SENTEZ

SENTEZ – Sesli Dinle

Cemaat dizginini paralel yapıya kaptırdı.

Uzun bir süredir şaşkınlığını ve sessizliğini koruyan cemaat,yüzde beşlik paralel yapının hakimiyeti altına girdi.

Üst derin devlet cemaatı paralel yapıya bağladı.

Eskiyen ve çöken chp-yi canlandırmak amacıyla;dün tesettürlü kızları ve ablaları ev ev dolaştırarak chp-ye oy isteyen paralel yapı,bu seferde son seçimlerde doğrudan ve dolaylı olarak chp-nin kürt ve sol versiyonu olan Hdp-ye yamalandı.

En akıllı ve iyi niyetli geçinen daha önce verdiği Akpartiye vermemekle,Bbp-ye de verse,onlara yaramadığı için.otomatikman Hdp-nin hanesine geçmiş oldu.

Cemaat geçici tedbir ve göz boyamalarla bir arada tutulmaya çalışılmaktadır.

Bu durum bir müddet sonra dağılmaya ve parçalanmaya gidecektir.

-Nur cemaatının 1970-lerde yaşadığı bölünmenin,daha dehşetlisi cemaata yaşatılacaktır.

Tabanı temsil etmeyen tavan,değişik renklerden oluşmuş,gerçek rengini ve yüzünü ise gün be gün ortaya koymaktadır.

-Gülen bunun neresinde?

Akıl tarafı paralel yapıda,kalb tarafı ise cemaatten yanadır.

On altı yıldır gelmemenin hiçbir akıllıca mantığı yoktur.

İyi niyeti de bulunmamaktadır.

En azından kirliliğe ve şaibeye sebeb olmaktadır.

-Bir asırlık tarihimizde 1960 yılıyla başlayan darbeler,sıkılan kurşunlar ilk defa geri tepiyor,sıkanı siliyor ve silikleştiriyordu.

2013 17-25 Aralık sivil darbe uygulaması sonuçsuz kalarak,büyük bir bela defediliyordu.

****************

Türkiye-deki derin devlet sürekli ordu kanalıyla darbe yapıyordu.

Ordunun başına getirilen bir genel kurmay başkanıyla bu işin önü kapanınca,diğer yandan da –haklı haksız- bir kısım ve kesim yıpratılma yoluna gidilip darbe yapılma yolu kapanması sebebiyle,yıllardır emniyette yapılan kadrolaşma darbede kullanılma yoluna gidildi ve başarısız oldu.

Bunu kullanan ve yönlendiren dış güçler,bir taşla iki kuş vurdular;

Bir yandan devleti yıprattı ve başına iş açtı,diğer yandan da yarım asırdır hizmet hareketinin birikimini bitirmiş oldu.

*********************  

8 Şubat sürecinde Cumhuriyet gazetesinde Ankara muhabiri olarak görev yapan gazeteci Yusuf Özkan, Süleyman Demirel’in 54.Hükümeti kastederek “Çıkın sokaklara, yıkın bu hükümeti” dediğini ve kendisinin de bizzat bunu duyduğunu BBC Türkçe için kaleme aldığı yazısında anlattı.

Hükümete karşı açık bir tavır alan ve Türk Silah Kuvvetleri içerisindeki “Erbakan karşıtları” ile birlikte hareket eden Süleyman Demirel, “28 Şubat yasaları” olarak bilinen ve Türkiye’de inanç özgürlüğüne büyük darbe vuran yasaların tümünü onaylamıştı.

İŞTE O YAZI:

“Ankara’da savunma muhabiri olarak çalışıyordum. Demirel, “İrticai faaliyetler” konusundaki kaygıları nedeniyle Başbakan Necmettin Erbakan’a ve dömnemin Refah Partisi – Doğru Yol Partisi (Refahyol) hükümetine tepkiliydi.

Erbakan Ramazan nedeniyle 11 Ocak 1997’de, 51 tarikat ve cemaat liderini Başbakanlık Konutu’na iftara çağırdı. Fethullah Gülen’in de çağrıldığı ancak katılmadığı iftar yemeği yoğun tartışmalara neden oldu.

Sarıklı, cüppeli tarikat liderlerinin Başbakanlık Konutu’na girerken çekilen görüntüler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) tepkiye neden oldu. Komuta kademesi, Başbakan Erbakan ve yardımcısı Tansu Çiller’i eleştirmeye başladı.”[1]

Acaba 17-25 aralıkta Demirel-in işi mi?

Onun yanına sık sık gidilip,akıl danışılıyordu..

Onun mason olduğu belgeyle sabitti.[2]

******************

Kâbesi olmayan sol kesim,kendisine bir kıble aramaktadır.

Bu kıble bazen Taksim olurken,bunların sınırlı olmasından dolayı,çoğu zamanda kendilerinin senaryolarla yaptıkları kıblelerdir.

Nitekim 1 Mayıs,orada öldürülenler için dikilen! Heykeller ve yazılan mersiyeler, Madımak oteli,bizzat kendilerinin kendi arkadaşlarını öldürmek suretiyle kıblelerini tazelemekte ve arttırmaktadırlar.

