Maide-38-38

No ResponsesNisan 25th, 2015

WWW.TESBİTLER.COM-TÜM SİTE BİR PDF-DE.İSLÂM BİLGİ ARŞİVİ

WWW.TESBİTLER.COM-TÜM SİTE BİR PDF-DE.İSLÂM BİLGİ ARŞİVİ

İNDİR

1011 PDF BİR ARADA

İNDİR

No ResponsesNisan 19th, 2015

EKSEN Mİ YOKSA KİŞİLİK KAYMASI MI?

EKSEN Mİ YOKSA KİŞİLİK KAYMASI MI?

*Bu bir eksen kayması değil,kişilik kayması ve kaybıdır.

*Kaderin cilvesine bakınız ki;haram ve rüşvetle ayağa kalkan ve toplumu kaldırmaya çalışan paralel yapı,meğer haramın göbeğinde bulunuyormuş…

Yazıklar olsun.

Meşru hedefe gayrı meşru yollarla varılmaz.

*Dinler arası diyalogla başlayan şefkat köprüsü,dine sızma politikası,sızıntı diyaloğu haline dönüştü.

*Paralel yapıdan cemaate doğru bir kirlenme hissediliyor.

Önümüzdeki seçim bunun tamamen önceden olduğu gibi,dışarıya taşmasını gösterecektir.

Sadece bir eksen kayması yaşanmayacak,aynı zamanda kimlik kaybı da yaşanacaktır.

Bu da kişiliği etkileyecektir.

*******************

*Yeni Şafak gazetesinin gündeme getirdiği Gülen-Mason ilişkisi;öte geçiştirilecek,basite alınıp önemsenmeyecek bir şey değildir.

Yeni şafak için yalan olması halinde bitişi demektir.

-Cemaatın isnad edileni tekzib etmemesi de onun bitişi ve batışıdır.

-Yeni Şafak-ın isnadsız ve mesnedsiz,delilsiz böyle bir iddiada bulunması,iddiasının yalan çıkması halinde büyük bir risk kabul etmiş olacaktır.

Cemaat maalesef bunu basit ve tutarsız ifadelerle,üstün körü geçiştirme yoluna gitmiştir.

Gülen Mason olmadığı konusunda samimi ve ciddi ise;çıkıp önce de Fatih Altaylı-ya;-Masonluk kötü bir şey değil ki..-sözünden de dönüp,masonluğun Türkiye ve İslam dünyası için büyük bir tehlike olduğunu söylemesi gerekir.

Her konuda konuşan Gülen;neden masonluğun tehlikesine değinmemektedir.

-Cemaat üzerine sinen bu kokuyu gidermesi,bu lekeden bir an evvel kurtulması gerekir.

Cemaat bu hale düştükçe ve de bu girdaptan kurtulmadıkça daha çok kirli çamaşırlar ortaya çıkılır ve daha çok yazılar da yazılır…

 

-Yeni Şafak gazetesinin belgeleriyle ortaya koyduğu Fethullah Gülen-in mason olup,gizli ilişkilerini ortaya koyan belgeler,gerçekten dehşete düşürecek cinstendir.[1]

Normalde büyük bir depremin yaşanması gerekirken,hem o günde gündemin değiştirilmesi hem de meselenin basite irca edilmesi hayrete düşürmüştür.

Böyle bir iddia,iddiada bulunan içinde,iddia edilen içinde bir bitiştir.

Oysa iddia eden belgelerini ortaya koyarken,iddia edilen kuru birkaç lafla işi geçiştirmiş,daha korkuncu adeta bu durum taraftarlarında yadsınmış,içe sindirilmiş gibi görülmektedir.

Bir samimi ve iyi niyetli arkadaş,bizi mason da yaptılar,diyerek,yarı şaka yarı ciddi önemsiz bir mesele gibi geçiştirdi.

Korkarım ki bu gibi durumlar,Ben de masonum,nolmuş gibi bir savunmaya gidilsin.

-*Gülenin masonluğu belgelerle sabit olmasından sonra,şu andan itibaren en tehlikeli bir boyut;cemaatın şimdiki tabirle masonluğu kanıksaması,içine sindirmesi veya Güleni kendi hayatından ve Gülenin hayatından da kendisini çıkarmasıdır.

Artık savunulacak bir durum söz konusu değildir.

Temizlenilmedikçe,yanlıştan dönülmedikçe…

**********************  

*Yüz yıl önce çıktığımız yerlere,bu gün değil girmemiz hatta girmeye çalışmamız birilerini değil,çoklarını çok rahatsız etmektedir.

Çıktığımız o yerleri yüz yıllık maddi ve manevi çöküntüden kurtarmak amacıyla ayağa kalkmamız,başta İngiliz olmak üzere,içteki tetikçilerde kullanılarak engellenmeye çalışılmaktadır.

*Bugün fırtına biçmek için dün rüzgar ekenler,yalancı ve sahte timsah göz yaşları dökmektedirler.

Adalet bakanlığına,devletin farklı yerlerine yıllardır menfi terörist insanları yetiştiren ve yerleştiren,bunu soldan yaptıkları gibi görünürde sağı da ihmal etmeyerek haksız kazanç denilebilecek,haksız yoldan su-i istimallerle göreve alınanlara,bu gün gayrı meşru işler yaptırılmakta,kaos ortamı oluşturulmaktadır.

Gülen-in Yeni Şafak-ta çıkan Mason iddiası,basite alınacak bir iddia değildir.

Böyle belgeleri verilen bu iddianın yalan olması halinde bu durum gazete için bir bitiş anlamına geleceği unutulmamalıdır.

Böyle bir risk ne kadar göze alınabilir?

