AMAÇ

AMAÇ

Bu gün Mısırda Sisi-nin darbeyle gelmesine ses çıkarmayıp hatta destek olanlar, dünde Kaddafi , Mübarek, Saddam ,Hafız Esed ve Oğlu Esad, Atatürk gibilerin başa geçmesine destek oldular.

Vaadlerde bulundular.

Bu gün onlar yıprandı, çok yaralı olup şaibeleri ortaya çıkınca devre dışı bırakıldılar, aynı elin devamlılarınca…

Bu gün de bir yüz yıl için daha aynı yol denenmektedir.

Erdoğan gibi biraz sert olup, engel olmaya çalışanları ise içten ve dıştan destekçileriyle yıpratmaya çalışmaktadırlar.

**********************

Amaç Mhp-yi sokağa çekmek.

Pkk-nın hendeğinden daha büyük tehlike, Mhp-li gençlerle, pkk-nın içerisinde bulunan sol kesime alan açma yoluna gidilecektir.

– Doğru Yol Partisi’nde (DYP) lider Tansu Çiller’e yakın isimlerden biriydi o.

– Susurluk Skandalı’nın gölgesinde başladığı görevindeki en önemli çıkışı mecliste PKK lideri Abdullah Öcalan için ‘Ermeni dölü’ demesi oldu. Peşinden bu sözleri nedeniyle özür diledi ve “Ben Türkiye’de yaşayan Ermenileri değil, genel olarak Ermeni ırkını kastettim” cümlesini kurdu.[1]

Ülkücüler, kadın eli değmeli diyorlar.

Şimdi mi?

Bu mu erkeklik!?

Yoksa dünyayı değiştirmeye çalışanların Mhp-yi ve de Türkiye-yi değiştirme çabalarının bir sonucu mudur?

-Hesapta olmayan ve hakkında bir çok şaibeler ileri sürülen Devlet Bahçeli-nin birden bire başa gelmesine neden sessiz kalındı?

Bahçeli-nin tek başarısı ancak önemsiz görülmeyecek tek işi, gençleri sokağa dökmemesidir.

-“ CNN TÜRK’te Şirin Payzın’ın konuğu olan Meral Akşener Gezi olaylarına destek olduğunu açıkladı.

– “Gezi benim çok ilgimi çekti ve ben o çocukların arkasında durdum. Oğlum dahil çevremden bir çok kişi gitti geldi. Oğlum yaşça büyüktü ama gitti geldiler” dedi.[2]

 

*Meral Akşener-in çıkışı Mhp-li gençleri sokağa dökme amaçlı mıdır?

Paralel yolla yapılan bir çıkış mıdır?

Ülkücü gençlik sokağa çıkarılarak kavga ortamı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Zira Bahçeli- nin tek marifeti veya önemsiz görülmeyecek tek bir işi –dediğim gibi- varsa o da, ülkücü gençliği sokağa dökmemesidir.

-Muhsin Yazıcıoğlu; “Bizim tarlayı sürmüşler… Çok sonra öğrendik…” demişti.

Mhp şu anda sürülmüş mü, sürülüyor mu? Ekilmiş mi yoksa ekiliyor mu?

Haberleri var mı?

Başbakanlık bile teklif edilip Chp ile ortaklığa zorlanan Mhp, azlığı ve hafifliği ile beraber, dengeleri değiştirebilecek bir partidir.

Dün Mesut Yılmaz ile ortaklığı sağlanarak Türkiye yi hem 28 Şubat sivil darbesine, hem Abdullah Öcalan-ın affına ve hem de bir asırdır ekonomikmen çöküşe götürmede kullanıldı.

Kılıçdaroğlu-nun kana susamışlığı ile, kan dökme oyunları aynı noktada birleşmektedir.

 

******************

Memleket hiçbir zamanda olduğu kadar bu zamanda bu kadar haini bir arada görmemiştir.

-Yumuşak karnımız;

Türkçülük- Kürtçülük, Alevilik- Sünnilik

Ve bunları hem Arap ve hem de Türk dünyasına yaymak.

Aleviliği büyüterek tüm Arap dünyasını da içine alarak dini bir savaş oluşturmak, diğeri ise, hem Türk cumhuriyetlerini ve hem de Kürtleri ayağa kaldırarak ırkçılık akımıyla İslam dünyasını bölmek.

1970- lerdeki kominizm tehdidine karşı, şimdilerde din ve ırk devrede…

Bizdeki ırkçı veya Türkçülerle, birbirine denk gelen iki dağı değiştirmek için yani sağ-sol cenahlarını , bir ceviz durumundaki ülkücü dava ile de değiştirmek ve onlarla oynamak.