Solun kıblesi,şeytanın ve şeytani kıblesidir.

*Türk solunun kürt versiyonu olan Hdp,buna bir de fuhuşu ve fuhuşçuyu ekleyerek; hem dinen,hem şiddet ve hem de ahlaken çöküntülü bir hayatı sürdürmekte olduğunu göstermiş ve de yaşamaktadır.[3]

*”PROF.DR. NECMEDDİN ERBAKAN
Ben 28 Haziran 1996’da Başbakan oldum. Meclisten güvenoyu aldım ve Başbakan koltuğuna oturdum. İlk ziyaretime gelen ABD elçisi oldu. Bana şunu söyledi; “Biz biliyoruz ki sizin davanız İslam’dır. Başbakan oldunuz. Bu bizim hoşumuza gitmedi ama beraber çalışmaya mecburuz. Ben size geldim ve diyorum ki sizinle beraber çalışabiliriz. 6 tane şartımız var. Birincisi; “İran ile ticari münasebetinizi 50 milyon doların üzerine çıkartmayacaksınız.” İkincisi; “İrana gitmeyeceksiniz.” Üçüncüsü; ABD üslerine dokunmayacaksınız.” Dördüncüsü; ” Diğer Müslüman ülkelerle de ticaretinizi arttırmayacaksınız.” Beşincisi; ” Çekiç güç askeri işgal kuvvetlerimizi dışarı çıkartmayacaksınız.” Altıncısı; “Irak boru hattını açmayacaksınız.”

Bizim meşhur sadrazamımız Ali Paşa’nın bir sözü vardır; “Ben mühim bir iş yapmak istediğim zaman önce Rus Elçisi ile konuşurum. Ne derse tersini yaparım” Ben de ABD elçisinin söylediklerinin hepsinin tersini yaptım. İlk ziyaretimi İran’a yaptım. “İran ile ticari münasebetinizi 50 milyon doların üzerine çıkartmayacaksınız.” demişlerdi, sadece doğalgaz antlaşması 2,5 Milyar Dolar oldu. Ve ilan ettim ki; Türkiye ile İran arasındaki Ticari Münasebet Hacmi 10 Milyar, 20 Milyar değil, Almanya ile Fransa arasındaki ticaret nekadar ise okadar olur dedim.

15 gün sonra ABD Dış İşleri Bakanı Warren Christopher Ankara Elçisi Grossman’a -iki yahudi- “Ne yapın, edin askeri ihtilal yapıp Refah Partisi’ni iktidardan uzaklaştırın.” diye kripto gönderdi. Bu kripto bizim elimizde bulunuyor. “[4]

*********************  

İktidarın yolu hapishaneden geçiyor.Bizde Erdoğan da öyle olmuştu.

Her ne kadar Mısırda Mursi idamla yargılansa da,dünyanın ciddi baskısı sonucu geri adım atılabilir.

Bu da Mursi için yeni bir iktidarın başlangıcı olur.

-Mısır-da Mursi ile beraber birkaç kişinin almış olduğu idam kararı,Mısır-ın hala bizim 1950-lerde kaldığını göstermektedir.

*******************  

Konservatuarda dini musikisi yoktur.Türkiye-nin tezadları.Türk musikisini yasaklayan zihniyetin bu milleti dinden koparmanın diğer bir yeri.

Topluma aid değerleri tamamen toplumdan silmeye yönelik eğitim verilmiştir.

Bu da Chp eliyle ve maharetiyle yapılmaktadır.

Avrupada tüm kurumlar hristiyanlık üzerine oturtulurken,Türkiye-de bir asırdır kurumlardan tecrid edilmeye gidildi.

******************  

1927-72 arası üç bine yakın cami kapatıldı.

Bunlar ihaleye çıkarıldığında Müslümanlar hassas olup çekindikleri için,gayrı Müslimler tarafından alınmış,kumarhane,meyhane,ahır,,mihrabına tuvalet,yıkılarak taşları kanalizasyonlarda kullanılmıştır.

Tamamen dini her yönüyle kuşatarak,tehdit ve ölümlerle,hayattan silerek ortadan kaldırma yoluna gidilmiştir.

Bugünkü olumsuzluklar bunların sonucudur.

*********************  

10.cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bu memlekete hiçbir hayırda bulunmadığı gibi,büyük bir şer ve zarara sebeb olmuştur.

Onun döneminde ekonomi ilk defa sıfırlanmıştır.

İkinci İnönü vakası olarak hatırlanabilir.

Zaten Eşi de İnönü ile akrabadır.

Tarih onu hayırla yadetmeyecektir.

*********************  

Odunda pişen çay iyi olurmuş.

Anadolu insanı da hayatın yakıcı ve zor ateşinde pişmiş olduğundan,şiirinde,şarkısında hep feryad çıkar.

Yanık yanık söyler.

Yanmıştır,yakar.

Zira yanmayan yakamazmış.

Ferhatlar,Mecnunlar,Keremler hep bizde çıkmıştır.

Batıdaki şairler,doğudakilerin zekatı bile etmez.

Mazlumlar da bizden çıkmıştır.

Bu günde yanan Ortadoğu halkıdır.

