DİKEN VE YUMURTA KAVGASI

DİKEN  VE YUMURTA KAVGASI

Daha 5 yaşındaydım.

Köyümüzde iki tarla komşusu tarlalarının arasında bulunan dere içerisindeki dikenin kendilerine aid olduklarını söyleyerek münakaşaya tutulmuşlardı.

Münakaşa öyle bir hal almıştı ki; dikeni ikiye bölüp paylaşmaları halinde teklif edilen çözümü kabul etmemiş, hala inatla kendilerine aid olduğunu söylemişlerdi.

Maalesef bu insanlar da inançlı kişiler idi.

Ancak madde ve menfaat dinden daha ağır gelmişti.

Olay bir türlü çözülemeyince iş mahkemeye intikal etti.

Mahkemede çözüldü mü?

Maalesef 20 yıl süren mahkeme safahatından da bir sonuç çıkmamış zira hakim de ne diyeceğini şaşırmıştı.

Mahkeme kararı bitmeden bu iki davacının hayatı çoktan bitmişti.

Artık mahkemeleri ahirete kalmış oldu.

Allahın huzuruna bir diken için acaba hangi yüzle çıkacaklarsa…

-Bunlar anlatılırken  ben hiç durur muyum. İşte bir hazin hal daha;

40 yıl önceki babamın hukuktan çektiği ile bugün hukuktan çeken ben ve oğlumun durumuna bir şiirle varın sizde bir göz atın.[1]

-Yahu Yasin hocam daha senin anlattığın ne ki diye Zeynal hocam da görev yaptığı yerdeki garib olayı bir dinle de bak.

Kavgası meşhur olan ilçede son zamanlarda bir düzelme olduğunun görülmesi gerçekten sevindiricidir.

Havasından mıdır yoksa suyundan mıdır en ufak bir şey için bile adam öldürülür. İşte bir örneği.

İki komşu. Bahçe ve tarlalarında dolaşan tavukları var.

Bir gün tavuğun birisi, adam değil ya, kafası çalışmadığından ve de belki de o tarlada yemiş olduğu yiyeceklerden midir ne ise, tarlanın birinde bir yumurta bulunur.

Komşu o yumurtanın kendisine aid tavuğun yumurtası olduğunu söylerken, tarlasında yumurtanın bulunduğu şahısta kendilerine aid olduğunu söyler, o bir yumurtanın.

Münakaşa büyür, münakaşaya yakınları da katılır.

Sonuç mu?

Bir yumurta uğruna bir kişi ölmüştür.

Bir yumurtadan daha ucuza mal olan insan kanı.

Bu adam Cumhuriyetin yetiştirdiği, bir de Osmanlının yetiştirdiğine bakalım;

-Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
– Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
– Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı, her iki şahsa da çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak
verir.

İbret alına….

MEHMET ÖZÇELİK

15-05-2017

[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/02/hukukun-dibe-vurdugu-an/

 

No ResponsesMayıs 23rd, 2017

ABD PROJESİ

ABD PROJESİ

-ABD PKK’yı maaşa bağladı! İşte verdikleri para.

Teröristlerden oluşan PKK/PYD’ye destek vererek düzenli ordu haline getirmeye çabalayan ABD’nin teröre verdiği destek 1 milyar doları aştı.[1]

-Trump yönetimi, PYD’ye ağır silah verilmesini öngören kararı onayladı.[2]

-Cumhuriyet Halk Partisi eski genel başkan yardımcısı Onur Öymen A Haber’e verdiği bir röportajda, 2008 yılında İsveç’te yayımlanan bir rapora dikkat  çekti. O raporda, Türkiye’nin iç politikasında ön görülen değişiklikler sıralanırken CHP’de Baykal’ın istifaya zorlanabileceği yerine de Kılıçdaroğlu’nun getirileceği yazıyordu. Onur Öymen’in açıklamaları akıllara “Kılıçdaroğlu ABD projesi mi?” sorusunu getirdi.[3]

Mesele Abd, İngiltere, Alman, Fransa, İsrail gibi Avrupa haçlı ülkeleri bu işlerde başrollük yaptılar.

-FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Washington Post’ta yazısını yayınlattı. Darbeye katılanların örgüt üyesi olduğunu kabul eden FETÖ, “Türkiye’de laiklik elden gidiyor, Batı müdahale etsin” dedi. Erdoğan’ın Trump’la görüşmesi öncesinde harekete geçen FETÖ üyeleri ise Temsilciler Meclisi’nden imza toplamaya çalıştı.[4]

Yüz yıllık kirli, hainane, münafıkane oyunlar ortaya çıkıyor.