*Ne kadar garip değil mi?

Paralel medyanın bir istihbarat kalemşörü olan Önder Aytaç,savcının ölmesinden 20 dakika önce,elektriklerin kesilmesinden 26 dakika önce olacak olayları yazdığı yazısında söylüyor.

Şimdiye kadar böyle bir elektrik kesintisi olmamışken,bu kâhin yazar bunu söylerken, kirli insanlarla olan ilişkisini de aslında bir kere daha deşifre etmiş oluyor.

-Türkiyeyi bugün kaosa sevkeden olaylar;ya Sezer-in cumhurbaşkanlığı döneminde, ölüyor denilerek hapisten çıkardığı veya Chp-nin başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun masum deyip alnından öperim dediği kimseler çıkmaktadır.

Terörü planlatan dış güçler iken,hamiliğini ve korumacılığını yapan içteki kirli ellerdir.

************

 

*İÇTE OLUŞTURULAN DÜŞMAN

Dıştaki savaş,paralel yapı eliyle içe çekiliyor.

Mısırdaki darbeye bahane gösterilen İhvana karşı,Türkiye de Paralel yapı devreye konulmaktadır.

Bunda da bahane ihvana yakınlık,iran yanlısı bahanesi,rüşvet yaygaraları ve çıkarılan ve çıkarılması düşünülen kaoslar hep aynı yola çıkıyor.

-Çağlayan adliyesindeki savcıya yapılan saldırı,yıllar önceki Danıştay Saldırısı, 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay 2. dairesine Alparslan Arslan adlı saldırganın gerçekleştirdiği silahlı eylem gibi…

-Dershanelerin patlak vermesi,Mit başkanına yapılan saldırı,dış işlerinin dinlenmesi,her konuda israilin memnun olacağı yönde mesaj verilmesi,İsrail güç olarak görülürken, bizim gücümüzün hesaba katılmaması,yurt dışındaki okulların müdürleri üzerindeki şaibeler,binlerce kanunsuz dinlemeler,son olarak Yeni Şafak-ın iddia ettiği ve belgelerini sunduğu geçmişten günümüze mason olması ve bu noktadaki gizli ilişkileri…

Belki daha sayamayacağımız bu durumlar bir tesadüf değildir.

Türkiye de fitne taşları döşeniyor,nifak tohumları ekiliyor.1970-lerdeki hedefe konulan solcuların yerine,bu gün paralel yapı oturtturulmaya çalışılıyor.

Onun için bir teori olarak;

-Gülen kasıtlı olarak mı deşifre edildi?

Belli bir seviyeye getirildikten sonra tetiğe mi basıldı?

Veya kader cihetiyle,artık çuvaldız çuvala sığmaz oldu.Kokunun üstü kapatılmakla engellenemedi,dışarıya mı sızdı ve taştı?

Küçük Gülen üzerinde,büyük oyun mu oynandı?

Dünden beri şişirilen balon,bu gün birden patlatıldı mı?

-Ve de 17 ve 25 Aralık 2013 taksim olaylarındaki başarısızlıktan dolayı,adeta onun başarısızlığından bir başarı çıkarmak üzere,mensub olduğu cemaat çökertilmek istendi.Milyonlar hayal kırıklığına uğratıldı.Yarım asırlık bir birikim çökertildi adeta heba mı edildi?

Zira bu piyonla ya devlet devrilecek ya da olmazsa bu piyon devrilecekti.

-Paralel yapı infiali tetikliyor.

Cumhuriyet gazetesinin yerini,zaman gazetesi ve camiası üstlendi.

Tam bir eksen kayması yaşanmaktadır.

-Dört devresi olan süfyanın dördüncü devresindeki kendisini korumasını adeta paralel yapı sağlamış oluyor.

Onu korumak paralel yapıya mı ihale edildi?

-Cemaat top yekun kişiliksizleştirilmeye ve başka mecralara kaydırılmaya mı çalışılıyor?

Cemaatın yerine konulan paralel yapı,sadece Türkiyeyi şekillendirmekle değil,tüm İslam dünyasını şekillendirmeye,batının istediği doğrultusunda ılımlı bir islamı sağlamaya yönlendiriliyor.

-Paralel yapı;Chp-nin sözcüsü olmakla kalmadı,teröristlerin bile destekçiliğini yapmaya başladı.

Devleti daha doğrusu hükümetin temsilcisi olan Erdoğanı yıkmak adına her kirli işle ittifak yapmayı kendilerine meşru görmektedir.

Paralel yapı şu andan itibaren ahiret eksenli değil,dünya ve iktidar eksenli olarak hareket etmektedir.

*****************  

*İsrailin en büyük hedefi;kendilerine vaat edilen arzı mev’udu gerçekleştirmektir.

Bu yayılmacılık Diyarbakıra kadar uzanmaktadır.

Ama arada epey mesafe var.Bu nasıl olacak?

Hepsini ele geçirecek mi?

Eğer bunu israile iran hazırlarsa,sakın şaşırmayın.

Şu anda iranın yayılmacı politikası,aslında temelde israilin önünü açma politikasıdır.

*İran hala islam sevdasından ziyade,İslam öncesi Sasani imparatorluğu arzusunda hareket etmektedir.

İslam dünyasında çıban başı olduğu gibi,batının islama vurması için bir bahanesini oluşturuyor.

Batının İslam dünyasına giriş kapısıdır İran.

-İran-da yirmi bin civarında Zerdüşt vardır.

*************

*Paralel yapı,devletteki büyük ve derin paralelin bir koludur.Sağdaki kolu.

Ahtapot gibi diğer kolları da faaliyet göstermektedir.

 

*Aykırı bir düşünce olarak;Gülen kendini deşifre etti ve ettirdi mi?!