Masum ve mazlum insanlardır.

Küfrün zulmü,fikrin zulmeti,hayata zulmetmiştir.

Hayatı karanlık olanlar,hayatları karartmışlardır.

Doğu hala yanmaya ve yanık yanık feryatları söylemeye devam edecektir.

Onlar yanarken,yanık feryatlarıyla diğerleri yandırılmaktadır.

*******************  

Ortadoğuda hassas olan devletlerin ateşleri fitillenmekte ve toplu olarak sahaya çekme çalışması yapılmaktadır.Bunlar;

Türkiye-Mısır-Suriye-Suud-i Arabistan-Irak-İran en başta olanlardır.

Özellikle büyük çapta İran sahaya çekilmekte,bu ise özellikle doğrudan değil,dolaylı olarak ateşi fitillenmektedir.

Özellikle Suriye bahanesi…

*******************  

*Türkiye ile İran arasında kurulmaya çalışılan yeni bir Kürt Devletinin en büyük tehlikesine dikkat çekmek istiyorum.

Birinci derecede tehlikeli olan Kürt devletinin kurulup kurulmaması değil,onu devlet ve ordu düşünsün.

Daha büyük tehlikesi ise;kolay kontrol edilebilir böyle bir devletin;sosyalist, Zerdüşt, kominist,ateist,terörist,büyük İsrail ve büyük Ermenistan projesinin bir parçası olmasıdır.

Kaderin hükmü mü?

Ona zaman karar verecektir.

Kader cihetiyle hayırlar olsa da,büyük tehlikeye dikkat çekmek istedim.Çünkü yapılan faaliyetler hayra dönük ve hayır amaçlı faaliyetler değildir.

*******************  

Dün ıraktan Saddam Hüseyinin Kuveyte gönderdiği adı bile duyulmayan,bilinmeyen Humeyni-yi,Fransa kaparak,Abd ile yaptığı anlaşma neticesinde İran Şahını devirdi,büyük bir karşılamayla 747 Fan Abd uçağıyla İrana indi.

-Bize de Öcalanı göndermişlerdi değil mi?

-Sıra Gülen de mi?

Bilinmeyen ve tanınmayan Humeyni,bir ilah ! gibi karşılandı.

Humeyni Tahrana indiğinde uçağın içerisindekilerin yarısı Cıa ajanı idi.

Ne garib değil mi?

Fransa Humeyniye İranda İslam Devrimini yaptırıyor!!!

Ondan sonra noldu?

İran Irakla 8 yıl savaştı.

Saddam Abd tarafından silahla desteklendi.Baba Bush Kimyasal silah sattı.

Oğul Bush Saddamı kimyasal silah bulundurmakla suçlayıp,ona savaş açtı ve Saddam gitti.

Arkasından Suriye,Mısır,Yemen ve Türkiye-yi kuşatma faaliyetleri…

2013 yılı 17-25 Aralıkta da Türkiye-de benzer uygulamaya gidilmiştir.

Abd-nin müttefikleriyle beraber B planı tutmayınca,Ezidi-Suriye-Kobani-İşid kuşatmasıyla bu denenmekte ve devam edilmektedir.

****************

2.Abdulhamidin Bahriye Nazırı Amiral Hüseyin Hüsnü Paşanın oğlu, Kominist olan Sakallı Celal-( Celal YALINIZ )den;

“Sakallı, Dördüncü Komünist Enternasyonale katılanlar arasındadır. Kominternde Sovyet delegasyonu ile derin sohbetlere girilir. Delegasyonda Marksizme en fazla vakıf olan iki kişi (Sadrettin Celal ve Sakallı Celal) Sovyet muhataplarını şaşırtır. Sakallı durumu şöyle açıklar Sovyet delegasyonuna; “Devrim sizin ülkenizde yapıldığı halde Marksizmi bizden az biliyorsunuz diye üzülmeyin. Siz gece gündüz çalıştığınız için okumaya vakit bulamamışsınız. Sizin kadar çalışmadığımız için biz de oturup bol bol Marksizme kafa yormuşuz. Hepsi bu.”

* Bir Profesörle tartışmasından sonra; “Bu kadar cehalet, ancak tahsille mümkün olur” demiştir.

Görev yaptığı okulda öğrencilerle ilgili üstten gelen baskıya cavaben; “Meşrutiyeti ilan ettik olmadı, Cumhuriyeti ilan ettik olmadı, biraz da ciddiyet ilan etsek ne dersiniz.”

“Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.”

“Sakallı’ya “Sende bu kadar meziyet varken ve değersiz insanlar bile hayatta muvaffak olurken, sen niçin suyun yüzünde kalamayıp boğuluyorsun?” diye sormuşlar. “Anlatayım” demiş. “Bir köpeği suya atsanız, tıpkı yürür gibi hareketler yaparak yüzer, boğulmaz, selamete ulaşır. Zira vücudunun yapısı buna göredir. Ağzı, burnu denizaltı kulesi tarzındadır. İnsanoğluna gelince. Vücut yapıları köpeğinki gibi olmadığından ve alıştıkları yürüme hareketiyle yüzemediklerinden, su yüzünde kalabilmeleri hususi bir talimi gerektirir. Nice Köpekler selamet sahiline yüzerken, lüzumlu talimi ve terbiyeyi almayan bir insan olarak ben, dalgalarda boğuluyorum.”