Mızrak çuvaldıza sığmıyor.

Vücuttaki irin artık vücutta durmuyor.

Bir asırlık irinin sancısının zulmü devam etmedi, küfür ve inkâr devam etse de…

************************     

Yeter artık. Söz milletin.

-Referanduma gidilsin. İdam, laiklik, Avrupa Birliği, İttihadı İslam, Milli Eğitim, bu devlet bu milletinse, bu millet devlette söz sahibi ise ona danışılsın.

Millete gidilsin.

Üç başbakan millete dayandı, başarılı oldu.

Millet darbesini seçimle ve seçtiği ile yaparken, millete dayanmayanlar milletin seçmediği, milletin evladını kullanan orduya dayandılar.

-Bir evet hayır da Abd ve Avrupa için yapsak mı?

Mesela Abd ve Avrupa bir terörist devlet midir değil midir?

Teröristleri desteklemekte midir değil midir?

Dünyayı haraca bağlamış mıdır bağlamamış mıdır?

Masum ve mazlumları öldürmekte midir değil midir?

Haçlı seferlerini başlatmış mıdır başlatmamış mıdır?

Dışımızdakiler için bu ve bunun gibi sorularla bir anket yapsak acaba sonuç ne olur?

-Ya içimizdekiler için bir anket yapsak?

-Bu vatana ihanet edenler kimler?

-Vücuttaki irinler boşalsın, boşaltılsın…

MEHMET ÖZÇELİK

16-05-2017

 

[1] http://www.habervaktim.com/haber/507317/abd-pkkyi-maasa-bagladi-iste-verdikleri-para.html

[2] http://www.haber7.com/dis-politika/haber/2326868-abdden-pyd-karari

[3] http://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/kilicdaroglu-abd-projesi-mi-onur-oymen-anlatti

[4] http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/473867.aspx

 

No ResponsesMayıs 19th, 2017

EN’AM.161-165

No ResponsesMayıs 18th, 2017

SÜNNETTE HACAMAT

SÜNNETTE HACAMAT

Bu gün artık yaygınlaşması ve de konuşulmasıyla anlaşılmıştır ki; gerçekten hacamatta şifa vardır.

Bu konuda sahih hadislerde buyurulur;

“…Kuşkusuz ki sizin kendisi ile tedavi olduğunuz şeylerin en faziletlisi, hacamat olmaktır…”

“Hacamatta şifa vardır.”

“İsra gecesi, (Miraca çıktığım gece) meleklerden uğradığım her büyük cemaatin hepsi bana:

–Ey Muhammed! Hacamat olmaya devam et, dediler.”

“Kim, hacamat olmak isterse, ayın on yedisi veya on dokuzu ya da yirmi birinci gününü araştırıp seçsin! Kanı fazlalaşmak suretiyle herhangi birinize galebe çalıp onu öldürmesin!”[1]

Mübalağasız söyleyebilirim ki; hastalıkların büyük çoğunluğu kanın sağlıklı olarak devrini yapmaması, ölü olan kan hücrelerinin vücuttan atılmamasıdır.

Laboratuvarda tesbit edilmiştir ki; hacamat yoluyla vücuttan atılan kanlar, ölü hücrelerdir.

Daha öncede birkaç kere hacamat olup faydasını görmekle beraber, bu gün Şükrü kardeşime daha hijyenik ve ustaca bir ortamda fıtık rahatsızlığımdan dolayı olduğumda aynı rahatlığı ve hafifliği anında hissettim.

Başımdan sırtıma kadar çıkanları gördüğümde, önceki gibi şaşırdım.

Bu ise şu rahatsızlıkları doğurmaktadır;

Bu bahçenin sulanmasında gerek tıkanması ve gerekse ufak tefek çöplerin akışı yavaşlatması sebebiyle bahçede bir kuruma ve yavaş büyüme oluşacaktır.

Kanın vücuttaki devrini yapmaması veya yapamamasıyla bazı bölgeler hatta kanserde dahil kanla beslenmemesi sebebiyle hastalıklar oluşmaktadır.

-Bundan birkaç yıl önce Türkiye-de kan ile ilgili olarak bir oyun oynandı. Oyun özetle şöyleydi;

“İlik bankalarının yetersiz oluşu, lösemi hastalarını ölüme sürüklüyor. Olay, Oktar Babuna skandalına dayanıyor.
6 yıl önce Babuna için toplanan 160 bin ilik örneğinden 120 bini kayıp. Peki ne olacak?