*************************

Bir batılı 1909 ile 1918 arasına Osmanlı mason devleti adını verir.

Sultan Reşad (1909–1918) İttihatçıların elinde esâreten bir saltanat sürmüştür.

-“Abdülhamid, Osmanlının 300 milyon dış borcunu 30 milyona indirmişti. Mason İttihat Terakki ise (1909-1918) 9 yıllık dönemde, Osmanlının 30 milyon dış borcunu 400 milyona çıkararak, Osmanlının ekonomi gücünü kırarak, Batıya bağımlı hale getirmeyi başarmıştı.” [3]

*Kılıçdaroğlu, TOBB’da yaptığı konuşmada Başkanlık sistemi için “Böyle bir sistemi bu ülkede kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” dedi.[4]

-Bir asırdır kanla beslenen zihniyetin son temsilcisinin sözleri.

Vampir gibi kan içmeden iş yapamayan bir zihniyet…

Bu pis ve çirkin sözün altından pis bir koku çıkmazsa şaşmayın.

Birilerine mesaj mı yoksa bir tahrik ve çıkışın başlangıcı mı?

O koku çıkınca göreceğiz.

Yüz sene öncesinde Atatürk de Bursa nutkunda aynı çağrıyı yapmıştı.[5]

********************

Arnoldo TOYNBE ,1917 de Amerikalılara yazdığı bir savaş propaganda metninde şöyle diyor.”Size kalan Kuzey İslamı, Biz Güney İslam’ını hallettik (Eşari bölgesini kastediyor.) Bir şeyhi satın alır, işinizi görebilirsiniz. Asıl olan Kuzey İslamı Horasan-İstanbul hattıdır.”

-İSRAİL’İN İLK CUMHURBAŞKANI CHAİM WEİZMAMN DİYOR’Kİ;

“Biz Yahudiler orta doğuda yıkılmaz denen devleti ( OSMANLI’ yı ) yıkıp iki tane devlet kurduk. Onlara öyle güzel sistem inşa ettik ki, Müslümanlar bize filistini vermeyen ABDULHAMİT’e en az 200 sene daha söverler”.

*”Türkiye’deki demokratikleşme adımları kimliklerini gizleyerek yaşayan Ermenilerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Pek çoğu etnik kimliklerini Ermeni olarak tanımlamalarına karşın ‘Sünni-Müslüman’ ya da ‘Kürt- Alevi’ kimlikleriyle yaşıyor. Kendisini Sünni-Müslüman olarak tanımlayan Diyarbakır Ermenilerinin tanınan simalarından Gaffur Türkay da babasının hacı olduğunu ve Sünni-Müslüman kültürüyle yetiştiğini söylüyor. Gerçek soyadının Ohanyan olduğunu 15 yaşında öğrenen Türkay, “Müslüman olarak yaşıyorum ama geçmişimi ve kültürümü inkâr etmiyorum. Din önemli değil fakat dilimi bilmek istiyorum” diyor. Diyarbakır’daki Müslüman Ermenilerin birbirlerini tanıdıklarını söyleyen Türkay, Hıristiyan Ermenilerin Müslüman Ermenileri küçümsedikleri görüşünde: “Sanki bu durumu biz tercih ettik. Ermeni kimliği etnik köken etrafında birleşmeli, din etrafında değil.”
Türkiye’de Türk düşmanları/Ayrıntı seyirlikte “1915’te öldü” denilen Ermeniler, kısaca Türk düşmanları bugün müslüman kılığında Türkiye’de. Bunlar da son bir asır içinde ya Sünnî, ya Alevî görünerek araziye uymuştur. Türkiye’de yaşayan 20 kadar Ermeni Aşiretin kendilerini gizlemekte..

-Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun geçen yıllarda, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin Türkmen, kendilerini Kürt- Alevi olarak tanımlayanlarınsa Ermeni kökenli olduğunu söylemiş, ‘gizli Ermeniler’le ilgili kayıtlar olduğunu öne sürmüştü. Bu sözleri büyük tartışma yaratan Halaçoğlu, Türkay’ın sözleri için, “Sadece Diyarbakır değil, Türkiye genelinde gizli Ermeniler var ve artık kimliklerini açıklıyorlar” diyor. 

Prof. Halaçoğlu, ülkemizde en az 500 bin “kripto Ermeni” olduğunu belirterek, bu gerçeği söyledi…[6]

*Bir terörist arkadaşına bomba düzeneklerini düzenlerden aynen şu ifadeyi kullanıyor;” Ermenilerde olmasa bu savaşı kazanamazdık.”