-15-27 aralıkta başarılı olunmayınca,deşifre edildi.

-En tehlikeli olanı ise;cemaat çatışmasına gidilmesi ve milyonların hayal kırıklığının yaşanması olacaktır.

-Bu durum akla şu soruyu getirmektedir;

Süfyanın dört devresinden dördüncü devresi mi korunmaya çalışılmaktadır?

-Bu arada toplumun kirletilmesi amacıyla,yarım asırlık kirli çamaşırlar da ortaya çıkmakta ,etrafa dökülüp kokutulmaya çalışılmaktadır.

-Mit-ajan-mason-senaryo-kökleri derinde büyük bir projenin parçaları…

Daha tehlikelisi;Papalığın büyük projesi olan Asyanın hristiyanlaştırılması tehlikesi.

********************  

*Bir şahsı aşamayan bir chp-mhp-bdp-vs ufacık yavru partiler ne kadar seviyelidirler?

Proje üretmeden sürekli bir şahsı hedef alanlar,konuşmalarını onun üzerine bina edenler,onu devirmeye odaklananlar,odakları sağlam kimseler midir?

Damlada boğulanlar,Türkiye okyanusunda yüzemezler!!!

-Zorla çocukları dağa kaçırıp,zorla ve tehditle oy isteyen,yol kesen bir eşkıya topluluğu,hem eli hem de dili kanlı olanlar toplumu ne kadar ve ne şekilde temsil edebilirler?

-Hdp sosyalist olduğunu söylüyor.

Bir asırdır rusyanın geriye kan ve göz yaşı bırakarak 1989 da yıkılması tecrübe ve uygulama örneği olarak az mı geldi?

Kan ve göz yaşı devam mı etsin?

Silahla ayakta duranlar,kan ve göz yaşıyla yaşarlar.

*Partilerin ermeni bildirisine red mahiyetindeki belgeyi imzalamayan bdp;yıllardır dillendirilen ,pkk-nın aslında bir ermeni terörü ve öldürülen teröristlerin sünnetsiz olması gibi bilgiler gerçeği bir daha teyid etmiş olmaktadır.

Bdp ermeni ittifakı mı?

Ermeni güdümlü bdp,göbekten ermeniye bağlı bir bdp,Kürtlerin değil,Ermenilerin savunuculuğunu yapmaktadır.

Kürt toprağının mı ermeni toprağının mı savunmasını yapmaktadır?

Ermenilerin göç ederken,gerideki kürt ailelere bırakılan özellikle kız Ermeni çocukları ve onların soylarının hortlaması yaşanmaktadır.

*Bir söylenti de olsa,ki;-ateş olmayan yerden duman çıkmazmış- ,eğer paralel yapı veya bir kısım cemaat;önceki seçimde yıllardır mücadele ettiği tesettürlü kızları ev ev gezdirerek chp-ye oy vermekle kendini kirletti.

Bu seferde bdp-ye verirse,kendisini lekelemiş olur.

Gerçek niyetini ve gerçek yüzünü göstermiş olur.

Masum görünüp topladığı cemaatı;kısır,köksüz ve bereketsiz bir zihniyete bağlamış olur.

*Cemaat nereye gidiyor?

Veya nereye sevk olunuyor?

Acilen ve basiretli bir şekilde -,geçmişini yalanlamadan ve çiğnemeden sorgulaması gerekir.

*****************  

ÇİRKİN SÖZLER VE MANŞETLER

1-“ŞAİBELERİN GÖLGESİNDE SEÇİM” Zaman’dan seçim günü fitnesi![2]

2-“SİYASİ HAYATI BİTTİ.” [3]

Kaderin hükmü ise hiç de öyle olmadı.

Bitenleri bitiren!! Yeşerten!! Allah.

3-CEBRAİL PARTİ KURSA OY VERMEM-Fetullah Gülen.[4]

4-Radikal’den İsrail saldırı altında haberi

-Oysa saldırı altında olan Gazze iken.[5]

5-STV’ye göre Filistinli birlikler terörist! Samanyolu Haber Filistinliler’e terörist dedi

Oysa terörist olan israildi.[6]

6-Sami Selçuk’tan STV’de Şimon Peres’e övgü.[7]

Kişiliğin bittiği yer.

7–Fethullah Gülen’den ikinci beddua![8]

-Fethullah Gülen’den ikinci beddua![9]

Rahmet peygamberinin gadab ümmeti.

Belanın en etkili olduğu,havada kalmayıp sahibini bulduğu an.

8- CHP ve MHP koalisyonuna çatı adayı öneren Fethullah Gülen yaşanan hezimet ve yenilgiden sonra bir kez daha hakaret etti. Destek verdiği İhsanoğlu Erdoğan’a yenilince, Gülen’in tepkisi ağır oldu; Seçmenlere “Dönekler, satılmışlar” dedi.

Gülen, yeni yayınlanan ‘Düşen Maskeler ve Karakuşî Kararları’ isimli sohbetinde Cemaatçilere yılmayın mesajı verdi.