Köpekleşmeden su yüzünde kalanlara selam olsun…”

“Türkiye’de ɑydın geçinenler Doğu’yɑ doğru seyreden bir geminin güvertesinde Bɑtı yönünde koşturɑrɑk Bɑtılılɑştıklɑrını sɑnırlɑr.”

“Evinde yɑpılɑn ɑrɑmɑ esnɑsındɑ polis duvɑrdɑ durɑn Kɑrl Mɑrx portresini soruncɑ “Rɑhmetli Bɑbɑm” diye cevɑplɑmıştır”

*” Kısa bir süre memurluk yapmış. Aydın’da görev yaptığı okulun inşaatında da çalışmış. Diğer insanların taşıyamadıkları şeyleri taşımış. Ankara lisesi müdürü iken lağım (kanalizasyon) bozulmuş. Bakanlığa bildirmiş. İdare etmesini istemiş bakanlık. Bunun üzerine tulumunu giymiş, kolları sıvamış, lağımı tamir etmeye koyulmuş. Tam bu sırada okula gelen müfettiş durumu tespit edip bakanlığa yetiştirmiş.

Bakanlık savunmasını istemiş: Ne işi varmış koca müdürün tulum ve boklar içinde. Yakışır mıymış Cumhuriyet’in koca müdürüne. Bakanlığa gitmiş ve savunmasını sözlü olarak yapmış Sakallı:
-Lağım patladı dedim, idare et dediniz. Ben de lağımı onarıp idare edeyim dedim. Lağıma takım elbise ile girecek değildim ya. Üstelik, idare etmenin bok içinde oturmak olduğunu da bilmiyordum.”

*” Bir arama sırasında polisler üzerinde bir silah bulmuş ve kimlik istemişler Sakallı’dan.
-Yok, demiş.
-Kimin nesisin demişler.
-Ben Japonum, demiş.
-Ama Türkçe konuşuyorsun.
-Ben, Türkçe konuşabilen Japonum.
-Peki, bu silahı ne yapacaksın?
-Polisleri vuracağım.
-Niçin?
-Niçini var mı? Ne zaman neyi savunacağınız belli değil. Dün hilafeti savunuyordunuz, bugün cumhuriyeti. Yarın yine hilafeti savunmaya kalkarsanız… O zaman hepinizi vuracağım bu silahla. Ona göre.”

* Birisi için çivi gibi adamdır demiş bir keresinde. İtiraz etmişler.
-Ne çivisi yahu. Zayıf, sünepe herifin tekidir o.
-Yanlış anlaşıldım galiba demiş Sakallı. Çivi gibidir derken; kafasına vurmazsanız iş görmez, işe yaramaz demek istemiştim.

* Yıllar sonra Kadıköy vapurunda karşılaşmış iki eski arkadaş. Mahir İz sormuş:

-Efendim, sizi hala huzura kavuşmuş göremiyorum. Oysa; sizin istediklerinizi de, düşündüklerinizi de, hatta düşünemediklerinizi bile gerçekleştirdi Mustafa Kemal Paşa. Neden hala memnun değilsiniz, muhalifsiniz?

-Sen hiç tiyatroya gitmedin mi? diye sormuş Sakallı Celal. Perde açılır. Karyolada bir hasta görürsün, bir de ilaçlarını veren hemşire. Biraz sonra; kulaklığı ve beyaz gömleğiyle doktor da gelir. Hastanın nabzına bakar, reçete yazar. Bu bir oyundur. Ortada aslında ne hasta, ne hemşire, ne de doktor vardır. Bunların hepsi, bilesin ki rolden ibarettir. İşte, bizim cumhuriyetimiz de “Yaşasın Cumhuriyet” rolünden ibarettir.

*Mezar taşında; “Bağban bir gül için bin hare hizmet eder” yazıyormuş. Yani “Bahçıvan bir gül için bin dikene katlanır.”

MEHMET ÖZÇELİK

07-07-2015

 

[1] http://www.habervaktim.com/haber/421930/demirel-cikin-sokaklara-yikin-hukumeti.html

[2] http://www.haber7.com/yazarlar/mustafa-yurekli/890234-necip-fazilin-demirelle-masonluk-belgesi-polemigi

https://www.youtube.com/watch?v=Hit5qidN_4w

https://www.youtube.com/watch?v=tM9bg0kdPXI

http://www.aksiyon.com.tr/dosyalar/demirel-o-belgeyi-loca-dan-degil-eski-bir-kurulustan-almisti_533146

[3] http://www.habervaktim.com/haber/422456/ahlaksiz-yuruyuste-polise-fuhus-teklifi.html

[4]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=529791007168143&set=a.442647005882544.1073741825.100004117450922&type=1

No ResponsesTemmuz 25th, 2015

FİTNE VE TERÖR

No ResponsesTemmuz 23rd, 2015

Bayrama Doğru

No ResponsesTemmuz 23rd, 2015

ANALİZ

ANALİZ –Sesli Dinle

*Amaç yeni bir 17-25 aralık darbesini tazelemek ve denemek.