*********************

İslamın baharı geliyor. Kışın çiçeklerin açması engellenebilir de, baharda nasıl mani olunacak?

Neresi kapatılacaktır?

Bahar doğuşun müjdecisidir.

MEHMET ÖZÇELİK

27-05-2016

[1] http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-meral-aksener

[2] http://www.ensonhaber.com/meral-aksenerden-gezi-itirafi-video-2016-05-03.html

[3] http://www.kokludegisimdergisi.com/index.php?p=makaleDetay&makale=469

[4] http://www.haber7.com/siyaset/haber/1943021-baskanlik-sistemi-kan-dokulmeden-gelmez

[5] http://www.star.com.tr/mobil/mobilyazar.asp?Newsid=1111330

[6] http://acikistihbarat-bilgipaylasim.blogspot.com.tr/2014/11/gizli-ermeniler-kimliklerini-acklamaya.html

https://www.facebook.com/ADITURK.BiLiNCLENDiRME.PLATFORMU/videos/257065064378240/

 

No ResponsesMayıs 28th, 2016

ALLAH BENİ NİYE YARATTI

ALLAH BENİ NİYE YARATTI
-Ne yani! Sana mı soracaktı?
Bu latifeden sonra, Birkaç sebepten;
Hadis-i Kudsi de;- “Ben gizli bir hazine idim, mahlukatı yarattım tâ ki kendimi bileyim ve bildireyim.”
-Sanatkâr sanata sormaz, yapar. Mesela bir telefon sahibine ; Beni niçin yaptın? –deme hakkı var mıdır?
Topraktan dala pamuk takıp, oradan boyayla karıştırılarak yapılan kumaşın ne olacağını ona mı soralım yoksa onu yapacak olan mahir terziye mi?
O mahir terzi bütün bilgi ve tecrübeleriyle onu ölçer, biçer, keser ve de diker.
İyi olur değil mi?
Yoksa yanlış mı yapıldı?
-Allah varlıklar içerisinden kabiliyetli olanları seçmek amacıyla yarattı. Aksi takdirde o kabiliyetlere haksızlık yapılmış olacaktı.
Mesela senin gibi değerli bir insanın bir anlık yaratılmadığını düşünsene..
Olmamış olmanız ne kadar eksiklik olurdu değil mi?
Afrika-da altın arayıcıları koca dağı elekten eleyerek, birkaç gramlık altını seçmeye ve bulmaya çalışırlar.
Allahın da altın değerinde olan insanları, diğerlerinden ayırmak için seçmesi ve yaratması onun adaleti ve yerinde değerlendirmesi değil midir?
Müşahhas olarak düşünecek olursak, Peygamber Efendimizden tüm peygamberlere ve değerli şahsiyetlere kadar, bunların yaratılmamış olması büyük bir eksiklik olmayacak mıdır?
-Geldin de memnun kalmadın mı?
Taş, ot, hayvan olsan hoşuna gider miydi?
Her ne kadar hiçbir şeyi bilmiyor olarak kalsan bile…
Bir terziye, bir marangoza o eşya kendisi hakkında ondan daha fazla ne düşünebilir ve yapabilir?
Yaparken sana mı danışsaydı?
Ne buyururdun?
Mesela telefonun ilk maden halini düşün. Ve ona ney ve nasıl olmak istersin diye sor.
Ne kadar ve ne diyebilir?
Her şeyden önce sanatkâr sanatını, sanattan daha iyi bilir.
Nasıl olacağına da sanat değil, sanatkâr karar verir.
*********
Bediüzzaman bu konuda; “Cenab-ı Hak seni ademden vücuda ve vücudun pek çok eşkal ve vaziyetlerinden en yükseği müslim sıfatıyla insan sûretine getirmiştir. Mebde-i hareketin ile son aldığın sûret arasında müteaddid vaziyetlerin, menzillerin ve etvâr ve ahvâlin herbirisi sana ait nimetler defterine kaydedilmiştir. Bu itibarla, senin geçirmiş olduğun zaman şeridine elmas gibi nimetler dizilmiş, tam bir gerdanlık veya nimetlerin envâına bir fihriste şeklini veriyor.
Binaenaleyh geçirmiş olduğun vücudun her menzilinde ve vaziyetinde, etvârında, ahvâlinde: “Nasıl bu nimete vâsıl oldun? Ne ile müstehak oldun? Ve şükründe bulundun mu?” diye suale çekileceksin. Çünkü, vukua gelen haller suale tâbidir. Amma imkânda kalıp vukua gelmeyen şeyler suale tâbi değildir. Geçirmiş olduğun ahvâl, vukuattır. Gelecek ahvâlin ademdir. Vücud mes’uldür, adem ise mes’ul değildir. Öyle ise, mâzide şükrünü edâ etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır.” Mesnevi-i Nuriye
*Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün, ve hâkezâ…

Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenâb-ı Hakkın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukàbil şükretmeyerek, imkânât ve ademiyat nev’inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, bâtıl bir hırsla Cenâb-ı Haktan şekvâ ediyorsun ve küfrân-ı nimet ediyorsun?