“İnsan dininin gücü, mukavemeti, enginliği ölçüsünde belalara maruz kalır. Efendimiz buyuruyor: “Belanın en çetini, en zorlusu, Enbiya-i İzam’a ondan sonra da derecesinde onların yolunda giden, onları adım adım takip edenlere gelir” “Bu sayede küçük bir tazyik karşısında bir eve peylenen insanları tanıma imkanı buldunuz. Ankara’nın göbeğinde bir eve peylenen insanları tanıma imkanını buldunuz. Bir sürü dönek insanın kaç kuruşla satıldığı imkanını elde ettiniz. Kimlerin gerçek fiyatının ne olduğunu görme imkanı oldu. Çok kimseleri tanıma imkanı oldu. Kıtmirin de tanıma imkanı oldu, hiç ihtimal vermiyordum. Baktım ki 1 milyona satılan insan varmış.”[10]

9- Recep Tayyip Erdoğan, balkon konuşması yaparken STV’nin Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu ilginç twitler yazdı. Abdulkadiroğlu, “Bekleyin.. Aceleci olmayın.. Bakın neler olacak.. Burası Ankara hiçbir yere benzemez” şeklinde twitler attı.[11]

10-Çarşafa girmemek için Ekmeleddin diyoruz!

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun broşürlerini dağıtan görevli, CHP ve MHP”nin topluma biçtiği “dindar ve toplumun değerlerine, inançlarına saygılı Cumhurbaşkanı adayı” modelini yerle bir etti.[12]

MEHMET ÖZÇELİK

18-04-2015

 

 [1] http://www.yenisafak.com.tr/politika/iste-fethullah-gulenin-masonluk-belgeleri-2110900

http://www.yenisafak.com.tr/politika/fethullah-gulenin-sirlarla-dolu-karanlik-dunyasi-2110893

http://www.yenisafak.com.tr/politika/ogrencileri-dolandirdi-2111096

http://www.yenisafak.com.tr/politika/ajan-gibi-calisiyor-2111094

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/abdnin-mehdisi-2111437

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/herkesi-jurnalledi-2111435

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/bir-gizli-guc-hep-arkasindaydi-2113751

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/1960tan-beri-tanisiyorlardi-2115056

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/gulen-sen-bizim-mesihimizsin-2116375

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/belgeleri-inceledim-gulen-mason-2116857

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/fethullahci-teror-orgutu-iddianamesi-kabul-edildi-2116764

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/mossad-istedi-destekledik-2116974

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/fetullahci-teror-orgutu-2116971

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/buyuk-soykirim-2117111

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/talmud-uzerine-yemin-etti-2117272

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/menderesi-mektupla-uyardi-2117500

http://www.seslimakale.com/videodetay/yasin-aktay–gulenin-gecmisine-dair-belgeler-ve-savci-cinayeti-6706

https://www.youtube.com/watch?v=8ZLO1xR-qPk&sns=fb

[2] -Zaman Gazetesi.10-08-2014-http://yenisafak.com.tr/politika-haber/zamandan-secim-gunu-fitnesi-10.08.2014-675679?ref=manset-6

[3]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10152610428839362&set=a.160722299361.116822.681444361&type=1

[4] http://www.youtube.com/watch?v=wdzyMDzCScQ&feature=youtu.be

[5] http://www.ensonhaber.com/radikalden-israil-saldiri-altinda-haberi-2014-08-04.html

[6] http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/stvye-gore-filistinli-birlikler-terorist

[7] http://www.haber7.com/medya/haber/1148647-sami-selcuktan-stvde-simon-perese-ovgu

[8] http://video.haber7.com/video-galeri/35863-gulenden-beddua-ustune-beddular

[9] http://sozcu.com.tr/2014/gundem/fethullah-gulenden-ikinci-beddua-570319/

[10] http://yenisafak.com.tr/politika-haber/fethullah-gulen-yine-hakaret-etti-11.08.2014-676003?ref=manset-5

[11] http://yenisafak.com.tr/politika-haber/cumhurbaskani-erdogana-tehdit-bakin-neler-olacak-11.08.2014-675947?ref=manset-12

[12] http://yenisafak.com.tr/video-galeri/carsafa-girmemek-icin-ekmeleddin-diyoruz/19271

 

No ResponsesNisan 18th, 2015

Maide-33-37

Maide-33-37

No ResponsesNisan 17th, 2015

15-4-2015-Gazetelerden Seçmeler

15-4-2015-Gazetelerden Seçmeler.rar

http://www.4shared.com/rar/5EsS9H8mba/15-4-2015-Gazetelerden_Semeler.html

 

No ResponsesNisan 15th, 2015

Maide-30-32

No ResponsesNisan 9th, 2015

TÜRKİYEDEKİ DİN HAZIMSIZLIĞI

TÜRKİYEDEKİ DİN HAZIMSIZLIĞI – Sesli Dinle-

-Kirlenen zaman!

Zamanı kirletenler,zamanla kirlenen insanlardır.

-“ Cumhuriyet gazetesinin Peygamberimizin karikatürize edildiği Charlie Hebdon’un kapağı ve içeriğini yayınlanması üzerine matbaada yapılan kontrole tepki gösteren Gülen grubunun medyadaki amiral gemisi Zaman bugün çok net bir tavır gösterdi.

… Cumhuriyet gazetesinin Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) karikatürlerini yayınlamasına bir destek de Müslüman olduğunu iddia eden Gülen cemaatinin gaazetesi Today’s Zaman’da yazarlık yapan Emre Uslu’dan geldi.” [1]

*İlahiyat fakülteleri açıldığı zaman Ali Haydar Efendi “Şimdi İslam’ı yıkmanın yolunu buldular” demiştir.

*Problemler ve şerler;problemli ve defolu insanları ayrıştırmaktadır.

Şeytan en büyük ayrıştırıcıdır.

*Toplumun dini değerleri eğitim yoluyla dumura uğratılmıştır.

*Bir asırdır cumhuriyet rejimi bir yandan toplumun dini inançlarını kaldırmaya çalışır,büyük kayıplarla beraber bunda başarılı olamazken,diğer yandan da bulandırarak sağlıklı öğrenmeyi zorlaştırmış,suyu bulandırmıştır.