Batıda uygulanan bu uygulama,doğuda tekrar edilmeye çalışılmakta ve belliki bunun da devamı gelecektir.

-“Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’nde meydana gelen saldırıyla ilgili olarak dün bir açıklama yapan ve güvenlik açığı olduğunu öne sürüp “halkımız, siyasi kurumlarımız, sivil toplum örgütleri, belediyeler, meslek örgütleri gibi bütün toplumsal yapılar kendi güvenlik tedbirlerini de geliştirmelidir” şeklinde tehlikeli bir çağrıda bulanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bugün yaptığı açıklamasında tehditkar tutumunu yine sürdürdü.”[1]

Bu olayları bahane eden bdp veya bu olayların çıkarılmasındaki sebeb;bdp-li belediye ve kurumlarda pkk-dan oluşan güvenlik güçlerini kurmaktır.

-Hedefte Mit var.

“MİT MÜSTEŞARI GÖREVİ BIRAKMALI”

Reyhanlı’da 50 kişinin, Cilvegözü’nde 13 kişinin ölmesi, Diyarbakır’da Niğde’de insanların katledilmesi… Bunların arkasındaki güç ortaya çıkarmadı MİT. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, demokrasi olsun olmasın. Bunun bir sonucu olmalı. MİT zaten siyasallaşmış. MİT Müsteşarı derhal görevi bırakmalıdır. Geçici içişleri bakanı istifa etmelidir. Hükümetin siyasi sorumluluk alması için çağrı yapıyoruz.[2]

-Devamında serbest olan tesettüre karşı bir saldırı var.

Adını Orhan Pamuk’la olan ilişkisiyle duyuran Karolin Fişekçi, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan bombalı saldırı sonrası attığı tweet’le tepki çekti.

“ÇARŞAF YASAKLANMALI”

Karolin Fişekçi, çarşafın risk olduğunu belirtti ve çarşafın yasaklanması gerektiğini söyledi.

*Dünyanın huysuz çocuğu Yahudi,Türkiyenin huysuz çocuğu Chp,bölgenin huysuz çocuğu ise yunanistandır.

*Nasıl bir rejim ki,

Benim günlük namazıma karışıyor,cumaya gitmemi engelliyor.

Başımı örtmemi irademi susturarak despotluk yapıyor.

Nasıl bir yönetim ki,benim hukukuma karışıyor.Beni benim dışımdaki hukukla idareyle yönetiyor.

Say sayabildiğin kadar…

 

-Aslında bu işi yapanlar,kirli insanların kirlerini çıkartmak ve eskisi gibi millete ve değerlerine saldırmak amaçlıdır.

Bu olaylarda hükümeti yıkmaya çalışan paralel yapının ve hükümetin kurulmasını geciktiren mhp-nin büyük vebali vardır.

Devlet boşluk kabul etmemektedir.

 

*Ev yanıyor,hala bir çok kişi evin dış kapısının mandalıyla uğraşıyor.

Oynanan oyunları görmeden basireti bağlanmışcasına,izzet ağır geldiğinden zilleti tercih eden,bayağı,geçmişinden kopuk olarak ecdadının yaptığı Topkapı sarayından haberdar olmayan bir kısım insanlar bilinçsizce Sarayı dillerine dolandırmakta,sürü içerisinde bulunan aslan yavrusu gibi kendisinden haberdar olmamaktadır.

Sarayı diline dolayan insanlar oranın bir şahsa aid olmadığını bilemeyecek ve düşünemeyecek kadar pes-pâye insanlardır.

Kötü niyetli insanların ekmeklerine yağ sürmektedirler.

 

*Önce yağlayayım ki gıcırdama olmasın.Gıcık ve gıcırtılı sesler çıkmasın.

Bahçelinin bir marifetinin dışında,ikinci bir projesi gösterilemez.

Başarısı ise;gençlerin sokağa dökülmesini engellemiştir.

Aslında bu da kendi krallığını ve hakimiyetini gösterme amaçlıdır.

Mhp solun sağ ayağı,rejimin üçlü ayağı,tek ayaklı chp-nin koltuk değneği.

Bahçeliden sonra en üst dereceye çıkmış on kamera görüntüleri ortaya düşmüş kişiye emanet edilmiş bir parti görünümünde.

1970-lerin idealistleri,mücahitleri gitmiş,yerine mütait ve menfaat hesabı yapanlar gelmiş.

 

 

*******************  

*PKK böyle saldıracaksa,100 tane iyi yetişmiş mavi bordo berelilerle,özel ekiple inlerine inilmeli ,girilmelidir.

Aç canavara karşı muhabbet,onun iştahını açar,döner dişinin kirasını ister.

Bu gün Pkk dişinin kirasını istemektedir.

ABD bilmem nereden adalet getirmek için gelirken,biz burnumuzun dibindeki zulmü kaldırmak için,ini kan-dil-se inilmeli,teslim alınmalıdır.

Hatta bu genişletilip ortadoğuda güvenliği sağlayacak islami askeri birlikle alanı genişletilip,zararlı unsurlar devre dışı bırakılabilir.