Acaba bir adam, minare başına çıkmak gibi âli derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin:“Niçin o minareden daha yükseğine, çıkamadım ?” diye şekvâ ederek ağlayıp sızlasın ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfrân-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder; divaneler dahi anlar.”
MEHMET ÖZÇELİK
12-05-2016

No ResponsesMayıs 25th, 2016

KABİR VE KABİR AZABI

KABİR VE KABİR AZABI

İnsan bir yolcudur. Bu yolculuk ise yokluktan, ruhlar aleminden çocukluk, gençlik, ihtiyarlık ve de kabirle âhiret alemine olan yolculuk başlar.

Kabir hayatı başlı başına bir hayattır.[1]

Bu dünya hayatından sonraki başlayan uzun ahiret yolculuğunun ilk menzili ve ilk durağıdır.

Kabir azabı haktır ve muhakkaktır.

Âyet ve Hadislerle sabittir.[2]

-“Size böyle nimet eden bir Zât sizi başıboş bırakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatasınız.”[3]

Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu geniş ve sahih olarak neticeye kavuşturmuştur.[4]

Kur’an-ı Kerim-de geçen iki ayetle sabittir ki; Şehitler ölmez.

Kendilerine münasib bir hayatı vardır.

Onun gibi de, kabir de Hadiste buyurulduğu üzere;

“Kabir ya cennet bahçesinden bir bahçedir veya cehennem çukurundan bir çukurdur.”

“Peygamberler kabirlerinde (Mecburiyet olmaksızın, zevk aldıklarından dolayı) namaz kılarlar.”

-“ Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Necaşi rahimehullah öldüğü zaman biz onun kabrinin üzerinde uzun müddet bir nur görüldüğünü konuşurduk.”  [5]

*Kabir azabının en zahir delili şu ayettir.

“Onlar sabah-akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde kendilerine, “Firavun ailesini en çetinine sokunuz” denilecektir.”[6]

Elmalı tefsirinde şöyle izah edilir;

“Âyet kabir azabına işaret eder. Kabirde azap ruhlaradır. İbn Mes’ud (r.a)’dan rivayet edildiğine göre kâfirlerin ruhları siyah kuşların bedenine girip sabah akşam cehenneme karşı tutulurlar, bu iş kıyamet gününe kadar böylece devam eder.

Buharî ve Müslim tarafından nakledilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (a.s.) ister cennetlik, ister cehennemlik olsun, ölen kişiye kabirde, sabah akşam gideceği yer gösterilip “İşte dirildikten sonra gideceğin yer!” denileceğini bildirmiştir.”

MEHMET ÖZÇELİK

[1] En’am.98.Tevbe.84,Hac.7,Furkan.53,Fatır.22,Yasin.51-52,Kamer.7,Mümtehine.13,Mearic.43, Abese.21,İnfitar.4,Adiyat.9,Tekasür.2.

[2] http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/5460.html

http://hadis.resulullah.org/index.php?s=oku&id=2776

http://hadis.resulullah.org/index.php?s=oku&id=2774

Taha.124,Mümin.46,Nuh.18,

[3] http://www.erisale.com/#content.tr.1.171

[4]http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Home&SubSection=Search&Command=Results&TextAny=kabir&TextExact=&TextAll=&TextNone=&where=Kulliyat&BookName=Sozler&BookName=Mektubat&BookName=Lemalar&BookName=Sualar&BookName=MesneviiNuriye&BookName=IsaratulIcaz&BookName=EmirdagLahikasi&BookName=KastamonuLahikasi&BookName=BarlaLahikasi&BookName=TarihceiHayat&BookName=HizmetRehberi&BookName=BeyanatveTenvirler&BookName=AsayiMusa&BookName=SikkeiTasdikiGaybi&BookName=Muhakemat&BookName=Munazarat&BookName=HutbeiSamiye&BookName=Sunuhat&BookName=DivaniHarbiOrfi&BookName=HutuvatiSitte&submit=Arama+Sonu%E7lar%FDn%FD+G%F6ster

[5] Ebu Davud, Cihad 29, (2523.

[6] Mü’min.46.