*Eğitimin tasviri,kişiliği,fotoğrafı çekilip neye benzediğine bakılsa,herhalde ortaya bir acube çıkacaktır.Belli bir kimlik oluşturmayacaktır.

Eğitimde geleceği kazanma gibi bir hedef yoktur.

Yüz yıllık eğitimin topluma getirdiği kavgadan başka neler getirdiğini düşünmek gerekmez mi?

Hayata bakan ve yansıyan yönleri,kazandırdıkları nelerdir?

Kısır ve deneme yanılma yöntemiyle sürdürülen bir eğitim.

*Türkiye-de din bir türlü hazmedilmemiş,dinle bir türlü barışık olarak yaşanmamıştır.

Hep sözde kalmıştır.

*Bu din hazımsızlığı toplumun her kesimine yayıldı.Mesela film dünyası;Yeşilçam.

*Adı Yeşilçam değil,siyah,kirli ve lekeli çam olsun.

Yarım asırdan fazla bir süredir hep kustu,hep kanalizasyon gibi toplumu akıttıklarıyla kirletti.

Dinle alay etti.

Hocalar en nefret edilen kişiler olarak tasvir edildi,gösterildi,güldürdü.

Çevirdiği filmlerde fuhşu,içkiyi,tecavüzü teşvik etti.

Cüneyt Arkın bile tarihi filimler çevirmesine rağmen,yıllar sonra yanlışını anlayarak, 1990-lı yıllarda Tgrt-nin de desteğiyle Türkiye-yi dolaşıp gençleri uyardı.

Ancak geç kalmıştı.

Yıllarca kirletilen bir milletin temizlenmesi kolay değildi.

Ve de sürekli onun sonucu olarak bedeller ödemekteyiz.

MEHMET ÖZÇELİK

25-03-2015

 

 

[1] http://www.habervaktim.com/haber/402911/zamandan-cumhuriyete-destek.html

 

No ResponsesNisan 7th, 2015

O GÜNKÜ YÜZLER BU YÜZLER

O GÜNKÜ YÜZLER BU YÜZLER –  Sesli Dinle

“Yevme tebyaddu vucûhun vetesveddu vucûh(un) feemmâ-lleżîne-sveddet vucûhuhum ekefertum ba’de îmânikum feżûkû-l’ażâbe bimâ kuntum tekfurûn”

“Kıyamet gününde bir takım yüzler ak ve bir takım yüzler de kara olacak. O vakit, yüzleri kara olanlara şöyle denecek: “-İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfürünüzün cezası olarak tadın azâbı…”[1]

*Vucûhun yevme-iżin musfira, Dâhiketun mustebşira”

Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ gaberah, Terhekuhâ katerah, Ulâike humul keferetul fecerah

“O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, Güler ve sevinir.

Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.”[2]

*”Vucûhun yevme izin nâdıreh, İlâ rabbihâ nâzıreh.

Ve vucûhun yevme izin bâsireth(bâsiretun).”

“O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;”[3]

*İnsan için en büyük kayıp;mahcubiyet ve Perişanlıktır.

Allahın huzuruna gidecek olanlar,Allahın dinine ve emrine saldıranlar,hangi yüzle varacaklar.

Düşünülmesi bile ürpertmektedir.

-Aleyhte davranan,hangi yüzle dolanabiliyor.

-Dine cephe alanlar,Kabir altında azab çekmeden önce,burada da aynı azabı mutlaka çekiyorlardır.

*” Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a’mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler.”[4]

-“ O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.” [5]

-“ Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.” [6]

-“ O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur.

Ameli yeğni olana gelince, işte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye’dir.”[7]

*Ebedi istirahatgâhına uğurlandı.

Acaba zahmetli orada rahmetle mi karşılanacaktır?

Orası kimin için ve neden istirahat yeri olsun ki?

Ne yaptık da istirahata gidiyoruz?

Gerçekten,rahmetliyi nasıl bilirdiniz?

O zahmetli miydi?Zahmetleri mi alır,üstlenirdi?

-Sultan İkinci Mahmud devrinde Halet Efendi adında oldukça nüfuzlu biri varmış.

Zalim ve de haris bir kişi olan Halet Efendi, kendisinin nüfuz ve kudretinin sürmesi için ortadan kaldırılmasının gerekli olduğuna inandığı kimseleri kandırır, kendilerini Saray’ın ve Padişah’ın yakınına sokarmış.

Ardından da yine kendisinin tertiplediği usullerle Padişah’ın gazabına uğratarak kurbanını cellada teslim edermiş. 

Su testisi su yolunda kırılır fehvasınca, Halet Efendinin hayatı da başının kesilmesiyle son bulmuş.

Hayattayken korkudan konuşamayan diller, öldüğünde harekete geçmiş ve sahibinin adı bile bilinmeyen mısralar, hayatı Halet Efendi’ninkine benzeyenler için, nesillerin ağızlarında bugünlere gelmiş;

Ne kendi etti rahat, ne âlem buldu huzur,
Yıkılıp gitti cihandan, dayansın ehli kubur…

*Basit Bir Memuriyete bile imtihansız alınmazken,cennete nasıl imtihansız alınsın ki? Oysa o ebedilik kapısının girişidir,ehliyetsiz kimseler alınmamalıdır.

* Babamı namaz kılmış, dua ederken görünce: “Benim için de dua et..” dedim…Babam şöyle bir baktı ve: “KENDİSİ NERDE , DERSE, NE DİYEYİM ?”

*İnsanlığını ve insani değerlerini kaybedenler.gübre üreten fabrikadırlar.

MEHMET ÖZÇELİK

25-03-2015

 

[1]   Âl-i İmrân / 106.

[2] Abese / 38-42.

