-nun alevi olması, tüm partiye de yansımıştır.

Bunun bir proje olduğu bellidir.

Fuhuş kasediyle Deniz Baykal-ın götürülüp, Kemal Kılıçdaroğlu-nun getirilmesi büyük bir hesabın adımıdır.

Haber de; Aleviler başardı.

CHP’DEKİ önseçimler, üç büyük il açısından Alevi kökenli adayların başarısına sahne oldu. Ankara 1 ve 2’nci bölgelerde seçilebilecek sıralarda Alevi kökenli adayların yoğunluğu dikkat çekti. İstanbul 3’üncü ve İzmir 1’inci bölgede de Alevi kökenli adaylar başarılarıyla öne çıktı. [7]

İŞTE YENİ TBMM’DEKİ TÜM ALEVİ MİLLETVEKİLLERİ*


AKP’den seçilenler:

Hüseyin Tuğcu (Kütahya)
Reha Çamuroğlu (İstanbul)
İbrahim Yiğit (İstanbul)

CHP (DSP)’den Seçilenler

Derviş Günday (Çorum)
Durdu Özbolat (K.Maraş)
Yılmaz Ateş (Ankara)
Vahap Seçer (Mersin)
Ali Oksal (Mersin)
Tacidar Seyhan (Adana)
Fuat Çay (Hatay)
Erol Tınastepe (Erzincan)
Orhan Ziya Diren (Tokat)
Süleyman Yağız (İstanbul)
Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)

Bağımsızlar

Aysel Tuğluk (Diyarbakır)
Gültan Kışanak (Diyarbakır)
Fatma Kurtulan (Van)
Şerafettin Halis (Tunceli)
Kamer Genç (Tunceli)

Sebahat Tuncel de Alevi.

Malatya-Yazıhan-Balaban köyünden, Alevi Kürt.


 

-Alevilerin seçilmesinde bir problem yoktur ancak bir projenin parçası olarak öne sürülmesi ibret- amizdir.

Türkiye-de de aleviler her zaman olduğu gibi tahrik edilecek, ortam darbeye hazırlanılacak, Chp başa geçecek, Gülen Humeyni gibi Pensilvanyadan getirilecekti.

Tıpkı uzun süre iranda solcuların darbe yapamamaları üzerine Fransadan getirilen Humeyni gibi projeler uygulanacaktı.

-Türkiye son kaledir.

Bunca hücumlar boşuna değildir.

Kale düşerse, işgaller başlar.

Tekrar yüz sene öncesine dönülür.

-“Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.”[8]

Mevla görelim ne eyler/ Neylerse güzel eyler.

MEHMET ÖZÇELİK

[1]https://www.google.com.tr/search?q=cemaat+mossada+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1&ie=utf-8&oe=utf-8&gws_rd=cr&ei=NHesVsmnO4aiyAOQ95uoBg

[2] http://www.medyagundem.com/iste-uslunun-calistigi-vakfin-cia-ve-mossad-baglantisi/

http://www.medyagundem.com/fetullah-gulenin-mossadla-iliskisinin-sok-belgesi/

http://www.yurtgazetesi.com.tr/mit-mossad-cemaat-makale,9860.html

[3] http://www.iftiralar.org/

http://iftiralaracevap.com/

[4] http://www.siradisiprogrami.com/1689-en-siradisi-ulke-tv-28-ocak-2016-ahmet-kekec-hasan-ozturk-savci-sayan-yusuf-ziya-comert.html

[5] http://www.hurriyet.com.tr/zaman-gazetesinin-genel-yayin-yonetmeni-ekrem-dumanli-istifa-etti-30241985

[6] Sözler.765.

[7] http://www.hurriyet.com.tr/yeni-chp-ayari-28600669

[8] ALİ İMRAN-54.

 

No ResponsesŞubat 2nd, 2016