Altı yıl önce küçük bir gazete ilanı Türkiye’yi ayağa kaldırmaya yetti. İlana bakılırsa Dr. Oktar Babuna kan kanseriydi, sayılı günü kalmıştı. Uygun bir ilik bulunması gerekiyordu ve 10 milyar lira ödül verilecekti.[2]

Kızı babasının Yahudi ve sabataist olduğunu anlatıyor.[3]

Olayın en tehlikeli boyutu ise; toplumdan alınan kanların toplumun gen haritasını çıkarmaya yönelik idi.

İşi baştan kontrol etmeye çalışılan bir yöntem idi.

Hastahanelerde de bilindiği üzere, hastalık teşhisi için kan alınır. Kan değerlerine bakılır.

Uzunca yazacağım gen konulu yazımda bunu ayrıca ele alacağım.

Burada sağlık bakanlığına büyük bir görev düşmektedir. Oda hacamatı merdiven altı uygulamalardan kurtararak bir hastahane ortamında sağlıklı olarak yürütmesidir.

Hacamat uygulaması toplumumuzda çok geç kalmış bir uygulamadır.

Toplum bilinçlendirmeli, seminerler ve konferanslar verilmeli, toplum teşvik edilmelidir.

Batının çoktan el attığı bu mesele maalesef başta dini bir referans olmasından dolayı, adeta sırf muhalefet etme amaçlı ve de acaba ne derler tedirginliği bu şifa kaynağı olan hacamatı geri bırakmıştır.

-İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Haccam (hacamat yapan) ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”

Londra Milli Hastanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastanesinde hacamat’la ilgili Tıbbi araştırmalar yapıldı. Araştırmalar neticesinde kirli kan alınca, koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışı hızlandığı, kanın incelmesiyle, kandaki alyuvar yoğunluğunun azaldığı, hemoglobin seviyesinin düştüğü, böylece kalbin beyne daha rahat pompalama yaptığı tespit edildi. Ayrıca araştırmalarda, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının da fark edilir derecede arttığı görüldü. Hastalıklara karşı kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği bu araştırmalarda ortaya çıktı.[4]

Haydi Hacamata… Şimdiden şifalar…

Yaptırın mutlaka 70 derde faydasını göreceksiniz…

İşte birkaç örneği;

Kafadan hacamat olmak; Delilik, cüzzam, Gece körlüğü, Alaca, Baş ağrısı, Diş, Göz,

Kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.

-Kanser, Cilt hastalıkları, Sedef hastalığı, Kısırlık, süreklilik arz eden kronikleşmiş birçok hastalıklar, Migren, Romatizma, Mide, Bağırsak rahatsızlıkları, Karaciğer yetersizliği, Zihinsel ve ruhsal birçok hastalıklarda, Böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.

-Baş ağrısı, yarım baş ağrısı ve sinuzit, Tembellik, uyku fazlalığı, Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı, Prostat ve cinsel zayıflık, Sırt ağrısı, bel ağrısı (lumbago), diz ağrısı, yanlarda uyuşukluk, Hormon bozukluğu, Yumurtalık hastalıkları, Buna benzer birçok kadın hastalığı.

MEHMET ÖZÇELİK

14-05-2017

 

 

 

[1] http://www.sahihhadisler.com/?pid=p&id=3103

http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/7000.html

[2] http://arsiv.sabah.com.tr/2005/04/24/cpsabah/gnc109-20050417-102.html

[3] http://www.dailymotion.com/video/x456qw_kizi-cevat-babuna-hakkindaki-gercek_news

http://gercekcevatbabuna.blogspot.com.tr/2013/07/sabetayist-babuna-ailesi-oktar-babunann.html

[4] https://dogaltedavi.wordpress.com/2012/11/18/hacamat-ve-faydasi-70-hastaligin-sifasidir/

https://www.faydalari.com/hacamatin-faydalari/

No ResponsesMayıs 16th, 2017

ADALET MERHAMETTEN ÖNCEDİR

ADALET MERHAMETTEN ÖNCEDİR

Evet, Allah-ın adaleti merhametinden önce gelir.

Öyle ki; Allah-ın merhameti her şeyi kuşattığı gibi, adaleti de merhametini kuşatmıştır.