[3] 75 / KIYÂME – 22-24Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

[4] Lemalar | On Üçüncü Lem´a | 91, Bak.A’raf.8-9,Mü’minun.102-103,Karia.6-9.

[5] A’raf.8-9.

[6] Mü’minun.102-103.

[7] Karia.6-9.

No ResponsesNisan 5th, 2015

Mâide-26-29

No ResponsesNisan 3rd, 2015

İLLÂ O

İLLÂ O - İLLÂ O -

No ResponsesNisan 1st, 2015

İLLALLÂH

İLLALLÂH – 8 – – Sesli Dinle -

FİNAL

            Kabil babasının oğlu olduğunu gösterdi.

            Yalnız bir farkla;

            Âdem tövbe ve pişmanlık içindeydi.

            Kabil sadece pişmandı.

            Kibri onu tövbeye yöneltmedi.

            O yolu açık bıraktı.

            Kan durmadı.

            O yolda akmaya devam etti.

***************  

            Kalemler bitmiyor,kelâmlar bitmiyor.

            Kelâmların sınırlı haline,kalemler yetmezse,ya sınırsız haline ne demeli?

            Bilgisayarı devreye koymalı!

            Zamanla bilgisayarın hafızası da yetersiz kalıyor.

            Bu sefer yedek hard diskler ve onun geniş hafızalarıyla bu işler götürülüyor.

            Bu durum gösteriyordu ki;kelâm bitmeyip devam ettikçe,hacmi geniş harici hard disklerde devreye girecektir.

            Levh-i Mahfuz…Ana hard disk…

            -Rabbin kelâmını ise;denizler mürekkep olup yazsa ve bitse,arkasından yine aynı destekle gelse bitirememektedir.

            Ne ağaçların yaprakları kağıt olarak ve ne de ağaçlar kalem olarak bunu bitirememektedir.

            İnsanda bu sonsuz kelâmdan bir nokta var.

            Alemlerin hard diski o noktaya yeterli gelmiyor.

            Nokta o alemleri yutuyor.

            -Kelâm böyle olduğu gibi,onun gücüde ne yaptırmıyordu ki!

            Dağları deviriyor,yerleri ve gökleri hiddete getiriyor,demiri bile kesiyordu.

            Sözün gücü,gücün sözü oldu.

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz.

-Sözle güçlendi,güç söz oldu.

Sözü her yere geçti.

Bazen sözü kendisine bile geçmezken,nice gönülleri delip geçti.

Allah sözleri seçti.

Sözüne kattı.

Söz verdi.Söz aldı.Söz dedi.

Sözü dedi.Sözle dedi.

Şu insanın içinden neler taşıyordu ki;ağzından çıkan bir söz,bazen özünü ifade ederken,bazen de ateş ve lav oluyordu.

-İçinde nasıl bir okyanus taşıyordu ki;sözüyle çokları boğuyordu.

-İçinde nasıl bir fırtına ve bora taşıyordu ki;çoklarını savuruyordu.

-Her şey sözle başladı ve sözle bitti.

Bu son sözüm olsun..İlk sözü çoktan söylemişti.

Son söz şimdilik son söz olarak kaldı.

Aslında daha nice sözlere de gebe idi.

Ve her şey yine sözle bitecek.

-Ol- dedi ve her şey oldu.

-Kıyam et- diyecek,her şey yok olacaktır.

-Söz eylemlerin anası oldu.

Hep hareket ve iş doğurdu.

Söz davet oldu,Havva doğurdu.

Söz feryat oldu,Kabil boğuldu.

Söz yaprak oldu,soldu.

Ağaçlar yapraklarını döktü.

Bir yaprak bile,bir kader ve bir sözle düştü.

*****************  

Bizden olan toprak,bize uymayan şeyleri de bize veriyordu.

Verdikleri bazen acı,bazen eşkimsi,bazen de kurtlu oluyordu.

Acaba bu toprağın memnuniyetsizliğinden miydi?

Kirletilmiş miydi?

Kabilin akıttığı kandan mıydı?

O kan mı ki yiyenleri boğuyor,havayı kirletiyor,eti kokutuyor,suyu bulandırıyor, ateşi har-lıyordu?

Toprak kan davası mı güdüyordu?

Hiçbir şey bir şeysiz değildi.

Her şey bir şeyle alakadardı.

-Kerbelâ bir kere olmuş ve bitmiş değildi.

Hâla kerbü belâ olmaklığını sürdürüyor.Iraklıların bir an olsun beladan başları ayıkmıyor.

*******************  

Kâbe gibi ilâhi evin olduğu yerde kan döküldü.

Ondan sonra bir daha orada kan dökülmesi yasaklandı.

            Orası bir sit alanı ilan edildi.

            Dokunulmaz olmalı,kirletilmemeliydi.

            Mescid-i Haram..Haram alan oldu.

            Cahiliye döneminde bile uygulandı.Yerlere ve aylara riayet edilip,kan dökülmesi yasaklandı.

            Günah ilahi alana tecavüz olduğu için yasaklandı.

            Kan haram kılındı.

****************  

            Belâ bir imtihandı.

            Kerb-ü Belâ..Katmerli bir imtihan..

            Kabil imtihanın başlangıcıydı.

            Âdemle kabul edilmişti bu imtihan…

            Dünya ve toprak Kabilin akıttığı kanı yuttuğu andan beridir,hep kan kusuyor.

            Habilin kanı yerde kalmamış,kan tutmuş,kanı tutmuş,Kabiller hep kan kusmuştu.

            Habilin kanı,Kabilin boğazında kaldı,düğümlendi.

            Adeta onu boğdu.

            Düğümü çözecek kan sahibi Habildi.

            -Güller kırmızıya boyanmıştı.