Bu islâm dünyasının da hayrına olacaktır.

Dinin kesinlikle affetmediği suç,terör suçudur.[3]

 

*******************

 

*İnsanı değerlendirme ölçüsü,birinci derecede ilahi eksenli olmalıdır.

Bütün insanlar değerlidir ifadesi mutlak bir ifadedir.İçi doldurulmamış,doldurulması gereken bir ifadedir.

Elbette bir insanın dünyaya insan olarak gelmesi başlı başına bir seviye,kâinat çapında bir olaydır.

Ancak bunun öyle kalması,öyle devam ediyor olması ve öyle de bitecek olması söz konusu değildir.

Mesela,annem veya anneannem şeriatçı değildi,ama namazlarını kılarlardı.

Dini severlerdi ama dindar değillerdi,gibi ifadelerde bulunan bir insan,ne seviyede bir insandır?

Veya dünyaya gelişiyle gidişi arasında yaş farkından fazla bir farklılık olmayan,hayatını banyo-mutfak-tuvalet üçgeninde geçiren bir insan ne kadar farklı bir insandır?

-Batıya gidişlerini ballandıra ballandıra anlatan,dünyasını oraya bağlayıp sürdüren bir insan,aynı derecede Mekke-Medine ile ilgi duyması söz konusu değilse,maneviyatından ne kadar söz edilebilir?

İnsan olmak ile insancıl olmak aynı şeyler değildir.

İnsan önceki hayatına göre üstün bir varlıktır.

Dünyaya gelmeden önceki durum ile mukayeseye girmez bir derecedir.

Çünkü kimisi gelmeden sperm olarak atılmaktadır.

Ancak sonraki hayat ile mukayese,esas mukayesedir.

Zira azımsanmayacak derecede bu dünyaya insan olarak geldiği halde,bu dünyadan sperm olarak atılan milyarlarca insan mevcuttur.

-Kıblesi Taksim ve Atina olanlar,kıblesi Kâbe ve Medine olan insan aynı insan ve aynı seviyedeki insan değildir.

 

**********************  

 

*Şimdiye kadar içteki derin devletin oluşturduğu zıt kutuplar kavgası; sağ-sol,alevi-sünni yerini bu gün ise dıştaki derin devletin devreye girmesiyle paralel yapıyla toplumun karşı karşıya getirilmesi hesaplanıyor.

Bu düşüncenin üzeri şu anda tozlanmış ve örtülü iken,uygun zemin kollandığı,farklı bir zemin arandığı hissedilmektedir.

Gerek toplumlar bazında ve gerekse de İslam devletleri bazında sürekli kavga ortamı hazırlanmakta,fitillenmekte,tohumlar ekilmektedir.

Bunu engelleyecek tek unsur ise;Birlik ve basiretli harekettir.

 

**********************  

 

*1908 –de hasta adam denilip morga kaldırılan Osmanlı ve onun yerine getirilen Türkiye 2001-de ise gömülmek üzere idam sehpasına götürülmüştü.

İpten son anda indi.

Bin yıllık yaptığı iyilikler onu son anda kurtardı.

Kimin elinden mi;

Ecevit-in Dsp-si,Anap-ın Mesut Yılmaz-ı,Mhp-nin Devlet Bahçelisi ve üçünün seçmiş olduğu,Türkiyenin yüz yıldır görmediği cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer idi.

Bu durumları görmeyip 30 milyon olmazsa Türkiye batar diyenlerden,bugüne gelişi ve de çöken yunanistanın 2 milyara yakın borcunu ödemeye geldiği bir Türkiye.

Sadece bu da değil;2 milyon Suriyeliye kucak açan bir Türkiye…

Bunları görmeyeni Allah kör eder,elinden bunları alır,zillete mahkum eder.

 

**********************  

 

*”Ulusal Kanal sunucusundan ‘Akis’le darbeye ortam hazırladık’ itirafı…

Ulusal Kanal’da yayınlanan ‘Politika’nın Nabzı’ programında 27 Mayıs süreciyle ilgili önemli bir itiraf yer aldı. Programın moderatörlüğünü yapan Kurtul Altuğ, AK Parti’ye karşı yapılacak mücadeleyi anlatırken, 27 Mayıs’ı nasıl hazırladıklarını anlattı. Altuğ, “Biz yıllar önce küçücük bir Akis dergisiyle ortalığı ayağa kaldırdık. 27 Mayıs’a götürdü Türkiye’yi.” dedi.

27 Mayıs döneminde Akis Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten ve darbenin ardından Yassıada Mahkemeleri tarafından bir numaralı tanık olarak dinlenen programın sunucusu Kurtul Altuğ, AK Parti’ye karşı yapılacak mücadeleyi anlatırken gerekirse demokrasinin rafa kaldırılabileceğini ima etti.”