Peygamber Efendimizin bu konudaki uygulaması ile ilgili olarak; Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Benî Mahzûm kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyşlileri çok üzmüştü. Onlar:
– Bu konuyu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir, diye kendi aralarında müzakere ettiler. Bazıları:
– Buna Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sevgilisi Üsâme İbni Zeyd’den başka kimse cesaret edemez, dediler. Üsâme, onların istekleri doğrultusunda Resûlullah ile konuştu. Bunun üzerine  Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Üsâme’ye:
– “Allah’ın koyduğu cezalardan birinin uygulanmaması için aracılık mı yapıyorsun?” diye sordu; sonra ayağa kalktı ve halka şöyle hitap etti:
“Sizden önceki milletler şu sebeple yok olup gittiler: Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim. “[1]

-Fetönün cezalandırılması konusunda da merhamet değil, adalet öne çıkmalıdır.

Ancak Kur’an-ı Kerim-de geçen şu ayeti kerime de unutulmamalıdır.

“Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” [2]

-Fetönün Cıa ile beraber giriştiği 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin birinci hedefi devleti ele geçirmekten ziyade, toplumsal çatışmayı oluşturmaktı.

Büyük bir Suriye veya Mısır gibi, en azıyla.

-15 Temmuz 2016 başarılı olsaydı, Fetö Humeyni gibi bir kahraman edasıyla Türkiye-ye gelecek, darbe yapan Kenan Evren gibi alkışlarla karşılanacak ve de gerçek yüzü görünmeyecekti.

Başarısızlık onun 60 yıllık kirli ilişkilerini ortaya çıkarmış oldu.

Başarılı olmadıysa da mutlaka bunların bir B ve C planları bulunur.

İşte onlar gerek askeriye ve gerekse de devletin bir çok birimlerinde kripto olarak bulunmaktadır.

Ancak bu başarısızlıklarının en büyük bir diğer tehlikesi ise; kendilerinin de içinde olduğu bazı insanları Fetöcü göstererek görevden alma yoluna gitmeleridir.

Nitekim bunu Ergenekon operasyonunda da yaptılardı.

Görevden haksız yere alınanların ve de onların yakınlarının oluşturacakları memnuniyetsizler grubu toplumdaki ateşi yükseltecek ve de tetikleyecektir.

Haksız alınmalara hasseten dikkat edilmeli.

Şahit olunmaktadır ki; Fetöden dolayı görevden alan hakim, bir müddet sonra kendisi de Fetöden ve Bayloktan içeri alınmaktadır.

Adaleti gerçekleştirirken zulümden sakınılmalıdır.

Zulüm adaleti perdeler ve erteler.

Haberde;” 3 bin polise dönüş umudu

FETÖ’den açığa alınan ve ihraç edilen 3 bin polisin ismi, ele geçen 2 terabaytlık karttaki ‘mahrem imamlar’ın fişleme listesinde örgüt mensubu olmayanlar arasında çıktı.”[3]

-Fetö büyük oyunun anahtarıdır.

-FETÖ Bahoz Erdal’a bile sahip çıktı.[4]

Eğer doğruysa, demeyeceğim çünkü o kadar doğruluğuna dair olumsuz ve ihanet uygulamaları mevcut ki, yeni bir ifşa da; “A Haber’de yayınlanan Yazboz programında konuşan PKK-YPG yöneticisi itirafçı terör örgütünün İslam dinini kullanarak beyinlerini yıkadığını ifade etti. FETÖ’cü polisler sayesinde rahatlıkla sınırı geçip hendek kazdıklarını söyleyen itirafçı BND ve CIA ajanlarının kamplara gelip kendilerine eğitim verdiklerini dile getirdi.”[5]

Abd ye Fetö için gönderilen yüzlerce klasörü okumazlar.

Okumaları için ahmak olmaları ve kendilerini yalanlamaları gerekir.

Zira Cıa kullandığı insanı bilmez mi?

Ancak alt kademeden bir memura dosyalara bakmasını, içlerinde bulunan belgeler içinde kendilerinin fazladan bilmedikleri bilgi ve belgelerin olup olmadığını öğrenmek amacıyla öylesine bir gözden geçirirler.

MEHMET ÖZÇELİK

10-05-2017

 

[1] Buhârî, Enbiyâ 54, Megâzî 53, Hudûd 11, 12; Müslim, Hudûd 8, 9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hudûd 4; Tirmizî, Hudûd 6; Nesâî, Sârik 6; İbni Mâce, Hudûd 6.

[2] En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7.

[3] http://www.habervaktim.com/haber/507312/3-bin-polise-donus-umudu.html

[4] http://www.seslimakale.com/videodetay/ersin-ramoglu–feto-bahoz-erdala-bile-sahip-cikti-20806

[5] http://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/pkk-yoneticisi-itirafcidan-feto-gercekleri

 

No ResponsesMayıs 13th, 2017