            Yapraklar kırmızıdan hüznünü alıyor,hüzünle boyanıyorlardı.

            Kırmızı renk ayrıcalıklıydı.

            Kan kırmızısı..Kan rengi..

            Kan gibi…

            Artık her şey kana teşbih ediliyordu.

            Kanlı-kansız…

            Kan rengi çay.Dem-li çay.

            Çay bile dem yani kan ile tesmiye ediliyordu.

            Kan veriyor,can veriyordu.

            -Allah kurbanı emretmişti.

            Kendisine adanmasını istemişti.

            Sırf kan akmasın diye…

            Bir yandan bedel olsun,

            Diğer yandan tiksinsin diye…

            -Dünya kan dökmekten,

            Kan vermeye vakit bulamadı.

            -Keşke yapmayalımlar yerinde,yapalımları sıralayabilseydik.

            -Kötülükleri yapmaktan iyilikleri yapmaya,kötülükleri engellemekten,iyilikleri dizmeye vakit bulamadık.

*************  

            Anne niye bu kadar üstündü;

            Canından can,kanından kan verdiği için midir cancağazım.!

            Sütü dahi kandı..Kandan dönüştü süte..

            Kan bozuk olursa,sütte bozuk olurdu..

            Südü bozuk!!!

**************

            Kader kederi götürmek içindi.

            Keder kaderin neticesi değil!!

            Sebebi.

            Yani kader keder değil.

            Safadır o…Safadandır o…

            Saf kandır.

            -Âdemin suçu keder ve kederden miydi?

            Âdem niye suç işledi?

            Yoksa Efendiler Efendisinin gelmesine gebe miydi o işlenen suç?

****************  

            Son perde.

            Bir varmış bir yokmuş.

            Hak ve Hakikat varmış,Küfür-dalalet ve kan kalmış.

            Vakti zamanın birinde,bir Âdem varmış.

            Hayat onunla başlamış.

            Havva ile devam etmiş.

           -Benî Âdem…

            Gele gele nihayet,

            Kapanış…

            Kimisi için yeni bir

            Açılış…

            Kimisi için de ebedi bir

            Kapanış…

            -Oluklar çift,birinden nur akar,birinden kir…

            -Finalle beraber yeni bir sayfanın

            Açılışı…

            Etrafa her şeylerin saçılışı…

            Gizliliklerin,

            Fâş oluşu…

            Selametle cennete gidiş…

            Melâmetle cehenneme giriş…

MEHMET ÖZÇELİK

26-03-2015

           

No ResponsesNisan 1st, 2015

İNSAN TAVINDA DÖVÜLÜR

İNSAN TAVINDA DÖVÜLÜR – 7 – – Sesli Dinle -

            İnsan dünya tavında dövülmeliydi.

            Bir yandan olurken,diğer yandan da üstündeki pasları atmalıydı.Kirlerini dökmeliydi.

            Bu insana bir yandan su verilmeli,bir yandan ateşe konmalı,bir yandan da tavında,çekicin altında dövülmeli,dövülmeli,dövülmeliydi.

            İnsan bu dünyaya tavında dövülmeye geldi.

            -Adamın biri bir kış günü,bir kişinin yeni doğmuş çocuğunu soğuk suya batırıp çıkardığını görünce;ne yaptığını,böyle yapmakla çocuğu öldüreceğini söyler.

            O şahıs ise;böyle yapmakla çocuğu çeliklediğini,ileride zorluklara ve soğuklara karşı dayanıklı kalacağını söyler.

            Bir zaman sonra kendisinin de bir çocuğu olur.

            Kış günüdür.Yeni doğmuş çocuğunu çeliklemek amacıyla soğuk suya batırıp çıkarır.

            Çocuk sudan çıktığında ölmüştür.

            Duruma hayret eden bu şahıs,önceki adamı bulur ve durumu ona anlatır.Nedenini sorar.

            -Bizimkinin anne ve babası da çeliklenmiş,oysa sizinkinin anne ve babası çeliklenmemiş olduğundandır,cevabını verir.

            Bizler de Âdem boyu çelikliyiz.Dededen ve neneden itibaren.İnsanlık tarihi boyunca.

            Çelik gibiyiz.

            Bunca hayasız akına karşı,göğsümüzü siper ederiz.

******************  

            Âdem cennet hayatında öğrendiği cevapları özledi.

            Zira hiç soru ve sorun yoktu.

            Hep cevaplarla haşir-neşirdi.

            Şeytanın kibir ve inadı,Âdemi testle sınaması sonucu,kendisi gibi Âdemin de sorulara tabi tutulmasını istedi.

            Âdemin cevap anahtarına kendisinden de bir parça konulmasını istedi.

            Kitaba giren şeytan,testlerde de yerini almıştı.

            Yanlışlarla,soru ve sorunlarla da sınansın,devamlı yanlışı işaretleyebilecek nefsi de devrede olsun,dedi.

            Kabul edilmişti.

            Neticesi itibariyle hayırdı.

            Elbette dökülenler ve döküntüler olacaktı.

            Âdem ikinci defa soru ve sorunlarla karşılaşmıştı.

            Birincide meleklerle girdiği imtihanı kazanmış;

            İkincisi ise daha zorlu bir sınav olan şeytan faktörüyle karşı karşıyaydı.

            Her şeyi yıkmaya bina edilen bir şeytan ve avaneleriyle gel de baş et!!!

            Âdem şeytanla olan ilk sınavında sendeledi.

            Yanlışı işaretleyip,ağaca yaklaşmayı en doğru cevab olarak gördü.

            Doğruları doğuran yanlış cevab…

            Kader gelmiş,göz kör olmuştu.