No ResponsesMayıs 22nd, 2016

ENAM-35

No ResponsesMayıs 19th, 2016

İLAHİYATIN PROBLEMLİ İLAHİYATÇILARI

İLAHİYATIN PROBLEMLİ İLAHİYATÇILARI

Şimdilerde İslamiyet içten vurulmaya çalışılıyor.

Kurt gövdenin içine girip kemirmektedir.

Tehlike küçük değil, büyüktür.

Gerçek niyetleri sezemeyenler, bu tehlikeli sele kapılabilirler.

Bunun için ileride din ve İmam-Hatip meslek derslerini verecek olan öğretmenler işlenmeye çalışılmaktadır.

Kokuşma baştan başlatılmıştır.

Balık baştan kokmaya başlamıştır.

İnşaallah, bu milletin köklü geçmişi, bu köksüzlüklere pirim ve destek vermeyecektir.

-İlahiyat fakültelerine  akademik çalışma için gidenlerin, samimi bile olsalar, çoğunluk itibarıyla eski hallerinden samimiyet ve teslimiyetlerinden neredeyse pek hal kalmıyor.

Öyle ki babalarını bile sorgular hale geliyorlar.

İlahiyatlarda hikmet sorgulaması ve araştırmalardan ziyade, fessefi ve şüpheci bir akım gelişiyor.

Öyle ki, belki babam Adem değildir veya öyle diyenler de varmış, diyerek başkalarının en azından borazanlığını ve neredeyse savunuculuğunu yapmaya başlıyor.

Eskiyi araştırmak, tahlil ve tashihten ziyade, tenkid ve redde yönelik bir tavır içine giriliyor.

İmam-ı gazali ve Ebu Hureyre sorgulamasıyla başlayan yıkım faaliyeti,  Efendimizi basite irca etme ve arkasından önce Kur’an-ı Kerim-e şüphe iras etmeyle başlayarak, daha sonra Kur’an-ı Kerim-i şiadan etkilenerek veya şia savunuculuğu yaparak sorgulama yoluna gidiliyor.

En iyisi bile; öyle diyenler var, diyerek muteber olmayan nakilleri nakletmeye başlıyor.

Hadis-i Kudsilerle Kur’an-ı Kerim-i mukayese ederek, Kur’an-ın bu manada eksikliğini tartışmaya açabiliyor.

-1970- lerde  siyaseten hükmetmeye çalışan şia yani İran, bu gün fikren ve bulandırmalarla hakimiyet kurmaya çalışıyor.

********************   

İttihad-ı İslamın tahakkuku için, aynı zamanda İttihad-ı Kulub, İttihad-ı Fikir olmalıdır. İslam dünyası için Kur’an-daki ortaklık gibi , akaid  ve muamelatta da bir birlik sağlanmalı. Yani hurafelerden, yanlış olan noktalar belirlenmelidir.

Yanlışlar ehli sünnet çerçevesinde tashih edilmelidir.

-İslama hizmet etmiş olanlar ölçüsüzce devre dışı bırakılmamalıdır.

-Eğer her şey Kur’an-da var ise, ya sen niye konuşuyorsun?

Ve de Kur’an-da Peygamberimize ve de alimlere uyulmayacak diye bir ifade mi var?

Belki onlarca uyulmasını ifade eden ayetler mevcuttur.

-Mesela Kur’an-ı Kerim-den sonra en muteber olan Buhari ve Müslim devre dışı bırakılmaya çılışılmaktadır.

Oysa Buhari de ittifak edilmiş, onu kabul etmeyen de ittifak edilmemiştir?

İşte aradaki fark…

Sınırlı olarak onda da ittifak bile olunsa, onlarda acaba ittifak olunmuş mu?

**********************  

Hariçten düşman aramaya, islama darbe vuranları engellemeye gerek kalmamaktadır. Zira zaten onların görevlerinin aynısını hatta daha fazlasını, onların yapamadıklarını içimizde bulunan; -Şefaatı, Kabir azabını, hatta hayra vesile olan Kutlu doğumu inkar ve reddeden sözüm ona herifler yapmaktadırlar.

**********************

Efendimiz şöyle buyurur: “Sakın sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, köşesine yaslanmış olarak cahilce, „Biz Allah‟ın Kitabı‟nda ne bulursak ona uyarız; hadis tanımayız!‟ derken bulmayayım!” [1]

 

 Peygamberimizin helal kıldığını helal, haram kıldığını haram saymamızı ister.

“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”[2]

MEHMET ÖZÇELİK

 

 

[1] İbn-i Mâce, Sunne, 2; Tirmizî, İlim, 10.

[2] Ahzâb, 33/36.

 

No ResponsesMayıs 17th, 2016