-Bedii Faik, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na çarpıcı açıklamalar yaptı: “27 Mayıs’ta yalanın bini bir paraydı. ‘Bayar’ın 108 milyon serveti’ haberini Oktay Ekşi getirdi. Darbecileri eleştirince tehdit edildim, roman yazmam yasaklandı…”

*Hazreti Ali’ye (R.Anhu) dayandırılan hadiste şöyle denilmektedir: “Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın.  Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin).  Sonra kendilerine ehemmiyet verilmeyen  zayıf bir topluluk zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir.  Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nisbetleri ise köy ve şehirlerdir. Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. Sonra Allah hakkı dilediğine verir…”[4]

*Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Benden sonra size dört fitne gelecektir.  Birincisinde, kanlar (dökülmesi) helal kılınacaktır. İkincisinde hem kanlar hem de mallar helal kılınacaktır.  Üçüncüsünde ise hem canlar hem mallar hem de uçkurlar helal kılınacaktır. Dördüncüsü ise örten, kapatan, bürüyen kör ve sağır bir fitnedir; denizdeki dalgalar gibi kabarır, hareket eder. Hiç kimse ona karşı bir sığınak bulamaz.   Şam’da tayf ve karaltı gibi dolaşır; Irak’a çöreklenir.  Eliyle ve ayaklarıyla el Cezire’yi (Kürt bölgesi) vurur. Ümmet, derinin tabakhanede çekiştirilmesi gibi çekiştirilir, belaya maruz kalır. Kimse ‘yeter, yeter’ diyemez ve bir yerden kalksa diğer yerde patlak verir ve çöreklenir ….”[5]

**********************  

 

*642 katrilyon faize gitmiştir.Buda sadece 5 bin kişinin cebine gitmiştir.Bunlarla neler yapılmazdı ki..

Şimdi yapılanlar ise işte faize giden bu paraların az bir kısmıyla olmaktadır.

*Hain içerden olunca kilit tutmaz.

MEHMET ÖZÇELİK

21-07-2015

[1] http://www.habervaktim.com/haber/425713/tehlikeli-cagrilarda-bulunan-demirtas-boyle-saldirdi.html

[2] http://www.habervaktim.com/haber/425720/chpden-beklenen-aciklama.html

[3] http://www.haber7.com/guncel/haber/1459749-son-yillarin-en-buyuk-askeri-sevkiyati

http://www.haber7.com/guncel/haber/1459792-pkkli-teroristlerin-sok-telsiz-diyaloglari

[4] El Fiten, Hafız Nuaym Bin Hammad, Daru’l Beyan el Arabi, Ezher civarı Kahire, hadis numarası 558, s:  136.

[5] hadis no: 87, s: 31.

No ResponsesTemmuz 21st, 2015

MISIR MI SURİYE Mİ OLMAK İSTERSİNİZ?

MISIR MI SURİYE Mİ OLMAK İSTERSİNİZ? – Sesli Dinle

Bu milletin genleriyle oynanıyor.

Yüz yıllık boşluktan istifadeyle,yeni kaoslar planlanmaktadır.

Mısır mı Suriye mi olmak istersiniz?

2013 yılı 17 ve 25 Aralıkla başlayan Mısır gibi olma planları geri tepince,çevreden kuşatılmaya çalışılan Türkiye bu sefer Suriye gibi yapılmaya çalışılmaktadır.

1970-lerden beri Kahraman Maraş,Sivas,Çorumda devreye konulan Alevi-Sünni çatışması,şimdilerde yerini devletler arası alevi-sünni çatışmasına bırakmıştır.

Başta İran-ın İsrail ve Amerika ile olan gizli anlaşması devreye konularak;bir yandan İrana eski Sasani imparatorluğunun önünü açma vaad ve senaryolarıyla birlikte,Irak-Suriye-Yemen gibi şianın olduğu yerlerdeki hakimiyet kurma sevdası ortadoğuyu bir ateş topuna ve çemberine doğru götürmektedir.

**************************

Ermeni hayranlığı git gide ilerlemeye ve artmaya başladı.

Hdp-nin ermeni hayranlığı,pkk-nın bir ermeni kuruluşu olması,ermenistanın gözünü diktiği 100 sene önceki doğuya olan hayranlığı,sinsi ve hainane oyunlar içerisine girilmektedir.

Bir kasetle başkanlığı ele geçiren Chp-nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu-nun annesi Yemuş-un ermeni olması [1] iddiası,diğer yandan Dersim Alevilerinden olması,yüz yıl önce küllenmiş olan ateşin tekrar tutuşturulması için küllerinin alınmaya çalışıldığı görülmektedir.

Tam bir biçilmiş kaftan olarak görülmektedir.Hem ermeni yönü ve hem de alevi yönü.

-Yüz yıl önceki gizli kalmış olan kimlikler bu gün ortaya çıkmaktadır.

Ermenilerin 1915-de tehcir ile sürgüne gönderilirken,doğuda bırakmış oldukları çocukları ve torunları şimdiye kadar Müslüman adıyla bilinirken,şimdilerde yavaş yavaş bu dillendirilmektedir.

-Diğer yandan –Gürbüzler Ordusu- yani;” Savaşta yetim kalan 6 bin çocuğu toplayarak onlardan “Gürbüzler Ordusu” kuran ve bir kısmını da sanayi mekteplerinde yetiştiren Karabekir Paşa, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu nedenle eleştiri almıştı.