            Tıpkı çocuk Musa-nın tepsideki elmasa eli uzanırken,kaderin değiştirmesiyle kor ateşi eline alıp ağzına götürmüş,bir ömür boyu peltek kalmıştı.

            Ancak bu durum onun hayatını kurtarmıştı.

            Allah da Âdemden yanaydı.

            Şeytan tek soru ve sorunla yetinmedi.Sürekli sorular ve sorunlar üretmeye başladı.

            Sanki mel’un soru ve sorun bankası idi.

            Sorular-cevaplar,sorular ve cevaplar derken epey kaybedenler,finale kalmalar, kabiliyetsizler ortaya çıktı.

            Ancak hiç de küçümsenmeyecek nice kahramanları netice verdirdi.

            İşte o kahramanlar bu soru ve sorunlarla ortaya çıktı.

            Zorlu dönemler zorlu insanlar yetiştirirmiş.

            Öyle de oldu.

            Nebiler-Sıddıklar-Şehidler-Salihler bu kutlu yolun mutlu yolcuları oldular.

****************  

            Testte şıklar işaretlenirken,kimisi madem verilmiş,o halde hepsini veya herhangi birisini işaretlerim derken,kimi de rast gele işaretlemede,işi ciddiye almamaktaydı.

            Bütün soruların en az dokuz doğru cevabı,bir de yanlışı vardı.

            İşin güzel tarafı,her doğru bir yanlışı götürüyordu.

            Bazen bir doğru on sayılıyor,bazen de otuz bine kadar çıkıyor,bir ömre bedel kabul ediliyordu.

            Yanlışlar bir yanlış olarak kalıyordu.

            Şaşılacak bir şey varsa,oda bunca doğrular içerisinde yanlışı yapmaktı.

            -Ancak şeytan durmuyor.Âdemin önüne Allaha giden yolda hile taşlarını döşemeye devam ediyordu.

            O da hırsla…

            O maniler doğru cevablarla birer birer kaldırılmalı,O’na giden yollar açılmalıydı.

            Bütün yollar O’na çıkıyordu.

            O’na giden yollar mahlukatın nefesleri sayısıncaydı.

            Allah kendisine gelen tüm yolları açık bırakmıştı.

            24 saat açıktı.

            -Sadece –Hammaletel Hatab- misali,Ebu Leheb-in karısı Ümmü Cemile-lerin yollara,kanatması için döktüğü dikenler incitiyor,kanatıyordu.

            Kimilerinin kan kaybından,kaybetmesine sebeb oluyordu.

*************

            Şeytan insanın içindeki kendisine benzeyen aşk ateşini sürekli körükledi.

            Temiz olan aşkı kirletti.

            İlahi aşktan,düşüre düşüre hayvani aşka indirdi.

            Gönülleri incitti.

            İnsanların arasına aşkla tefrika tohumları ekti.

            Mevla ile araya Leyla-yı koydu.

            Leyla engel değil,gölgeydi.

            Mevlaya gölge düşürdü.

            Bir ömür boyu Mevlasız Leylalarla insanları avuttu.

            -İnsan aşkla yandı,aşkla yaktı.

            Aşk bir ağaç oldu,dal budak saldı.

            Aşkın adı bazen para,araba,ev,eşya oldu.

            Aşığın yöneldiği şey,onun maşuku oldu.

            Başkalarının gözünde kara kuru bir kız olan Leyla,mecnunun gözünde bir güneşti.

            Aşkın ateşi yükseldikçe,güneş ışığını maşukundan alır oldu.

            Aşk galib geldiğinden kimse mecnunun adının Kays ibni Mülevvah olduğunu, Leyla-nın ise,gecede gelen,geceye aid olan Leyli midir yoksa Leylâ binti Mehdî b. Sa’di’l-Âmirî’midir?

            Kimse onu düşünmedi bile.

            -Anlatıldığı üzere,hayatının sonunda Leyla-yı bulan Mecnun;

            Buldum Mevlayı/Neyleyim Leylayı,der.

            Mevlayı bulmaya yarayan Leylalar kıymetlidir.

            O Leylalar o aşka değer.

            -Maşukunu bulamayanlar onun gölgeleri ve hatıralarıyla avunmaya çalışırlar.

-Bu aşkta Habil-le Kabilin farkı şuydu;

            Habil geldiği yerin aşkıyla yanarken,Kabil buranın ateşiyle yanıyordu.

*****************

            Dünyanın hali ne kadar garipmiş ki;Babanın gördüğü cenneti,oğul Kabil görmeyip veya görmezden gelerek inkâr edip kabul etmiyordu.

            Demek maşuk insanın gözünü kör edip,aklını perdeliyormuş.

            Çok rahatlıkla;-Kim gelmiş ki oradan,diyor,babasının anlattığı hatıraları unutabiliyordu.

            -Âdem ve Havva için gerçekten zor ve güçtü.

            Taşınması dağları yüklenmekten daha zordu.

            Bütün insanlığın acısını,ateşini aklında ve gönlünde taşımak,bu omuzlara ağır gelirdi.        

            Ancak unutma,evlatlıktan düşmeler yükünü biraz hafifletiyordu.

            Nuh da Allaha yalvarmış,oğlu Kenanı Rabbinden istemişti.

            Allah cevaben,küfür sebebiyle onun kendi evladı olmadığını,evlatlıktan düştüğünü ve çıkarıldığını bildirmişti.

            -Sevinçler ona nefes aldırıyordu.

            Bütün bu insana isabet eden musibetler,hep imtihan içindi.

            Ayırmak,ayrıştırmak içindi.

MEHMET ÖZÇELİK

25-03-2015

 

           

No ResponsesMart 30th, 2015