Bu konuyu tarihçi Cemal Kutay şöyle anlatır:” “Atatürk, Kırklareli Milletvekili Dr. Fuat Umay’ı bizzat bu çocukların eğitimi ve sağlığıyla ilgilenmesi için görevlendirdi. Latife Hanım ise bu çocuklarla ilgilenmeyi ulvi bir görev kabul etti; eğitimleri ve bakımlarıyla bizzat ilgilendi. Karabekir Paşa, bu çocukları Ankara’ya, Paşa’nın huzuruna getirirken amacı, tüm ülkedeki yetimlere ve kimsesiz çocuklara dikkat çekerek onların eğitimini sağlayacak okullar kurdurtmaktı. Amacına ulaştı. Onun kurduğu sanayi mektepleri şimdiki meslek lisesi.”

Diğer bir rivayette:”
Erzurum ve çevresinde tüm yetimleri toplar, onları yurtlara yerleştirir. Bu yetimlerin büyük çoğunluğu Ermeni çocuklarıdır. 6 bin civarında olan bu Ermeni yetimlerin 4 bini erkek 2 bini kızdır.

Bu yetimlerin bir kısmı zenaata verilirken büyük çoğunluğu Kuleli ve Bursa’da açılan Işıklar Askeri Lisesi’ne kaydedilir. Bu çocuklar daha sonra “Gürbüzler Ordusu” olarak anılır.

27 Mayıs ihtilalini yapan albayların bir kısmının bu yetimler arasından çıktığı söylenir.[2]

-Beş sene kadar önce bir asker komutanıyla yaptığı konuşmasında;-Komutanım uçaklar bizimkileri (pkk-lıları) vuruyor.-diyerek,koordinatları değiştirme yoluna gitmişti.

Onlardan bir türlü haber alınmadı,işlem yapılmadı.

-Erdoğan-ın üzerine bu kadar gidilmesindeki tek sır,onun devrilmesiyle kaosun ateşini fitillemektir.

-Uyuyan hücreler uyandırılmaktadır.

Tıpkı Van belediyesinin billboardlarda asmış olduğu –kan akan musluklar- bir kin ve nefretin,kan akıtmanın bir mesajı olarak verilmekteydi.

Ancak oynanan oyunlar bir asırdır bildik oyunlardır.

İnsan nisyan ile malul olduğundan çok çabuk unutmaktadır.

Yeni yetişen nesil okumuyor,dinlemiyor,eskiyi bilmiyor,sıkıntıyı çekmemiş olduğundan çok çabuk oyuna gelebiliyor.

İnsan bir yandan nankör olurken,diğer yandan da doğu hala cehaletini sürdürüyor.Çok çabuk kanabiliyor.

Paralel yapı öne sürülerek,tüm muhalifler devreye konulmaktadır.

Doğunun ateşi yandırılmaya ve alevlendirilmeye çalışılıyor.

Bir yandan ermeni,diğer yandan alevi kartı oynanmaya çalışılmaktadır.

-Çözüm ise;” Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesâbına aldığı için, farazâ hakîki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zât dahi bu zamanda gelse, harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için, siyâset âlemindeki vaziyetten ferâgat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.

Hem, üç mesele var: biri hayat, biri şeriat, biri îmandır. Hakîkat noktasında en mühimmi ve en âzamı, îman meselesidir. Fakat, şimdiki umûmun nazarında ve hâl-i âlem ilcaatında en mühim mesele hayat ve şeriat göründüğünden, o zât şimdi olsa da, üç meseleyi birden umum rûy-i zeminde vaziyetlerini değiştirmek, nev-i beşerdeki câri olan âdetullaha muvâfık gelmediğinden, her halde en âzam meseleyi esas yapıp, öteki meseleleri esas yapmayacak; tâ ki îman hizmeti safvetini umûmun nazarında bozmasın ve avâmın çabuk iğfal olunabileri akıllarında, o hizmet başka maksatlara âlet olmadığı tahakkuk etsin.”[3]

-Şu zaman üçüncü devre olan İttihad-ı İslâm zaman ve devresidir.

İslâm ülkeleri bilhassa Türkiye bir an evvel ittihad-ı islâma yani islâm birliğine gidip,yüz sene önce dağılan tesbih tanelerini tekrar bir araya getirmelidir.

-Bizler Dağıldık.Bizi topla Allahım…

 

MEHMET ÖZÇELİK

10-07-2015

[1] https://www.google.com.tr/search?q=Yemu%C5%9F&ie=utf-8&oe=utf-8&aq=t&rls=org.mozilla:tr:official&client=firefox&channel=sb&gfe_rd=cr&ei=hIKfVfOdBaio8weG9YCgBA

[2]http://www.yerelgundem.com/yazarlar/yusuf_inan/2918/ilker_basbug_kazim_karabekirin_gurbuzler_ordusu_ve_ermeni_cocuklari.html

http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=216889

https://www.youtube.com/watch?v=4SyBh34b8HY

https://www.youtube.com/watch?v=5qjrOaaeI6Y

[3] Hizmet Rehberi, Sayfa 102.

No ResponsesTemmuz 18th, 2015